Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Neymiş bu 1 Mayıs?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2176 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bugün evde gene yalnız sayılırım.

Hatun’la beraberiz.

Merak ettim neden tam bir Sıkıyönetim uygulanırken, hâlâ kimseden tık çıkmaz diye bir çıkış yolu buldum…

Öncelikle Sayın Timur Selçuk'la başlayalım...


Rahmetlinin sırtından şuna ulaşabildim.

Bu paralel yoldan bakın daha nelere ulaşabildim...


Hiç olay yok değil mi?

Peki, bunlar ne?



 

Hâlâ Nâzım'ın ekmeğini yiyor bu adam.

***

Cumhurbaşkanı Gülümüz gene ABD'deydi...


Canlı canlı, capcanlı takip serbest:


İzmir'de de hâdiseler çok kötü!

Buyurun, dünden bugüne akış sürmekte!

Bütün dünya burada dönen olayları konuşuyor ve gıkımız çıkmıyor. Kürt Diasporası ve PKK'nın asil tarihi filân diyor adamlar...


Hadi diyelim ki her şey yalan...

Bu da mı öyle?


Hamdolsun, bizi koruyanlar hep oradalar, hep!

Biliyorsunuz, bu adam aslında Kürt de değil...

Neyse, ne Neslim ne de Cânan oralarda değil. Bundan eminim.

İzmir'den ALS'li Alper bana yemin ettirdi, ne inancımı ne de milletimi bırakabilirim.

Şu bıncırık nasıl da güzel söylüyor bakın:


***

Tabii ki emek kutsaldır.

Tabii ki insanın insanı sömürmesi kabûl edilemez ama şu güzel mavi dünyamızın tarihinin hiçbir zamanında, yöresinde veya bölgesinde komünizm olmamıştır, sünnetullaha (tabiat yasalarına) aykırıdır.

Mutlaka bir Alfa dominant, sub-ordinat, resesif olan diğer familya üyeleri ve yönetenle yönetilen ilişkisi vardır. Gaia hipotezine göre de, Vahdet anlayışına göre de zâten bütün her şey canlı, heyecanlı ve helecanlı.

Şu beş boyutlu ve holografik evren modeli bir gündeme gelip de bir de 3 D yazıcı alıp, tek bozonluk bir de tarayıcı eklersek, işte o zaman ölümsüzlük yakalanmış demektir.


Değil mi Tahir Kardeşim?

Biz gelmeden siz neden Alaçatı'ya kaçtınız?

Hatırlatırım, bizim yazlığın bütün selfielerini daylight yapceksin; söz ağızdan bir kere çıkar.

Şimdi gaste favası yapıyorum...

Ertuğrul Öztürk "ben de bir beyaz maymunum" diye poz vermiş.

Fethullah Bey'e soruşturma açılmış.

İŞID bombacıyı çarmıha germiş.

Gökçe Dinçer, tanınmış diş hekimi Bülent Gençer'le evlenmiş.

Mesude Erşan, Ayşenur İslâm'ın muhteşem tembihatına yer vermiş: "Çocuklarınıza birisi tacizde bulunursa eğer, çığlık atsın"!

Sağlık Bakanı "deveden uzak durun" demiş (nedense).

Bülent Eczacıbaşı "Sanat çok ilerledi ama bize yetmez" demiş.

MYM "Erdoğan'ı ciddiye alırlar mı" diye yazmış. Biz bu Mutlu valiyi ney konserinde görmüştük.

sozcu.com.tr zirveye yerleşmiş.

Orhan Bursalı gene karşımda! Mustafa Kartoğlu'nu tanımam...


EÇ, "ABD Fethullah'ı verir mi" diye yazmış.

Eski bir solcu olan Ethem Sancak 56 yaşındaymış, Siirt doğumluymuş ve her bir şeyi satın almış.


Bize de gelin; üst komşumuz da sizin oradan...

Ekonomist dergisinin 2004 yılından bu yana düzenlediği “En Zengin 100 Araştırması'na göre Türkiye'nin en zengin aileleri ve kişilerinin servetlerinin toplamı 161.9 milyar Dolar ile 216.7 milyar Dolar aralığına indi.

2008 ve 2009 yılında global krizin etkileri nedeniyle servetlerinde erime olan zenginler, geçtiğimiz yıl krizden güçlü çıkarak servetlerini 176.4-227 milyar Dolar arasına oturtmuşlardı. Ancak, bu yıl borsadaki düşüş, artan döviz kurları TL bazlı servetlerin biraz erimesine ve pek çok ismin yer değiştirmesine yol açtı. Listede ilk 3 de değişmedi.

Zirveyi 8 milyar dolar üstü servete sahip olan Koç Ailesi bırakmazken, Koç Ailesi'nin ardından Doğuş Grubu'nun sahibi Ferit Şahenk 6-8 milyar dolar aralığındaki servetiyle 2'nci sırada geldi. Şahenk ailesini yine 6-8 milyar dolarlık servetiyle Erol Sabancı ve Ailesi izledi.

Koç Ailesi'nin 7 yıldır birinci sırada olduğu listede, ikinci sırada 6-8 milyar dolar servetiyle Şahenk ailesi, Erol Türkan ve Şevket Sabancı Aileleri ve Ülker Ailesi yer aldı. Onları 5-6 milyar dolarlık servetle Şarık Tara ve Eczacıbaşı Ailesi izledi. Bu yıl listeye ilk defa giren aileler ve kişiler de oldu. Fettah Temince, Yalçın Sabancı, Küçük Ailesi, Mehmet Sepil, Süleyman Varlıbaş ve Güral Ailesi. Abdi İbrahim'in diğer ortağı Esitgen Ailesi ile Limak Holding'in diğer ortağı Sezai Bacaksız da listede yer aldı. Türkiye’nin en zenginleri bu 100 kişi ve aileden oluşmuyor. En zengini temsil eden nüfus ise 9 bin civarında.

Türkiye'nin en zengin 100 ismi arasında yer alan pek çok kişi ve aile, ağırlıklı Bebek, Tarabya, Yeniköy, Vaniköy, Kanlıca gibi semtlerde yer alan yalı ve köşklerde oturuyor. 2010'in ikinci yarısından itibaren yalı satın alan işadamlarının sayısındaki artış da dikkati çekiyor. Türkiye'nin en zengin isimleri gerek yurtiçi gerekse yurtdışı seyahatlerinde bir havayolu şirketine bağlı kalmadan kendi uçaklarıyla seyahati tercih ediyor.

Hedef Grubu'nun patronu Siirtli Hemşehrimiz Ethem Sancak, Ekonomist dergisinin 2004 yılından bu yana düzenlediği 'En Zengin 100 Araştırması'na göre 66. sırada yer aldı. Sancak'ın serveti ise 750 Milyon ile 1 Milyar Dolar arasında. Sancak, 2009'da 57., 2010’da da 66. sırada yer almıştı. Limak İnşaat'ın sahibi Nihat Özdemir'in 72. sırada yer aldığı sıralamada, Nihat Özdemir'in serveti ise 500 ile 750 Milyon Dolar arası. Özdemir, 2009'da 46, 2010’da ise 56. sırada yer almıştı.

Soner Yalçın yeni teşhisler koymaya devam ediyor.

ABD'de, Clayton Lockrett isimli zavallı siyah adam 43 dakika ilâçla ölemeyince enfarktüs geçirmiş.

Cameron Diaz, kalkıp lezbiyen olduğunu itiraf etmiş, perişan olduk!


Hep derim ya, iki kadim millet el ele versek, dünyanın hâkimiyetini beraberce ele geçiririz ama şunları da yapmasanız be kardeşlerim...


Bu arada, sevgili Asım Kaytaz için yeni yeni vak'alar dâima mevcut:

Nagehan Hanım, alçı gibidir maşallah...


Neyse, rahmetli Pederimin adaşının tapelerini arz edeyim azıcık:


Bugünkü satırlarıma son verirken, aslında Dombra'yı da ödünç aldığını bildirmek için, orijinalini sizlerle paylaşmak istiyorum....


Çok sevdiğimiz Behzat Gerçeker'in ENBE orkestrasından harikulâde bir yorum da çeşnisi olsun:


Tuba ve Cem Kura çiftine selâm ola...

 

Fenerbahçe'ye öyle sinkaflı küfürler etmeyin tamam mı!

Ha, konserinde biletler tükenmiş...


Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – Şimdiki Zamanlar – 01 Mayıs 2014 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017