Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Nicolas Sarkozy'nin Nesi Var?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2091 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy âlem bir adam; boşanması da, evlenmesi de hep gösteri dünyası üstadlarına taş çıkartıyor. En son olarak Paris'teki tarım fuarında bir ziyaretçiyle hırlaşıyor. Devlet Başkanı ile ziyaretçi arasındaki ağız dalaşı internete düşünce bol "müşteri buluyor. Hâdise, dün sabah meydana geliyor. Mâiyetiyle fuara gelen Sarkozy, gülücükler dağıtarak çevresindeki insanların elini sıkarken, gözlüklü bir adam tarafından tersleniyor. Adam, elini uzatan Sarkozy'ye, "Aaaa, dokunma bana... diye tepki gösteriyor. Sarkozy de, "öyleyse s.tir git buradan (başka gazetelere göre tercümesi 'çek arabanı öyleyse')! diye çıkışınca, "elimi kirleteceksin cevabını alıyor. Bunun üzerine Koskoca Fransa Cumhurbaşkanı, vatandaşına "s.tir git zavallı gerzek (başka gazetelere göre tercümesi 'çek arabanı dingil')... diye çıkışıyor. Çiftçi erkekler "Yuh! Seni zâten her akşam TV'de görüyoruz, ne işin var burada diye bağırırken çiftçi kadınlar da "bizim memlekete gelsene, orada sığırlar boynuzsuzdur diye bağırıyorlar. Setretmek isteyenlere web adresi .

Cumhurbaşkanlığı, internette bol bol tıklanan görüntüyle ilgili yorum yapmıyor. Nasıl yapsınlar ki! "Amacını aşan bir açıklama" veya "yanlış anlaşılma" filân da sökmez. Belki youtube'ı yasaklatırlar narsisizmiyle meşhur Charles A. Joseph Marie de Gaulle'e (22 Kasım 1890 - 9 Kasım 1970) hakaret var bahanesiyle filân. Pardon, ülkeleri karıştırdım gâliba; hay Allah!

Bu müthiş Sarkozy, geçen Kasım'da da Brötanya bölgesinde mazot fiyatlarını protesto eden genç bir balıkçıyla ağız kavgasına girmiş, hakaretler yine havada uçuşmuştu.

Seyredin bakın, bu adam nasıl Amerikan hayranı, kendisine Sarko the American diye lâkap takmışlar ve hoşuna gitmeyen durumlarda başka nasıl acayip tepkiler de veriyor: .

***

Psikiyatride muayene etmeden bir insana teşhis konması etik değildir; edince de ifşa etmek memnûdur. İyi de, her eylemiyle dünyanın dikkatini çeken, kendilik ve kimlik karmaşası âşikâr olan, Türkiye ve Türkler aleyhinde de gâyet fevrice ve terbiyesizce şeyler söyleyip yapan bu mahlûk ("yaratılmış" demektir ve hakarete girmez) hakkında fikir yürütme hakkım yok mu? Nasıl olsa bana muayene de olmaz, istese de kabûl edersem nâmerdim çünkü olumsuz karşı-yatırımım ta baştan var ve bîtaraf kalamam.

Tamam, anlaştık, teşhisi tahmin etmeyi aklıselîm sâhibi herkese bırakayım diye sonuca ulaştım.

Web mekânımdaki Kişilik Bozuklukları kısmından kendim pastalıyorum: Hipertimik Huy: Erken başlangıç (Schneiderian hipomanik kişilik özellikleri: İrritabl, neş'eli, aşırı iyimser veya coşkulu; Saf, kendine fazla güvenen, övüngen, abartılı, gösterişli; Gayretli, çok plân yapan, tedbirsiz ve bitmez tükenmez bir itkiyle koşuşturan; Aşırı konuşkan; Sıcakkanlı, insan arayan veya dışa dönük; Aşırı karışan ve başkalarının işine burnunu sokan; Baskılanmayan, uyaran arayan veya rastgele cinsel ilişkide bulunan.

Kalanını da hemen arz edeyim:

B KÜMESİ

Karmaşık, kaotik, öfkeli, erotik ve fırtınalı gruptur bu.

Antisosyal (Dissosyal) Kişilik: Ağır vak'alar gerçekten belâdırlar. Özellikle cinsel ve saldırganca suçlar, cinayetler işleyen ve asosyal-şizoid olanlarına sosyopat denir. Empati yapamazlar, sağlıklı ilişkiler sürdüremezler, irritabldırlar, her an patlayacak bomba gibidirler.

Öte yandan, antisosyallerin zeki ve yetenekli olanları bunları gizleyebilir, hâttâ çok etkileyici ve düzgün insanlarmış gibi izlenim bırakabilirler. Antisosyal olmak demek, asla asosyal olmak demek değildir. Banka hortumlayan, hileli iflâsla köşeyi dönen, sûret-i Hakk'tan gözüküp de güçlerinin yettiği herkesi kullanarak toplantılar düzenleyen, başkalarının sırtından büyük paralar kazanıp bir de kendilerini önemli ve değerli adamlarmış gibi pazarlayan, kullandıklarına da methiyeler düzerek içten içe alay eden böyle "kaliteli" antisosyallere beyaz yakalı psikopatlar da denir; her meslekte ve konumda karşınıza çıkabilirler, devlet başkanı dahi olabilirler. Rasyonalizasyon, yansıtma ve "acting out" ego savunma mekanizmalarını çok kullanırlar. İşlevsel antisosyallerden ise suçla, belâyla uğraşan ama sistemden yana olan görevliler çıkar; "dinsizin hakkından imansız gelir atasözünü hatırlamakta fayda var. 15 yaşından beri süregelen şekilde, başkalarının haklarını saymama ve başkalarının haklarına saldırma örüntüsü vardır:

Tutuklanması için zemin hazırlayan eylemlerde tekrar tekrar bulunmakla karakterize, yasalara uygun toplumsal davranış biçimine ayak uyduramama;
Sürekli yalan söyleme, takma isimler kullanma veya kişisel çıkarı, zevki için başkalarını atlatma ile belirli dürüst olmayan tutum;
İtkisellik veya gelecek için tasarılar yapmama (düşüncesizce davranma);
Tekrarlayan kavga dövüşler veya saldırılarla belirli olmak üzere sinirlilik ve saldırganlık;
Kendisinin veya başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık;
Bir işi sürekli götürmeme veya mâlî yükümlülükleri tekrar tekrar yerine getirmeme ile belirli olmak üzere sürekli bir sorumsuzluk;

Başkasına zarar vermiş, kötü davranmış veya başkasından bir şey çalmış olmasına karşı ilgisiz olma veya yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirmeyle belirli olmak üzere vicdan azabı çekmeme (ibret alamama);
Kişi en az 18 yaşındadır.

Narsisistik Kişilik: Yıkıcı yâhut disfonksiyonel narsisistler dünyâya büyük kötülükler etmiştir. Yapıcı ve işlevsel olanlardan ise büyük liderler, yöneticiler, devrimciler çıkar ve kimin yapıcı, kimin yıkıcı olduğunun kıstasları da muğlâktır. Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, üstünlük duygusu (hayâllerde veya davranışlarda), beğenilme gereksinmesi ve empati yapamamayla karakterize sürekli bir psişik örgütlenmenin varlığı söz konusudur:

Kendini çok "önemli ve "özel hissetmek (başarılarını ve yeteneklerini abartma, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün birisi olarak bilinmeyi beklemek, ancak başka özel veya toplumsal açıdan üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine veya sâdece onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanma vs.);

Sıklıkla kendini "haklı bulmak", başkaları tarafından kayırılmayı beklemek;
Başarılı, güçlü ve kusursuz olmayı hedeflemek;
Çok beğenilmeyi isteme;
Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanma, kendi amaçları için başkalarının zayıf yanlarını kullanma;
Başka insanların duygularını ve ihtiyaçlarını anlayamama;
Kendini beğenmiş tavırlar sergileme;
Çoğu zaman başkalarını kıskanma veya başkalarının kendisini kıskandığına inanma.

***

Bir psikiyatri hocası olarak, literatürün de ışığı altında, zeki ve donanımlı antisosyallerden ve narsisistlerden (ki, bunlar çok iç içe geçerler) devlet adamlarının, hâttâ koskoca bir ülkeyi yönetenlerin çıkabileceğini söylemekteyim. Bilhassa bir kişinin göçmenliği, 3. nesilden Yahudi olduğunu iddia etmesi de eklenince, hudutta kişilik özelliklerini de barındırdığı düşünülebilir.

Şimdi, tefrîk-i teşhis (ayırıcı tanı: differential diagnosis) ne olabilir (doğru cevabı bilene sâdece manevî tatmin ödülü var)?

a) Zavallı, mahcup ve çok çekmiş olduğu için azıcık ağzı bozuk saf adam.
b) Sürekli olarak kokain kullandığı için ne yaptığını bilmeyen, yeni yasalara göre de bu sebeple ceza tenzilâtı olabilecek ama hasbelkader cumhurbaşkanı oluvermiş bir müptelâ.
c) Kombine ve yapıcı/yıkıcı B kümesi kişilik yapısı.
d) Hepsi.
e) Hiçbiri.

Cevap ve memleketimizle doğrudan ilgisi ne: Söylemeeeeem.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 24 Şubat 2008 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 17 Aralık 2017