Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

NÖROLOJİ ve PSİKİYATRİDEKİ YOL AYRIMI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3867 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bundan 70 sene öncesinden kalma nâhoş bir tesbit vardır:

    • Cerrahlar hiçbir şey bilmezler ama çok konuşurlar ve çok da işe yararlar;
    • Dâhiliyeciler çok şey bilirler ama çok az konuşurlar çünkü işe yaramazlar;
    • Nöropsikiyatrlar ise hem hiçbir şey bilmezler ama çok konuşurlar ve hiçbir işe de yaramazlar!  

Günümüzde ise bunların hepsi çöpe gitti!

Biz psikiyatrlar da, cerrahlar hâlâ çok konuşuyoruz; dâhiliyeciler hâlâ az konuşuyorlar ama modern tıp sâyesinde bütün şubeler çok iyi iş yapıyor, hayat kurtarıyor ve şifa dağıtıyorlar.

Yunanca psukhe [kelebek, nefes, hayat, ruh] ve logia [bilim, teori] kelimelerinin izdivacıyla, psikoloji terimi ilk olarak "ruhları çağırma ilmi anlamında, bir Alman skolastik filozofu olan Rudolph Göckel veya Rudolf (Rudolphe) Goclenius tarafından 1590'da kullanıldı. Nöroloji [asabiye] terimi Yunanca sinir [nevre/neuron] ve logia [bilim, teori] kelimelerinin ise bir toplamı; sinir sisteminin hastalıklarıyla uğraşan tıp şubesi. Psikiyatri [psychiatrie: akliye] ise bir Alman fizyologu ve anatomisti olan Johann Christian Reil [1759-1813] tarafından ilk defa 1808'de akıl hastalıklarının önlenmesi, tanınması ve tedavisi ilmi anlamında kullanıldı; psikiyatr da "zihinsel şifacı idi. Yâni, psikiyatrinin doğumu nörolojiden olmadı, bir fizyolog açtı yolu; tıpkı SigmundFreud'un da esasen fizyolog olması gibi.

1936'da Portekizli nörolog Egas Moniz prefrontal lökotomi [beyin ön lobunun belli bölgelerinin tahribi] ile şizofreni tedavisinde geçici bir çığır açtı ve 1949'da da Nobel Tıp Ödülü'nü de kaptı! Bu tedavinin geri dönüşsüz yan veya istenmeyen etkileri o zamanlar pek tartışılmadı, bu iş sonralara kaldı (Swayze 1995).

Esasen 1900'lü yıllar [+/- 20 sene koyarsak] bilimde ve dünyâ görüşlerinde paradigma kaymalarının yoğun yaşandığı bir devir olarak tarihe geçti. Doğa bilimlerinde Charles Darwin'in, müzikte Wagner'in, toplum bilimlerinde Marx'ın, psikoloji ve psikiyatride de Freud'un (Feist ve Feist 2002) ve Emil Kraepelin'in fikirleri birer devrim yarattı. Keza imipramin ve klorpromazin'in icadı [1952] da aynı rolü oynadı, meczupluk, mecnunluk veya lânetlenmişlik olarak addedilen akıl hastalıklarının tedavi edilebileceği fark edildi. Penisilin'in keşfi de antibiyotiklerin geliştirilmesini sağladı. İnsanoğlu kaderinin kurbanı olmaktan çıkma bahtını yakalamıştı nihayet! Bu müthiş açılım tabiidir ki yeni evlilikler ve boşanmalarla sonuçlandı.

Bunlardan en çok etkilenen bilim sahalarından biri de nöropsikiyatri oldu, dünyâda ve ülkemizde nörolojiyle psikiyatrinin yollarının ayrılması çok yakın zamanlara dayanır. Bu ayrılışın önlenemez diyalektik salınımlar sonucunda husule geldiği inkâr edilemez ama yapay bir dikotominin, hâttâ dilemmanın da ortaya çıkmasına sebep olduğu da öyle (Piers 2005).

Periferik sinirler ve kas hastalıkları hâriç, aynı organın yâni beynin çok benzer, çoğu zaman da ayrılamaz bir şekilde iç içe geçen hastalıklarının klinik görünümlerinin (Reuber ve ark. 2005, Akyuz ve ark. 2004) farklı gibi gözüken yönlerini teşhis ve tedavi etmeye çalışan klinisyenler arasında ne hazindir ki âdeta uçurumlar oluştu ve bâzı açılardan kapanamaz gibi görünmekte (Chemali 2005).

Bunun en temel sebeplerinden biri bütüncül yaklaşımın terk edilip aşırı ihtisaslaşmaya gidilmesidir. Aslında tıbbın bütün şubelerinde bu yabancılaşma söz konusu: Kardiyologlar insanı kocaman bir kâlb, nefrologlar kocaman bir böbrek, nörologlar kocaman bir sinir sistemi, psikiyatrlar ise kocaman bir psişe olarak görmekte. Her iki klinik dalda da alt uzmanlıklar ortaya çıktı, indirgeyicilik sebebiyle psikiyatrların bir kısmının beyinsiz bir zihnin, nörologların da bir kısmının zihinsiz bir beynin peşine düşerek bütüne, yâni hastaya ve onun kliniğine yabancılaşmalarının da bunda büyük rolü oldu (Eisenberg 1986, Lipowski 1989).

Son 10 - 15 senedir yıldızı yükselen sinirbilim (neuroscience) ve çok gelişen psiko-nöro-farmakoloji, bu ayrı gibi görünen disiplinler arasında bir köprü ve birliktelik kurulmasını sağladı, dinamik ve organik psikiyatriyle kognitif ve evrimsel nöropsikiyatrik kavramlar buluşmaya başladı (Gazzaniga 2000, Lopez-Ibor ve ark. 2002, Bolton ve Hill 2003, Leonard 2003, Yudofsky ve Hales 2004, Slosarczyk 2005). Sonuçta, bu ikili yeniden birleşmeye gitmekte ama bunun eskisinden farklı boyutlarda ve özelliklerde olması kaçınılmaz (Schiffer ve ark. 2004). Sinirbilimle ilgili temel kitaplarda artık hem psikiyatrların hem nörologların imzalarının görülmesi hiç şaşırtıcı değil (Zigmond ve ark. 1999) ama sırf kişisel veya çıkar dinamiklerine bağlı olarak aynı şeye [neuroscience] sinirbilim ve nörobilim diyen gruplar oluşmakta; tam da muhteşem buluşmaya ramak kalmışken.

Eric R. Kandel 2000 yılında Nobel ödülünü alırken bu işi başaran ikinci psikiyatr olarak tarihe geçiyordu ama yaptığı şey aslında biyolojik psikiyatri ve sinirbilimin temellerini atanlardan biri olmaktı. Nitekim "biyolojik psikiyatri" bu dönemlerde iyice gelişti ve filizlendi (Joseph 1996, Panksepp 2004). Zâten akıl hastalıklarının zihin ve onun organı olan beynin işlevsel hâttâ yapısal bozukluklarından kaynaklandığı arttık net bir şekilde bilinmekteydi (Charney ve Nestler 2004, Tarazi ve Schetz 2005).

Dünyâda nöroloji ve psikiyatrideki gelişmelerin, bu disiplinlerin birbirinden uzaklaşması kadar birbirlerine yaklaşmasını da sağladığını gözden kaçırmamak gerekmektedir. Nitekim bugün akademik tıbbın giderek daha alt disiplinlere bölünmesi insanı moleküler düzeye indirgemek ve bütününden uzaklaşma tehlikesini de beraberinde taşımaktadır. Sonuçta bilginin uzaklaştırıcı değil birleştirici olma erkinin bilincinde olarak ulaştığımız bilgi ve tecrübeyi bir bütünde buluşturmayı becerebilmeliyiz. Psikiyatrlar ve nörologlar olarak kendi alt disiplinlerimizde ne kadar derinleşirsek derinleşelim, insanın bir bütün yâni Geştalt olduğunu unutmayarak aramızdaki köprüyü güçlendirmekten kaçınmayalım (Doksat ve Siva 2005).

Bugün, 17 Aralık 2008 Çarşamba tarihinde http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/ linkine girip "neuropsychiatry" yazdım, karşıma tam 6382 tâne yayın çıktı. Burası SCI, SCI-Expended, Index Medicus gibi dünyâ çapındaki saygın dergilerin özetlerinin yayınlandığı bir web mekânıdır.

Kanaâtim odur ki, çok yakın bir gelecekte Nöropsikiyatri Anabilim Dalları ortaya çıkacak ve meselâ "epilepsi nöropsikiyatrisi", "multipl skleroz nöropsikiyatrisi", "duygudurum bozuklukları nöropsikiyatrisi" gibi alt gruplar devreye girecek. Bu diyalektik salınımlar çok daha sofistike sentezlere gebe yâni.

KAYNAKLAR

Akyuz G, Kugu N, Akyuz A, Dogan O (2004) Dissociation and childhood abuse history in epileptic and pseudoseizure patients. Epileptic Disord; 6: 187-192.
Bolton D, Hill J (2003) Mind, Meaning, and Mental Disorder / The Nature of Causal Explanation in Psychology and Psychiatry, 2nd Edition. New York: Oxford University Press.
Charney DS, Nestler EJ (2004) Neurobiology of Mental Illness, 2nd Editon. New York: Oxford University Press.
Chemali ZN (2005) The essentials of neuropsychiatry: teaching residents and fellows the interface between psychiatry and neurology. Harv Rev Psychiatry; 13: 312-315.
Doksat MK, Siva A (2005) Nöropsikiyatride geleceğimiz. Turkiye Klinikleri J Int Med Sci; 1(40): 79/80.
Eisenberg L (1986) Mindlessness and brainlessness in psychiatry Br J Psychiatry; 148: 497-508.
Feist J, Feist JF (2002) Theories of Personality, 5th Edition. New York: McGraw-Hill Higher Education.
Gazzaniga MS (editor in chief) (2000) The New Cognitive Neurosciences, 2nd Edition. London: Bradford Book, The Massachusetts Institute of Technology Press.
Joseph R (1996) Neuropsychiatry, Neuropsychology, and Clinical Neuroscience / Emotion, Evolution, Cognition, Language, Memory, Brain Damage, and Abnormal Behavior, 2nd Edition. Baltimore: Williams & Wilkins.
Lipowski ZJ (1989) Psychiatry: mindless or brainless, both or neither? Can J Psychiatry; 34: 249-254.
Lopez-Ibor JJ, Gaebel W, Maj M, Sartorius N (editors) (2002) Psychiatry as a Neuroscience. New York: John Wiley & Sons.
Leonard BE (2003) Fundamentals of Psychopharmacology, Third Edition. England: John Wiley & Sons.
Panksepp J (editor) (2004) Textbook of Biological Psychiatry. New Jersey: Wiley-Liss.
Piers R (2005) Why psychiatry and neurology cannot simply merge. J Neuropsychiatry Clin Neurosci; 17: 304-309.
Reuber M, Mitchell AJ, Howlett SJ, Crimlisk HL, Grunewald RA (2005) Functional symptoms in neurology: questions and answers. J Neurol Neurosurg Psychiatry; 76: 307-314.
Schiffer RB, Bowen B, Hinderliter J, Hurst DL, Lajara-Nanson WA, Packard RC (2004) Neuropsychiatry: a management model for academic medicine. J Neuropsychiatry Clin Neurosci; 16: 336-341.
Slosarczyk M (2005) [Can psychiatry become neuropsychiatry?] [Article in Polish] Psychiatr Pol; 39: 239-248.
Swayze II VW (1995) Frontal leukotomy and related psychosurgical procedures in the era before antipsychotics (1935-1954): A historical overview. Am J Psychiatry; 152 (4): 505-515.
Tarazi FI, Schetz JA (2005) Neurological and Psychiatric Disorders / From Bench to Bedside. New Jersey: Humana Press.
Yudofsky SC, Hales RE (editors) (2004) Essentials of Neuropsychiatry and Clinical Neurosciences. Arlington, VA: American Psychiatric Publishing.
Zigmond MJ, Bloom FE, Landis SC, Roberts JL, Squire LR (editors) (1999) Fundamental Neuroscience. San Diego: Academic Press.

Mehmet Kerem Doksat. İÜ Cerrahpaşa TF Psikiyatri AD Öğretim Üyesi - Bilim ve Ütopya Dergisi'nde neşredilmiştir

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 21 Kasım 2017