Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

NUTUK'UN GİZLİ ŞİFRESİ VARMIŞ!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3364 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Aziz dostum Dr. Alper Kaya bana bir mesaj yolladı ki, demeyin gitsin: Mevzûubahis haber şu (doğru mu, asparagas mı bilemem):

Beyin cerrahı Dr. Muammer Yüksel ile biyofizik uzmanı Dr. Erhan Kızıltan, bir bilimsel araştırma için bir araya gelip çalışmaya başlamış. Bu araştırma için gerekli olan bilgisayar programını Dr. Erhan Kızıltan yazmış. Programın çalışıp çalışmadığını denemek için o sırada bilgisayarda tam metni hazır olarak bulunan Atatürk'ün 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında CHP kongresinde okuduğu Büyük Nutuk'unu programa koymuşlar. Bir süre sonra, program Nutuk'un içinde her kelimenin kaçar kez tekrarlandığını ortaya çıkarır. İki bilim adamı, ilk olarak Nutuk'ta 19'ar kez tekrarlanan kelimeleri ilk kullanım sıralarına göre bir araya getirerek bir metin ortaya çıkarırmışlar.

19 rakamı Atatürk'ün hayatında önemli bir yer tutmaktaymış ÇÜNKÜ:

Atatürk,19. Yüzyılın bitmesine 19 yıl kala 1881 de doğmuş (1881, 19'un 99 katı).

1881, Rumî takvime göre 1297'ye denk gelirmiş (1+2+9+7= 19).

Selânik'te doğmuş. Selânik kelimesinin "ebcet' hesabıyla (Arapça'da her harfin sayısal bir değeri olduğunu belirten hesap) değeri 171'miş (171, 19'un 19 katıymış).

Nüfus kütüğünde sıra numarası 19'muş.

Nüfus Cüzdan numarası 999814'müş (bu sayı 19'un 52'306 katıymış).

İstanbul Harp Okulu'na 1900'de kayıt olmuş (1900, 19'un 100 katıymış).

Bu sırada yaşı 19'muş.

Hârp Akademisi'ne 57. devre olarak girmiş (57, 19'un 3 katıymış).

Atatürk, Hârp Okulu'nu 20'nci olarak bitirmiş. Subaylardan birisi yabancıymış. Bu sebeple mezun olan 19'uncu subay olmuş (MKD: Gâvura yüz vermemiş ulemâmız).

Yüzbaşı olarak orduya katılış sırası 38'miş (19'un iki katıymış) (MKD: Bu 2'nin de bir gizemi vardır herhâlde ama ulema onu uyduramamış).

Çanakkale Savaşları'nın zaferle sonuçlanmasında büyük rol oynayan 19.uncu Tümen'i kurmuş.

19 Mayıs 1915'de albay olmuş.

Komutanı olduğu alayın numarası da 38'miş (19'un 2 katıdır) (MKD: Bu 2'nin de bir gizemi vardır herhâlde ama ulema onu gene uyduramamış).

Komutanı olduğu bir başka alayın numarası 57'ymiş (19'un 3 katıymış).

19 Mart 1916'da tuğgeneral olmuş.

19 Aralık 1904'de Yıldız Sarayı'na çağırılmış.

19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Kurtuluş Savaşı'nı başlatmış. O zaman 38 yaşındaymış (yâni 19'un 2 katı) (MKD: Bu 2'nin de bir gizemi vardır herhâlde ama ulema onu gene uyduramamış).

Atatürk'ü Samsun'a götüren Bandırma vapurunun 19 yolcusu varmış.

Samsun'da 19 gün kalmış.

4 Temmuz 1919'da Erzurum'a gitmiş. 19 gün sonra 23 Temmuz'da Erzurum Kongresi'ni toplamış.

4 Eylül 1919 Sivas Kongresi'nden 114 gün sonra, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gitmiş (114, 19'un 6 katıymış) (MKD: Bu 6'nın de bir gizemi vardır herhâlde ama ulema onu uyduramamış, belki 6, 9'un dik duranı ya, oradan bir şey çıkarılabilir).

Millî Mücadele'ye başlanması için komutanlarıyla yaptığı konuşmanın tarihi 19 Kasım 1919'muş.

TBMM'nin kurulmasına 19 Mart 1920'de karar vermiş.

19 Eylül 1921'de mareşallik ve gâzilik unvanı almış.

Gençliğe Hitâbe'de 19 cümle varmış.

Mustafa Kemâl Atatürk adında 19 harf varmış.

Atatürk'ün, Lâife Hanım ile olan evliliği 912 gün sürmüş (912, 19'un 48 katıymış) (MKD: Bu 48'nin de bir gizemi vardır herhâlde ama ulema onu uyduramamış. Ben yapayım: 4+8= 12, 19/12= 5, asal sayı).

10 Kasım 1938'de vefat etmiş (1938, 19'un 102 katıymış).

57 yıl yaşadı (19'un 3 katıymış). (MKD: 3 asal sayı, cuk oturuyor).

Hayatının ilk 19 yılında askerliğe hazırlanmış. İkinci 19 yılında asker olarak hizmet vermiş. Üçüncü 19 yılında ise ülkenin kurtarıcısı ve devlet başkanı olarak görev yapmış.

Vefat ettiğinde yatağının altında bulunan otomatik silâhta 19 mermi varmış.

Cenaze namazı 19 Kasım 1938'de Dolmabahçe Camii'nde kılınmış.

Atatürk'ün vefatı üzerine silâh arkadaşı İsmet İnönü'nün Türk Milleti'ne yazdığı beyanname 19 cümledir.

Cenazesinde çalınan Chopin'in cenaze marşının numarası 19'muş. Bu marşta 19 nota varmış (MKD: Buyurun cenaze namazına; rahmetli Chopin de veremden gitmişti ve hayatında 19'un büyük önemi vardı. Ne mi? Anlatmaaaaaaaaaaam).

Miras olarak 19.000 Lira bırakmış (yâni 19'un 1000 katı).

"Ne mutlu Türk'üm diyene" cümlesi 19 harfmiş.

"İstikbâl göklerdedir" cümlesi de 19 hârfmiş.

İstanbul Akaretler'de kaldığı evin numarası 19'muş.

İste bu sebeple, NUTUK'da 19'ar kez tekrarlanan kelimelerden bir metin oluşturan Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan, Osmanlıca sözcükleri günümüz Türkçe'sine "çevirip", bâzı eksik cümleleri, anlamını bozmayacak şekilde tamamlamışlar (MKD: Burada iyice zerzevat muhabbeti başlıyor). Sonuçta ortaya su şaşırtıcı metin çıkmış:

"TÜM SEÇKİN TEMSİLCİLER, MİLLETE HİZMET ETMEK YERİNE, GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEMEKTEDIRLER. BUNLARIN KANUNLARA BİLFİİL UYMALARI GEREKTİĞİNİ BELİRTİNİZ. ŞUNU SÖYLEYİNİZ: YAKIN ZAMANA KADAR MEVCUT FAÂLIYETLERI BAŞKA GÖZLE GÖRMEYE ÇABALAYANLAR ARTIK DURUMUN FARKINA VARMIŞLARDIR. KUMANDANLARIN (ASKERLER VE YÖNETİCİLER) HİZMET ETMELERİNE SİZ ENGEL OLUYORSUNUZ. OLAYLARI TAM OLARAK DÜŞÜNEN HER KİŞİ BUNUN NEDENİNİN, HÜKÛMET OLDUĞUNU GÖRÜR.

TÜM BAŞKANLIK SİSTEMİ BİZCE SÛİİSTİMAL EDİLMEKTEDİR. TOPLANACAK TARAFLAR SAYICA AZ OLSA BİLE AZAMÎ SAYIDAKI DÜŞMANIN KARŞISINDA DURMALIDIR. BU ÇAĞRIYI YAPMASI GEREKEN YÜZBAŞILARDIR. BÜYÜK ŞEREFLİ CEPHE DÜŞÜNÜLMELİDİR.

Bu metin iki bilim adamını çok şaşırtmış (MKD: Vallahi ben de ülser oldum). Çünkü günümüz Türkiyesi ile ilgili ipuçları vermekteymiş. Bir başka deyişle Atatürk, 100 yıl önceden Türkiye'de olup bitecekleri görmüş gibiymiş. Dr. Muammer Yüksel ve Dr. Erhan Kızıltan araştırmaları sırasında 19'ar kez tekrarlanan (Türkçe?) kelimeler de bulmuşlar. Bu kelimelerle oluşturdukları metin ise, Türkiye'deki bölücülük hareketinin ne aşamaya geleceğini 100 yıl önceden gösterir gibiymiş (MKD: Bu iki âlimi muayenehâneme davet ediyorum, vallahi ücret almayacağım, sırf konuşacağız):

"MAKSADIN ANLAŞILIYORDU. TARİHÎ VİLÂYETİN AHÂLİSİNİ BÖLÜP DİYARBAKIR KÜRT DEVLETİNİN KURULMASINA YOL AÇMAK. MEMLEKETİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM KESİNLİKLE BİRİSİNİN DURUMA MÜDAHALE ETMESİNİ GEREKTİRECEKTİR. İÇİNDE BULUNULAN SOMUTSUZ KOŞULLAR (MKD: Bu ne demek yâhu?) GEREĞİNCE BAĞIMSIZ GRUPLAR HAREKETE GEÇECEKTİR. YİRMİ VAKİT SONRASINDA BU DEĞERLENDİRMEYİ KİM YAPACAK VE EYLEME GEÇECEKTİR.

Bu metinde yer alan "YİRMİ VAKİT' ifâdesini ilgi çekici bulan iki bilim adamı bir araştırma daha yapmışlar (MKD: Artık ok yaydan çıktı, arkadaşlar stratosferde maskesiz uçuyorlar). Vardıkları sonuç şaşırtıcıymış. Güneydoğu'da bir Kürt devleti kurmak için yola çıkan Abdullah Öcalan, PKK'yı 1978'de kurmuş ve 1999'da yakalanmış. Bir başka deyişle, eylemlere başladığı yıl ile yakalandığı yıl arasında 21 sene varmış. Bu da Atatürk'ün "YİRMİ VAKİT deyimine uygun bir zamanmış. İki bilim adamının yorumuna göre, bu 20 vakit dolmuş ve ülkenin bölünmesini engellemek için eyleme geçilmesi zamanı gelmiş. Nutuk'u iki bölüm hâlinde kitaplaştırıldığını göze alan Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan, kitabın "belgeler bölümünde de 19'ar kez geçen kelimeleri arayıp bulur ve yeni bir metin ortaya çıkarmışlar (MKD: Artık arkadaşlar galâksi merkezindeler):

"DÜŞÜNDÜKLERİNİ AÇIKÇA SÖYLEYEN PEK ÇOK KİŞİNİN ORTAK FİKRİ HÜKÛMETIN BUGÜN DÜNYAYA YAKIN DURMASININ ASIL NEDENİNİN, SEÇİMLE KENDİLERİNE VERİLEN GÜCÜ KULLANARAK, SİSTEME RESMEN AYKIRI FİKİRLERİ UYGULAMAYA CALIŞMASIDIR. GERÇEK YÜZÜ BELLİ OLMAYAN AZINLIKTA OLAN YÖNETİM MERKEZİ, GERÇEK YÖNETİMİN, ANKARA'NIN DİKKATİNİ ÇEKMEK ZORUNDADIR. RÜŞVETÇİ VÂLİLERİN (YÖNETİCİLER) CUMHURİYET İLKELERİ YERİNE, KENDİ ÇIKARLARINA YÖNELMELERİ MÜDAHALEYİ GEREKTİRİR.

Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan bu son metni günümüz Türkiye'sini anlattığını düşünüyorlarmış. İki bilim adamı bu çalışmayı kitap hâline getirmişler (MKD: Eh, herhâlde. Evde saklayacak değillerdi ya). "NUTUK'DAKİ GİZLİ HİTÂBE" adını taşıyan kitabın önümüzdeki günlerde epey tartışma yaratacağı ortadaymış. Çünkü kitapta Atatürk'ün Gençliğe Hitâbesi'nin hangi anlama geldiği ve hitâbedeki uyarıların hangi zaman diliminde geçerli olacağı da yine 19 formülü ile açıklanıyormuş.

Sonuç olarak, ZAMANININ İLERİSİNDEKİ ADAM OLARAK NİTELENEN ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN 100 YIL ÖNCE YAZDIĞI NUTUK, GÜNÜMÜZ TÜRKİYE'SİNİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUMU ÇOK NET OLARAK ORTAYA KOYUYORMUŞ.

***

Ben de bu geyiği yürüterek Alper'e şu cevabı yazdım:

Tenezzül edip bana tevcih ettiğiniz bu çalışmada bâzı nâkıslıklar müşahede ettim; kabûl buyurursanız arz edeyim:

Atatürk ilk defa kakasını yaptığında doğumundan 19 dakika sonrasıydı.

19 günlükken ilk defa "agu" dedi (asal sayı).

19 aylıkken ilk defa "amanın" dedi ve pırt yaptı (19'la 4'ün ilişkisi var ama açık etmeyeceğim).

19 yaşında ilk defa istimna etti (31= 19+1+11), öhö, 11 ise başka bir asal sayı ve nümerolojide 19'u kastetmek için büyük âlim İbn'ül Goethe tarafından ilk defa 1919'da kullanılmıştır. Esbâb-ı mûcibe 19/11=8, 3x8=24, 24/5=19. 5'in de bir asal sayı olması esas gizem).

Seni 19 defa öpüyorum.

Muhammet Kerem Doksat (tam 19 harf).

***

Yâhu, herhâlde rahmetli Atatürk hayatta olsaydı, bu iki âlimi ya doğrudan muayeneye gönderirdi, ya da çok önemli ve hayatî mes'eleleri ti'ye alıp, bir de avâmın kafasını karıştırarak rant sağlamaktan içeri attırırdı.

Bugünkü son geyik de, Akşam'ın büyük mütefekkiri ve başmuharriri Serdar Turgut'un, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Deniz Ülke Arıboğan'ın "Türkiye'de yaratılan kargaşa ortamının asıl amacının ülkeyi bölmek ve bir Kürt devletini oluşturmak için atılan adımlar" olduğunu söylemesi üzerine hidâyete eriverip, yazısını "keşke Türkiye'de bir derin devlet gerçekten olsaydı da büyük resmi görüp anlayabilselerdi ama ne yazık ki bu da yok ortada" diye bitirmesi.

Vahşetten mizah çıkarttığı için kendisine minnetlerimi arz ediyorum.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 04 Nisan 2008 Cuma

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 20 Kasım 2017