Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

OLUP BİTENLERDEN BİR KESİT

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2383 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Kadim bir dostumdan bir e-mesaj aldım. Kimliğini gizleyerek aşağıya koyuyorum:

***

Sevgili Doktorcuğum,

Çoğunluk başını kuma gömerken senin bu yazın bir tokat gibi. İnşallah anlı şanlı Prof.'larımız dâhil üzerlerindeki ölü toprağı bu tokatla dökülür...

Biraz önce Asuman'ın eşi ile telefonla konuştum. Senin bu yazını ona okurken ağlıyordu. Sana çok ama çok teşekkür ettiğini iletmemi rica etti.

Bugün İstanbul'dan kalkmış, Gebze'deki hapishâneden bir görevliyi alarak Kocaeli Üniversitesi Hastahânesi'ne gitmiş. Geçen hafta orada yapılan tahlillerin raporunu alıp Asuman'ın avukatına verecekmiş ki o da "müvekkilinin tutuksuz yargılanarak hemen bir hastahâneye yatırılmasını sağlasın. Onları saat 16:30'a kadar hastahâne kapısında bekletmişler ve sonra yarın yine gelin demişler. Bunlar ne biçim . yahu???

Bilmiyorum duydun mu? DSP Milletvekili Süleyman Yağız TBMM'ne Başbakan T. Erdoğan'ın yanıtlaması için bir soru önergesi verdi. Onu aşağıda ekliyorum.

Dün Uluç Gürkan ile de konuşmuştum. Bakalım o neler yapacak?

Senin de yazında çok çarpıcı vurguladığın gibi bu vahim durumun vebâlini nasıl ödeyecek bu insanlar?

Sevgilerimle.

***

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA

Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.

Saygılarımla. 14 Temmuz 2008 Süleyman Yağız

DSP İstanbul Milletvekili

1- Adına "Ergenekon" denilen soruşturma kapsamında tutuklanan ve epilepsi ile siroz rahatsızlığı olduğu belirtilen Ayşe Asuman Özdemir'in Adalet Bakanlığı'na başvurarak tedavi için tahliye talebinde bulunmasına karşın, bu isteminin kabûl edilmemesini ve sâdece, tutuklu bulunduğu cezaevinden Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'ne nakledilmesiyle yetinilmesini nasıl karşılıyorsunuz?

2- Ayşe Asuman Özdemir'in avukatı Zeki Hacıibrahimoğlu'nun, "müvekkilinin 56 yaşında olduğu, sağlığının ciddi derecede bozulduğu ve tedavisi için bir an önce tahliye edilmesi gerektiği" yönündeki açıklaması ciddi bir uyarı değil midir?

3- Avukat Hacıibrahimoğlu'nun, "İnsanın yaşama hakkı, cezaevinde de olsa, suçu sâbit de olsa kendisine verilmelidir. Gerekirse müvekkilim hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulsun" demesine karşın bu yönde bir karar alınmaması genel olarak insan hakları, özel olarak hasta haklarıyla çelişmiyor mu?

4- Öte yandan, Kuddisi Okkır'ın tutukluyken uyarılara karşın ölüme terk edilmesi bir "cinayet" değil midir? Adına "Ergenekon" denilen örgütün finans kaynağı olduğu iddia edilen Okkır'ın beş parasız ölmesini nasıl karşılıyorsunuz? Okkır âilesinin, bu bağlamda, devletten özür dileme beklentisi karşılanacak mıdır?

5- Ayşe Asuman Özdemir'in âkıbetinin de aynı soruşturma kapsamında tutuklanan ve ölüm döşeğindeyken tahliye edildikten birkaç gün sonra yaşamını yitiren Kuddusi Okkır gibi olmaması için gereken önlemler yeterince alınmış mıdır? Hapishânede ikinci bir cinayetin meydana gelmemesi için yetkililer üzerlerine düşeni yapmakta mıdır?

***

Ona verdiğim cevabı ekleyeyim:

Sevgili .,

Anlı şanlı kimseden en ufak ses çıkmadı ve çıkmayacaktır da. Korku dağları bürümüş.

Yazılarımdan da beni tanıyorsun. Bu memlekette kullanıldığı anlamda sağcılıktan da, solculuktan da nefret eden, bu milletin ve memleketin sevdâlısı, diğer milletlerle beraber, haysiyetle ve insanca, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in ilkeleriyle yaşamasından yana olan mütevâzı bir mütefekkirim. Haktan ve haklıdan yanayım.

Süleyman Yağız'ın soru önergesinden bîhaberdim; sağ ol, derhâl web mekânıma koyacağım.

Bu insanların vebâl ödemeleri mümkün değil.

Rû be rû konuşuruz, ben de mercek altındayım.

Dostlukla.

***

Bu arada "acep bu Agarta nedir diye tecessüs göstererek (Allah şu cehâletimin belâsını versin), Vikipedi'den şunları okudum:

Agarta, Tibet ve Orta Asya tradisyonlarında sözü edilen, Asya'daki sıradağların içinde bulunduğu ileri sürülen efsanevî bir yeraltı organizasyonuna verilen addır.

Agarta konusunu kitaplarında en ayrıntılı işleyen üç yazar Saint-Yves d'Alveydre (1842 -1909), Ferdinand Ossendowsky ve Rene Guenon'dur. Agarta, teozoflara göre Mu ve Atlantis'ten göç eden bilim râhiplerince veya inisiyelerce kurulmuş, sonradan gizlenme gereği görüp, dağ ve mağara içlerine çekilmiştir. Agartha, Agharta ve Agarthi olarak da yazılır.

Kimileri Şambala adında Agarta'ya karşıt olarak kurulmuş, gizli bir menfi merkezin varlığını ileri sürüyorsa da, Agarta'nın Tibet tradisyonlarındaki bir diğer adı Şambala'dır (Shambalah).

İnternette arayınca, baktım ki bu isimde bir eğitim ve organizasyon merkezi de varmış; derhâl incelenmişlerdir eminim ki. Ayrıca http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/agartatechnology.htm mekânında Agarta uçan dairelerinin(!) resmi var. Bir de http://www.okultizm.com/genel/agarta.html mekânında Agarta hakkında bilginin yanı sıra, rûya tâbirleri ve Şiromansi (el falı) bilgileri mevcut, yerseniz.

Hiçbir yerde 600 senelik olduğu yazmıyor.

Eh biz Anadolu'ya savaşla girip fethedeli 1000 küsur sene, geleli binlerce sene olmuş!

Asya'daki sıradağların içinde bulunduğu efsânesine bakıldığında, 600 sene önce Anadolu'ya göç ettiğini anlıyoruz Başsavcı'nın anlattıklarından; why bae!

Bu arada, Devletlû "biz millet adına savcıyız diyor.

***

Bu yazı burada bitti; söylenecek ne kaldı ki?

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 15 Temmuz 2008 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 20 Ekim 2017