Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

OLUP BİTENLERDEN BİR KESİT

Kadim bir dostumdan bir e-mesaj aldım. Kimliğini gizleyerek aşağıya koyuyorum:

***

Sevgili Doktorcuğum,

Çoğunluk başını kuma gömerken senin bu yazın bir tokat gibi. İnşallah anlı şanlı Prof.'larımız dâhil üzerlerindeki ölü toprağı bu tokatla dökülür...

Biraz önce Asuman'ın eşi ile telefonla konuştum. Senin bu yazını ona okurken ağlıyordu. Sana çok ama çok teşekkür ettiğini iletmemi rica etti.

Bugün İstanbul'dan kalkmış, Gebze'deki hapishâneden bir görevliyi alarak Kocaeli Üniversitesi Hastahânesi'ne gitmiş. Geçen hafta orada yapılan tahlillerin raporunu alıp Asuman'ın avukatına verecekmiş ki o da "müvekkilinin tutuksuz yargılanarak hemen bir hastahâneye yatırılmasını sağlasın. Onları saat 16:30'a kadar hastahâne kapısında bekletmişler ve sonra yarın yine gelin demişler. Bunlar ne biçim . yahu???

Bilmiyorum duydun mu? DSP Milletvekili Süleyman Yağız TBMM'ne Başbakan T. Erdoğan'ın yanıtlaması için bir soru önergesi verdi. Onu aşağıda ekliyorum.

Dün Uluç Gürkan ile de konuşmuştum. Bakalım o neler yapacak?

Senin de yazında çok çarpıcı vurguladığın gibi bu vahim durumun vebâlini nasıl ödeyecek bu insanlar?

Sevgilerimle.

***

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA

Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.

Saygılarımla. 14 Temmuz 2008 Süleyman Yağız

DSP İstanbul Milletvekili

1- Adına "Ergenekon" denilen soruşturma kapsamında tutuklanan ve epilepsi ile siroz rahatsızlığı olduğu belirtilen Ayşe Asuman Özdemir'in Adalet Bakanlığı'na başvurarak tedavi için tahliye talebinde bulunmasına karşın, bu isteminin kabûl edilmemesini ve sâdece, tutuklu bulunduğu cezaevinden Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'ne nakledilmesiyle yetinilmesini nasıl karşılıyorsunuz?

2- Ayşe Asuman Özdemir'in avukatı Zeki Hacıibrahimoğlu'nun, "müvekkilinin 56 yaşında olduğu, sağlığının ciddi derecede bozulduğu ve tedavisi için bir an önce tahliye edilmesi gerektiği" yönündeki açıklaması ciddi bir uyarı değil midir?

3- Avukat Hacıibrahimoğlu'nun, "İnsanın yaşama hakkı, cezaevinde de olsa, suçu sâbit de olsa kendisine verilmelidir. Gerekirse müvekkilim hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulsun" demesine karşın bu yönde bir karar alınmaması genel olarak insan hakları, özel olarak hasta haklarıyla çelişmiyor mu?

4- Öte yandan, Kuddisi Okkır'ın tutukluyken uyarılara karşın ölüme terk edilmesi bir "cinayet" değil midir? Adına "Ergenekon" denilen örgütün finans kaynağı olduğu iddia edilen Okkır'ın beş parasız ölmesini nasıl karşılıyorsunuz? Okkır âilesinin, bu bağlamda, devletten özür dileme beklentisi karşılanacak mıdır?

5- Ayşe Asuman Özdemir'in âkıbetinin de aynı soruşturma kapsamında tutuklanan ve ölüm döşeğindeyken tahliye edildikten birkaç gün sonra yaşamını yitiren Kuddusi Okkır gibi olmaması için gereken önlemler yeterince alınmış mıdır? Hapishânede ikinci bir cinayetin meydana gelmemesi için yetkililer üzerlerine düşeni yapmakta mıdır?

***

Ona verdiğim cevabı ekleyeyim:

Sevgili .,

Anlı şanlı kimseden en ufak ses çıkmadı ve çıkmayacaktır da. Korku dağları bürümüş.

Yazılarımdan da beni tanıyorsun. Bu memlekette kullanıldığı anlamda sağcılıktan da, solculuktan da nefret eden, bu milletin ve memleketin sevdâlısı, diğer milletlerle beraber, haysiyetle ve insanca, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in ilkeleriyle yaşamasından yana olan mütevâzı bir mütefekkirim. Haktan ve haklıdan yanayım.

Süleyman Yağız'ın soru önergesinden bîhaberdim; sağ ol, derhâl web mekânıma koyacağım.

Bu insanların vebâl ödemeleri mümkün değil.

Rû be rû konuşuruz, ben de mercek altındayım.

Dostlukla.

***

Bu arada "acep bu Agarta nedir diye tecessüs göstererek (Allah şu cehâletimin belâsını versin), Vikipedi'den şunları okudum:

Agarta, Tibet ve Orta Asya tradisyonlarında sözü edilen, Asya'daki sıradağların içinde bulunduğu ileri sürülen efsanevî bir yeraltı organizasyonuna verilen addır.

Agarta konusunu kitaplarında en ayrıntılı işleyen üç yazar Saint-Yves d'Alveydre (1842 -1909), Ferdinand Ossendowsky ve Rene Guenon'dur. Agarta, teozoflara göre Mu ve Atlantis'ten göç eden bilim râhiplerince veya inisiyelerce kurulmuş, sonradan gizlenme gereği görüp, dağ ve mağara içlerine çekilmiştir. Agartha, Agharta ve Agarthi olarak da yazılır.

Kimileri Şambala adında Agarta'ya karşıt olarak kurulmuş, gizli bir menfi merkezin varlığını ileri sürüyorsa da, Agarta'nın Tibet tradisyonlarındaki bir diğer adı Şambala'dır (Shambalah).

İnternette arayınca, baktım ki bu isimde bir eğitim ve organizasyon merkezi de varmış; derhâl incelenmişlerdir eminim ki. Ayrıca http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/agartatechnology.htm mekânında Agarta uçan dairelerinin(!) resmi var. Bir de http://www.okultizm.com/genel/agarta.html mekânında Agarta hakkında bilginin yanı sıra, rûya tâbirleri ve Şiromansi (el falı) bilgileri mevcut, yerseniz.

Hiçbir yerde 600 senelik olduğu yazmıyor.

Eh biz Anadolu'ya savaşla girip fethedeli 1000 küsur sene, geleli binlerce sene olmuş!

Asya'daki sıradağların içinde bulunduğu efsânesine bakıldığında, 600 sene önce Anadolu'ya göç ettiğini anlıyoruz Başsavcı'nın anlattıklarından; why bae!

Bu arada, Devletlû "biz millet adına savcıyız diyor.

***

Bu yazı burada bitti; söylenecek ne kaldı ki?

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 15 Temmuz 2008 Salı

ABDULLAH ÖCALAN'IN BASIN AÇIKLAMASI!
KISACA BİR YAZI
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil