Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ORAY EĞİN'İN YAZISI ve CİCİ LİBERALLER

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2619 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Akşam gazetesinde bâzen beni çok rahatsız eden yazıları da çıkan ilginç bir köşe yazarı var: Oray Eğin. Fakat bugünkü makalesinde 12'den vurmuş hedefi; önce oku iktibas ediyorum:

***

ERGENEKON'UN ASIL HEDEFİ

Liberaller zannediyor ki bugünkü Ergenekon operasyonları geçmişin bir rövanşı. Saçma sapan, gerçeklikle ilişkisi olmayan komplo teorileri ortaya atılıyor, mantığa aykırı yayınlar yapılıyor. Bu gibi yayınların doruğa çıktığı yer ise Sabah gazetesi oldu. Dünkü birinci sayfaları fazlasıyla sinematografikti.

Sabah'ın iddiasına göre 7 Temmuz'da Ergenekon harekete geçecek ve şu gibi olaylar yaşanacaktı:

"40 kentte izinsiz mitingler yapılacak", "Polis lâiklerle çatıştı" görüntüsü verilecekmiş...

"30 tâne tetikçi şok isimlere suikast düzenleyecekmiş"...

"Askeri Şûra'da komutanlar etkilerini kullanarak Ergenekon'a yakın isimleri göreve getirecekmiş"...

"Sinan Aygün raporlar hazırlayıp "Ekonomi batıyor' havası yaratmak için çalışacakmış...

Doğrusu, her olağanüstü dönemde (MKD: bu kelimeyi ben ekledim, belli ki unutulmuş) böyle uyduruk haberler servis edilir, ardından da yayınlanır. Bu yüzden de Sabah'ın da yayınlarına şaşırmadım. Tarih boyunca böyle olmuştur çünkü.

Ancak merak ettiğim, Sabah'taki gazetecilik bu yazdıklarına inanıp inanmadıkları. Gerçekten şaşırıyorum, çünkü başka bağlantıları falan olduğuna inanmak istemiyorum. Hâlâ gazetecilik refleksiyle bu haberlerin yapıldığını düşünmek istiyorum.

Ancak, maâlesef Sabah ve benzeri basın "büyük resmi göremediği için çok tehlikeli bir oyunun parçası haline getirildi ve piyon olarak kullanılıyorlar. Bu gibi haberler bana en çok 28 Şubat sürecini hatırlatıyor. Nasıl ki o gün bu haberleri yapanlar, şimdi mahcupsa aynı şeyin ileride bu arkadaşlar için de geçerli olacağını düşünüyorum. Bundan kaçış yok.

Sâhi, gerçekten bu mes'elenin darbe ve çete işi olduğuna mı inanıyorsunuz? Bunu düşünenler ortada başka bir hesap döndüğünü de görmüyorlar demektir.

Bakın, İlker Başbuğ'un fotoğrafı, Özden Örnek'in günlükleri, generallerin telefonlarının dinlenmesi gibi gelişmeler de hep bu oyunun parçası.

Gelin resmin tamamına bakalım...

Şu Ânda Türkiye'nin geleceğinin şekillenmesi için masalarda yapılan plânlar hayata geçiriliyor. Soğuk Savaş döneminin bitmesiyle birlikte Türkiye'ye yeni bir misyon verildi. İşte kurulması bu misyonun ana hatları:

Türkiye'nin artık komşular arasında ihtilâflara katılmaması, "Yurtta barış dünyada barış' gibi kurucu ideolojinin argümanlarını bir tarafa bırakması istendi.

ABD, Irak'a mı giriyor, Türkiye'den de istenen peşinden Irak'a girmesiydi. Şimdi de İran'a girme ihtimâli mi var, Türkiye'nin de İran'a girmesi isteniyor.

Kıbrıs'ta ödün verilecek (MKD: burayı da ben düzelttim), Kemalizm'e alternatif "Ilımlı İslâm" getirilecek, lâik ve Müslüman Türkiye yerine bu model belirlenecek.

En önemli mes'ele de Kürt sorununun çözümüdür. Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin bu konuda tâvizsiz olduğu biliniyor. Amerika bu konu için Kuzey Irak'la birlikte çözüm arıyor. Bunun karşısında da TSK var.

Kısacası TSK yeni dünyâ düzenine uygun bir yapılanma değil. TSK'yı bertaraf etmek istiyorlar. TSK, bertaraf edilirse kurucu ideolojinin sarsılmaz kalesi yıkılacak. Gerisi bir çorap söküğü gibi gelecek.

Oynanan oyun budur ve çıkan bütün haberlere bu gözlükle bakmakta yarar var. Mes'eleyi Türkiye'nin iç sorunu olarak görenler hata yaparlar. Pek çok liberal mes'eleyi oraya çekmek istiyor. Güya darbe olacak da, amaç darbeyi önlemekmiş.

Sinan Aygün mü darbe yapacak? Kim inanır buna?

Türk demokrasisi zorlu bir süreçten geçiyor, bakmayın siz o demokrat geçinen liberallere... Asıl istedikleri Türkiye'yi bataklığa sürüklemek ve savaşın içine sokmak. Bütün bunu da ne uğruna yapıyorlar, çok merak ediyorum. Tek amaçları yalıda oturmak, televizyonda program yapmak, yabancı ülkelerden burs alıp seminerlere davet edilmek, sefâretlerde ağırlanmak mı? Yâni dertleri kabûl görmek mi?

Yazık kendine aydın diyen (MKD: bu kelimeyi de ben ekledim) Türk liberallerine...

Liberaller cücedir.

***

Bakıyorum da, aklı selîm sâhibi olup da, "aman bana bulaşmasınlar diye mutedil şeyler yazan pek çok yazar bile artık isyan etmeye başladı.

Oray Eğin de bunlar arasına katılmış. Kendisiyle hiç tanışmadım ama çok sıra dışı bir şahsiyet olduğunu sanıyorum. Bir gün sohbet ederiz inşallah.

Bu arada, neden Akşam'a bu kadar baktığımı soranlar oldu.

Evime üç gazete giriyor: Akşam, Cumhuriyet ve Hürriyet. Diğerlerini çevrimiçi takip ediyorum. Vatan, Radikal ve benzerlerini bunlar arasında sayabilirim.

Akşam'da hâlâ dürüstçe ve korkmadan yazanlar var, onun için alıyorum.

Cumhuriyet zâten öyle. Her ne kadar müthiş sekter ve kendi klanlarından olmayanın suratına dahi bakmayan tavırları ve bâzılarının dincilere kızarken din düşmanlığı yapmaları (Kuranıkerim lâfları filân) beni rahatsız ediyorsa da, alıyorum. Bir de, ekleri (bilhassa Bilim ve Teknik eki) çevrimiçi okuyamıyorsunuz; daha doğrusu, para ödemeden çevrimiçi hiçbir şeye ulaşamıyorsunuz. Hani bir holding ortak olmuştu bu gazeteye? Bir zamanlar kadeh tokuşturduğumuz Orhan Bursalı ulaşılmaz oldu (o da Kuranıkerim'ci). Kılığı, kıyafeti ve üslûbuyla kendisini belli eden büyük sosyologumuz Prof. Emre Kongar ise bir fenomen adam. Gülgûn Feyman'a epey "takmıştı" bir dönem ve Konsantremi Bozma diye, oldukça doğru tenkitler yaptığı bir kitap neşretmişti. Ben de kendi kitabındaki birkaç hatayı e-mesajla yollayıp, Gülgûn Feyman'ın ismini Gülgün diye yazmasının hata olduğunu belirtmiştim (Gülgûn gül renginde, kırmızı, pembe anlamına geliyor; Gülgûne ise kadın düzgünü, ruj demek). Vay ki vay, öyle bir öfkelendi ki, Celâl'in (Şengör) celâli onunkinin yanında ayakkabı çıtırtısı kalır! Tenkide zerre kadar tahammülü yok hazretin. Neyse, en azından vatanperver bir adam; varsın öyle olsun.

Hürriyet'i ise neden aldığı söylemeye sanırım hiç gerek yok: Merak sâikıyla.

***

Tebrikler Oray Eğin!

Cüce liberalleri çok güzel teşhis ve teşhir etmişsiniz. Bir de sormuşsunuz: Tek amaçları yalıda oturmak, televizyonda program yapmak, yabancı ülkelerden burs alıp seminerlere dâvet edilmek, sefâretlerde ağırlanmak mı? Yâni dertleri kabûl görmek mi?

Bence evet, aynen öyle! Bunları sokakta görüp de sevgi ve saygıyla kucaklayacak biraz aklı başında biri çıkar mı? Hayır, çıkmaz, hâttâ tam aksini yapan epey olabilir.

Bir de, CIA'den (ABG yâni) gelen USD'lar ve AB'den uçurulan Avrolar var tabii.

   Eh, olcek o kadar, yakışır ağabeylerime!

      Not: Şu anda HABERTÜRK'te biz "uzman "dışardan ithâl etmek" diyor, vallahi çenem titriyor!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 04 Temmuz 2008 Cuma

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017