Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

PARANOYA

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 660 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

 

Paranoya, karmaşık duygulara sebep olan ruhsal bir hastalık türüdür. Bu

rahatsızlıkta kişiler, başkalarının kendilerine haksızlık yaptığını

düşünürler. Şimdiki teşhis ve tedavi sistemlerinde hezeyanlı (sanrılı) bozukluk

olarak geçer. 

 

Paranoya ile birlikte görülebilen psikolojik rahatsızlıklar 

 

- Majör Depresyon

- Kişilik Bozuklukları (Narsisistik, Antisosyal ve Histriyonik olanlar)

- Alkol ve madde bağımlılığı (özellikle metil alkol)

- Saplantılar (Obsesyonlar)

 

Paranoya belirtileri nelerdir?

 

- Sebepsiz olarak başkaları tarafından aldatıldığını düşünmek

- Çevresindeki insanların güvenilirliğinden ve bağlılığından şüphe duymak…

- Sözlerinin kötü niyetle kullanılacağını düşünmesinde dolayı ser verip sır

vermemek.

- Normal sözlerden dolayı aşağılandığını hissetmek ve aşırı alınganlık. 

- Kin tutma ve haksızlıkları affetmeme.

- Bazı davranışları kişiliğine saldırı olarak idrak edip, öfkeyle tepki göstermek

(acting out). 

- Herhangi bir sebebe dayanmadan aldatıldığını düşünmek!

Paranoya oluşumunun başlıca sebepleri nelerdir? 

- Orta yaşa gelmek

- Eskiden acı ve hayal kırıklıkları yaşamak

- Umut ve fırsatların kaybedilmesi.

- Cinsel gücün ve hayatın gerilemesi

- Yaşlılığın yaklaştığının sezilmesi

- Bedensel kusur ve çirkinliklerin bulunması

- Tutukluk veya tutsaklık

- Yabancı bir çevrede bulunmak

- Haksızlığa uğramak

- Zehirlenmek

- Bedensel, toplumsal ve ruhsal zorlanmalarla karşılaşmak

 Paranoya çeşitleri nelerdir?

 - Kuruntu paranoyası

Bu dönemde kişi başkalarının kendisine kötülük etmek istediklerini

sanmaktadır. Bunun sonucunda hasta tedbir almak için mahallesini, köyünü,

kentini hatta ülkesini dahi değiştirebilmektedir.

 

Ancak kişi gittiği her yere hezeyanlarını da birlikte götürdüğünden bu

saplantılarından kurtulamamaktadır. Öte yandan hasta, kuruntu geliştirdiği

bazı insanlardan kurtulmak için resmî makamlara bile başvurabilmektedir.

 

Cerrahpaşa’dayken böyle bir profesör vardı, herkese bir kulp bulup dava

ederdi. Ancak vefat edince bunlar durdu. 

 

Bazı akıl hastaları buralardan istediği sonucu alamayınca da cinayet

işleyebilmektedir. 

 

- Soyluluk paranoyası

 

Bu dönemde kişi asil bir aileden geldiğini ve anne-babalarının gerçek ailesi

olmadığını savunmaktadırlar. Bunun yanında hasta iddialarını akla uygun

duruma getirmek için geçmişteki bazı olayları hezeyanlarıyla uyuşacak

biçimde yorumlamaktadır.

 

- Buluş paranoyası

Bu evrede kişi yeni bir buluş yaptığını veya bilinen bir buluşun kendisine ait

olduğunu ileri sürmektedir. Devridaim makinesi mucitleri her zaman çıkar

ama böyle bir alet yapılması imkânsızdır. Çünkü hiçbir sistem ürettiğinden

daha fazla enerji tüketemez. Böyle çok hasta gördüm. Çoğu şizofreni

hastasıydı.

 

Bir ara bazı generallerde bu paylaşılmış delilik hâlinde görülmüştü.

 

- Esrarengiz paranoya

 Bu evrede hasta; ilahî bir gücünün olduğunu, insanlığa yeni bir din yaymak

veya insanlığı kurtarmak için yaratıcının kendisini görevlendirdiğini

savunmaktadır.

 

Jim Johns’un yarattığı din bu türdendi. 18 Kasım 1978 günü Guyana

toprakları üzerinde kurulmuş Jonestown kasabasında yaşayan People's

Temple (Halkın Tapınağı) Tarikatı’na mensup 900’den fazla kişi, tarikat

liderleri Jim Jones (James Warren Jones)’un vaazı üzerine siyanür içerek

intihar etti. Razı olmayanlar istemeyen üyeler silahla vurularak öldürüldü.   

(James Warren Jones ile ilgili görsel sonucu

 

Tarikatın Temelleri Jim Jones Tarafından Atıldı

 

Her şey, 1951'de Jim Jones'un İndiana Komünist Partisinin toplantılarına

katılmasıyla başladı. Bu toplantıların ardından Jim Jones, partilerin halkı

yanlış yönlendirdiğine ve komünizme karşı doldurduğuna ikna oldu ve gerçek

Marksizmi insanlara yaymak amacıyla kiliseye sızmaya karar verdi (psikotik

çifte değerlilik: ambivalans).

 

Kendisinin Tanrı olduğunu söyleyen sesler işitiyordu. Müritleriyle her türlü

sapkın ilişkiyi kuruyor ve alkol de dâhil, marihuana gibi pek çok yasadışı

maddeyi kullanıyordu.

 

Kiliseye Topladığı Yardımlar ve Verdiği Vaazlarla Kısa Süre İçinde Pek

Çok Kişinin Güvenini Kazandı

 

Jim Jones işe ilk olarak kilise hayrına kapı kapı dolaşıp evcil maymun satarak

başladı. Irkçılık karşıtı hümanist tutumu ve sevecenliğiyle özellikle toplumdan

dışlanmış, Afrika kökenli ve inançlı kişilerin güvenini kazandı. Zaman zaman

kilisede vaazlar verdi ve insanları bazı mucizeleri olduğuna inandırdı.

 

Rivayetlere göre bir vaazı sırasında tekerlekli sandalyeye mahkûm bir kadını

iyileştirmiş, kanser hastası birkaç kişinin de tümörlerini çıkarmıştı.

 

Elbette bunlar müritlerini etkilemek için yaptığı şovlardan başka bir şey

değildi; zira hiç kimse tekerlekli sandalyedeki kadının Jim Jones’un gösteri

için önceden anlaştığı sekreteri, çıkardığını iddia ettiği tümörlerin de tavuk

ciğeri olduğunu bilmiyordu.

 

Çaresiz insanların zayıflıklarından faydalanan Jim Jones üyelerin adeta

beyinlerini yıkıyordu. 

 

İnsanlar bütün Mal Varlıklarını Satıp Kiliseye Bağışladı

 

Her geçen gün kiliseye Jim Jones'u dinlemeye gelen kişilerin sayısı artıyor ve

insanlar bütün birikimlerini ve kazançlarını kiliseye bağışlıyordu.

 

Nihayet 1955'te The People’s Temple of the Disciples of Christ Tarikatı

kuruldu. Tarikatın kurulmasıyla birlikte toplantılar kapalı olarak sadece

müritlere özel yapılmaya başlandı. Bu kapalı toplantılara tarikat dışından

kimse alınmıyor ve içeride neler olduğunu kimse bilmiyordu.

 

Tarikat, 1974’te Guyana’da Ormanlık Bir Araziye Taşındı

 

İnsanların tarikata yönelik merakı medyanın da ilgisini çekmeye başladı.

Medyadan ve modern hayattan kaçmak için tarikat,  Guyana’nın ormanlık bir

bölgesine taşıdı ve bölgeye Jonestown adı verildi. Hemen her şeylerini satıp

tarikata bağışlayan müritler Jonestown'a yerleştiler. Üyeler arasında iş bölümü

yapılarak herkese bungalovların inşasında, tarım alanında, çiftlik

hayvanlarının bakımında veya gündelik işlerde görevler verildi. Kasabanın her

yanına Jim Jones’un telkinlerini ve emirlerini iletmek üzere hoparlörler

yerleştirildi.

 

Böylece Jim Jones kendi tabiriyle "Sosyalist Cennet"ini kurmuş oldu.

Jonestown'da Modern Hayattan, Teknolojiden ve Diğer İnsanlardan

Uzak bir Tecrit Hayatı Hüküm Sürüyordu.

 

Dünyanın geri kalanıyla iletişimini tamamen koparan Jonestown'daki

sessizlik; tarikat üyelerinin ileri gelenlerinden bazılarının yakınlarının yaşadığı

Kuzey Kaliforniya’nın bir inceleme heyeti gönderme kararıyla bozuldu.

Kongre üyelerinden Leo Ryan ve ekibi 17 Kasım 1978’de Jonestown’a gitmek

üzere yola çıktı.

 

Tarikat Üyeleri Evlerine Dönmek İstiyor

 

Leo Ryan ve ekibi Jonestown'a ulaştıklarında tarikat üyelerinden 15 kişi

onlarla birlikte geri dönmek istediklerini söylediler. Jim Jones, buna sert bir

şekilde karşı çıktı ve ayrılmak isteyenleri ölümle tehdit etti. Böylece telkinler,

yalandan mucizeler ve göz boyamalarla kandırılmış insanların bir kısmı

uyanışa geçti. Ertesi gün ekip, 15 kişiyle birlikte uçağın bulunduğu

havaalanına doğru hareket ederken silahlı tarikat üyelerinin saldırısına

uğradılar.

 

Leo Ryan ve 4 mürit hayatını kaybetti.

 

Toplu İntihar Çok Önceden Planlanmıştı, O Akşam Siyanürlü

Kokteyller Hazırlandı

 

Kasabadan ayrılmak isteyen üyelerin yanı sıra tarikattan ayrılmanın çok büyük

bir hata olduğunu düşünenler de vardı. Nitekim 18 Kasım 1978 akşamı

Jim Jones bütün müritlerini etrafına toplayıp önceden hazırlattığı siyanürlü

içecekleri içmelerini söylediğinde hiç düşünmeden zehri yudumlayanlar

olacaktı. 

 

“Ölümden Korkmayın”

 

Jim Jones, son vaazında müritlerine, çocuklarına siyanür enjekte ettikten sonra

zehirli içecekleri içmelerini emrederken şu cümleleri sarf ediyordu:

 

“Evlâtlarım, ölümde büyük bir şeref vardır. Bu, ölecek olan herkes için büyük

bir gösteri. Ölümden korkmayın, ölüm yalnızca farklı bir boyuta adım atmak

gibidir.”

 

İntihar Etmek Günah Değil mi?

 

Hıristiyanlık gereği intihar etmenin günah olduğunu düşünen bazı grup üyeleri

bunun yanlışlığını dile getirdi.

 

Bunun üzerine Jim Jones “Biz intihar etmiyoruz, biz insanlık dışı dünya

şartlarını devrimci bir protestoyla kınıyoruz” dedi.

 

İntihardan Kaçanlar Vuruldu

 

- Hak arama paranoyası

 

Bu evrede kişi, hakkını elde etmek için sürekli olarak bir mücadele içerisine

giriyor. 

 

-Aşk paranoyası (de Clerembault Sendromu)

 

Bu evrede kişi, genellikle nüfuzlu ve önemli bir kişinin kendisine âşık

olduğunu ileri sürmektedir. Aşk paranoyasına genellikle evlenmemiş veya dul

kalmış kadınlarda rastlanılmaktadır. 

 

- Kıskançlık paranoyası

 

Kıskançlık duygusu zamanla paranoya sorununa dönüşebilmektedir. 

 

Paranoya nasıl tedavi edilir?

 

Paranoya sorununun iyileştirilmesi günümüzde imkânsız değil.

 

Ancak, uygulanan antipsikotik ilaçlarla tepkilerin yumuşatılması

sağlanmaktadır. 

 

Hâlen bütün antipsikotikler hastanın yaşına göre verilebiliyor. Böyle

hastalarda amisülipirid(Solian) veya haloperidol dekaonat gibi kalçadan

yapılan depo ilaçları tercih ediyoruz çünkü çoğu kullanmaktan kaçınıyor ve

içgörüleri olmadığı için de hasta olduklarını inkâr ediyorlar.

 

Din bezirgânlarına kanmayın, akıl ve hikmet rehberiniz olsun.

 

Saygım ve sevgimle…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 30 Mart 2017 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 12 Aralık 2017