Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

PRO-FEMİNİST PROTESTO or NEW TESTAMENT!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 4262 kez okundu
  • 1 yorum
  • Yazdır

Bu yazı görüntüsüz, fotosuz, karikatürsüz ve görgüsüzdür!

Aslında bu makalemin (makalenin mi) ismi Anti-Feminist Protesto da olabilirdi ama gözüm yemedi.

Neden mi?

Çünkü aradım, taradım ve bir baktım ki bugün herhangi bir şeyin Dünya Filânca Bir Şeyler Günü olmadığını tespit ettim.

Bu saptama beni öylesine mesut ettik ki, klavyeye oturdum hemencecik.

Ama bakın neler oldu:

***

Öyle bir rûya gösterdi ki bana EUM, hayat boyu sürecek, ömrümü dolduracak ama dişimin kavuğuna da, kovuğuna sığmayacak (sığacak mı) dersler verdi.

12 Eylül Dünya Darbeleri Kutlama ve Yerme Günü’nde Cesi’nin programına çıkacağım ya, ne desem, ne söylesem diye kafa yorarken Doğru Yola kavuştum ve kuş gibi uçtum.

Efendim, bu hayatta görmediğim bir malikânede ikamet ediyordum (ikâmet mi desem) ve leb-i derya idi.

Hem yüzüyor hem de uçuyordum (hani hem balık hem de kuştum).

Ne de hoş ve boştum.

Bütün doğal (tabiî mi desem) ve mânevi (ezoterik yahut içrek mi desem) ihtiyaçlarımı hem giderdim hem de doyumsuz kaldım (tatminsiz mi desem).

Kendimi Mevlâ’ya (Tengri’ye mi desem) saldım ve hayretle, hasretle, heyecanla ve helecanla donakaldım; çünkü bu evrimsel kodlar benim davranış portföyümde (para çantamda mı desem) zâten mevcuttu (vardı mı desem).

Sosyal Psikolog Fatih’lerin “kaybetmekten korkmuyoruz çünkü zaten kaybedecek bir şeyimiz yok Allah’ın izniyle; sabrım taşıyor, vicdansızca söylenenleri ne ben, ne…. hak etmiyor” (ediyor mu dese) beyanı da beni ilgilendirmiyor da, aklıma üzerinden Voz Vos geçince “ne horozdu yaw” diyen tavuk geliyor (hiç çıkmıyor mu desem).

Merhum Turgut Özal’ın neden, niçin ve nasıl vefat ettiği otuz üçüncü defa araştırırken bu derecenin esrârına vâkıf olarak (vukuf kazanmış mı desem) Kâinatın Büyük Üstâdı olduğunu (Evrenin Büyük Ustası mı desem) fark edince, “gidip oğluna sorun” diyesim tutuyor.

MHP’nin misyonunu (kutsî vazifesini mi desem) hâlâ anlayamayanlara da, gidip Alparslan Türkeş’in Mahdumuna (oğluna yâhut veledine mi desem) diye sorun buyurasım geliyor (tutturaç tutuyor mu desem).

Tam rûyadan uyanırken (kalkarken mi desem) Neslim (Sülâlem mi desem), şefkat dolu sesiyle “aşkım, ben kuaföre gidiyorum, sen de hazırlan, bu gece serbestiz” deyince (saç berberine mi dese) ne hâle düştüğümü (çıktığımı mı desem) tahmin tasavvur edemezsiniz (imgeleminizde canlandıramazsınız mı desem).

Şimdi müthiş kararsızım (ikircikli yahut ambivalan mı desem), bu akşam Tanyeri Güneş’le öpüşürken (leblerimle topladım sinesinde gizlenen âmalimi mi desem) ne halt edeceğiz (dışkı mı desem).

Hangi üslûbu (biçem mi desem) kullanacağım, bir bilsem (Gnozis mi desem).

Ama bilemeyiz ki (Agnostik mi desem) işin aslı esası nedir (Hakikati veya doğrusu mu desem).

Suriye için Rusya şov yaparken, Çin geri adım attı ama ABD arkaya dolanıp iki puan aldı (SSCB, Yecüc Mecüc ve USA mı desem).

Obama, Ulusa Seslenecekmiş, aman kaçırmayın (Millete Haykıracakmış mı desem). Eh, Fatih Uygarlı "herif sürüleri" deyince, bana da böyle demek hakkı düşmez mi?

Sen sen sekiz bin nüfuslu ülkenin ayak takımını beş sıfır dövünce (Kıbrıs'ta öyle söylerler, yenince mi desem) neden övünürüz!

Genetik testle benim şifrem çözülünce, acaba beni sabun mu yapacaklar diye endişelensem mi (kaygı mı desem)? 

Dünyanın her tarafında marjinal gruplar (kenarsal boylamlar toplamları mı desem) ortalığı kana ve kızıla boyarken, bize hâlâ bir şey olmamasının ilâhî bir mânidar tesâdüf olduğunu düşündüğümü (tefekkür ettiği mi desem) yazsam, olmaz.

***

Komünistlerle Dinbazlar el ele vermiş bizim çocuğu seviyor (kamucu-paylaşımcılarla mutaassıp mütedeyyinler mi desem) diye yumurtlasam…

  O takdirde horoz kızar mı?

    Yoksa kızışır da beni döller mi?

       Acaba ben tavuk muyum?

        Ama Neslim bir Celâllenirse

         Ben, ben olamam ki!

       Zâten tivitter bana küs.

    Acaba “bende bir ben var benden içeru” mu desem?

  En iyisi…

Söz sükûtsa, Gümüş Altın’dır (altındır mı desem).

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – Şimdiki Zamanlar, 10 Eylül 2013 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Ahmet Oktay Yeniçerioğlu Salı, 10 Eylül 2013

    merhaba

    her gün bir yazı yazmak mutlaka zor oluyordur...
    bir ara bende denedim, başarılı değildi.

    sevgiler.

    MKD: Sayın AOY, atık ben de beceremiyorum :D.
    Bilmukabele...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 26 May 2018