Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

PROF. DR. HALUK ÇEÇEN'DEN

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3017 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB < > UT ) Projesi 

--------------------------------------      GENEL TANITIM      --------------------------------------

TÜRKİYECİ  (ORTAK vatanımızı, milletimizi, değerlerimizi, çıkarlarımızı ve

geleceğimizi koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzı.          

Bir şemsiye kavram ; Vatanseverlik + Irkçı olmayan Milliyetçilik). YENİLİKÇİ.

Türkiye için her zaman yaşamsal önemde; Milli krizleri önleyici ve çözücü.                  

Akılcı, yapıcı ve kalıcı. Partilerden, İdeolojik, Etnik ve Dini gruplardan BAĞIMSIZ.

Ama, o gruplarla, Kamusal ve Özel Kurumlarla ve STK'larla işbirliğine açık.

EŞİT VATANDAŞLIK çerçevesinde AYRIMCILIK ve AYRICALIK içermeyen.

Bütün vatandaşları kucaklayan, onları şiddetten uzak durmaya ve

UYGAR TÜRKİYE için Önyargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği ( İUİ )’ne davet eden. BARIŞÇI bir Sivil Toplum ve Sosyal Sorumluluk Projesi ; www.uygarturkiye.org   

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

BU PROJE NE ZAMAN ve NEDEN GELİŞTİRİLDİ?  . . .  BUGÜN DE GEREKLİ Mİ?

TOPLUMSAL BARIŞ<>UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT ) projesini başlattığımız 2009’da Güneydoğu Anadolu’da yaşanan “Kardeş Kavgası” tüm vatandaşları üzüyordu. Ama, hiçbir kamusal veya özel kurumun elinde “Toplumsal Barış”ı sağlayacak bir proje yoktu. Aradan geçen yıllardan sonra bugün de -kamuoyu ile paylaşılmış ve vatandaşların çoğunluğunun aklına yatan- bir proje hiçbir  kurumun elinde yok. Ayrıca, millet olarak Güneydoğu Anadolu’da yaşadığımız çok yönlü, çok büyük ve çok acı kayıplarımız da artarak devam ediyor. 

Dolayısıyla, gerçekçi, akılcı, yapıcı ve birleştirici yaklaşımlarla tüm vatandaşları 

kucaklayan ve onları Toplumsal Barış için İletişim+Uzlaşma+İşbirliği  kurmaya  davet eden TB<>UT projemize duyulan gereksinim de artarak devam ediyor.

TB<>UT PROJESİNİN KISA, ORTA ve UZUN VADELİ HEDEFLERİ NELERDİR ?

Kısa vadede, toplumun kavgalı kesimlerinin barıştırılması ile “Toplumsal Barış”ın sağlanması hedefleniyor ( Bu aşamada, tüm vatandaşlar "ORTAK Değerlerimiz, Çıkarlarımız ve Geleceğimiz" konularında bilgilendirilip bilinçlendirilecek ).

Orta vadede, "Toplumsal Yaralar"ın sarılması ile vatandaşların kaynaştırılması,

Uzun vadede ise, yaşam ve alt yapı standartları sürekli olarak iyileşen bir ülke,

kısacası, “Uygar Türkiye (UT)" hedefleniyor.

TB<>UT PROJESİ İLE TOPLUMA HANGİ ANA MESAJLAR VERİLİYOR ?

Türkiye’nin 2009’daki (2013’de pek farklı olmayan) durumu şöyle özetlenebilir;

Yıllar boyu yaşanan olaylar milletimizi ve vatanımızı  bölünmenin eşiğine getirmişken, çok az sayıda bölücü bir grubun sesi çok çıkarken, toplumun çok büyük bir kısmının sesi pek çıkmıyordu. Ortada bu tehlikeli gidişi durduracak, “Toplumsal Barış”ı sağlayacak bir proje yoktu.

Hükumetin 2009’da başlattığı “Demokratik Açılım” süreci de (başlangıçta, yanlış bir sunuş ile “Kürt Açılımı” denilmişti …) bekleneni vermemişti. Neticede, oluşan risklerden endişe duyan bizler, ilgililere aşağıdaki mesajları vermeye başladık :

A) Hükumete:

Temelinde “Vatandaşlık Tanımı ve Hakları”nın yattığı “Toplumsal Barış Sorunu”  sadece Kürt kökenlilerin değil, tüm vatandaşların sorunudur. Bu “Milli Sorun”un neden olduğu “Kardeş Kavgası” yeni çağdaş demokratik hak ve özgürlüklerin tüm Türk vatandaşlarına eşit olarak kazandırılması ile sonlandırılabilir. Ana Mesaj:

Eşitlik için Evet, Ayrıcalık için Hayır! …

“Toplumsal Barış Sorunu”nu çözmek üzere yola çıkarken ve Kürt kökenli, Alevi ve Azınlık vatandaşlarımızın sıkıntılarını gidermeye çalışırken kantarın topuzuna hakim olmak gerekir. Bu süreçte söz konusu vatandaşlara ayrıcalıklar vermek çok yanlış olur. Böyle bir gelişme toplumun diğer kesimlerini çok huzursuz eder.

B) Tüm Türk Vatandaşlarına:

Hepimiz aynı gemideyiz. Bu gemiyi batırmadan yola devam edebilmek ve vatanımız üzerinde yüzyıllardır süregelen emperyalist “Böl-Yönet” saldırılarına engel olabilmek için “Toplumsal Barış”ı sağlamalıyız (20. Yüzyıldaki saldırılar için, bkz . Türkiye’de Komplolar ve Provokasyonlar Tarihi, Atilla Akar, Profil - 2012 ).

Bu cennet vatanda doğmuş olmak hayatımızın en büyük şansı olduğu gibi, bu saygın milletin bir bireyi olmanın da en fazla gurur duymamız gereken ortak kimlik unsurumuz olduğunun bilincine erişmeli ve o bilinci canlı tutmalıyız.

C ) Kürt Kökenli, Alevi ve Resmi Azınlık Statüsündeki Vatandaşlara :

Toplumun büyük bir bölümü yıllar boyu yaşadığınız sıkıntıları öğrendi ve üzüntü duydu. Bu sıkıntıların ortadan kaldırılması için devlet samimi bir çaba ile çok önemli adımlar attı ve yeni adımlar için de çalışıyor.

Şimdi, bu sürece sizler de -kanaat önderlerinizin liderliğinde- yapıcı ve barışçı katkılarda bulunun ki, “Sürdürülebilir Birliktelik” ortamını el birliği ile sağlayalım. 

D ) Diğer Türk Vatandaşlarına

“Toplumsal Barış” sorunları sadece askeri yaklaşımlarla çözülemez. Vatandaşların demokratik, etnik ve dini sıkıntıları çok yönlü projelerle giderilmeden ve onların kafaları ve gönülleri kazanılmadan uygulanacak askeri yaklaşımlar bir kısım vatandaşlarımızı devletten iyice soğutur ve bölücülerin kucaklarına iter.

Dolayısıyla, “Sürdürülebilir Birliktelik” için tepkisel davranışlardan kaçınmalıyız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİRLİKTELİK için VERİLEN “TÜRKİYECİ” MESAJLAR

A ) Ortak gemimize (Vatanımız), işletim sistemine (Devlet) ve yolcularına

      (Vatandaşlar) sahip çıkmalıyız ki beraberce yola devam edebilelim.

B ) Birlikten güç doğar: Bir elin nesi var? İki elin sesi, kaynaşmış milletin gücü var. 

C ) Güçlü bir birliktelik için Toplumun Ortak Değerlerini (Tarihsel, Sosyal,

      Kültürel) anlamalı ve saygı duymalıyız. Toplumun geniş kesimlerinin

      sevdiği, inandığı ve saygı duyduğu “Toplum Çimentoları”na (Toplumu bir

      arada tutan, kaynaştıran unsurlar) hep beraber sahip çıkmalıyız.

“Toplum Çimentoları” üç gruba ayrılabilir:

1 ) Beş Temel Değer: ORTAK Vatan, Millet, Bayrak, Resmi Dil ve Tekil Devlet.   

2 ) Sevilen, sayılan ve gurur duyulan tarihi ve çağdaş önderler ile toplumsal

      başarılar: Mevlânâ, Yûnus Emre, Şeyh Edebali, Fatih, Mimar Sinan, Atatürk,

      Yaşar Doğu, Cahit Arif…, Malazgirt, Çaldıran, Çanakkale ve Kurtuluş savaşları…

 3 ) Manevi ve Kültürel Değerler: İnanılan Dinler, Ahlak Kuralları, Gelenekler,   

       Folklorik Değerler, Sanatsal Seçimler, Yaşam Tarzları…

“Sürdürülebilir Birliktelik” için, toplumun tüm bireylerinin -ortaklaşa sahip oldukları- beş temel değeri benimseyip korumaları gerekir (5 TEMEL İlkesi).

İkinci ve üçüncü gruptaki toplumsal değerlerin benimsenmesi toplumun çeşitli kesimlerinde az ya da çok farklılıklar gösterebilir. Bir kısmını kendimiz benimsemesek bile, toplumun geniş ama farklı kesimlerince benimsenen bu değerlere de -birlikte yaşamanın gereği olarak- “Sosyal Sorumluluk Bilinci” ile yaklaşmalıyız. Onlara da saygı duyup sahip çıkmalıyız ki, toplumun tüm kesimleri kendi içlerinde ve diğer toplum kesimleri ile barış içinde bir arada yaşayabilsinler.

Neticede, toplumun tümü “Sürdürülebilir Birliktelik” ortamına kavuşabilsin ki,

bir millet olarak kaynaşabilmemiz için gereken şartlar oluşsun. Örneğin,

Vatandaşın etnik veya dini kimliklerine dil uzatmak ile Atatürk’e saygısızlık etmek geniş vatandaş kesimlerini rahatsız eder ve “Sürdürülebilir Birliktelik” hedefimize ulaşmamızı zorlaştırır.

Not: 20. Yüzyılın liderleri arasında 21. Yüzyılda da evrensel ölçekte saygınlığını koruyan tek lider olan Atatürk ile hepimiz gurur duyabiliriz.

Ref. Dünya Düşünürleri Gözüyle Atatürk ve Cumhuriyeti, Prof. Dr. Özer Ozankaya, İş Bankası Kültür Yayınları - 2012   ( 20. yüzyılın sonunda 43 düşünür ile söyleşiler ).

Bkz. Internet ; FDL Book Salon Welcomes Arnold Ludwig, King of the Mountain :

The Nature of Political Leadership.Prof.Dr.A.Ludwig’in 20. Yüzyılın 377 lideri 

arasında yaptığı çok yönlü araştırmada  Atatürk 33 puan üzerinden 31 puan  

alan tek lider olarak 1. seçilmiştir ( 2010 ).  Bkz. Internet kaynağındaki liste.

“Toplumsal Barış”ı sadece Güneydoğu Anadolu’da hedeflemek ve sağlamak yetmez. Toplumun -iletişim ve empati kopukluğu nedeniyle kamplaşmış olan-

tüm kesimlerinin de “Barışma”larını sağlayabilmeliyiz;  “BARIŞ için BARIŞALIM”

Bugün devletimiz Kürt kökenli, Alevi, Dindar ve Azınlık olan vatandaşlarımızın sıkıntılarını gidermek ( onlarla barışmak ) için çözümler üretmeye çalışırken, onların da bu “Barışma” sürecine yardımcı olmaları gerekir.

“Atatürk” konusunda da hepimiz aynı duyarlılığı göstermeliyiz:

Bazı uygulamaları nedeniyle O’na kırgın olan vatandaşlarımız da, O’nun çok sayıda uygulaması sayesinde bugün bağımsız ve çağdaş bir ülkenin özgür vatandaşları olduğumuzu hatırlamalılar. Atatürk’ün ölümünden sonra yapılan birçok hatalı uygulamada da onun adının paravan olarak kullanıldığını fark ederek, artık bu çok değerli toplum çimentomuz ile “Barışma”larında büyük yarar var.

Not-1 : “Sürdürülebilir Birliktelik ve Kalkınma” için “Toplumsal Barış”ı sağlanmalı. Ama uygarca yaklaşımlar geliştirilmezse toplumsal barış sağlanamaz. Dolayısıyla,

projemize "TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT )" adını verdik.

Not-2: TB<>UT Projesinin amacı, tüm vatandaşları birbirleriyle bağımlı olan hedeflerimiz ( Toplumsal Barış ve Uygar Türkiye ) hakkında bilinçlendirerek,  yurt çapında bir “Toplumsal Bilinçlenme ve Kalkınma Seferberliği”ni  tetiklemektir.              

Not-3: Son dönemde yaşadığımız sıkıntıların temelinde, tüm vatandaşların kabul edeceği bir “Milli İlke”mizin ve hepimizi heyecanlandıracak bir

“Milli Hedef”imizin olmaması yatıyor.                                                                                             

Not-4: Biz, “Milli İlke” olarak, “Sürdürülebilir Birliktelik” için gereken, “5 TEMEL İlkesi”ni öneriyoruz;  ORTAK Vatan, Millet, Tekil Devlet, Bayrak ve Resmi Dil.

Bu “Beşi bir Yerde”, dünya üzerinde yaşayan herhangi bir grup insanın bölünmeden bir arada yaşayabilmesi için gereken temel taşlarını içerir.

5 TEMEL ilkesi  -Avrasya’nın kalbi gibi çok kritik bir jeopolitik konumda yer alan-

Türkiye için, gerekli olmanın ötesinde, yaşamsal bir önem taşır.

Not-5:  Milli Hedef” olarak da “UYGAR TÜRKİYE”yi (UT) öneriyoruz

               ( Ref. Atatürk’ün gösterdiği “Muasır Medeniyet” hedefi).

“Ülkemizdeki yaşam standartlarını çağdaş uygarlık seviyesine çıkartmak” olarak özetlenebilecek bir “Yaşayan Hedef”  (Uygarlık standartları her geçen yıl geliştiği için sürekli yükselen bir hedef). UT’ye ancak bir “Sürdürülebilir Kalkınma Seferberliği” ile yaklaşabiliriz. Bu milli seferberliği canlı tutabilmek için de, önümüze sürekli olarak “Ara Hedef”ler koymalıyız  ( 2023, 2033, 2043 gibi . . . ).         

Not-6: UT’ye yaklaşabilmek için “10 ANA KONU”da çalışma yapmamız gerekir : Demokratik, Diplomatik, Ekonomik, Teknolojik, Hukuksal, Sosyal, Kültürel, Yönetsel, Yapısal ( alt ve üst yapı ) ve EĞİTSEL (UT için “Yol Haritası”).                                                                                                                                                                                  

Not-7: TB<>UT, bir uygulama projesi değildir. Bu bir “Temel Proje”dir; TB<>UT’nin temeli üzerinde -kamusal ve özel sektörde, 10 Ana Konunun uzmanlarının katkılarıyla- binlerce uygulama projesi üretilebilir. Örneğin, bizim geliştirdiğimiz bazı uygulama projeleri aşağıda listelenmiştir (www.uygarturkiye.org) :

A) “HEDEF>>>2023” ; Cumhuriyetimizin 100. Yıldönümünde Türkiye’nin tüm il merkezlerine en az bin yıl ayakta kalacak anıtsal eserler ile dünyaya -uzun yıllar saygı ile anılacak- kültürel ( yazılı, görsel ve işitsel ) eserler kazandıracak ( 2009 ).

B) “UYGAR TÜRKİYE ÖĞRENCİ KULÜPLERİ (UTÖK) ; Tüm üniversitelerde (2011).                                                  

C) “TOPLUMSAL KAYNAŞMA” ; Toplumdaki kamplaşmış kesimler arasında İletişim+Uzlaşma+İşbirliği kurulmasını hedefler ( 2011 ). Bu çok yönlü projemizin uygulamalarından biri de “TOPLUMSAL KAYNAŞMA BAYRAMI” olacak ve ortak değerlerimizi ( dini,etnik,kültürel ) paylaşarak kaynaşmamızı sağlayacak.               

D ) “İSTANBUL için SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTSEL DÖNÜŞÜM SEFERBERLİĞİ ( 2012 ).               

E )  “MİLLİ UZLAŞI ÇAĞRISI – PARLAMENTER UZLAŞI BİLDİRGESİ ( Nisan - 2013 ).

Not-8: TB<>UT projemizin başarılı olabilmesi için yurt çapında etkin bir şekilde tanıtılabilmesi gerekir. Dolayısıyla, projemizi tanıyıp takdir eden vatandaşlarımızı, bireysel ve/veya kurumsal olarak, her ortamda ve her kanaldan tanıtım ve katkı yapmaya davet ediyoruz.

TB<>UT projemizi tanıyıp takdir eden vatandaşlarımız bize dernek kurmamızı, benzer hedefleri paylaşan dernekleri birleştirecek bir platform oluşturmamızı ve hatta -projenin özgün ve kapsamlı yaklaşımından hareketle- yeni bir siyasi parti kurmamızı öneriyorlar.

Biz tüm bu önerilere “Hayır” diyoruz. Çünkü

A ) Din-mezhep, yaşam tarzı, ideoloji vb. temelli “Kamplaşma”ların bu dönemde Türkiye’de yaşanan en sağlıksız toplumsal olgu olduğunu düşünüyoruz. Katılaşan kamplaşma diğer kamplardaki kişileri ve onlardan gelecek en doğru önerileri bile dışlama sonucunu doğuruyor. Eğer bir dernek, platform veya siyasi parti kurarsak, biz de o girdabın içine düşerek oradaki oluşumların üyeleri için “Öteki” oluruz. Neticede, onlarla sağlıklı İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kuramayız.

B ) Biz TB<>UT projemizi tüm vatandaşlara mal ederek “Anonim” bir projeye dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunun için dernek vb. kurmaya ihtiyaç duymuyoruz. Biz tüm vatandaşlarımız için faydalı olacak gerçekçi, akılcı ve yapıcı bir "Anaç Proje" geliştirirken, 75 Milyon Türk vatandaşımızın da arzularına tercüman olduğumuzu biliyoruz. Onların da –projemizi tanıdıkça- bizim yanımızda olacaklarına inanıyoruz. Bizce önemli olan “Gönül, Ülkü ve Eylem Birlikteliğidir;

"Hayır, ben Uygar Türkiye Projesi içinde yer almayacağım" demeyen vatandaşlarımızın tümü “Uygar Türkiye Birlikteliği”nin doğal üyeleridirler;

"Türkiyeciler”, “Uygar Türkiye Gönüllüleri”

Biz Türk Vatandaşlarımızın çok büyük çoğunluğunun cennet vatanımızdan, mirasçıları olduğumuz Anadolu medeniyetlerinden, ortak tarihimizden, zengin kültürümüzden, bizlerin dünyanın en güçlü milletlerinden biri olmamızı sağlayan vatanımızın yer altı ve yer üstü zenginliklerinden, yaratıcı ve üretken insanlarımızdan, genç nüfusumuzdan, ...  ve bizleri birleştiren tasarım harikası, Ay-Yıldızlı Şanlı Bayrağımızdan gurur duyduklarını biliyoruz.

(Tarih boyunca yabancıların bu -çok zengin maddi ve manevi değerlerden oluşan- hazinelerimize nasıl imrenip ele geçirmek istediklerini de iyi biliyoruz).

Dolayısıyla, Türk Vatandaşlarımızı TB < > UT Projemize kazanmak için onlara sahip olduğumuz hazinelerimizin reklamlarını yapmamıza gerek yok. Yeter ki,

TB < > UT Projemiz yurt çapında etkin bir şekilde tanıtılabilsin. İşte bu konuda,

projemizi tanıyıp takdir eden, tüm vatandaşlarımızın katkılarını bekliyoruz. 

BİZ ( Uygar Türkiye Gönüllüleri ) KİMİZ? … TB<>UT PROJESİ NASIL GELİŞİYOR?

TB<> UT projesi 2009’dan beri toplumun her kesiminden gelen “Uygar Türkiye Gönüllüleri”nin ( yöneticiler, akademisyenler, yazarlar, sanatçılar, bürokratlar, siyasetçiler, iş adamları, toplum önderleri, öğrenciler,...) katkıları ile gelişiyor. Katkıda bulunanların isimlerini duyurmuyoruz. Çünkü tüm vatandaşların katkılarına açtığımız, bu projenin anonim bir şekilde topluma mal olmasını arzu ediyoruz. Dolayısıyla, bu aşamada sadece, TB<>UT projemizi başlatan ve yürütücü olan, Prof. Dr. Haluk ÇEÇEN’in ismini kamuoyu ile paylaşıyoruz.

TB<>UT projemiz konusunda gençleri eğitmek ve onların katkılarını da sağlamak için yurt çapında tüm üniversitelerde UYGAR TÜRKİYE Öğrenci Kulüpleri (UTÖK ) kuruyoruz. Böylece, her düşünceden ve her yaşam tarzından gelen öğrenciler UTÖK’lardaki seviyeli İletişim+Uzlaşma+İşbirliği ortamını değerlendirebilecekler.

Bu UTÖK'lar da yapacakları etkinlikler ve geliştirecekleri projeler ile TB<>UT projemizin vatandaşlara mal edilmesine önemli katkılarda bulunacaklar. 

TB<>UT PROJESİNİN TEMELİNDE KURUMSAL BİR YAPI VAR MI?

Biz bu proje çerçevesinde bir kurumsal yapı oluşturmadık.

Bir dernek, platform, siyasi parti vb. kurmadık, kurmayacağız.

Yukarıda açıkladığımız gibi, kurumsal bir yapıya ihtiyaç da duymuyoruz.

Ayrıca -diğer kurumlar açısından “Öteki” olmak istemediğimiz için-

kurumsal bir yapıyı özellikle istemiyoruz.

Evet, kurumsal bir yapıyı istemiyoruz, ama TB<>UT projesinin yurt çapında yayılarak vatandaşların bilinçlenmelerine katkıda bulunabilmesi için, yurt çapında örgütlü kamusal ve özel kurumların güçlü destekleri gerekiyor.

Bu Sosyal Sorumluluk projemizi tam bağımsız ve partiler üstü bir yaklaşım ile geliştirdiğimiz için, bu yaklaşımımız 2009’dan beri iyi anlaşıldı ve takdir edildi.   Dolayısıyla, biz özel ve resmi kurumlar ile toplumun her kesiminden STK’ların yöneticileriyle ( birbirleriyle kavgalı olanlarla bile ) rahatlıkla görüşebiliyoruz. Bizim Barışçı ve Türkiyeci yaklaşımımızı anlayanların desteklerini alabiliyoruz.

( Bkz. www.uygarturkiye.org - TV Söyleşileri ve ekteki “Kurumsal Destek Çağrısı” )

SON SÖZ: TB<>UT Projemizde ve Kitabımızda kamuoyu ile paylaştığımız her fikir ve öneri ilgililerin katkılarıyla (www.uygarturkiye.org) iyileştirilmeye açıktır.

Internet sitemize gönderebileceğiniz eleştirilerin ve önerilerin tümünü önyargısız karşılayacağımızı ve projemizi olgunlaştırabilmek için değerlendireceğimizi bilmenizi isteriz. TÜRKİYECİ eleştirilere ve önerilere şimdiden teşekkür ederiz.

Saygılarımızla,  UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ  ( UTG )   Temmuz - 2013  

! ! !  BARIŞ için YARIŞ  >>>  UYGAR  TÜRKİYE

“Toplumsal Barış <> Uygar Türkiye ( TB<>UT )”  Projesinin Strateji Belgesi

( www.uygarturkiye.org )

Prof. Dr. Haluk ÇEÇEN / Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul  ( 2009 / 3-11-13 )   ________________________________________________________________

ÇEÇEN kökenli bir TÜRK Vatandaşı ( Baba tarafı Çeçen, Anne tarafı Türkmen )        

                    ( tipik bir etnik birliktelik. . .  tipik bir Türk Vatandaşı )

aşağıdaki samimi duygu, düşünce ve önerilerini -onlarca değişik etnik kökeni buluşturan- tüm TÜRK Vatandaşları ile paylaşıyor . . .

Sevgili KARDEŞLERİM,

Ben “ TOPLUMSAL BARIŞ ” konusunda duyarlı ve üzerine düşeni yapmaya hazır olan bir vatandaşınızım. Son dönemde, Güneydoğu Anadolu’da yaşanan “Kardeş Kavgası”ndan ve toplumda -özellikle siyasi partiler arasında- yaşanan iletişim kopukluklarından çok huzursuz oldum. Neticede, oturduğum yerden başkalarını eleştirmek yerine, yaşanan terslikleri düzeltmeye dönük duygu, düşünce ve önerilerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim :

“Toplumsal Barış” gibi zor bir hedefe ulaşabilmek için öncelikle gerçekçi ve genel kabul gören bir iletişim çerçevesi gerekir.

Ben de, her dinden ve her etnik kökenden gelen, değişik yaşam tarzlarını benimseyen vatandaşlarımızın uygun bulabilecekleri, bir Toplumsal İletişim, Uzlaşma ve İşbirliği Çerçevesi oluşturmaya katkıda bulunabilmek için,

ortak tarihimizin bu önemli aşamasında gündeme gelen konulardaki düşünce ve önerilerimi özetleyen bir,

“TOPLUMSAL BARIŞ >>> UYGAR TÜRKİYE BİLDİRGESİ” hazırladım.

Toplumu huzursuz eden belirsizlik, kararsızlık, hedefsizlik ve güvensizlik bulutlarını el birliği ile dağıtmalıyız. Gönül ister ki,

> Tüm siyasi partilerimiz bu bildirgeyi benimsesinler. Onlar da bu konunun milletimiz için yaşamsal önemde olduğunu takdir etsinler. Toplumsal Barış için

İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kurarak diğer kurumlara önderlik etsinler.

> Siyasi partileri de diğer kurumlar ( kamusal ve özel ), STK’lar ( sivil toplum kuruluşları ), üniversiteler ve tüm vatandaşlar -öncelikle gençler- takip etsinler.

> Böylece başlatılacak yeni dönemde, milli beraberlik bilincini canlı tutabilelim. Milletin kaynaşmasına yardımcı olacak etkinliklerle kutlanmasını önerdiğimiz, “Toplumsal Kaynaşma Bayramı”nı da her yıl huzur içinde kutlayabilelim.                               

TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE BİLDİRGESİ

TÜRKİYE’deki yaşam şartlarını “ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ”ne    

ulaştırmak için, “SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA SEFERBERLİĞİ”ni başlatan

biz, UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ,

“SÜRDÜRÜLEBİLİR BİRLİKTELİK” için de, aşağıdaki ilkeler çerçevesinde, vatanımızda “TOPLUMSAL BARIŞ”ı sağlamaya kararlıyız.

1 ) BİZ -ETNİK DEĞİL, ORTAK DEĞERLERİMİZ ÇERÇEVESİNDE- “TÜRKİYECİYİZ”

2 ) “EŞİT VATANDAŞLIK” TEMELİNDE, MİLLİ HEDEFİMİZ ; “UYGAR TÜRKİYE”

3 ) “EŞİTLİK” için… “AYRIMCILIK” YAPMAYACAK, “AYRICALIK” İSTEMEYECEĞİZ

4 ) LAİK DEVLET BASKICI DEĞİL, İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUYUCU OLACAK                                  

5 ) ÜNİTER ve SOSYAL DEVLET TÜM VATANI, TÜM VATANDAŞLARI,

      DEMOKRASİYİ, İNSAN HAK ve ÖZGÜRLÜKLERİNİ KORUYUP GELİŞTİRECEK

6 ) VATANIMIZA, ORTAK DEĞERLERİMİZE, ÇIKARLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE   

      SAHİP ÇIKACAĞIZ. EMPERYALİST BÖL-YÖNET OYUNLARINA GELMEYECEĞİZ  

7 ) ÖN YARGISIZ İLETİŞİM+UZLAŞMA+İŞBİRLİĞİ ( İUİ ) KÖPRÜLERİ KURACAĞIZ, 

      GELECEĞİ -GEÇMİŞE TAKILMADAN- KURACAĞIZ

8 ) ATATÜRK’ün “YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” İLKESİ ÇERÇEVESİNDE

      KENETLENEREK DÜNYAYA ÖRNEK OLACAĞIZ

9 ) BARIŞI SAĞLAMAK -SADECE DEVLETİN, HÜKUMETİN, SİYASİ PARTİLERİN,  

      STK’LARIN DEĞİL- HEPİMİZİN GÖREVİDİR.

10 ) HEPİMİZ BARIŞ İÇİN YARIŞACAĞIZ. BARIŞI SAĞLAYIP UYGAR TÜRKİYE

      HEDEFİMİZE ODAKLANACAK ve 2023’ü HEP BERABER KUTLAYACAĞIZ

 

Yukarıdaki “TOPLUMSAL BARIŞ BİLDİRGESİ”ni açıklamadan önce, ilgili önerilerimin temelini oluşturan “VATAN-VATANDAŞ ve “DEVLET-MİLLET kavramlarından anladıklarımı -ayrıntılara girmeden- özetlememde yarar var:   

İlkokul Yurttaşlık Bilgisi derslerinde öğrendiğimiz gibi, 

Yurt=Vatan yeryüzünde insanların topluca yaşadıkları, sınırları belli ve içinde yaşayanların oraya geleneksel bağlarla bağlı oldukları yaşam alanlarına denir.

Yurttaş=Vatandaş, bir vatanda -o vatanın maddi, manevi, kültürel ve idari yaşam kuralları ve vatandaşlık hukuku çerçevesinde- yaşayan ( orada doğmuş veya oraya göç etmiş ) insanlar, o vatanın Vatandaş’ larıdır”.  

Bir vatanda yaşayan vatandaşların tümüne “Millet” denir.

O vatanı yöneten siyasal ve bürokratik yapıya ise “Devlet”  denir.

Kişinin etnik kökeni, dini-mezhebi, ana dili, geldiği yer ve yaşam tarzı ile ilişkileri olmayan yukarıdaki çağdaş tanımlar, sade oldukları kadar gerçekçi ve birleştirici de oldukları için, kolayca anlaşılırlar ve yaygın kabul görürler.

Atatürk’ün, “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir“ ve “Ne mutlu Türk'üm diyene” söylemleri de yukarıdaki çağdaş tanımlarla tam uyumludur. Sıra dışı bir uz görü yansıtan bu güçlü söylemler şöyle açıklanabilir;                                 

Arkadaş, bu vatanın ismi TÜRKİYE’dir, vatandaşlarına TÜRK, milletine TÜRK MİLLETİ, devletine TÜRKİYE CUMHURİYETİ denir. Yabancılar da yüzyıllardır vatanımızı, milletimizi, devletimizi bu isimlerle tanımlıyorlar ( Marka değeri! ).

Bu isimler hepimizin “Ortak Kimlik Unsurları”dır. Bu isimlerin seçiminde bazı etnik grupları asimile etmek hedeflenmediği gibi -bunlar hiçbir şekilde- başka kimlik (ırk, etnik köken, din, mezhep gibi ) mesajları vermezler.

(Türkiye-Türk / Almanya-Alman, Fransa-Fransız, Rusya-Rus, … gibi)

Ref. Türk, Türkiyeli . . .   Herkül Millas ( Rum kökenli bir Türk Vatandaşı )   

( http://www.zaman.com.tr/yorum turk-turkiyeli_2063989.html )  12-03-2013                              

Sen, bu vatanın yaşam kuralları ve vatandaşlık hukuku çerçevesinde bu vatanda yaşıyorsan, sen de TÜRKİYE’de her açıdan eşit bir TÜRK VATANDAŞI’ sın.     Etnik kökenin ve dinin ne olursa olsun -vatandaşın ismi açısından- TÜRK’sün, TÜRKİYE CUMHURİYETİ devletine sahip ve ona tabi olan TÜRK MİLLETİ’ nin bir bireyisin . . .  Böylece, TÜRK ismi hepimizi tanıtan bir ortak kimlik oluştururken,  her birimiz kendi etnik, dini vb. kökenlerimize de -doğal olarak- sahip çıkabiliriz.

Bu çerçevede berabersek, Ne mutlu -benim ve senin gibi- Türk'üm diyene.

Dikkat edersen, “Ne mutlu etnik kökeni Türk olana”  denmiyor. . .                    

İşte Çeçen kökenli olan ben de -bu sade, çağdaş, gerçekçi ve birleştirici tanım (Türkiye Cumhuriyeti’nin Vatandaşının İsmi = Türk ) çerçevesinde- vatandaşlık açısından “Türküm” demekten ve “Türk Milleti”nin bir bireyi olmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum. Bunun yanında, kendi etnik ve dini kökenlerimden de gurur duyduğum gibi, diğer vatandaşlarınkilere de saygı duyuyorum.  

Dünya üzerinde Türkiye’de yaşamak, Türk vatandaşı olmak, Türk Milleti’nin bir bireyi olmak için can atan milyonlarca insan varken, bizler de sahip olduğumuz bu ayrıcalıklarımızın kıymetlerini bilmeliyiz.                                                                                                                                          

Ben ve benim gibi düşünenler ( Türk vatandaşlarının büyük çoğunluğu ), bu yazıyı okuduktan sonra veya ileride bilinçlenerek samimiyetle bize katılmak isteyenlere de –Mevlânâ ve Yûnus Emre gibi yaklaşarak- kucak açarız

(zamanında yanılarak veya yaşanmış haksızlıklara tepki vererek bölücü örgütlere destek vermiş olsalar bile…). Başka görüşte olanları da hoşgörüyle karşılarız. Yeter ki, huzurumuzu kaçırmasınlar.                                                                                                         

Şimdi gelelim, “TOPLUMSAL BARIŞ BİLDİRGESİ”ne ışık tutacak açıklamalara:

1 ) BİZ -ETNİK DEĞİL, ORTAK DEĞERLERİMİZ ÇERÇEVESİNDE- “TÜRKİYECİYİZ”

Türkiye tarih boyunca onlarca medeniyetin beşiği olmuştur. Vatanımızda bizlerden önce yaşamış olan milletlerin hiçbirisi soykırıma uğrayarak ortadan kaldırılmadığına veya buhar olup uçmadıklarına göre, şimdi Türkiye’de yaşayan hepimizin genlerinde mirasçıları olduğumuz o tarihi vatandaşlarımızdan kalan unsurlar da vardır. Ayrıca, halen Türkiye’de onlarca değişik etnik kökenden gelen vatandaşlar yaşıyorlar ve birbirleri ile evlenerek kaynaşıyorlar.

Dolayısıyla, Türkiye gibi bir vatanda etnik köken temeline dayanan bir milliyetçilik anlayışı çok sığ kalır. Bizim gerçekçi ve birleştirici “TÜRKİYECİLİK” anlayışımızın temelinde ortak vatanımızı ve milletimizi koruyup geliştirmek duyguları yatar. Bu akılcı ve yapıcı düşünce ve eylem akımı çerçevesinde:

Paylaştığımız diğer ortak değerlerimize ( geçmiş, bugün, gelecek, kültür ), ortak çıkarlarımıza ve ortak geleceğimize sahip çıkarak kaynaşır ve güçleniriz.           

Az sayıdaki farklılıklarımızı ( etnik köken, din-mezhep ve anadil gibi ) milletimizi renklendiren değerler olarak görür, saygı duyar ve paylaşırız.

Beraberce tüm dinlerin bayramlarını kutladığımız gibi, tüm etnik ve kültürel gelenekleri sürdürüp koruduğumuz gibi, milletimizin kaynaşmasını pekiştirecek “Toplumsal Kaynaşma Bayramı”nı da zevkle ve coşku ile kutlarız.

“Toplumsal Barış” için “Türkiyecilik” anlayışı ne kadar önemli ise,  “Sürdürülebilir Birliktelik” için de “Milli İlke” olarak sahip çıktığımız,

“5 TEMEL İLKESİ" o kadar önemlidir;

Ortak Vatan, Ortak Millet, Ortak Tekil Devlet, Ortak Bayrak, Ortak Resmi Dil.

Kısaca, ORTAK Vatan, Millet, Tekil Devlet, Bayrak, Resmi Dil

Dünya üzerinde yaşayan herhangi bir grup insanın bölünmeden bir arada yaşayabilmesi ( Sürdürülebilir Birliktelik ) için gereken temel taşlarını içeren bu 5 TEMEL ilkesi  -Avrasya’nın kalbi gibi çok kritik bir jeopolitik konumda yer alan- Türkiye için, gerekli olmanın ötesinde, yaşamsal bir önem taşır.                   

2)  “EŞİT VATANDAŞLIK” TEMELİNDE, MİLLİ HEDEFİMİZ ; “UYGAR TÜRKİYE”

UYGAR TÜRKİYE ( UT );  Çağdaş Uygarlık ve AB Standartları çerçevesinde, “Çağdaş Yaşam Koşulları ve Fırsatları”nın ve “Çağdaş Demokratik Hak ve Özgürlükler”in tüm vatandaşlara eşit koşullarda sunulduğu “Çağdaş Türkiye” olarak tanımlanabilir

( Vatandaşlar arasında hiçbir nedenle Ayırım veya Ayrıcalık yok Eşitlik var ).

UT Projemiz ise, bu hedefe yaklaşabilmek için Türkiye’nin Demokratik, Diplomatik, Ekonomik, Teknolojik, Hukuksal, Sosyal, Kültürel, Yönetsel, Yapısal ( alt, üst yapı ) ve EĞİTSEL ( 10 Ana Konu ) koşullarının geliştirilmesi” şeklinde özetlenebilir.

İşte “Yol Haritası” böylece çizilmiş olan bu çok yönlü uygarlık ve kalkınma projesi toplumda kabul görebilir ve barış ortamını sağlayabilir.                                                     

Bu süreçte kazanılacak çağdaş vatandaşlık hakları ırk-etnik köken, din-mezhep ve anadil farkı gözetmeden tüm Türk vatandaşlarına eşit olarak verilecek.                   

Sahip olduğumuz haklar -gerçekçi, adil ve kaynaştırıcı yaklaşımlarla- sürekli iyileştirilecek.

Örneğin, artık Türk vatandaşları arasındaki tüm etnik gruplar yasal çerçevede açacakları dil kurslarında çocuklarına kendi anadillerini öğretebilecekler.

Anadil eğitimi yerel yönetimlerin açacakları kurslarda veya -Milli Eğitim Bakanlığının yönetmelikleri çerçevesinde- devlet okullarında da verilebilecek.

Ama Türkçe bazlı 12 yıllık temel okul eğitimi -tüm vatandaşlar için- zorunlu, kaynaştırıcı ve fırsat eşitliğini sağlayıcı  bir ortak temel olmaya devam edecek. Hiçbir etnik grubun anadiline -yurt çapında veya bölgesel olarak- ayrıcalık

( ikinci resmi dil vb. ) tanınmayacak.                                                                                                                                 

Bu yaklaşım Kürt kökenli vatandaşların çok küçük bir bölümüyle yaşanan çatışma cephesini de rahatlatabilir ( ek getiri ).  

Ama, bu bir “Kürt Açılımı” değildir  ( öyle bir sunuş yanlış beklentilere ve haklı tepkilere yol açar ),  bunun “Çerkez,  Laz, Tatar, Boşnak, Arnavut, Roman, Yörük, …, Alevi, Süryani, … Açılımı”  olması da beklenemez.

3) “EŞİTLİK” için … “AYRIMCILIK” YAPMAYACAK, “AYRICALIK” İSTEMEYECEĞİZ

Bizler bu vatanda Barış içinde yaşamak ( Sürdürülebilir Birliktelik ) istiyoruz.  Bunun için tüm vatandaşların “Vatandaşlık Hakları” ve “Bireysel Özgürlük”ler açılarından Eşit olmaları gerektiğine inanıyoruz. Her türlü Ayrımcılık ( Irk, Din, Dil, Yaşam Tarzı, Bölge, vb.) ile Ayrıcalık ( Bölgesel Özerklik, İkinci Resmi Dil, vb.) taleplerinin Sürdürülebilir Birliktelik hedefimize zarar vereceğinin bilincindeyiz. Örneğin, bir vatandaş grubuna ayrıcalık verilmesinin -onlarca değişik kökenden gelen- diğer Türk vatandaşlarını rahatsız edeceğini biliyoruz.                 Dolayısıyla, hiçbirimiz kendimiz veya özel bir grup ( etnik, dini, vb.) vatandaş için ayrıcalık istemeyeceğiz. Hepimiz için daha çağdaş hakları ve özgürlükleri kazanma çabalarımızı hep beraber sürdüreceğiz. Bu çerçevedeki kazanımlardan tüm vatandaşların eşit olarak yararlanmalarına özen göstereceğiz. Kısacası,  “EŞİTLİK için EVET ! . . .  AYRIMCILIK ve AYRICALIK için HAYIR ! . . .” diyoruz.

4) LAİK DEVLET BASKICI DEĞİL, İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUYUCU OLACAK

Kültürün en önemli temel taşlarından biri de Din’dir. Dinin kişisel veya siyasal çıkarlar için kullanılması ne kadar yanlışsa, dinin önemini göz ardı etmek, dini ve dindarları aşağılamak da o kadar yanlıştır. Laik devletten beklenen tüm vatandaşların inanç özgürlüklerini gönül rahatlığı ile yaşamalarını sağlamaktır.

Bu çerçevede, Türkiye’de yaşayan vatandaşların büyük çoğunluğunun dini ve “Azami Müşterekler” hazinemizin en değerli unsurlarından biri olan İslam dinine özel bir yer vermemiz gerekir ki, vatandaşların büyük çoğunluğunun daha rahat ve gönülden kaynaşmalarını sağlayabilelim. İslam dinine özel yer vermek derken toplumda layık olduğu saygın yeri vermekten bahsediyoruz.

İslam dinine böyle yaklaşırken diğer dinlere de aynı saygı ile yaklaşılacak ve tüm vatandaşların inanç özgürlükleri Laik Devlet tarafından korunacak. Din ve mezhep seçiminin ve uygulamalarının bireyin özeli olduğu bilinci paylaşılacak.

İnanç özgürlüğü sağlanırken, dini kullanarak topluma baskı yapılmasına ve bireylerin yaşam özgürlüklerinin ( tarzlarının ) kısıtlanmasına izin verilmeyecek.

5 )   ÜNİTER ve SOSYAL DEVLET  TÜM VATANI, TÜM VATANDAŞLARI,

        DEMOKRASİYİ, İNSAN HAK ve ÖZGÜRLÜLERİNİ KORUYUP GELİŞTİRECEK

Güneydoğu Anadolu’da 30 yıldır sürmekte olan silahlı çatışmalardan, vatanımızın belli bölgelerinin ve çok sayıda vatandaşımızın zarar gördükleri biliniyor. Sosyal devletimiz -“Doğal Afet”lerde yaptığı gibi- o bölgelerde yaşanmış olan “Sosyal Âfet”lerin de zararlarını gidermek için kısa, orta ve uzun vadeli çözümler üretecektir.                 

Bu çözümler yanlışları düzeltme, yaraları sarma ve normal hayata geçiş için destek olma şeklinde olacak. O bölgelere özel, akılcı ve her adımı titizlikle planlanıp uygulanacak “Sosyal Devlet” yaklaşımları geliştirilecek.

Devlet alt+üst yapı projeleri ile yetinmeyecek.

Oradaki vatandaşlarımıza iş ve aş sağlamak için -karlılığına bakmadan- üretim tesisleri kuracak veya çok özel teşvikler vererek kurdurtacak.

Fırsat eşitliğini sağlamak için de eğitime ağırlık verecek.

Bölgedeki feodal ağalık yapısının zararlarını en aza indirecek projeler geliştirip uygulayacak ( Toprak + Ağa Reformu ).

Ama, bu çözümler hiçbir zaman vatanın bir bölgesine ve/veya vatandaşların bir bölümüne kalıcı ayrıcalıklar vermek şeklinde olmayacak, o bölgelere federal sisteme benzer bir düzenleme ( bölgesel özerklik gibi ) getirilmeyecek.

( Tekil devlet ve yerel yönetim sistemlerimiz gerektikçe iyileştirilebilir, ama bütünlüğü bozacak bir federal sisteme hiç gerek yok ;  Vatandaşlar -ortak zenginliğimizi oluşturan- etnik, kültürel ve dinsel çeşitliliklerini demokratik yollardan seçilen yerel yönetimlerin olanaklarıyla ( zaman, zaman birkaç belediye bir araya gelerek, gerektiğinde, valiliklerin ve merkezi hükumetin çeşitli organlarından da  -Kültür Bakanlığı gibi- destek alarak ) yaşayabilirler )

Devlet tekil olmasından hareketle tüm vatanda, sosyal olmasından hareketle de tüm vatandaşlar için demokrasiyi, evrensel insan haklarını ve özgürlüklerini sağlayacak ve koruyup geliştirecek.

6) VATANIMIZA, ORTAK DEĞERLERİMİZE, ÇIKARLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE   

      SAHİP ÇIKACAĞIZ. EMPERYALİST BÖL-YÖNET OYUNLARINA GELMEYECEĞİZ 

Türkiye'miz dört mevsimin yaşandığı iklimiyle doğal güzellikleriyle ve yer altı kaynaklarıyla, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle, çok önemli ve avantajlı jeopolitik konumuyla dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir vatandır. Herkesin imrendiği bu vatan için yüzyıllar boyunca sayısız savaşlar yapılmıştır. Hiç bir savaşa girmeden böylesine cennet bir vatanda bir dönem ( kişi başına ortalama 70-80 yıl ) yaşama şansını yakalamış olan bizim kuşağımız, bunun çok değerli bir şans olduğunun bilincine varmalı.                                                                                                                                      

Bilmeliyiz ki,  bizler sadece Osmanlı’ nın, Selçuklu’ nun, Oğuz’ ların ve diğer tarihi Türk devletlerinin değil, aynı zamanda bu topraklarda yaşamış olan   çok başka uygarlıkların da ( Sümer, Asur, Hitit, Pers, Urartu, Kommagene, Frigya, Lidya, İyonya, Roma, Bizans, Ermeni, Ceneviz, Venedik, Arap, Moğol … ) mirasçılarıyız. Bizler, bu aziz vatanda mirasyediler gibi yaşayamayız.                                

Bilmeliyiz ki, geçici bir süre yaşamakta olduğumuz bu cenneti cehenneme dönüştürmeye hakkımız yoktur. Hatırlamalıyız ki, bizleri kaynaştıran benzerliklerimiz farklılıklarımızdan çok daha fazla, önemli ve köklüdür.

Bu ortak değerlerimizin sunduğu “Azami Müştereklerde Birleşme“ şansının hakkını vererek kaynaşmalı ve milli hedefimiz olan “Uygar Türkiye”ye odaklanmalıyız.

Vatanımızdaki binlerce yıllık birikimin mirasçısı olan

bu millet, emperyalistlerin “Böl-Yönet” tuzaklarına düşmez.

Biz, bölücülerin yapay Sağcı-Solcu, Alevi-Sünni, Laik-Dinci tuzaklarına düşmedik, yapay Türk-Kürt tuzağına da düşmeyeceğiz.

Milletimizi bölmeye, vatanımızı Yugoslavya veya Irak gibi parçalamaya çalışanlara izin vermeyeceğiz.

Bu vatan hepimizin. Hepimiz eşitiz. Sorunlar hepimizin.

Hepsini -şiddetten uzak durarak- beraberce çözeceğiz.

Hepimiz “Uygar Türkiye” hedefine odaklandığımızda,

toplumdaki gerilim hızla düşecek ve ilk kazancımız “Toplumsal Barış” olacak.                                                                                                              

7) ÖN YARGISIZ İLETİŞİM+UZLAŞMA+İŞBİRLİĞİ ( İUİ ) KÖPRÜLERİ KURACAĞIZ, 

      GELECEĞİ -GEÇMİŞE TAKILMADAN- KURACAĞIZ

Çok değerli bir vatanımızın olması parlak bir gelecek kurabilmemiz için büyük bir avantaj sağlıyor ama bu yeterli değil. Hedefi tutturabilmemiz için güçlü bir millet olmayı da başarabilmeliyiz. O cephede de çok önemli  avantajlarımız var ;  Genç oranı yüksek olan 80 milyona yaklaşan nüfusumuzla, yaratıcı, yeniliklere açık ve zor şartlara kolayca uyum sağlayan vatandaşlarımızla, sağlam değerlerimizle, dayanışma yönü kuvvetli aile yapımızla biz  temelde güçlü bir milletiz. Birbirimizin sosyal, kültürel ve etnik değerlerine saygı duyarak birbirimize sahip çıkarsak, olaylara “Benim“ değil “Bizim” açımızdan bakarsak çok daha güçlü bir millet olabiliriz. Dolayısıyla, birbirimizle önyargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kurmalıyız. Bunu, sadece “Toplumsal Kaynaşma Bayramı”nda değil, her zaman hatırlamalı ve uygulamalıyız.

Geçmişte ( zaman, zaman ve yıllar boyunca ) yetki sahibi bireyler bu konuda hatalar yapmış ve neticede bir grup (etnik ve/veya dini) vatandaşımız zarar görmüş olabilir (başka ülkelerin tarihlerinde de yaşandığı gibi ).                                                                       

Şimdi her konuyu rahatça değerlendirebilme özgürlüğünü kazandığımız günümüzde, hepimiz ( bilgi sahibi olan-olmayan )  geçmişte yaşanan her tersliği ( yüzlercesi bulunabilir )  tartışmaya başlarsak ister-istemez kapanmış yaraları kaşımış oluruz. Sonunda, birbirimizden soğuyup uzaklaşırız, güçlü bir Millet olamayız.                                                                                     

Hepimiz geçmişten ders alarak –ama, geçmişe takılmadan, kin ve intikam duygularına kapılmadan- gelecek için yeni sayfalar açmalıyız. Doğrusu, bu olayları ve süreçleri en iyi değerlendirebilecek olan tarihçilere emanet etmektir ( Ermeni olayları konusunda devletimizin önerdiği gibi ). Bu çerçevede, halen süregelen yanlışlar varsa, onlar da en kısa zamanda saptanıp, düzeltilmeli (Alevi vatandaşlarımızın dini özgürlüklerini tam olarak yaşayamamaları gibi).

8) ATATÜRK’ün “YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ”  İLKESİ ÇERÇEVESİNDE KENETLENEREK DÜNYAYA ÖRNEK OLACAĞIZ

Cennet vatanımızda binlerce yıl boyunca, çok çeşitli kökenlerden gelen tarihi vatandaşlarımızın -savaş olmayan dönemlerde- birbirlerinin adet ve değerlerine saygı duyarak barış içinde bir arada yaşadıklarını ve o dönemlerde dünya uygarlığına çok değerli katkılarda bulunduklarını biliyoruz. Şimdi sıra bizde, bu vatanda nasıl yaşayacağımız konusunda bir seçim yapmalıyız :

Ya, her kışkırtmaya bilinçsizce kapılan vatandaşlar birbirleriyle, devlet de vatandaşlarla didişip duracak. Neticede, her açıdan çok büyük zararlara uğrarken, bu vatanı cehenneme çevirme konusundaki eşsiz becerilerimizle düşmanlarımızı memnun ederken, dostlarımızı üzmeye devam edeceğiz...                                                                                                                       

Ya da, bilinçli seçimler yaparak yeni bir barış ve huzur dönemini başlatacak ve dünya tarihine altın harflerle yazılacak daha nice yüzyılları beraberce (bizler, çocuklarımız, torunlarımız, . . . ) şekillendireceğiz.                                                                            

Bizler, bilinçli olduğumuz kadar da gerçekçiyiz:  

Çoğunluğu yüzyıllardır süregelen sorunlarımızın tümüne kısa zamanda

çözüm bulamayacağımızı biliyoruz. “Toplumsal Barış”ı sağlayıp korumak ve

“Uygar Türkiye”ye yaklaşmak için sürekli olarak yeni projeler geliştireceğiz.

Atatürk’ ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi çerçevesinde geliştireceğimiz projelerle, milletimizi ve vatanımızı yüceltirken, diğer milletlere de örnek ve yardımcı olarak, dünya barışına çok olumlu katkılarda bulunacağız.  

9 )   BARIŞI SAĞLAMAK -SADECE DEVLETİN, HÜKUMETİN, SİYASİ PARTİLERİN, STK’LARIN DEĞİL- HEPİMİZİN GÖREVİDİR

Oturduğumuz yerden başkalarının yaptıklarını ve vatanımızda yaşananları eleştirerek bir yere varamayız. Öncelikle, vatanımıza ve ortak geleceğimize sahip çıkmalıyız. Meydanı az sayıda olmalarına karşın çok ses çıkartanlara bırakamayız. Bu çerçevede, hepimize görev düşüyor ;  

Her kesimden ve her yöreden her Türk vatandaşının bulabildiği her fırsatta ve her ortamda yapabileceği her türlü olumlu katkıyı yapması gerekir.                                                                             

Kısacası, Toplumsal Barış’ı sağlamak ve onu koruyabilmek için yapılması gerekenler, karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinde birbirlerine kenetlenerek ortak hedeflerine odaklanmış olan, tüm Türk vatandaşlarının sürekli ve yaşamsal görevleridir.

10 )  HEPİMİZ BARIŞ İÇİN YARIŞACAĞIZ. BARIŞI SAĞLAYIP UYGAR TÜRKİYE

        HEDEFİMİZE ODAKLANACAK ve 2023’ü HEP BERABER KUTLAYACAĞIZ.

TÜRKİYECİ ( vatanımızı, milletimizi, ORTAK değerlerimizi, çıkarlarımızı ve geleceğimizi koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzı ),

SİYASET ÜSTÜ, Siyasi Partilerden, İdeolojik, Etnik ve Dini gruplardan BAĞIMSIZ,

ama bu gruplarla, Kamusal ve Özel Kurumlarla ve STK' larla işbirliğine açık, bütün vatandaşları kucaklayan, onları şiddetten uzak durmaya ve

“UYGAR TÜRKİYE” için İletişim+Uzlaşma+İşbirliği'ne davet eden bu BARIŞÇI Sivil Toplum ve Sosyal Sorumluluk Projesinin ( www.uygarturkiye.org)

işbu Strateji Belgesinde özetlenen “Gerçekçi , Yapıcı ve Birleştirici Yaklaşım”a devlet ve millet olarak samimiyetle sahip çıktığımızda, tüm vatandaşlarımız aynı milletin eşit ve özgür birer bireyi olduklarını hissedecekler.

Neticede, hiçbir vatandaşımız bölücü eylemlere kalkışmak veya destek

vermek ihtiyacını-arzusunu duymayacaktır.

TB <> UT projemizde tüm vatandaşlarımıza faydalı olacak önerilerde bulunduğumuz için şimdiden tüm vatandaşlarımız ile gönül birlikteliği içinde olduğumuzu biliyoruz. Zamanla projemizi tanıyacak olan her kesimden vatandaşlarımızla rahat bir şekilde işbirliği yapabileceğimize inanıyoruz.              

Yeter ki, bu proje yurt çapında hızlı ve doğru bir şekilde tanıtılsın.

TB<>UT projemizin hepimizin ( Anonim ) olmasını hedefliyor ve projemizi tanıyıp takdir eden vatandaşlarımızı, bireysel ve/veya kurumsal olarak, erişebildikleri her ortamda ve her kanaldan tanıtım yapmaya davet ediyoruz.

Böylece, geliştirilecek “Toplumsal Bilinçlenme” ile, öncelikle Güneydoğu Anadolu’daki “Kardeş Kavgası”nı sonlandırarak “Toplumsal Barış”ı sağlayacağız. “Toplumsal Yara”ları saracak ve “Toplumsal Kaynaşma”yı sağlayarak çok daha “Uyumlu, Huzurlu ve Güçlü bir Millet” olacağız.

Bu  sürecin paralelinde de,  “Sürdürülebilir Kalkınma Seferberliği”mize omuz vererek “UYGAR TÜRKİYE” hedefimize koşacağız.

Evet, barış ve kaynaşmayı sağlayıp uygarlığa koşabilmemiz için siz sevgili vatandaşlarımın tümünü uzun soluklu bir yarışa davet ediyorum.

Bu yarış hiç de kolay geçmeyecek. Artık kan ve gözyaşı dökülmesini önlemek için çıkacağımız bu yolda bolca ter dökmeye hazır olmalıyız. Her koşulda, sabırla ve hiç yılmadan yarışa devam etmeli, eski hatalarımızdan dersler çıkartarak her yeni aşamada daha bilinçli, yapıcı ve birleştirici adımlar atmalıyız.

Özellikle gençlerimizi bilinçlendirmeli, karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinde iletişim kurarak kaynaşmalarını ve uzlaşarak işbirliği yapmalarını sağlamalıyız

Son olarak, “Barış için Yarış” davetimin tetikleyeceği eylemleri ilgili kurumların, sorumlu yetkililerin ve tüm vatandaşlarımın sağduyularına bırakırken, hepinizi ufuktaki milli hedefimize odaklanmaya davet ediyorum ;   

“HEDEF  >>>  2023 “           ( Türkiye Cumhuriyetimizin 100. Yıl dönümünühep beraber -en az 10. Yıl dönümündeki heyecan ve coşku ile- kutlamak ).                                                            

 

Ne dersiniz ? . . .                  Var mısınız ?  . . .             Syg / HH  ( Haluk Hoca )

 

 

---     AÇIKLAYICI NOTLAR    ---

 

1 )  “1O ANA KONU”da YAPILACAK ÇALIŞMALARIN GENEL ÇERÇEVELERİ

Demokratik  :  Parlamenter sistemimizi ve demokratik haklarımızı iyileştirmek

Diplomatik   :  Milli çıkarlarımızı uluslar arası alanda korumak ve geliştirmek

Ekonomik     :  Vatandaşa iş ve aş sağlamak. Dünyadaki ilk 10 arasına girmek

Teknolojik    :  Yeni teknolojiler için Ar-Ge  ve  Ar-Ku  ( dünyada Araştır-Kullan )

Hukuksal       :  Çağdaş Hukuk Standartlarını yakalamak ve geçmek

Sosyal            :  Vatandaşlık Bilincini ve Toplumsal kaynaşmayı geliştirmek

Kültürel        :  Ortak ve farklı kültürel değerlerimizi korumak ve geliştirmek

Yönetsel        :  Tekil devletimizi koruyarak daha verimli çalışmasını sağlamak

Yapısal          :  Yol,su,elektrik,…(alt yapı), hastane,okul,spor tesisleri,…(üst yapı)

EĞİTSEL      :  Vatandaşları eğiterek, daha bilinçli, yeterli ve üretken kılmak

2)  YIPRANMAMIŞ, GERÇEKÇİ ve BİRLEŞTİRİCİ  KAVRAMLAR :

TÜRKİYECİLİK : Vatanımızı, milletimizi, ortak değerlerimizi ve çıkarlarımızı koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzı.

TÜRKİYECİ : Vatansever + Irkçı olmayan Milliyetçi                                                     ( Etnik değil !...  Ortak değerlerimiz ve çıkarlarımız çerçevesinde ).            

Vatandaşlar arasında hiçbir ayırım yapmayan bu şemsiye kavramlar bilinçlenmiş vatandaşlarca doğal karşılanıp benimseniyorlar.

NOT :  TÜRKİYECİ ve TÜRKİYECİLİK kavramlarını -“TC vatandaşlarının ismi” için önerilen- TÜRKİYELİ kelimesi ile karıştırmamak gerekir.

 “UYGAR  TÜRKİYE  ÖĞRENCİ  KULÜBÜ  ( UTÖK )

                                                                                                  

TÜZÜK - GEREKÇE  (Özet):      ( 03-03-11 / 12-12-12)                 

“TOPLUMSAL BARIŞ<>UYGAR TÜRKİYE” projesinden esinlenerek geliştirilen “UYGAR TÜRKİYE Öğrenci Kulübü”nün (UTÖK) kuruluş gerekçesinin özeti :

“TÜRKİYECİ” ( vatanımıza, milletimize, ortak değerlerimize ve çıkarlarımıza sahip çıkan, bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzıgençler tarafından kurulmuş olan “UYGAR TÜRKİYE” Öğrenci Kulübü ,   

“SÜRDÜRÜLEBİLİR BİRLİKTELİK ve KALKINMA” için, "5 TEMEL İlkesi”

(ORTAK Vatan, Millet, Tekil Devlet, Bayrak ve Resmi Dil ) temelinde

geliştirilen, “TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT )” projesi çerçevesinde tüm vatandaşları her açıdan eşit kabul edip kucaklar.

“SİYASET ÜSTÜ” bir yaklaşımla, herkesi  -Toplumsal Barış’ı sağlamak için- şiddetten uzak durmaya ve - ortak sorunlarımızı beraberce çözebilmek için-

"İLETİŞİM + UZLAŞMA + İŞ BİRLİĞİ ( İUİ )" köprüleri kurmaya davet eder.

UYGAR TÜRKİYE Öğrenci Kulüpleri, Milli Hedefimiz “UYGAR TÜRKİYE” ye yaklaşabilmek için her yıl düzenleyecekleri konferanslar ile “10 Ana Konu”da

 ( Demokratik, Diplomatik, Ekonomik, Teknolojik, Hukuksal, Sosyal, Kültürel, Yönetsel, Yapısal (alt+üst yapı), EĞİTSEL ) geliştirilecek Çözüm ve Kalkınma projelerine katkılarda bulunabilmeyi amaçlarlar.

Yurt çapında tüm üniversitelerde kurulacak olan “UYGAR TÜRKİYE” öğrenci kulüplerinin  Türk Milletinin küçük çaplı birer modelleri olmaları hedeflenmiştir. Dolayısıyla, “UYGAR TÜRKİYE Öğrenci Kulüplerine her etnik kökenden, her din ve mezhepten, her politik-ideolojik düşünceden,

her yaşam tarzından ( başı açık-kapalı, içki içen-içmeyen, . . . ) öğrenciler

üye olabilecekler. Üyeler toplumdaki sağlıksız kamplaşmaların bir parçası olmamak için “UYGAR TÜRKİYE Öğrenci Kulüplerinde Kamp ( ! ) yapacaklar.

“Barış içinde bir arada Yaşama ve Üretme” konusunda tüm topluma örnek olacaklar. Çok değişik çevrelerden gelen öğrenciler bu kulüplerin çatıları altında, karşılıklı saygı ve hoşgörü temelinde, uygarca ilişkiler kurarak birbirlerini tanıyıp anlayacaklar ve Milli Hedefimiz “UYGAR TÜRKİYE” için “İLETİŞİM + UZLAŞMA + İŞBİRLİĞİ ( İUİ )” deneyimlerini paylaşacaklar.

Emperyalist Böl-Yönet tuzaklarına, Kardeş Kavgalarına izin vermeyecekler.

Kulüp üyeleri mezun olduklarında da aynı yapıcı yaklaşımları sürdürerek "Toplumsal Barış ve Kalkınma"ya hep olumlu katkılarda bulunacaklar.

UTÖK’ların yıllık etkinliklerinden iki tanesi gelenekseldir :  Bunlardan  biri

-her üniversitede veya bölgesel olarak düzenlenen- “Toplumsal Kaynaşma Şenliği”dir. Bu şenlikte Türkiye’nin çeşitli yörelerden gelen öğrenciler yöresel değerlerini ( çeşitli anadillerde tiyatro, şiir, söyleşi, konser, dans ve bireysel beceriler, resim, yemek, giysi, el işi gibi … ) sunarak paylaşır ve kaynaşırlar (Bu şenliğin ileride resmi bir “TK Bayramı”na dönüştürülmesini öneriyoruz).

Diğer geleneksel etkinlikler dizisi ise “Uygar Türkiye Konferansları”dır.

UTÖK’lar her yıl, 10 Ana Konunun her birinin -o yıl için güncel olan- bir alt konusunda -o konunun uzmanlarının katıldığı- konferanslar düzenlerler.

Panel düzeninde yapılan konferanslara birden fazla uzman katılır.

Panelistlerden konferans konusunda paylaşacakları bilgilerin yanında, ilgili “Uygulama Projesi Önerileri”ni de sunmaları beklenir.                                                        

UTÖK konferanslarının kayıtları her yıl sonunda kitap olarak basılır.              

Bu üretken süreç, 10 Ana Konuyu sürekli olarak gündemde tuttuğu gibi, bu konularda yeni fikirlerin ve uygulama projelerinin geliştirilmesini de sağlar.  

Böylece, gerçekleşecek yüzlerce uygulama projesi bizi “UYGAR TÜRKİYE” hedefimize adım adım yaklaştırırken, her aşamada daha fazla vatandaşımız yukarıda özetlenen “Türkiyeci” yaklaşımın doğru olduğuna inanacak. Neticede, oluşacak olumlu ivme yeni projelerin geliştirilmesini sürekli olarak tetikleyecek.

(TB < > UT, işte böylesine doğurgan bir “Anaç Proje” etkisi yaratacaktır ... ) 

Dolayısıyla, UTÖK’lar -zaman içinde hepimize heyecan ve gurur verecek olan- bu süreçte örnek çalışmalar yaparken, tüm Türk vatandaşlarını da,

“Sürdürülebilir Birliktelik  >>> Toplumsal Barış ve Kaynaşma”  için

“Barışçıl, Bağımsız, Bilinçli, Birlik ve Beraberlik ( 5B )” içinde, “İletişim+Uzlaşma+İşbirliği  kurarak “Sürdürülebilir Kalkınma Seferberliği”ne yapıcı katkılarda bulunmaya davet ediyorlar.

GERÇEKÇİ, AKILCI ve BİRLEŞTİRİCİ  MESAJLAR :

Unutmayalım ki,  TÜM VATANDAŞLAR, KANUN ÖNÜNDE, EŞİTTİR.

Hatırlayalım ki,    BİRLİKTEN GÜÇ DOĞAR

Anlayalım ki,        BÖLÜNMEMİZ ANCAK DÜŞMANLARIMIZA YARAR

Bilelim ki,              BU EŞSİZ VATAN HEPİMİZİNDİR,

Kavrayalım ki,     TÜRKİYE HEPİMİZE YETER.

YETER Kİ,  EŞİTLİK TALEPLERİMİZ AYRICALIK TALEPLERİNE DÖNÜŞMESİN ! 

SON SÖZ : HEPİMİZ TÜRKİYECİYİZ  DE, KAÇIMIZ ÜZERİNE DÜŞENİ YAPIYOR?...

_____________________________________________________________

NOT : “UTÖK / Tüzük-Gerekçe”sinin tümü  için, Bkz. www.uygarturkiye.org

Milli Hedefimiz, “ UYGAR TÜRKİYE ” ye yaklaşabilmek için üzerinde çalışılacak  “10 ANA KONU” ve Uygar Türkiye Öğrenci Kulüplerine ( UTÖK ) önerilen Güncel ( 2013-2014) Konferans Konusu Seçenekleri ,

__________________________________________________________________________

UTÖK’lar her yıl ( geleneksel ) “Toplumsal Kaynaşma Şenliği” düzenlerler ( çeşitli yörelerden gelen öğrencileri kaynaştıracak etkinliklerle kutlanır ).

Diğer geleneksel etkinlikler dizisi ise “Uygar Türkiye Konferansları”dır.

Aşağıda, 2012-2013 döneminde bu konferanslar için önerilen, güncel konu seçeneklerinden örnekler verilmiştir.

UTÖK’lar her yıl, her bir Ana Konunun –o yıl için güncel olan- bir alt konusunda -o konunun uzmanlarının katıldığı- konferanslar düzenlerler. Panel düzeninde yapılan konferanslara birden fazla uzman katılır.

Panelistlerden konferans konusunda getirecekleri önerilerin yanında, ilgili “Uygulama Projesi Önerileri”ni de sunmaları beklenir. UTÖK konferanslarının kayıtları her yılsonunda kitap olarak basılır.

Bu üretken süreç, 10 Ana Konuyu sürekli olarak gündemde tuttuğu gibi, bu konularda yeni fikirlerin ve uygulama projelerinin geliştirilmesini de sağlayarak “UYGAR TÜRKİYE” hedefimize yaklaşmamıza yardımcı olur.

___________________________________________________

­­­­­­­1 )  DEMOKRATİK

1.     Gezi Parkı, Taksim - İstanbul Eylemleri  ( Demokratik Haklar,  

       Kamu Düzeni, Hukuk Devleti, Kriz Yönetimi açılarından irdeleme )

2.      Çağdaş Demokratik Uygulamalar

Dünyadan Örnekler ve Türkiye İçin Öneriler

3.      Teknolojik Demokrasi

Yeni Teknolojilerin Demokratik Hayata Katkıları

2 )  DİPLOMATİK

1.      “Arap Baharı” ve Türkiye  ( İzlemek yerine Yönlendirmek  )

2.      Türkiye – Türki Cumhuriyetler İlişkileri 

3.      Türkiye – Osmanlı Coğrafyası İlişkileri

Şimdiki Durum, İyileştirme Önerileri

3 )  EKONOMİK

1.      Türk Ekonomisi  > > > 2023

Siyasi Partilerin ve Kurumların Öngörüleri

2.      Türk Ekonomisinde Cari Açık

Geçmiş ve Güncel Durum, Nedenleri ve Çözüm Önerileri

3.      Kadın ve Ekonomi

Kadının Ekonomik Hayata Katkısı İçin Öneriler

4 )  TEKNOLOJİK

1.      Nano Teknoloji ve Uygulamaları

2.      Hidrojen Temelli Teknolojik Uygulamalar

Dünya ve Türkiye’deki durum ve öneriler

3.      Türkiye’nin Stratejik Yer Altı Zenginlikleri

Bor, Toryum, Petrol ve Doğal-gaz Cephelerinde Son Gelişmeler

5 )  HUKUKSAL

1.      Hukuk Devleti

Tanımı, Türkiye’deki Durum ve Geliştirme Önerileri

2.      Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası  ( Dünü, Bugünü ve Geleceği )

3.      Uluslararası Hukuk – Türkiye Hukuku Karşılaştırması

Uluslararası Hukukun Öncelikli Olduğu Durumlar, Öneriler

6 )  SOSYAL

1.      Sosyal Sorumluluk Projeleri

Geliştirme ve Uygulama, Türkiye’den ve Dünyadan Örnekler

2.      Sosyal Devlet

Tanımı, Dünya ve Türkiye’deki Durum ve Geliştirme Önerileri

3.      Sosyal Hizmet / Destek Kurumları

Dünya ve Türkiye’deki Örnekler ve Öneriler

7 )  KÜLTÜREL

1.      Kültür – Gelenek  ( Tanımlar, Çakışan-Ayrışan Öğeler )

2.      Kültür Varlıkları  ( Tanımlar, Dünya ve Türkiye’deki Durum )

3.      Ulusal Kültürden Küresel Kültüre

Dünyadan Örnekler ve Küreselleşebilecek Kültür Öğelerimiz

8 )  YÖNETSEL

1.      Tekil Devletle Uyumlu Yerinden Yönetim

2.      E-Devlet ( Dünya ve Türkiye’deki Durum, Öneriler )

3.      Kriz Yönetimi ( Bireysel, Toplumsal / Özel ve Kamusal kurumlarda )

9 )  YAPISAL   (  Alt Yapı ve Üst Yapı  İyileştirmeleri  )

1.      Sürdürülebilir Kentsel Dönüşüm

Dünyada ve Türkiye’deki Örnekler ve Öneriler

2.      Çevresiyle Uyumlu Yeşil Yapılar ve Alt / Üst Yapılar

Dünyada ve Türkiye’deki Örnekler ve Öneriler

3.      Deniz Taşımacılığı ( Yük ve Yolcu )

Dünyada ve Türkiye’deki Örnekler ve Öneriler

10 )  EĞİTSEL

1.      12 Yıllık Temel Eğitim Seçenekleri

Ana Okul, Mecburi Eğitim, Meslek Lisesine, Üniversiteye Giriş vb.

2.      Milli, Manevi ve Medeni Değerler

Korunması Gereken Değerler ve Onların Eğitimine Dönük Öneriler

 

3.      Teknik Liseler ve Meslek Liseleri  ( Dünya ve Türkiye’deki Durum)

 HEDEF  >>>2023   Projesi                            ( 2009 >>> )

TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB < > UT )                                                     Projesi  çerçevesinde geliştirilmiş bir Uygulama Projesi                                            _________________________________________________________________

A )  KISA TANITIM

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılı Nasıl Kutlanmalı? Bu çok özel yıl dönümüne nasıl hazırlanmalıyız? 100. Yıl dönümünü 10. yıldakini aşan bir heyecanla ve yakışır bir şekilde nasıl kutlamalıyız?  

HEDEF >>> 2023 Projesi işte yukarıdaki sorulara cevaben geliştirilmiştir.        Tüm Türkiye'mizi kapsayacak ve Tüm Dünya'da ilgi ve saygı uyandıracak         çok özel bir Kutlama Projesi. . .

Bu projenin ana hatları aşağıda listelenmiştir ;
>  Tüm vatandaşları heyecanlandıracak ve onların yaratıcı katkılarına açık olacak.
>  Tüm il merkezlerinde ve il sınırlarında özel etkinlikler ve anıtsal eserler

    ( kültürel ve yapısal ) yapılacak.

>  Vatandaşların milli birlik ve vatandaşlık bilincini yükseltecek, ortak hedefleri

    gururla paylaşarak kaynaşmalarını sağlayacak milli bir proje.

>  Türk Milletinin dünyadaki saygınlığını arttıracak evrensel bir proje.
>  Tüm Dünya milletlerinin de yaratıcı katkılarına açık olacak.
>  Çok sayıda yabancı ülkede ve onların katkılarıyla Türkiye’de özel etkinlikler
 ve anıtsal eserler yapılacak.                                                                                     

Not: Anıtsal eserler malzeme, boyut ve görsellik açılarından sıra dışı olacaklar.  Çevre ile uyumluluk, teknolojik alt yapı ve kalıcı yarar sağlama ( tüm dinlerin ortak mabedi, spor, kültür, eğitim, eğlence, dinlence merkezi, …, köprü, tünel, liman, park, …, turizm, ticaret merkezi, …, gibi ) unsurlarına özen gösterilecek.

2023 yılında zirve yapacak ama olumlu etkileri 2023' ü takip eden yıllarda da sürecek olan çok özel, çok yönlü ve tarihi bir proje.
Bu kapsamlı milli projemizin eşgüdümü için "İstanbul 2010 - Dünya Kültür Başkenti" projesinden daha geniş ( yerel ve küresel ) bir organizasyon kurulmalı.

B)  GEREKÇE

1) Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılını doldurması, Türkiye için olduğu gibi, dünya için de çok özel bir “Dönem Dönümü”dür.

Çünkü, bir Cumhuriyetin 100. yılını doldurması dünyada da çok enderdir. Dolayısıyla, bu aşamanın çok sıra dışı etkinliklerle ve bu başarıyı yıllar boyu hatırlatacak kalıcı eserler üreterek kutlanması gerekir.

2) Konu kalıcı eserler olunca, Anadolu ve Trakya’nın şimdiki sakinleri olan biz, Türk Vatandaşları, çok zengin bir tarihi birikimin mirasçılarıyız ; Vatanımızın neresine giderseniz gidin, orada bizlerden önce yaşamış olan “Tarihi Vatandaşlarımız”ın ürettiği ve binlerce yıl ayakta kalabilmiş tarihi eserlerle karşılaşırsınız. Geçmişin kısıtlı olanakları ile üretilmiş olan o eserler bunca yıl dayanabilmişlerse, vatanımızın şimdiki sakinlerinin eserleri de kalıcı olabilmeli. Bugünün uzay teknolojisi ve malzemeleriyle, herhalde en az bin yıl ayakta kalacak anıtsal eserler üretebilmeliyiz. Bu “Dönemin Uygarlığı”nın özelliklerini yansıtacak ve binlerce yıl boyunca takdir edilecek kültürel eserler ( yazılı, görsel ve işitsel eserler ) bırakabilmeliyiz.

3) Şimdi, “Dönemin Uygarlığı = Türkiye Cumhuriyeti Uygarlığı”nın sahipleri olan “Türk Vatandaşları”nın sırası geldi. Zamanında Asur, Pers, Hitit, … , Frigya, Lidya, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı vatandaşlarının yaptıkları gibi, bizler de bu vatanın her köşesine, bu vatana yakışacak, “Çok Asırlık” değil, “Çok Binlik Anıtsal Eserler” ve “Çok Binlik Kültürel Eserler”  kazandırmalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti Uygarlığı bu değerli vatanda 100 yıl yer almış ise, bu gerçek bizlerin bu vatana kazandırdığımız saygın eserlerden belli olmalı.

C) KAPSAM

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını kutluyor olması tüm dünyada ses getirecek. Kutlama için düşünülen çok özel etkinlikler ve eserler için HEDEF >>> 2023 projesinde iki cephe olacak: 

1) TÜRKİYE: Türkiye’nin olanaklarının ( Devlet, Hükümet, Kamusal ve Özel kurumlar, Üniversiteler, STK’lar, Yerel Yönetimler ve bireysel birikim ) yanında, İlgilenecek uluslar arası kurumlar (BM,AB,UNESCO,…) ile dünya devletlerinin ve oralarda yaşayan Türkiye kökenlilerin katılımları ile tüm Türkiye’de üretilecek eserler. Bu çerçevede, Türkiye’nin tüm illerine anıtsal eserler kazandırılacak.   Örnekler: Sultan Ahmet-İstanbul’daki Alman Çeşmesi ve Dikili Taş.

2) DIŞ ÜLKELER: İlgilenecek uluslar arası kurumlar ile dünya devletlerinin ve oralarda yaşayan Türkiye kökenlilerin katılımları ile, o ülkelerde üretilecek eserler. Örnekler: Çeşitli ülkelerdeki Atatürk heykelleri.

Doğal olarak, her iki cephede yapılacak çalışmalar Türk Devletinin düzenli koordinasyonu çerçevesinde yürütülecek. Ancak 100 yılda bir gündeme gelebilecek böylesine önemli ve çok yönlü bir projenin hakkını verebilmemiz için, “İstanbul 2010 Ajansı”ndan daha güçlü bir “HEDEF >>> 2023 ÜST KURULU” kurulmalı. Bu kurul yasaya dayandırılmalı ve gereken her türlü destek sağlanmalı.

Yukarıda bu çok büyük projenin kapsamının ancak ana hatlarını özetlemiş olduk. Bu projede yüzlerce çalışma yapılacaktır. Önerilen önemli bir uygulama da,     yurt çapında tüm komşu iller arasında kurulacak olan “Tanıtım İstasyonları”dır:

Karayollarının il sınırlarını geçtiği yerlerde kurulacak olan bu istasyonlarda her iki il de tanıtılacak. Her iki ilin ürünleriyle tarihi ve kültürel eserleri hakkında bilgiler verilecek. Yurt çapında oluşacak ve Türkiye’yi ağ gibi saracak olan bu istasyonlar Türk vatandaşlarının vatanlarını tanımalarına ve kaynaşmalarına yardımcı olacaklar. Turistlere de tanıtım-yönlendirme merkezleri olarak hizmet verecekler.  

ESER YARATIM  >>> SEÇİM SÜRECİ

Bu projede devreye girecek eserler yarışmalarla seçilecek. Bunun için öncelikle Eser-Yarışma dalları belirlenecek. Bu yarışmalara hem yerli ve hem de yabancı eserler davet edilecek. Yarışmalar 10 yıl boyunca organize edilecek. Bir önceki yılın ilk üç eseri, bir sonraki yılın yeni eserleri ile yarışacaklar. Neticede, 10. Yılın birincisi “Yüz Yılın Eseri” olarak devreye girecek ve/veya uygulamaya konulacak.

PROJE ADIMLARI

HEDEF >>> 2023 projemiz için öngörülen adımlar ;

1 )  Ön Hazırlık  :    1  Yıl

2 )  Yarışmalar   :  8 - 10 Yıl     ( Eserin konusuna ve cinsine göre )                              

3 )  Uygulama    :  2 – 4  Yıl     ( Eserin konusuna ve cinsine göre )                           

Bu çok geniş kapsamlı, çok yönlü ve heyecan verici proje için hemen organize olmalı ve 2023 yılına kadar özenle çalışmalıyız.

SON SÖZ

Evet, “TÜRKİYE CUMHURİYETİ UYGARLIĞI”ndan bahsediyoruz.                 

Böylesine zengin tarihi ve kültürel hazinelerinin mirasçıları olarak  bu vatanda 100 yıl yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları’nın oluşturmuş olmaları beklenen Çağdaş Uygarlık . . .                                                                                                       

Eğer, böyle bir uygarlık varsa ( ki olmalı ), o uygarlığın -100 yıllık bir dönemin sonunda- bu vatana en az bin yıl ayakta kalabilecek ve insanlık tarafından saygı ve takdirle karşılanacak anıtsal ve kültürel eserler kazandırmış olması beklenir.

NE  DERSİNİZ?    YAPABİLİR MİYİZ?

BİZİM HİÇ  ŞÜPHEMİZ  YOK.  YETER Kİ, HEP BERABER “TOPLUMSAL BARIŞ <> UYGAR TÜRKİYE ( TB<> UT )” PROJEMİZE SAHİP ÇIKALIM . . .

 

Saygılarımızla,  UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ ( 2009 >>> )

HEDEF >>> 2023 Projesi Kimin?                      Mart – 2011 _______________________________________________________________                                                                                                                                                              

Sayın İLGİLİLER,  Sizlere, Sosyal Sorumluluk Bilinci ile, 2009’dan bu yana geliştirdiğimiz  TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE (TB <>UT)  projemizin ( Anaç Proje / Bkz. www.uygarturkiye.org )  doğurabileceği binlerce projeden biri olan HEDEF >>> 2023 projemizi kısaca tanıtmak istiyoruz:

Soru : "HEDEF 2023"  Kimin?    Cevap : "HEDEF 2023"  Hepimizin  Olmalı!... 

2009 yılının başında " HEDEF >>> 2023 " adı altında geliştirdiğimiz proje ile Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüne en az 10. yıldaki kadar heyecan ve coşku ile hazırlanmak ve kutlamak hedeflenmiştir. Ulusal ve uluslararası katılımlarla, Türkiye'nin 81 iline anıtsal eserler kazandıracak olan projemizi bugüne kadar yaygın bir şekilde paylaştık.                                                                              

Şimdi, içinde bulunduğumuz bu seçim döneminde ( Mart – 2011 ), "HEDEF 2023" sloganının, önde gelen siyasi partilerimiz tarafından benimsenmiş olması bizleri mutlu etmiştir. Çünkü bu süreçte Türk Milleti’nin önemli bir eksiğinin ("Milli Hedef" eksikliği ) giderilebileceğine inanıyoruz ; "HEDEF >>> 2023" tüm Türk Milleti tarafından paylaşılmalı ve hepimizin "Milli Hedef"i olmalı. Bu “Milli Hedef” hepimizde "Kuva-i Milliye" heyecanına benzer, kaynaştırıcı bir heyecan yaratmalı. Böyle bir “Milli Hedef” herhangi bir kişinin, siyasi partinin, hükumetin,  başka bir kamusal veya özel kurumun/kuruluşun tekelinde olmamalı.                                      

Türkiye’mizi  2023 yılına hazırlamak için yapılacak çalışmalara hükumetin yanında tüm siyasi partilerin, diğer kamusal ve özel kurumların ve vatandaşların da katkılarda bulunmaları gerekir.     

Her kurum ve her vatandaş kendini 2023' e hazırlamalı, hepsi ortak projelere katkı sağlayabilmeli, hepsinin kendine özel HEDEF >>> 2023 projeleri olmalı. Tüm bu projeler merkezi ve bağımsız bir eşgüdüm komitesi tarafından yönlendirilmeli  ( İSTANBUL - 2010 projesindeki gibi ).                        

Cumhuriyetimizin 100. Yıl dönümü Türk Milleti için çok önemli ve tarihi bir fırsattır (Ara Hedef ). Bu fırsatı, “Senin-Benim” çekişmelerine girmeden, hep beraber değerlendirebilmeliyiz.                                                           

Ardından da, yeni “Ara Hedef”lere ( 2033, 2043, gibi ) odaklanmalıyız.

Saygılarımızla,  UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ                               Mart - 2011

TÜRKİYE’nin YENİ ANAYASASI için ÖNERİLER

____________________  ( Nisan - 2012 / 11-12-13 ) ____________________ 

TOPLUMSAL BARIŞ <> UYGAR TÜRKİYE ( TB <> UT ) projemizin SİYASET ÜSTÜ, Demokratik, Özgürlükçü, Eşitlikçi, Yapıcı, Birleştirici, GERÇEKÇİ ve TÜRKİYECİ yaklaşımı çerçevesinde, Anayasa’ya dönük önerilerimiz aşağıda sunulmuştur. 

1 )  YENİ ANAYASA’da AÇIKLANMASI GEREKEN TEMEL KAVRAMLAR :

a)     VATAN: Atalarımızın emaneti, çocuk ve torunlarımızın hakkı olan, geleneksel maddi ve manevi bağlarla bağlı olduğumuz ülke, TÜRKİYE.

b)     VATANDAŞ: Türkiye’de bu ülkenin maddi, manevi, kültürel ve idari yaşam kuralları çerçevesinde yaşayan (burada veya dışarıda doğduğunda veya buraya göç ettikten sonra, Türkiye’de o aşamada geçerli olan vatandaşlık kanununa göre kayıtları yapılmış ) insanlar, TÜRK VATANDAŞLARI’dır ( Bazıları yurt dışında yaşayabilirler).

c)     MİLLET: Türkiye’de ve yurt dışında yaşayan vatandaşların tümü

TÜRK MİLLETİ’ni oluşturur.

d)     DEVLET: Türkiye’yi ve Türk Vatandaşları’nı yöneten siyasi ve bürokratik yapı, TÜRKİYE CUMHURİYETİ.

e)     ANAYASA: İşbu yasa, Türkiye’de yaşayan Türk Milleti’nin Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel özelliklerini tanıtan ve işleyişini yönlendiren ANA YASA’dır.

f)      ANAYASAL “TÜRKİYE - TÜRK” İSİMLERİ ve ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ: Çağdaş dünya terminolojisi ile uyumlu olan ( Almanya-Alman, Fransa-Fransız ve Rusya-Rus gibi ) ve dünyada yüzyıllar boyunca kullanıldıkları için artık iyice oturmuş ( Marka değerleri çok yüksek ) olan bu isimler, vatanımızın ve milletimizin tümünü tanımlarlar. Bunlar hiçbir şekilde ana dil, ırk-etnik köken, din-mezhep gibi -sadece bir grup vatandaşa özel- ( örneğin, Türk kökenlilere özel ) mesajlar vermezler.

Her vatandaş -kökeni ne olursa olsun- eşittir ( Atatürk Miliyetçiliği ) bilincini paylaşan vatandaşlar bu ortak kimliklerine sahip çıkarlar.

Bu isimlerin işbu anayasada kullanım şekilleri Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Büyük Önder ATATÜRK’ün sözleri ile tam uyumludur; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” ,

“Ne Mutlu Türküm Diyene” (“Ne Mutlu etnik kökeni Türk Olana” değil )

NOT :  Eğer “Toplumsal Uzlaşı” için gerekirse, bu bölüme şu açıklama eklenebilir ; “Türk Milleti -etnik kökeni  Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Tatar, Gürcü, Boşnak, Pomak, Arnavut, Rum, Ermeni, Arap, Afgan, Roman,… 

               ( Türkiye’deki tüm etnik gruplar yazılır )  olan- vatandaşlardan oluşur.

g)     VATANDAŞLARIN EŞİTLİĞİ: Anayasamıza göre, tüm Türk Vatandaşları   ( Irk, Din, Dil, Yaş, Cinsiyet, Medeni Durum, Politik Görüş, Toplumsal Konum ve Yöresel Özellikler, Yaşam Tarzı vb. farkları gözetilmeksizin )  kanun önünde eşittir.

h)     TÜRKİYECİLİK: Türk Milleti’nin sahip olduğu ortak değerleri

       (ORTAK vatan, millet, kültür, tarih, gelecek vb. ) ve ortak çıkarları  

       korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen bir düşünce ve eylem akımı,

       bir yaşam tarzı.  “Çağdaş, Gerçekçi ve Birleştirici ” bir kavram. . .

       Bu birleştirici dünya görüşü, ırk-etnik köken, din-mezhep, ana dil,

       gibi temellere oturtulmadığı için, tüm vatandaşları = milleti kucaklar.

       GEREKÇE: Anayasada “Atatürk Milliyetçiliği”ne yer verilirken bu ilkenin

       açıklamasının yapılmamış olması, “Türkiye – Türk” isimlerinin etnik kökenli

       olmadığının ve “Türk Milleti”nin kimlerden oluştuğunun net bir şekilde

       açıklanmamış olması ile “Türkiyecilik” kavramına yer verilmemesi

       şimdiki anayasamızın en can alıcı eksiklik grubunu oluşturuyor. 

Söz konusu eksiklikler yukarıdaki açıklamalarla giderilebilir.

Tüm Türk vatandaşlarını kucaklayan bu temel kavramlar yeni anayasamıza yerleştirilirse, hiçbir vatandaş dışlandığını düşünmez.  İşte o zaman, tüm vatandaşlar -etnik köken, din, mezhep, ana dil farklarına bakılmaksızın- Türk Milleti’nin kanun önünde eşit bireyleri olduklarına ve Türkiye’nin ortak sahipleri olduklarına inanarak huzurlu bir döneme başlayabilirler. Neticede, bizleri huzursuz eden toplumsal gerilim hızla azalır ve hepimiz 

bizleri –“Milli Hedef” olarak önerdiğimiz- “Uygar Türkiye”ye yaklaştıracak projelere odaklanabiliriz.

2 )  RESMİ DİL ve RESMİ EĞİTİM DİLİ  ile  ANADİLDE EĞİTİM ve KONUŞMA

Türkiye’de Resmi Dil –vatandaş çoğunluğunun ana dili olan- Türkçe’dir. Devlet okullarındaki ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel okullardaki  eğitim dili ile resmi daireler ve mahkemelerde geçerli olan dil, Türkçe’dir.

Bunun yanında, tüm vatandaşlar çocuklarına kendi anadillerini öğretmek konusunda özgürdürler. Her vatandaş anadilini Türkiye’nin her yerinde özgürce kullanabilir, özel yazışmalarını kendi anadilinde yapabilir.

 

Resmi devlet kurumlarında ve mahkemelerde ise, konuşma ve yazma dili Resmi Dil olan Türkçe’dir. Devlet bu resmi ortamlarda -gerçekten- Türkçe bilmeyen vatandaşlara tercüman desteği sağlar.

GEREKÇE: Tek Resmi Dil milli işbirliği, kaynaşma ve fırsat eşitliği için gerekir.

Anadiller özel kurslarda, özel okullarda ve seçilmiş yerel yönetimlerin destekleriyle öğretilebilir. Devlet okullarında ise ; Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde ilk okula başlayan öğrenci velilerinin  %50’si  bir Anadil’in belli bir Lehçesinde “Anadilde Eğitim” isterlerse, o zaman devlet o öğrenciler için “Seçimlik Anadilde Eğitim” dersleri açabilir.               

Anadilde Eğitim konusu gerçekçi ve sorumlu bir şekilde değerlendirilmeli: Türkçe eğitim programlarının bile yıllardır oturtulamadığı ve öğretmen eksiklerinin henüz giderilemediği Türkiye’de -en azından başlangıçta- anadilde eğitim derslerinin, ana dili unutturmayacak ve ilerletmeye yardımcı olacak şekilde, güncel konularda okuma, konuşma ve yazma kurgusu ile verilmesi gerekecek. Sosyal, Kültürel ve Teknik konularda çeşitli anadillerde ders geliştirmek ve eğitmen yetiştirmek zaman alacaktır.

3)  TÜRKİYE’nin YÖNETİM SİSTEMİ

Yeni anayasada, hem merkezi ve hem de yerel yönetim sistemlerimizi daha verimli kılacak çağdaş yönetim reformları yapılmalı. Ama;

“Milli Bütünlük” güvencesi olan “Tekil Devlet Sistemi”miz korunmalı.

GEREKÇE : Bu süreçte, merkezi yönetimin sırtındaki gereksiz yükler kaldırılırken, yerel yönetimler de güçlendirilmeli. Yönetim sistemimizi irdelerken gerçekçi olmalı ve kendimizi kandırmamalıyız :

“Bölgesel Özerklik” bizi çok geçmeden Federasyon’a sürükler. Federasyon sistemi de -bölgemizin gerçekleri nedeniyle kaçınılmaz bir şekilde- Türkiye’nin bölünmesine yol açar.

Temelde “Mikro Milliyetçilik” taleplerinin bir ülkeyi nasıl parçaladığını anlayabilmek için, kısa zaman önce eski Yugoslavya’da yaşananları hatırlamak yeterli olacaktır.

Şimdi bir saptama yapalım ; Türkiye’de merkezi bir yönetim sistemi olduğu gibi, tüm illerde ve ilçelerde seçilmiş temsilcilerden oluşan yerel yönetimler de var. Yerel belediye yönetimleri olduğu gibi, yerel belediye meclisleri de var. Bunların yanında,  yerel kalkınmaya yardımcı olmak için 

Türkiye’de 26 adet “Bölgesel Kalkınma Ajansı” da var.

 

Kısacası, şimdiki sistem demokrasiyi vatanımızın her köşesine ulaştırabilecek ve yerel ihtiyaçları karşılayabilecek çağdaş bir sistemdir.

Yeter ki, bu sistem uygulamada iyi çalıştırılsın, şimdi yaşanmakta olan sorunlar çözülsün ve  “Merkezi-Yerel Yönetim Dengesi” iyileştirilsin.

Dolayısıyla, bizce yapılması gereken, tamamen yeni bir sistem kurmak değil, şimdiki çağdaş yönetim sistemini daha iyi çalışır hale getirecek iyileştirmeler yapmaktır.

4 )  CUMHURBAŞKANI’nın GÖREV SÜRESİ ve SEÇİM ESASLARI  ile CUMHURBAŞKANI’nın GÖREV ve YETKİLERİ 

Cumhurbaşkanları 5 yıllık dönemler için seçilirler.

Bir kişi en fazla iki dönem cumhurbaşkanlığı yapabilir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir, yerel seçimlerle beraber yapılır.

Devletin en üst yöneticisi olan Cumhurbaşkanının en temel görevi,

devleti yurt içinde ve yurt dışında saygın bir şekilde temsil etmektir.

GEREKÇE: Yeni anayasada –yurt dışındaki örneklerden de yararlanarak- cumhurbaşkanının temsili konumu güçlendirilmeli ( yurt içinde tarafsız, birleştirici sosyal ve kültürel projelerde, yurt dışında ise devletler arası ilişkileri geliştirecek projelerde liderlik yapmasına ağırlık verilmeli ).

Cumhurbaşkanının parlamenter sistemdeki ve kamu yönetimindeki görev ve yetkileri azaltılmalı ( Örneğin, üniversitelerdeki rektör seçimlerinin sonuçları ile uyumsuz atamalar yapamamalı, seçim sonuçlarını uygulamalı ).

5 )  SEÇİMLERİN KALICI BİR DÜZEN DAHİLİNDE YAPILMASI

Türkiye’deki demokratik seçimler aşağıdaki düzene göre yapılır:

·        Yerel Seçimler:             5 Yılda bir

·        Cumhurbaşkanlığı Seçimi:    5 Yılda bir ( Yerel seçimlerle beraber )

·        Milletvekili Seçimleri:            5 Yılda bir ( Yerel seçimlerden 2,5 yıl  

önce veya 2,5 yıl sonra )

      Seçimler seçim yılın Nisan veya Ekim ayının son Pazar günü yapılır.

      ( Yerel ve CB seçimleri Nisan, MV seçimleri Ekim ayında veya tam tersi )

GEREKÇE: Yılda bir ( geçmişte daha fazla da yapıldı ) seçim yapılması ekonominin ve toplumun dengesini bozduğu gibi, gereksiz yere zaman, emek ve para kaybına da yol açıyor.

     Yukarıda önerilen düzene geçildiğinde, söz konusu kayıplar en aza inecektir.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile parlamento seçimleri arasında iki buçuk yıl olması, yeni bir parlamento seçildiğinde cumhurbaşkanının, yeni bir cumhurbaşkanı seçildiğinde de parlamentonun en az iki buçuk yıllık deneyim sahibi olmalarını sağlayacak. Böylece, devletin üst yönetimi daha sarsıntısız bir şekilde yenilenebilecek. Herhangi bir nedenle Erken veya Geç Seçim gerektiğinde, seçileceklerin görev süreleri -erken/geç seçimin beş yıllık standart seçim döneminin hangi yarısında yapıldığına göre- değişir:

·        İlk Yarısında (ilk iki buçuk yıl içerisinde): Görevliler Kısa Dönem (beş yıldan az) için seçilmiş olurlar. Görev süreleri ilk gelen standart seçim tarihinde biter.

·        İkinci Yarısında ( ikinci iki buçuk yıl içerisinde): Görevliler Uzun Dönem (beş yıldan fazla) için seçilmiş olurlar. Görevleri ilk gelen değil, bir sonraki standart seçim tarihinde biter.   Böylece, standart seçim sisteminin düzeni bozulmamış olur (Yerel veya cumhurbaşkanlığı seçimlerinin erken veya geç yapılması yek diğerinin seçim zamanını değiştirmez). Kısa veya uzun dönemler de -beş yıldan farklı olmalarına karşın- seçilenler için tam bir dönem sayılırlar.

6)  DİYANET’in YAPISI ve DEVLET OKULLARINDA DİN DERSLERİ  

Türk vatandaşlarının en az %X’inin inandığı Din veya Mezhep grupları

( Devletçe Tanınmış Din ve Mezhepler – “DTDM” ) Diyanet İşleri Başkanlığında (DİB ) temsil edilirler. Devlet, DTDM’lere -inananlarının sayılarıyla orantılı olarak- maddi destek sağlar. DTDM’lerin dışında kalan -genel ahlak ve kamu düzenini bozmayan- dinleri de seçmekte özgür olan vatandaşlar ibadetlerini kendi olanakları ile yaparlar.

Devlet okullarında, “Uygulamalı Din Dersi”  Seçimlik, “Din Kültürü ve Ahlak Dersi”  Zorunludur.      

GEREKÇE: Diyanet İşleri Başkanlığı ( DİB ), Türkiye’de din eğitiminin koordinasyonu için gereklidir. Çok sayıda vatandaşımızın inandığı bir din/mezhep devlet tarafından tanınıp desteklenmeyince, o vatandaşlar devletten soğuyabiliyorlar. Bunu önlemek için önerilen  “ X ” yüzdesine konunun uzmanları karar verirler.

Kaç vatandaşın, hangi din/mezhep üyesi olduğu bilgisine yapılacak ilk seçim sırasında vatandaşlara sorarak ulaşılabilir.

 Seçimlik Uygulamalı Din Dersleri  -DİB’de temsil edilen DTTM’lerin yetkilileri tarafından geliştirilirler. Bu derslerin devlet okullarında verilmesi için, öğrenci velilerinin en az % 50’sinin bir Dinin belli bir Mezhebi için istek belirtmesi gerekir ( DİB bir dinin birkaç mezhebine ortak ders geliştirebilir ).

Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Dersi çeşitli din ve mezheplere inanan vatandaşların birbirlerini anlayabilmeleri ve iyi insan olarak yetiştirilebilmeleri için gereklidir.

7)  DEMOKRATİK VATANDAŞLIK ve MİLLİ DEĞERLER DERSLERİ

Demokratik Vatandaşlık ve Milli Değerler dersi Milli Eğitim programında Zorunludur.

GEREKÇE: Vatandaşların sahip oldukları demokratik hakları ve ödevleri bilmeleri, toplum hayatına uyum ve katkı sağlayabilmeleri için gereklidir.

Vatandaşların kaynaşmaları ve “Milli Birlik” duygusunu paylaşarak

“Millet Bilinci”ne erişmeleri için, sahip olduğumuz milli değerlerin ( tarihi, kültürel, çevresel ) ve gurur verici milli gelecek projelerinin yeni kuşaklara öğretilmesi ve onları koruma sorumluluğunun geliştirilmesi gerekir.

TB<>UT projesi -Toplumsal Barış Bildirgesi-Madde-1 ;

“Biz, etnik değil, ortak değerlerimiz çerçevesinde, Türkiyeciğiz” ilkesi kapsamında önerilen bu dersler bugün -milli değerlerimizi paylaşamadığımız için- yaşadığımız toplumsal sorunları azaltacaklardır.

8 )  KADINLARIN TOPLUMDAKİ ve GENÇLERİN TBMM’deki YERLERİ

       Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükumeti, Kadınların toplumda, Gençlerin

       de Parlamentoda olmaları gereken konuma gelmelerine yardım ederler.   

GEREKÇE : Uygar bir toplumun yaşam ve çalışma hayatında kadınların erkeklerle eşit olmaları beklenir. Gençlerin de TBMM’de temsil edilmeleri gerekir. Dolayısıyla, bu aşamada, kamu ve özel kurumlarla siyasi partilerde  %30’luk bir “Kadın Kotası” ile, TBMM’de de  %30’luk bir “Genç Kotası” ( 30 yaşına kadar olan gençler için ) ile yola çıkılabilir.

 

9 )  ÇEVREYE ( Tarihi, Kültürel ve Doğal ) DUYARLILIK

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükumetleri, Çevreyi Korurlar. 

       GEREKÇE: Uygar bir millette olması gereken bir bilinç.

10 )  SİYASİ PARTİLER KANUNU, MİLLET VEKİLLERİNİN DOKUNULMAZLIKLARI,

      SEÇİM BARAJI ve 100 ADET “TÜRKİYE MİLLETVEKİLİ”

       > Türkiye Cumhuriyeti’nde parlamenter sistem’in “Tam Demokratik”

          olması esastır. Tüm yetkililer bu temel ilkeyi sağlamakla yükümlüdürler.

       > Tüm vatandaşlar ( Milletvekilleri dahil ) kanun önünde eşittir.

       > Türkiye’nin Parlamenter Sistemi’nde Seçim Barajı yoktur.

       > TBMM’ye “Uzman Birikimi” sağlayan 100 adet “Türkiye Milletvekili”

           siyasi  partilerin aldıkları oyların oranlarına göre seçilirler.

       GEREKÇE : Hedeflenen Tam Demokratik Parlamenter sisteme ulaşabilmek

       için öncelikle Siyasi Partiler Kanunu güncellenmeli. Siyasi partilerdeki lider

       ağırlıklı seçim ve yönetim sistemleri değiştirilmeli. Örneğin, adaylar her ilde

       yapılacak “Ön Seçim”lere göre belirlenmeli.

       Millet Vekillerinin dokunulmazlıkları uzun zamandır kamu vicdanını rahatsız

       ediyor. Dolayısıyla ya kaldırılmalı ya da çok kısıtlanmalı.

       Şimdiki %10 Seçim Barajı hem antidemokratiktir hem de bağımsız seçilen

       milletvekillerinin seçimden sonra bir araya gelerek mecliste grup kurmaları

       ile havada kalmaktadır. Dolayısıyla, bu Seçim Barajı da ya kaldırılmalı ya da 

       %5 gibi daha makul bir seviyeye çekilmeli. En az 20 Milletvekilinin bir araya

       gelmesini gerektiren, “Grup Kurma” şartı devam ettirilebilir.

       Değerli deneyim ve bilgi birikimine sahip olan uzmanların önemli bir kısmı

       -siyasi partilerdeki “Deneyimli Politikacılar” arasından sıyrılarak- aday olma

       şansını bulamıyorlar. “Türkiye Milletvekili” kotası söz konusu uzmanları

       TBMM’ye kazandırmanın yolunu açmış olacak ( Böyle bir düzenleme daha   

       önce de gündeme gelmişti ama gerçekleşmemişti. Bu defa yapılacak   

       Yeni Anayasa “Türkiye Milletvekilleri”ne yer açacak şekilde kurgulanmalı.

NOT:  Yeni Anayasa için sunduğumuz önerilerimizi yukarıdaki 10 Maddede özetleyerek açıklamaya çalıştık. Anayasa metinlerinde olması gereken ifadelerin ( terminolojinin ) seçimi anayasa uzmanlarına bırakılmıştır.

Böylece derlediğimiz önerilemizi ilgili vatandaşlarımızın ve özellikle ele alınan konuların uzmanlarının değerlendirmelerine sunuyoruz.  

En iyi Anayasaya tüm ilgililerin ön yargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kurmaları ile ulaşabiliriz. Bu bilinç ile biz de ilgililerden gelecek geri bildirimleri açık fikirle değerlendirerek önerilerimizi olgunlaştırmaya hazırız.

Saygılarımızla,  UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ  ( Nisan - 2012 / 11-12-13 )

“YENİ ANAYASA’nın ÇERÇEVESİ” Toplantısında

Prof. Dr. Haluk ÇEÇEN’in Yaptığı Konuşmalardan ve

Aldığı Notlardan Alıntılar  (Abant Platformu / 9-11 Mart 2012) _____________________________________________________

Prof. Dr. Haluk ÇEÇEN bu toplantıya, Toplumsal Barış<>Uygar Türkiye

( TB<>UT ) Projemizin Strateji Belgesi’nin ( !!! Barış için Yarış >>> ) başında yer alan “Kısa Tanıtım” da vurgulanan “Siyasi Partilerden, İdeolojik, Etnik ve Dini Gruplardan BAĞIMSIZ, ama tüm bu gruplarla, Kamusal ve Özel Kurumlarla ve STK' larla işbirliğine açık, . . . “  ilkesi çerçevesinde katılmıştır.

Aynı ilke çerçevesinde, daha önce -hiç ayırım gözetmeden- TBMM’de grubu olan tüm siyasi partilerin üst yöneticilerine, Devlet ve Hükumet, Kamusal ve Özel Kurumların ve STK’ların yetkilileri ile Türkiye’nin her yöresindeki düşünce önderlerine şahsen ve diğer kanallardan bilgiler verildi. Bundan sonra da aynı “SİYASET ÜSTÜ” yaklaşım ile, TB<>UT projemizi tüm ilgili kişilere ve kurumlara tanıtmaya ve onlarla -hedeflerimizi çakıştırabildikçe- işbirliği yapmaya devam edeceğiz.  Türkiye’nin her köşesine gideceğiz.

Not: TB<>UT projemizde, tüm vatandaşlarımızın iyiliğine olan -Demokratik, Eşitlikçi, Yapıcı, Birleştirici ve Gerçekçi- mesajlar verdiğimiz için, projemizi tanıtabildiğimiz kişiler ve kurumlarla işbirliği yapmamız çok kolay oluyor. ______________________________________________________________

ÇAĞDAŞ VATANDAŞLIK TANIMI ve İLGİLİ İSİMLER: Yeni Anayasamız Eşitlikçi ve Birleştirici olmalı. Bunun için, Toplumsal Barış < > Uygar Türkiye      

( TB<>UT ) projemizin Strateji Belgesinde yer alan önerilerimizi sizlerle de paylaşmak istiyorum : . . .    ( Bkz. TB<>UT Bildirgesi Madde-1,2,3 ve 6,7 )

ANADİLDE  KONUŞMA ve EĞİTİM ile RESMİ EĞİTİM DİLİ : Yeni Anayasamız Özgürlükçü, Eşitlikçi ve Birleştirici olmalı diyoruz. Anadilde eğitim konusunda da Eşitlik sağlanabilmeli. Geliştireceğimiz çözümler tek bir etnik gruba özel olmamalı, tüm etnik gruplara aynı haklar verilmeli. . .

Anadilde Eğitim ve Konuşmaile Resmi  Eğitim Dili=Türkçe konuları ayrı ayrı ele alınmalı ( Bkz. Yeni Anayasa için Önerilerimiz ). Kendi anadillerimizi korumaya çalışırken, bizleri anlaştıran, kaynaştıran ve fırsat eşitliğini sağlayan (“Azami Müşterekler Hazinemiz”in en önemli unsuru olan ) Resmi Dil’imiz, Türkçe’yi de koruyup kollamaya özen göstermeliyiz.

ÇAĞDAŞ TÜRKİYE’de EŞİTLİK olmalı, AYRIMCILIK veya AYRICALIK olmamalı. ORTAK HEDEF;  TOPLUMSAL BARIŞ<>UYGAR TÜRKİYE (TB<>UT) olmalı :

. . . Bazı Kürt Kökenli Vatandaşların kullandığı “Biz Kürtler-Siz Türkler” gibi söylemler ayrımcı ve zararlıdır; Bu ifadeleri kullananlar kendi kendilerini toplumdan dışlamış ve onlarca değişik etnik kökenden gelen Türk Milletinin

-kendileri dışında kalan- çok büyük bir bölümünü karşılarına almış oluyorlar.

. . . “Kürt Sorunu” ifadesi de -bizce- yanlıştır. Aslında bu tüm vatandaşların “Milli Sorun”udur.  Bu -temelinde “Vatandaşlık Tanımının ve Haklarının” yattığı- “Toplumsal Barış Sorunu”dur. Hepimiz bunu “Sorun” yerine “Hedef” olarak görmeli ve “Barış” için katkılarda bulunmalıyız  ( Bkz. TB<>UT projesi ).

. . . TB<>UT projemizi tanıttığımız Kürt kökenli vatandaşlarımız da bu barışçı yaklaşımı destekliyorlar ( henüz bir “Sıra Gecesi”ne davet edilmedim ama… )

Biz, geçmişte yapılan hatalara tepki duyarak dağa çıkmış olan vatandaşlarımızı da kazanmak isteriz. Devletimiz onların bir kısmını affedebilir, bir kısmı sosyal sorumluluk ve alt yapı projelerinde mecburi hizmet yaptırılarak kazanılabilir. Bir kısmına da başka cezalar verilebilir. Örneğin, bugün dağda yönetici konumunda olanlardan da -eğer akmakta olan kanı durdurmayı samimi olarak istiyorlarsa- Toplumsal Barış’a katkıda bulunmak için “Kamu Vicdanı’nın Kabul Edebileceği Cezalar”ını çekmek üzere silah bırakmaları beklenir

. . . Kan Davası girdabından kurtulmalıyız. Eğer, barış sağlanacak ve artık kan akmayacaksa, hepimiz  her türlü özveride bulunmaya hazır olmalıyız. Barış ancak -devlet ve hükümetin yanında- tüm tarafların katkılarıyla sağlanabilir.

. . . Güneydoğu Anadolu’daki “Sosyal Afet Bölgesi”ndeki yara sarma çabaları sırasında kantarın topuzuna sahip çıkmak gerekir; Yara saralım derken bir etnik gruba veya bölgeye kalıcı ayrıcalıklar vermek hatasına düşülmemeli.

. . . Bu toplantıda, Kürt kökenli vatandaşlarımızın önderlerinden biri dedi ki ; “Kürtlerin o bölgedeki konumları ve egemenlikleri tanınmazsa, şimdiki duygusal kopuş, giderek fiziksel kopuşa dönüşür”.  Bence bu gibi söylemler yanlış anlamalara, tepkilere neden olurlar ve aşağıdaki soruları doğururlar:

“Acaba, Kürt kökenli vatandaşlarımız kendilerine ayrıcalıklar mı istiyorlar? ”,

“Her açıdan eşit vatandaşlar olmak Kürt kökenli vatandaşlarımıza yetmiyor mu ? ” Asıl duygusal kopuşa bu gibi soruları takip edecek şüpheler yol açar.

Burada üç gündür “Vatandaşların eşitliğini nasıl sağlarız?,  Toplumsal Barış ortamını nasıl oluşturabiliriz ?” sorularına cevaplar bulmaya çalışırken -şimdi ve bundan sonra-  böyle sağlıksız ve yıkıcı şüphelere hiçbirimizin ihtiyacı yok.

“Tam Eşitlik” hepimize yetmeli, hiçbirimiz “Ayrıcalık” peşinde koşmamalıyız.  

TB<>UT  Projesine  KURUMSAL DESTEK Çağrısı                         

Cumhurbaşkanlığının, Başbakanlığın, İlgili Bakanlıkların, TBMM’nin, Siyasi Partilerin, YÖK’ün, Üniversitelerin, Yargının, Silahlı Kuvvetlerin, MİT’in, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Belediyelerin, TOBB’un, STK’ların, tüm Kamusal ve Özel Kurumların Sayın Yöneticilerinin Dikkatlerine . . .

TOPLUMSAL BARIŞ<>UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT ) projemizi paylaştığımız kurumların yöneticileri genelde aşağıdaki değerlendirmeleri yapıyorlar ;

> Proje çok olumlu ve yapıcı. Bizim de duygu ve düşüncelerimizi yansıtıyor.  

> Ama, Türkiye'nin geldiği bu aşamada -yaşanmakta olan acı olaylara karşın-  

   kimsenin sesi çıkmıyor. Herkes umutsuz bir karamsarlık içinde, seyrediyor …

> Bu durumda, bu proje çerçevesinde neleri, nasıl yapabiliriz ? 

> TB<>UT Projesinin yapısı nasıldır ?  Bu bir Dernek midir ? Platform mudur ?  

> Bu Oluşumda / Harekette / Akımda kimler var ? 

Bizler de kendilerini aşağıdaki açıklamalarla bilgilendiriyoruz :

TB<>UT projesi, “TÜRKİYECİLİK” ( ORTAK vatanımızı, milletimizi, değerlerimizi, çıkarlarımızı ve geleceğimizi koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzı. Bir şemsiye kavram ; Vatanseverlik + ırkçı olmayan Milliyetçilik ).   çerçevesinde geliştirilmiş bir Sivil Toplum ve Sosyal Sorumluluk projesidir.

Bu proje, emperyalist “Böl-Yönet” saldırılarına engel olmak için -vatandaşları   bilinçlendirip ortak hedeflere dönük gönül ve eylem birlikteliklerini sağlamak üzere- geliştirilmiş bir dizi akılcı, gerçekçi, yapıcı ve birleştirici yaklaşım içerir.

Türkiye’de yaşanmakta olan tüm acı gelişmelere karşın yılmamamız gerekir. Dolayısıyla biz, Güneydoğu Anadolu’daki “Kardeş Kavgası”nı sonlandırarak “TOPLUMSAL BARIŞ”ı sağlamak ve “Milli Hedef” olarak önerdiğimiz “UYGAR TÜRKİYE” hedefimize (Yaşam koşulları çağdaş standartları yakalamış bir ülke) yaklaşabilmek için çalışıyoruz. Tüm vatandaşlarımızı bu konularda bilgilendirip bilinçlendirerek yurt çapında bir “Toplumsal Bilinçlenme ve Kalkınma Seferberliği”ni tetiklemek istiyoruz.

Not: Mahatma Gandi’nin halk hareketinin İngiliz İmparatorluğuna karşı koyabilmesi ve 18. Yüzyılda Fin halkının gerçekleştirdiği kalkınma hamlesi,  bilinçlenmiş bir halkın -barışçı yollardan- neler başarabileceğinin en güzel örneklerindendir. Bir kaç tane inançlı ve kararlı liderin Finlandiya’yı misyonerler gibi adım adım dolaşarak halkı bilinçlendirmeleri sayesinde –çok zor iklim şartlarına ve Türkiye’ ye göre çok kısıtlı olanaklara karşın- o zamanın cahil ve yoksul Fin halkı bugünün modern Finlandiya’sının temellerini atmayı başarabilmiştir ( Bkz. Beyaz Zambaklar Ülkesinde,  Gregory S. Petrov ).

TB<> UT projesi toplumun her kesiminden gelen Uygar Türkiye Gönüllülerinin ( yöneticiler, akademisyenler, yazarlar, sanatçılar, bürokratlar, siyasetçiler, iş adamları, toplum önderleri, öğrenciler, ... ) katkıları ile olgunlaşıyor.

Katkı yapanlar şimdilik isimlerinin duyulmasını istemiyorlar.

Bizim istediğimiz -tüm vatandaşların katkılarına açtığımız- bu projeyi Anonim kılmak ve tüm vatandaşlara mal etmektir.

Dolayısıyla, bu aşamada sadece, TB<>UT projemizi başlatan ve yürütücü olan, Prof. Dr. Haluk ÇEÇEN’in ismini kamuoyu ile paylaşıyoruz.

TB<>UT projemiz konusunda gençleri eğitmek ve onların katkılarını da sağlamak için yurt çapında tüm üniversitelerde UYGAR TÜRKİYE Öğrenci Kulüpleri ( UTÖK ) kuruyoruz. 

Böylece, her düşünceden ve her yaşam tarzından öğrenciler bir çatı altında buluşarak, oradaki İletişim+Uzlaşma+İşbirliği ortamını değerlendirebilecekler.

Bu UTÖK'lar da yapacakları etkinlikler ve geliştirecekleri projeler ile TB<>UT projemizin vatandaşlara mal edilmesine önemli katkılarda bulunacaklar. 

Biz bu proje çerçevesinde bir kurumsal yapı oluşturmadık.

Bir dernek, platform, parti vb. kurmadık.

Kurumsal bir yapıyı özellikle istemiyoruz. Çünkü, öyle bir yapılanmaya girersek, zaten kamplaşmış olan toplumumuzda, diğer kurumlar için "Öteki" oluruz ve onlarla İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kuramayız. 

Biz kurumsal yapıya gerek de duymuyoruz.

Bizim için önemli olan “Gönül Birlikteliği"dir.

TB<>UT projesinin yaklaşımını ve hedeflerini benimseyen vatandaşlarımızın tümü bizim doğal üyelerimizdir ( "Türkiyeciler”, “Uygar Türkiye Gönüllüleri” ).

Evet, kurumsal bir yapıya gerek duymuyoruz, ama TB<>UT projesinin yurt çapında yayılarak vatandaşların bilinçlenmelerine katkıda bulunabilmesi için, yurt çapında örgütlü kamusal ve özel kurumların güçlü destekleri gerekiyor.

Bu sosyal sorumluluk projemizi tam tarafsız, siyasi partilerden bağımsız bir yaklaşım ile geliştirdiğimiz için tüm siyasi partilerle paylaşabiliyoruz. Resmi kurumların, her kesiminden STK’ların ve diğer özel kurumların desteklerini almakta sıkıntı çekmiyoruz ( www.uygarturkiye.org sitemizdeki TV Söyleşileri )

Ama bizlerin kendi aramızda konuşmamız ve hem fikir olmamız yeterli değil. 

Asıl yapmamız gereken tüm vatandaşları bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir.

Onun için de TB<>UT projemizi yurdumuzun her köşesine ulaştırabilmeliyiz.

Biz ( Uygar Türkiye Gönüllüleri ) bu projeyi kendi kısıtlı zamanımız ve olanaklarımızla getirebileceğimiz bir eşiğin önüne getirdik. 

Bu aşamada, artık güçlü kamusal ve özel kurumların destekleri ile tüm Türkiye’de etkin olabilecek tanıtım projelerinin hayata geçirilmesi gerekiyor…

Biz her açıdan bağımsız ve  tarafsız olduğumuz için,

Her vatandaşı eşit şekilde kucaklayan bir yaklaşım içinde olduğumuz için,

Tüm vatandaşların faydasına olacak projeler / öneriler sunduğumuz için,

Her kişi veya kurum (kamusal / özel), TB<>UT projemizi, hiç çekinmeden destekleyebilir. Sorulduğunda da,

"Türkiye'nin geldiği bu aşamada, bu siyasi partilerden ve diğer gruplardan bağımsız, samimi Sosyal Sorumluluk projesinin önerdiği yaklaşımların ve verdiği Akılcı, Gerçekçi, Yapıcı, Birleştirici mesajların tüm vatandaşlarca paylaşılmasının faydalı olacağını düşünerek destek verdik" diyebilirler.

Projemize verilen destek süreçlerinde, parasal konular bizim dışımızda,

destek verenlerle ürün ve/veya servis sağlayıcılar arasında halledilir ;

İsteyenler TB<>UT kitabımızı -bizden izin almadan- çoğalttırıp dağıttırabilirler.

TB<>UT projemizle ilgili tanıtım ürünleri ( logolu t-shirt, şapka, defter, kalem, ajanda, vb. ) ürettirip dağıttırabilirler.

Basılı ve/veya görsel medyada ilan verebilirler, program oluşturabilirler.

Sosyal Medyada (facebook, twitter, myspace, linked vb.) tanıtım yapabilirler.

Geniş katılımlı toplantılar organize edip konuşmacı olarak bizlerden ( Uygar Türkiye Gönüllüleri ) birine TB<>UT projemizi tanıtacak sunum yaptırtabilirler.

(bizler Türkiye’nin her tarafına gitmeye hazırız).

Hepimizin projesi ( anonim ) olması hedeflenen TB<>UT’ye açık veya kapalı destek verilebilir. İstenmezse, destekleyen kurumun ismi geçmeyebilir. Bizim haberimiz olmadan, projemizi tanıtan yaklaşımlar, etkinlikler düzenlenebilir.

Tüm proje dokümanları ( bütünüyle veya seçme bölümleri ) izin almadan kullanılabilir. Internet adresimiz ( www.uygarturkiye.org ) duyurulabilir veya

bu kitabın, projemizin kısa tanıtımının ve/veya strateji belgesinin elektronik kopyaları (tümü web sitemizden alınabilir) E-Posta bankalarına gönderilebilir.

Projemizi açıkça desteklemek isteyenler proje dökümanlarına kendi isimlerini yazarak çoğaltıp dağıtabilirler. Örneğin, TB<>UT kitabımızın sırtına,

“Bu kitap  . . .  tarafından  . . .  adet bastırılıp dağıtılmıştır” yazdırabilirler.

NOT :

TB<>UT projemizi tanıtmak ve paylaşmak için geliştirilebilecek yaklaşımların, etkinliklerin ve dokümanların tümünde orijinal proje dokümanlarına sadık kalınması ve o dokümanların kaynaklarına referans verilmesi şarttır.

Bu çerçevede yapılacak çalışmaların tümünün yürürlükteki kanunlar ve yönetmeliklerle uyumlu ve sorumlu bir şekilde yapılması gerekir.

Aksi takdirde, projemizi anonim kılabilmek ve tüm vatandaşlarımıza mal edebilmek için, yukarıda verdiğimiz izinler geçerliliğini yitirir.   

Saygılarımızla,  UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ                               ( 12-12-12 )

TB<>UT  Projesine  KURUMSAL DESTEK Çağrısı

Cumhurbaşkanlığının, Başbakanlığın, İlgili Bakanlıkların, TBMM’nin, Siyasi Partilerin, YÖK’ün, Üniversitelerin, Yargının, Silahlı Kuvvetlerin, MİT’in, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Belediyelerin, TOBB’un, STK’ların, tüm Kamusal ve Özel Kurumların Sayın Yöneticilerinin Dikkatlerine . . .

TOPLUMSAL BARIŞ<>UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT ) projemizi paylaştığımız kurumların yöneticileri genelde aşağıdaki değerlendirmeleri yapıyorlar;

> Proje çok olumlu ve yapıcı. Bizim de duygu ve düşüncelerimizi yansıtıyor.  

> Ama, Türkiye'nin geldiği bu aşamada -yaşanmakta olan acı olaylara karşın-  

   kimsenin sesi çıkmıyor. Herkes umutsuz bir karamsarlık içinde, seyrediyor …

> Bu durumda, bu proje çerçevesinde neleri, nasıl yapabiliriz? 

> TB<>UT Projesinin yapısı nasıldır?  Bu bir Dernek midir? Platform mudur ?  

> Bu Oluşumda / Harekette / Akımda kimler var? 

Bizler de kendilerini aşağıdaki açıklamalarla bilgilendiriyoruz :

TB<>UT projesi, “TÜRKİYECİLİK” ( ORTAK vatanımızı, milletimizi, değerlerimizi, çıkarlarımızı ve geleceğimizi koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzı. Bir şemsiye kavram ; Vatanseverlik + ırkçı olmayan Milliyetçilik ).   çerçevesinde geliştirilmiş bir Sivil Toplum ve Sosyal Sorumluluk projesidir.

Bu proje, emperyalist “Böl-Yönet” saldırılarına engel olmak için -vatandaşları   bilinçlendirip ortak hedeflere dönük gönül ve eylem birlikteliklerini sağlamak üzere- geliştirilmiş bir dizi akılcı, gerçekçi, yapıcı ve birleştirici yaklaşım içerir.

Türkiye’de yaşanmakta olan tüm acı gelişmelere karşın yılmamamız gerekir. Dolayısıyla biz, Güneydoğu Anadolu’daki “Kardeş Kavgası”nı sonlandırarak “TOPLUMSAL BARIŞ”ı sağlamak ve “Milli Hedef” olarak önerdiğimiz “UYGAR TÜRKİYE” hedefimize (Yaşam koşulları çağdaş standartları yakalamış bir ülke) yaklaşabilmek için çalışıyoruz. Tüm vatandaşlarımızı bu konularda bilgilendirip bilinçlendirerek yurt çapında bir “Toplumsal Bilinçlenme ve Kalkınma Seferberliği”ni tetiklemek istiyoruz.

Not: Mahatma Gandi’nin halk hareketinin İngiliz İmparatorluğuna karşı koyabilmesi ve 18. Yüzyılda Fin halkının gerçekleştirdiği kalkınma hamlesi,  bilinçlenmiş bir halkın -barışçı yollardan- neler başarabileceğinin en güzel örneklerindendir. Bir kaç tane inançlı ve kararlı liderin Finlandiya’yı misyonerler gibi adım adım dolaşarak halkı bilinçlendirmeleri sayesinde –çok zor iklim şartlarına ve Türkiye’ ye göre çok kısıtlı olanaklara karşın- o zamanın cahil ve yoksul Fin halkı bugünün modern Finlandiya’sının temellerini atmayı başarabilmiştir ( Bkz. Beyaz Zambaklar Ülkesinde,  Gregory S. Petrov ).

TB<> UT projesi toplumun her kesiminden gelen Uygar Türkiye Gönüllülerinin (yöneticiler, akademisyenler, yazarlar, sanatçılar, bürokratlar, siyasetçiler, iş adamları, toplum önderleri, öğrenciler, ...) katkıları ile olgunlaşıyor.

Katkı yapanlar şimdilik isimlerinin duyulmasını istemiyorlar.

Bizim istediğimiz -tüm vatandaşların katkılarına açtığımız- bu projeyi Anonim kılmak ve tüm vatandaşlara mal etmektir.

Dolayısıyla, bu aşamada sadece, TB<>UT projemizi başlatan ve yürütücü olan, Prof.Dr. Haluk ÇEÇEN’in ismini kamuoyu ile paylaşıyoruz.

TB<>UT projemiz konusunda gençleri eğitmek ve onların katkılarını da sağlamak için yurt çapında tüm üniversitelerde UYGAR TÜRKİYE Öğrenci Kulüpleri ( UTÖK ) kuruyoruz. 

Böylece, her düşünceden ve her yaşam tarzından öğrenciler bir çatı altında buluşarak, oradaki İletişim+Uzlaşma+İşbirliği ortamını değerlendirebilecekler.

Bu UTÖK'lar da yapacakları etkinlikler ve geliştirecekleri projeler ile TB<>UT projemizin vatandaşlara mal edilmesine önemli katkılarda bulunacaklar. 

Biz bu proje çerçevesinde bir kurumsal yapı oluşturmadık.

Bir dernek, platform, parti vb. kurmadık.

Kurumsal bir yapıyı özellikle istemiyoruz. Çünkü, öyle bir yapılanmaya girersek, zaten kamplaşmış olan toplumumuzda, diğer kurumlar için "Öteki" oluruz ve onlarla İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kuramayız. 

Biz kurumsal yapıya gerek de duymuyoruz.

Bizim için önemli olan “Gönül Birlikteliği"dir.

TB<>UT projesinin yaklaşımını ve hedeflerini benimseyen vatandaşlarımızın tümü bizim doğal üyelerimizdir ( "Türkiyeciler”, “Uygar Türkiye Gönüllüleri” ).

Evet, kurumsal bir yapıya gerek duymuyoruz, ama TB<>UT projesinin yurt çapında yayılarak vatandaşların bilinçlenmelerine katkıda bulunabilmesi için, yurt çapında örgütlü kamusal ve özel kurumların güçlü destekleri gerekiyor.

Bu sosyal sorumluluk projemizi tam tarafsız, siyasi partilerden bağımsız bir yaklaşım ile geliştirdiğimiz için tüm siyasi partilerle paylaşabiliyoruz. Resmi kurumların, her kesiminden STK’ların ve diğer özel kurumların desteklerini almakta sıkıntı çekmiyoruz ( www.uygarturkiye.org sitemizdeki TV Söyleşileri):


Ama, bizlerin kendi aramızda konuşmamız ve hem fikir olmamız yeterli değil. 

Asıl yapmamız gereken tüm vatandaşları bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir.

Onun için de TB<>UT projemizi yurdumuzun her köşesine ulaştırabilmeliyiz.

Biz ( Uygar Türkiye Gönüllüleri ) bu projeyi kendi kısıtlı zamanımız ve olanaklarımızla getirebileceğimiz bir eşiğin önüne getirdik. 

Bu aşamada, artık güçlü kamusal ve özel kurumların destekleri ile tüm Türkiye’de etkin olabilecek tanıtım projelerinin hayata geçirilmesi gerekiyor…

Biz her açıdan bağımsız ve  tarafsız olduğumuz için,

Her vatandaşı eşit şekilde kucaklayan bir yaklaşım içinde olduğumuz için,

Tüm vatandaşların faydasına olacak projeler / öneriler sunduğumuz için,

Her kişi veya kurum (kamusal / özel), TB<>UT projemizi, hiç çekinmeden destekleyebilir. Sorulduğunda da,

" Türkiye'nin geldiği bu aşamada, bu siyasi partilerden ve diğer gruplardan bağımsız, samimi Sosyal Sorumluluk projesinin önerdiği yaklaşımların ve verdiği Akılcı, Gerçekçi, Yapıcı, Birleştirici mesajların tüm vatandaşlarca paylaşılmasının faydalı olacağını düşünerek destek verdik" diyebilirler.

Projemize verilen destek süreçlerinde, parasal konular bizim dışımızda,

destek verenlerle ürün ve/veya servis sağlayıcılar arasında halledilir ;

İsteyenler TB<>UT kitabımızı -bizden izin almadan- çoğalttırıp dağıttırabilirler.

TB<>UT projemizle ilgili tanıtım ürünleri ( logolu t-shirt, şapka, defter, kalem, ajanda, vb. ) ürettirip dağıttırabilirler.

Basılı ve/veya görsel medyada ilan verebilirler, program oluşturabilirler.

Sosyal Medyada ( facebook, twitter, myspace, linked vb ) tanıtım yapabilirler.

Geniş katılımlı toplantılar organize edip konuşmacı olarak bizlerden ( Uygar Türkiye Gönüllüleri ) birine TB<>UT projemizi tanıtacak sunum yaptırtabilirler

( bizler Türkiye’nin her tarafına gitmeye hazırız ).

Hepimizin projesi ( anonim ) olması hedeflenen TB<>UT’ye açık veya kapalı destek verilebilir. İstenmezse, destekleyen kurumun ismi geçmeyebilir. Bizim haberimiz olmadan, projemizi tanıtan yaklaşımlar, etkinlikler düzenlenebilir.

Tüm proje dokümanları ( bütünüyle veya seçme bölümleri ) izin almadan kullanılabilir. Internet adresimiz ( www.uygarturkiye.org ) duyurulabilir veya

bu kitabın, projemizin kısa tanıtımının ve/veya strateji belgesinin elektronik kopyaları (tümü web sitemizden alınabilir) E-Posta bankalarına gönderilebilir.

Projemizi açıkça desteklemek isteyenler proje dokümanlarına kendi isimlerini yazarak çoğaltıp dağıtabilirler. Örneğin, TB<>UT kitabımızın sırtına,

“Bu kitap  . . .  tarafından  . . .  adet bastırılıp dağıtılmıştır” yazdırabilirler.

NOT :

TB<>UT projemizi tanıtmak ve paylaşmak için geliştirilebilecek yaklaşımların, etkinliklerin ve dokümanların tümünde orijinal proje dokümanlarına sadık kalınması ve o dokümanların kaynaklarına referans verilmesi şarttır.

Bu çerçevede yapılacak çalışmaların tümünün yürürlükteki kanunlar ve yönetmeliklerle uyumlu ve sorumlu bir şekilde yapılması gerekir.

Aksi takdirde, projemizi anonim kılabilmek ve tüm vatandaşlarımıza mal edebilmek için, yukarıda verdiğimiz izinler geçerliliğini yitirir.   

Saygılarımızla,  UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ                               ( 12-12-12 )

GEZİ PARKI ( Haz-13 ) ve MİLLİ UZLAŞI ( Nis-13 ) ÇAĞRILARI ile PARLAMENTER UZLAŞI BİLDİRGESİ ( >>> 19 Mayıs 2013  )

Prof. Dr. Haluk ÇEÇEN        23 Nisan - 2 Haziran 2013

______________________________________________________

 

1 )  GEZİ PARKI ÇAĞRISI  ( 2 Haziran 2013 )

NOT: TB<>UT projemiz çerçevesinde kurgulanan “Milli Uzlaşı Çağrısı

23 Nisan 2013 de TBMM’nin başkanına ve yardımcılarına, TBMM’deki partilerin yöneticileri ile milletvekiline ve ilgili bakanlara gönderildi.

23 Nisan-19 Mayıs arasında iki defa birkaç günlüğüne Ankara’ya giderek konunun çok sayıda ilgilisi ile yüz yüze görüşmeler yaptığım halde bir netice alınamadı. Gezi Parkı-Taksim olaylarının başlamasını takiben aynı ilgililere gönderilen 2 Haziran tarihli çağrı aşağıdadır.

______________________________________________________

 

Sn.  İLGİLİLER,  Toplumlar çok gerilirlerse sabırları taşar ve patlamalar yaşarlar. Bu gerçek toplumları istedikleri yöne çekmek veya bölmek isteyen iç ve dış güçler tarafından da çok etkin bir şekilde kullanılabilir.

Toplumlar o noktaya geldiklerinde, “Her şey Bahane, İsyan Şahane" olur.

( Tunus'da, Mısır’da ve Türkiye’de -Gezi Parkı’ında- olduğu gibi ).

Türkiye'de bazı çevrelerde hâkim olan, 

Biât kültürünü benimsemiş toplumlarda isyan çıkmaz

tezinin Türkiye için geçerli olmadığı son olaylarda açıkça ortaya çıkmıştır.

Şimdi artık hepimiz çok sorumlu ve dikkatli davranmalıyız,

Demokratik Hakları Hukuk Devleti ile beraber, Bireysel Özgürlükleri Kamusal Mal, Mülk ve Çıkarlar ile beraber koruyup geliştirebilmeliyiz.

Aksi takdirde, şekillenen (kurgulanan) girdaplara kapılıp gideriz.

Bu geldiğimiz aşamada, TBMM'deki partilerin en kısa zamanda  bir "Milli Uzlaşı Çerçevesi"ni oluşturarak 23 Nisan'da önerdiğimiz "Parlamenter Uzlaşı Bildirgesi"nin benzeri bir bildirge ile milleti rahatlatmaları gerekir.

(Şeyh Edebali’den: Alçak Gönüllü ve Affedici ol, Öfkene hâkim ol, Tepkisel yaklaşma, Halkı anla ve Çözüm üret, Halkı ayrıştırma-birleştir, Her Sözü üzerine alma, Gördün söyleme, Bildin deme / HÇ Tem. 2013 )

Keşke, ilk önerdiğimiz gibi, bu bildirge 19 Mayıs'a yetiştirilebilseydi...

Gelin -Türk Milleti için- böylesine yaşamsal bir süreçte başka "Keşke"leri söylememizi gerektirecek hatalara izin vermeyin.

2 ) MİLLİ UZLAŞI ÇAĞRISI  ( 23 Nisan 2013 Tarihli İlk Çağrı ) 

______________________________________________________

 

TBMM’nin, HÜKUMET’in, AKP’nin, CHP’nin, MHP’nin ve BDP’nin DEĞERLİ YÖNETİCİLERİNİN DİKKATLERİNE,

A ) YÖNETİCİ ÖZETİ

Bugünlerde hepimizin geçmişini (son 30+ yılımızı) gölgelemiş olan bir “Milli Sorun”un -hepimizin geleceğini etkileyecek- “Çözüm Süreci”ni yaşıyoruz. Vatanımız ve Milletimiz için yaşamsal önemde olan bu sürecin Başarılı, Kalıcı ve Huzur getirici olabilmesi için, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun “Aklına ve Gönlüne Yatma” testinden geçmesi gerekir. 

Bu da en sağlıklı bir şekilde TBMM’deki partilerin “Partiler Üstü” bir “Milli Uzlaşı Çerçevesi” üzerinde anlaşmaları ile sağlanabilir.

Ama ne yazık ki bugünlerde TBMM’deki partiler arasında İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprülerinin kurulamadığını görüyoruz. Neticede, toplumda hissedilen huzursuzluk giderek artıyor ve hiç istenmeyen gelişmeler yaşanıyor. Bunların kalıcı kırgınlıklara ve zamanla toplumsal patlamalara neden olmasından korkuluyor.

Bu durumda, ben BAĞIMSIZ, PARTİLER ÜSTÜ ve TÜRKİYECİ bir dizi köprü kurmanın faydalı olacağını düşünerek bir "MİLLİ UZLAŞI GİRİŞİMİ"ni başlattım ( Bu bireysel girişim Böl-B'de bilgilerinize sunulmuştur ).

Aşağıda sunulan “Parlamenter Uzlaşı Bildirgesi”ni bir taslak olarak hazırladım. Bu bildirgenin TBMM’deki siyasi partilerimizden gelecek geri bildirimler çerçevesinde olgunlaştırılması ve neticede parti genel başkanları tarafından imzalanacak bildirgenin 19 Mayıs 2013’de yapılacak ortak bir medya toplantısında kamuoyuna açıklanması hedefleniyor. Böylece, hepimiz bayram etmiş olacağız… 

NOT:

. . . Partilerin -kendilerini bağlamadan- bana iletmek isteyecekleri ilk SÖZLÜ değerlendirmeleri ve önerileri almak için önümüzdeki hafta Çarşamba-Cuma günlerinde ( 1-3 Mayıs ) Ankara'da olacağım. 

Saygılarımla,  Prof. Dr. HALUK ÇEÇEN

NOT: “Milli Uzlaşı Çağrısı”nın “Yöntem ve Zamanlama”sı ile “Gerekçesi”nin açıklandığı Bölüm-B ve Bölüm-C için Bkz. www.uygarturkiye.org 

D) PARLAMENTER UZLAŞI BİLDİRGESİ (İlk Hedef ; 19 Mayıs 2013 ) ________________________________________________________________

DEĞERLİ VATANDAŞLARIMIZA DUYURULUR. . .

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını kutladığımız bu gün sizlere önemli bir müjde vermek istiyoruz:

TBMM’de grubu olan siyasi partiler ( AKP, CHP, MHP ve BDP ) son 30+ yıldır ayağımıza pranga olan “Milli Sorun”u -aşağıdaki “Türkiyeci” ilkeler çerçevesinde- çözmek üzere anlaşmışlardır.

( Türkiyeci: Vatanımızı, Milletimizi, Ortak Değerlerimizi ve Çıkarlarımızı koruyup geliştirmeyi, Birbirimize ve ortak Geleceğimize sahip çıkmayı hedefleyen “Partiler Üstü” bir yaklaşım ).

1) Öncelikle tüm vatandaşların en temel “Ortak Değerler”ine sâhip çıkacağız;

ORTAK Vatan, Millet, Tekil Devlet, Bayrak, Resmi Dil (5 TEMEL İlkesi) Tüm vatandaşların ortaklaşa sahip oldukları ve beraberce korumaları gereken temel değerler …

NOT: Bu 5 TEMEL -değişik kökenlerden gelen- bir grup insanın dünyanın herhangi bir ülkesinde bölünmeden, bir arada yaşayabilmeleri için, yani

Sürdürülebilir Birliktelik”  için, " Olmazsa, Olmaz Temel Taşları " dır. Bu temel taşlarının her biri Türkiye için herhangi bir ülkeye göre çok daha önemlidir (Türkiye’nin kritik jeopolitik konumu ve bölgemizde yüzyıllardır süregelen “Böl-Yönet” saldırılarından dolayı ).

Vatan: TÜRKİYE ( Bütünlüğünü koruyacağız. Hiçbir şekilde bölünmesine izin vermeyeceğiz )

Millet:  TÜRK MİLLETİ ( Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Tatar, Gürcü, Boşnak, Pomak, Arnavut, Rum, Ermeni, Arap, Afgan, Roman,… gibi değişik etnik kökenlerden gelen vatandaşlardan oluşan milletimizin birlikteliğini koruyacağız.

 

“Sürdürülebilir Birliktelik” için tüm vatandaşların birbirlerinin etnik kökenlerine, din-mezhep,

Bizler Karşılıklı Saygı” bilincini paylaşıyor ve her alanda uygulanmasını destekliyoruz.

“Etnik/Dini Kökeni ve Yaşam Tarzı ne olursa olsun Tüm Vatandaşlar -kanun önünde- Eşittir” ilkesine inanıyoruz. Dolayısıyla, vatandaşlar arasında ayırım yapılmasına veya bir kısım vatandaşa ayrıcalık verilmesine karşıyız. Vatandaşlarımızın sahip oldukları hak ve özgürlüklerin iyileştirilmesi ve rahatça kullanılması için çalışmaya devam edeceğiz ).

 

Tekil Devlet: “TÜRKİYE CUMHURİYETİ ” (T.C. Devletimizin Tekil yapısını koruyacağız. Onlarca il, yüzlerce ilçe ve yerel belediyelerden oluşan bu yapı yeterince yerelleştirilmiştir. Bu yapının daha verimli çalışması için gerektikçe yerel yönetim reformları da yapılabilir. Ama “Bölgesel Özerklik” veya “Federasyon” gibi bir sistem değişikliğine gerek yok. Söz konusu sistemler Avrupa’da veya Kuzey Amerika’da sorun yaratmayabilirler. Ama bölgemizin gerçekleri nedeniyle, zaman içinde bölünmemize yol açabilirler ).

 

Bayrak: “AY YILDIZLI AL BAYRAK” (“Tarihi ve Manevi Değer”i çok yüksek olduğu gibi, dünyada tanınmışlığı da çok yaygın olduğu için “Marka Değeri” de çok yüksek olan “Tasarım Harikası” bayrağımızı koruyacak ve onunla gurur duymaya devam edeceğiz ).

 

Resmi Dil: “TÜRKÇE” (Vatanımızda “Asırlardır Kullanılan” ve “En Yaygın” dil olan Türkçe’nin hepimizin “Resmi Dil”i olması sayesinde, 

a) Vatandaşlar birbirleri ile sorunsuz bir şekilde iletişim kurabiliyorlar.               

b) Birden fazla resmi dilin yaratacağı iletişim kopuklukları, tercüme ve aynı konuda birden fazla kayıt tutmak gibi ayrıntılarla uğraşmamız gerekmiyor.

c ) “Mili Eğitim Sistemi”mizin vatan çapında aynı standartlarda olabiliyor.

d ) “Fırsat Eşitliği” sağlanıyor. Vatandaşlar “Dil Farkı” nedeniyle geri kalmıyorlar

e) Dünyada Türkçe konuşan milyonlarca insan ile iletişim ve işbirliği kurabiliyoruz. Bunun yanında, vatandaşların kendi anadillerini toplumda rahatça kullanmalarının ve çocuklarına öğretmelerinin en doğal hakları olduğu bilincini paylaşıyoruz ).

2) “Türkiye”, “Türk Milleti” ve “Türkçe” isimlerinde yer alan  “Türk” kelimesi’nin hiçbir şekilde etnik, dini bir mânâ veya mesaj içermediğinin bilincindeyiz. Bu isimler –etnik veya dini kökeni ve anadili ne olursa olsun- tüm vatandaşlarımızın yaşadıkları vatanı, oluşturdukları milleti ve konuştukları dili tanımlayan “Ortak Kimlik” unsurlarımızdır.

3) Bizler, vatandaşlarımızın benzerliklerinin her türlü farklılıklarından çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, “Azami Müştereklerde Birleşme” avantajımızın hakkını vereceğiz. Hepimiz vatanımızda huzuru sağlamaya, bu Milli Sorun’un yarattığı yaraları sarmaya, vatandaşları kaynaştırmaya ve vatanımızı kalkındırmaya odaklanacağız.

4) 2023’ü hep beraber, Güçlü ve Uygar Türkiye’nin Mutlu ve Gururlu Vatandaşları olarak kutlayacağız.

5)Zaman zaman aramızda yöntem farklılıkları olabilir ama hepimiz, söz konusu Milli Sorun’u çözmek konusunda kararlıyız.

Bu konuda -yaklaşımlarımız ve yöntemlerimiz çakıştıkça- işbirliği yapacağız. Böyle bir çakışma olmadığında da kendi yolumuzda olumlu katkılarda bulunmaya devam edeceğiz.

                                                                TBMM’de grubu olan siyasi partilerin

 

Bilgilerinize, Saygılarımızla,                       Genel Başkanlarının İmzaları

 

ÖN YARGISIZ İLETİŞİM+UZLAŞMA+İŞBİRLİĞİ (Ö-İUİ)” ÇAĞRISI                                             

                                                             ( 11-12-13 )                                                                                                                     

Not: Bu bölüm 11 Aralık 2013’de oluşturuldu. 17 Aralıktan sonra yaşananlar TB<>UT projemizin devletimiz ve milletimiz için ne kadar yaşamsal bir proje olduğunu bir kez daha göstermiştir. Hepimiz aynı gemideyiz, sorunlarımız ortak. Temiz siyaset, özel hayatın, devlet sırlarının ve milli çıkarların korunması gibi çözümleri de beraberce geliştirmeliyiz. Gelin, hep beraber Türkiyecilik yapalım…                   _______________________________________________________

Konu : TOPLUMSAL BARIŞ  ve “TÜRK”, “T.C.”, “ANDIMIZ”, “ATATÜRK”, …

Genel Yaklaşım : Çok dinamik bir ülke olan Türkiye’de sosyal, ekonomik, politik, diplomatik krizler sıkça yaşanıyor. Biz, güncel çalkantılardan etkilenmeyen bir yaklaşım ile, bu krizlerin geri planlarını ve geleceğimize yapacakları etkileri değerlendiriyoruz. Öncelikle, kalıcı hedefimize odaklanıyoruz ; Türkiye’de bugün ve yarın hep beraber barış içinde, gururlu ve güçlü bir millet olarak yaşamak için      yani, “Sürdürülebilir Birliktelik” için çalışıyoruz. 2009’dan beri, her konuyu TÜRKİYECİ ( vatanımızı, milletimizi, ORTAK değerlerimizi, çıkarlarımızı ve geleceğimizi koruyup geliştiren ) bir yaklaşım ile irdeliyoruz. TB<>UT projemizin “Bağımsız, Eşitlikçi, Yapıcı ve Birleştirici” ilkeleri çerçevesinde tüm vatandaşlar için ( çeşitli nedenlerle devletine kırgın olanlar ve hatta dağa çıkmış olanlar dâhil ve onları da kazanmak için ) yararlı olacak önerilerde bulunuyoruz.

Güncel Tema : “Toplumsal Barış ( Yurtta Sulh !... )” için kronikleşmiş bir Milli Sorun’un açtığı yaraları sarmaya çalıştığımız bu aşamada, yeni “Milli Sorun”lara ve onların açacakları yeni “Toplumsal Patlama”lara hiç ihtiyacımız yok. Dolayısıyla, toplumun yeni yeni kesimlerini kıracak, haksızlıklara uğratacak gelişmelere izin verilmemeli. Eğer böyle gelişmeler yaşanmışsa, onlardan etkilenenleri rahatlatan yaklaşımlar hızla geliştirilmeli. Herkes bilmeli ki, Toplumsal Barış sadece birkaç vatandaş grubunu rahatlatarak sağlanamaz.     Hele hele, bu süreçte o vatandaş gruplarından çok daha geniş vatandaş kitlelerini huzursuz ederek hiç sağlanamaz. Bu konu “Bütüncül Yaklaşım” gerektirir.    

Günümüzde Türkiye’de Toplumsal Barışı sağlayabilmek için öncelikle aşağıdaki vatandaş gruplarının sıkıntılarını gidermek ve oluşmuş yaralarını sarmak gerekir :    

1 ) Son 30+ yıl içerisinde Güneydoğu Anadolu’yu “Sosyal Afet” bölgesine çeviren olaylar nedeniyle mağdur olmuş Kürt kökenli vatandaşlar.                                                                       

2 ) Yıllar boyu ibadetlerini inandıkları şekilde yapamayan Alevi vatandaşlar.          

3 ) Yıllar içinde bazı mülklerine el konulmuş olan ve zaman zaman da ayrımcılıkla karşılaşan “Azınlık ( Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani, … )” vatandaşlar.                               

4 ) Son dönemde fikirlerinden dolayı öncelikle “Uzun Tutuklama” ve ardından da “Hapis” süreçlerini yaşayan M. Vekilleri, Kamu Görevlileri, Gazeteciler, Yazarlar,…                             

5 ) Demokrasimizin üzerindeki “Askeri Denetim ( Vesayet )”in kaldırılması süreci ile ilgili davalarda yargılanıp hapse girmiş komutanlar, onların yakınları ve -bu süreçte yaşananlar nedeni ile kırılmış ve morali bozulmuş olan- silahlı kuvvetlerin (TSK) üyeleri ile bu durumdan çok rahatsız olan çok geniş bir vatandaş kitlesi.                                                                                       

6 ) Son dönemde “Türk Milleti” ve “Atatürk”e getirilen gizli ama çok net algılanan sansür ile, “Ne Mutlu Türküm Diyene” vecizesinin, “T.C.”nin, “Andımızın” ve  “T.C. Devlet Nişanı”dan Atatürk resminin kaldırılmasından ve “Atatürk Barış Ödülü”nün askıya alınmasından çok rahatsız olan çok geniş bir vatandaş kitlesi.                                 

Değerli Vatandaşlarımız, Son yıllarda hükumetin ve diğer devlet kurumlarının yukarıdaki vatandaş gruplarından ilk dördünü rahatlatmak için geliştirmekte oldukları açılımları izliyoruz. Toplumsal Barış için gerekli olduğuna inandığımız bu açılımlardan  “Beş Temel ( 5T ) İlkesi”ni  ( ORTAK Vatan, Millet, Tekil Devlet, Bayrak, Resmi Dil ) gözetecek şekilde geliştirilip uygulananlar  bizleri memnun ediyor ( Bu çerçevede geliştirilecek yeni açılımlar da hepimizce desteklenmeli ).   Ama yukarıdaki listedeki son iki vatandaş grubuna karşı duyarlı yaklaşılmadığını ve onları rahatlatacak adımların atılmadığını da görüyoruz.

Örneğin, beşinci vatandaş grubunu ( askeri denetimin kaldırılması sürecini ) ele aldığımızda, akla gelen en güncel örnekler Ergenekon ve Balyoz davalarıdır.      

Kuşkusuz, çağdaş bir demokratik sistemde hiçbir rejim dışı denetim/yönlendirme (vesayet) olmamalı. Askeri, bürokratik, ekonomik, sosyal, dini vb. grupların denetimleri kabul edilemez. Ama, söz konusu davaların süreçleri ve delil toplanma-yorumlanma yöntemleri kamuoyunda ciddi şüpheler doğurdu. Seçkin komutanların yaşadıkları çok geniş vatandaş kitlelerinin vicdanlarını rahatsız etti.

Dolayısıyla, biz başta Sn. Cumhurbaşkanımız olmak üzere, TBMM’yi ve hükumeti -Eve Dönüş, Pişmanlık vb. uygulamalardan bağımsız- sadece bu davalara özel bir “Toplumsal Barış Açılımı” geliştirmeye davet ediyoruz. Duruma göre yeniden yargılama, şartlı tahliye, tahliye veya ceza indirimi sağlayacak olan bu açılımı TSK’nın gönlünü almak ve moralini yükseltmek için de çok gerekli görüyoruz.                

Şimdi, altıncı gruba giren çok geniş vatandaş kitlelerinin durumlarını irdeleyelim: Günümüzde, Türk Milleti’nin küçük bir kısmının sıkıntılarını gidererek toplumun tümünü rahatlatmak için gündeme getirilen çözüm sürecini geliştirirken, milletin çok daha büyük bir kısmını ( Kürt kökenliler dâhil, onlarca değişik kökenden gelen vatandaşlar ) kıran adımlar atılıyor. Bazı yetkililer -Çözüm Süreci’nin muhatapları olarak gördükleri bazı Kürt kökenli vatandaşları rahatsız etmemek için- söz konusu tanımları kullanmıyorlar, kullanılanları da kaldırıyorlar. Biz bu gerekçeye katılmıyor ve ilgili uygulamaları doğru bulmuyoruz. Çünkü, biz Kürt kökenli vatandaşlarımızın çok büyük bölümünün de bu tanımlardan rahatsız olmayıp,  “5 Temel İlkesi”ne ve ortak kimlik unsurlarımıza sahip çıkarak, bu vatanda diğer vatandaşlarla beraber -eşit hakları paylaşarak- yaşamak  istediklerine inanıyoruz. Bu çerçevede, ilgililere aşağıdaki gerçekleri hatırlatmakta da yarar görüyoruz:                                                                          

> Son dönemde dışlanan tanımlar etnik veya dini mesaj içermezler ( Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” sözü gibi… ).                                         > Ayrıca, bu “memleket-millet tanımı” bize özel olmayıp, çok çağdaş bir tanımdır.                                                                         

(Almanya-Alman, Fransa-Fransız, Rusya-Rus, . . .gibi)

> Cumhuriyetimizi kuranlar bu tanımlara -yukarıdaki olumlu özelliklerinden dolayı, ülkeyi tanıtmak ve millete ortak kimlik sağlamak için- ağırlık vermişlerdir.                                                                                                                                                                                                                                                                                  

> Bazılarının söylediklerinin tersine, bu tarihi tanımlar cumhuriyet döneminde, herhangi bir etnik vatandaş grubunu asimile etmek için yaratılmamıştır.               

> Yabancılar yaşadığımız coğrafi bölgeyi ve burada yaşayan halkı tanımlamak için yüzyıllardır ( bazılarına göre 12. yy dan beri, bazılarına göre de çok daha eski ) “Türkiye” ve “Türk” adlarını kullanmışlardır. Neticede, hepimizin “Ortak Kimlik Unsurları”nı oluşturan bu adların -manevi değerlerinin yanında- “Marka Değerleri” de çok yüksektir. Dolayısıyla, dünyada çok iyi tanınan ve yaygın olarak kullanılan bu ortak değerlerimize bizler de gururla ve ortaklaşa sahip çıkmalıyız.                                                                                                              

“Türk Milleti” yerine “Türkiyeli” gibi zorlama tanımlar yurtta ve dünyada kabul görmez  ( Bkz. Türk, Türkiyeli . . .   Herkül Millas - Rum kökenli bir Türk Vatandaşı    http://www.zaman.com.tr/yorum turk-turkiyeli_2063989.html  ).                 

Ayrıca, “Türk Milleti” tanımından rahatsız olanların içinde “Türk” kelimesinin olduğu “Türkiyeli” tanımından da ve giderek “Türkiye” isminden de rahatsız olmaları beklenir… Yüz yıllar içinde olgunlaşmış ve oturmuş tanımları değiştirmek gibi “Kolaycı Yaklaşım”lar içinden çıkamayacağımız kısır döngülere yol açarlar. Dolayısıyla,  en akılcı yaklaşım, vatandaşları “Türkiye” ve “Türk” tanımlarıyla ilgili -yukarıdaki gerçekler çerçevesinde- bilgilendirmek ve bilinçlendirmek olacaktır.

Benzer bir gerçekçi değerlendirme ile “Ne Mutlu Türküm Diyene” (“Ne Mutlu etnik kökeni Türk olana” değil !...) vecizesinin de ırkçı bir mesaj içermediğini ve bu vecizenin ortak kimlik unsurumuz olan  “Türk Vatandaşlığı”na vurgu yaptığını anlamak ve anlatmak hiç de zor değildir. Bu vecize -hiçbir ayırım yapmadan-  tüm vatandaşların ruhunu okşamak ve onlara moral vermek için söylenmiş kaynaştırıcı bir vecizedir (“Türk Öğün, Çalış ve Güven” gibi). Her milletin bunlar gibi kaynaştırıcı, gurur verici ve harekete geçirici milli özdeyişleri vardır.

Aynı şekilde, 2013’de iptal edilen “Andımız”ın da ırkçı mesajlar içermediği rahatlıkla anlaşılabilir ve anlatılabilir: Cumhuriyetimizi kuranların ( o dönemde işgal edilen Osmanlı eyaletlerinden kaçarak gelen ve yüzyıllardır Anadolu’da yaşayanlarla beraber zorlu bir kurtuluş savaşı veren kahraman atalarımızın ) onlarca değişik etnik kökenden geldiklerini hepimiz biliyoruz.

Andımız, kurtuluş savaşı ve gelecek için kader birliği yapmış olan bu insanların gelecek nesillerinde (bizlerde, çocuklarımızda,…) insani ve dayanışma değerleri yüksek, çalışkan ve onurlu bir “Millet Bilincini” yaratabilmek için geliştirilmiştir.

Biz, “faşist” olmayıp “faydalı” olduğunu bildiğimiz bu uygulamanın -sonradan eklenen bölümlerinin çıkartılarak- ilk haliyle veya çağdaş insanlık değerlerini içerecek şekilde güncellenmiş olan aşağıdaki haliyle kullanılmasını öneriyoruz :                       

                                                  İLK ÖĞRENCİ ANDI ( 1933-1972 ) :                                      

                                                  Türküm, doğruyum, çalışkanım.                                       

                                                  Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,                        

                                                                 yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.                 

                                                  Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.                                  

                                                  Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.  

ÖNERDİĞİMİZ YENİ AND:

Türk vatandaşıyız - Türkiyeciyiz, eşitiz, doğruyuz, çalışkanız.

İlkelerimiz: Büyüklerimizi saymak, canlı haklarını,         ( canlı : insan+hayvan )

                      küçüklerimizi ve çevremizi korumaktır,

Hedefimiz: Yurtta Barış, Dünyada Barış.

Görevimiz : Ön yargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kurarak

                      Türkiye ve dünya uygarlığına katkılarda bulunmaktır.

Not: Biz burada bir ölüyü (kaldırılmış And uygulamasını) diriltmeye çalışıyoruz. Birileri bizi “Bölücülere taviz vermek” ile suçlarken, birileri de “Tutuculuk” vb. yapmakla suçlayabilirler. Ama biz herkese önerdiğimiz Ön yargısız İletişim+ Uzlaşma+İşbirliği (Ö- İUİ) ilkemizin iyi bir örneğini sergilediğimize inanıyoruz.

Gelelim, “Atatürk” konusuna: 21. Yüzyılda dünya genelinde hala saygınlığını koruyan “Gazi Mustafa Kemal Atatürk”ün ne kadar güçlü ve değerli bir “Toplum Çimentosu” ( Toplumu bir arada tutan, kaynaştıran unsurlardan biri ) olduğuna daha önce değinmiştik ( Bk. TB<>UT Kitabı / Genel Tanıtım).                         

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, “Atatürk” unvanının mânâsı, “Etnik kökeni Türk olanların Ata’sı” değil, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran -çeşitli etnik kökenlerden gelen- halkın oluşturduğu milletin önderi ve onların yeni nesillerinin de örnek alarak gururla sahip çıkacakları Ata’ları” demektir.         

TBMM tarafından, her anlamda hak ettiği için, Gazi Mustafa Kemal’e (GMK)  oybirliği ile verilen bu unvanı yabancılar hiç sorgulamıyorlar. Ama bu unvanı  -ırkçı, ayrıştırmacı propagandalardan etkilenen çok çok küçük bir grup vatandaşı rahatsız etmemek için- kullanmaktan çekinenler, Atatürk’e büyük sevgi ve saygı besleyen Türk Milleti’nin çok çok büyük bir bölümünü rahatsız ediyorlar. Doğal olarak, herkes büyük önder için Gazi Mustafa Kemal ismini veya Atatürk unvanını seçmekte özgürdür. Ama, atılan taş ürkütülen kurbağaya değmeli…

Şimdi, akla şu soru geliyor: “Atatürk’ü hangi millet kaybetmiş de biz bulmuşuz ?”

Bu soruya en iyi cevabı 1922 de İngiliz Başbakanı Lloyd George vermiştir: “Çağlar nadir olarak dâhi yetiştirirler. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dâhi çağımızda Türk Milleti'ne nasip olmuştur...”.                                                                            

Hal böyle iken, bizler de bu çok değerli toplum çimentomuza sevgiyle, saygıyla, gururla ama seviyeli bir şekilde sahip çıkmalıyız.

Yani, Atatürk’ü gerçek değerleri ile (1. Dünya savaşındaki, Çanakkale’deki ve Kurtuluş savaşındaki liderliği ile T.C. ile vatanımıza ve milletimize çağlar atlatan reformlarıyla ve dünya barışına yaptığı katkılarla ) hatırlamalı ve tanıtmalıyız. Bu çerçevede, 1 ) “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesinden hareketle başlatılan ama 2013’de beş yılda bir verilmesi kararlaştırılan “Atatürk Barış Ödülü”nün yine “Nobel Barış Ödülü” gibi -ara soğutmadan- her yıl verilmesini öneriyoruz.                              

2) Atatürk’ü putlaştırma hatasına da düşmemeli, -ölümünden bu yana kötü niyetli yöneticilerin yaptıkları gibi- onun adını yaptıkları yanlışlara paravan olarak kullananlara ve -1980’deki darbecilerin yaptıkları gibi- onun adını ve sözlerini çok fazla kullanarak gençleri ondan soğutanlara da fırsat vermemeliyiz.                         

Not: Atatürk’ü değerlendirirken onun adına yapılanlara değil onun yaptıklarına bakmak lazım. Atatürk’ün geliştirdiği özgün devlet sistemini takdir eden toplum bilimciler ona “Kemalizm” adını vermişlerdir. Kemalizm’in temel ilkelerinden (Emperyalizme karşı Tam Bağımsızlık, Irkçı olmayan Milliyetçilik, Çağdaş Uygarlık seviyesine ulaşmak için sürekli Devrimcilik ve akılcı bir Karma Ekonomi ) günümüzde de yararlanmalıyız. Bkz. HANGİ ATATÜRK, Atillâ İlhan.

Son dönemlerde, yeni kuşaklarımızı bizleri harekete geçiren milli ve manevi duygularla yetiştiremediğimizi üzülerek görüyoruz. Toplumu kaynaştıracak yeni uygulamaların çok gerekli olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde, topluma gurur verici ve kaynaştırıcı milli unsurların -yanlış değerlendirmelerle- kaldırılması ile milli eğitim cephemizdeki zayıflık daha da artmıştır.                                                       

Şimdi, “Bir elin nesi var?... İki elin sesi var… Kaynaşmış milletin gücü var!...” gerçeğinden hareketle, millet olarak son gelişmeleri sorgulamalıyız: “Türk Milleti, Andımız ve Atatürk” gibi, toplum çimentolarını kaldıranlar,  bunların yerine -milleti kaynaştırmak, “Millet Bilinci”ni oluşturmak ve kalıcı  kılmak ( “Sürdürülebilir Birliktelik” ) için- neleri, ne gibi uygulamaları ve projeleri koymayı planlıyorlar?  (Milli, manevi değerlerimize hepimiz sahip çıkmalıyız…).

Son Söz: Toplumların zor dönemlerinde gereken çözüm projelerinin üretilmesi duyarlı vatandaşlardan, yöneticilerden, kamusal ve özel kurumlardan, öncelikle de üniversitelerden beklenir. Keşke, toplum bilimci akademisyenler ve diğer uzmanlar da TB<>UT benzeri projeler geliştirseler ve kamuoyu ile paylaşsalar da, çeşitli fikirleri irdeleyerek en iyi çözümlere ulaşabilsek. Ya da, anonim (hepimizin) olmasını hedeflediğimiz TB<>UT projemizi hep beraber geliştirebilsek…                 

(Örneğin, UYGAR TÜRKİYE Enstitüleri kurarak projemizi yurt çapında yayabiliriz).  

Saygılarımızla,  UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ                                   ( 11-12-13 )     

TOPLUMSAL BARIŞ <> UYGAR TÜRKİYE  ( TB <> UT )

 Sürdürülebilir Birliktelik için  >>>  TOPLUMSAL BARIŞ’ı

                     Sürdürülebilir Kalkınma için   >>>   UYGAR TÜRKİYE’ yi

 Hedefleyen BAĞIMSIZ ve TÜRKİYECİ bir SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ,

         TOPLUMSAL BİLİNÇLENME HAREKETİ, DÜŞÜNCE ve EYLEM AKIMI, . . .

 ________________________________________________________________

  A )  İÇİNDEKİLER                                                                                                     ( 1 S )

  B )  SUNUŞ                                                                                                               ( 1 S )

  C )  ÖN SÖZLER  ( Her toplum kesiminden “Düşünce Önderleri”nden )     ( ? S )

  1 )  TB<>UT Projesi: Genel Tanıtım                                                                  ( 6 S )                                                     

  2 )  TB<>UT Projesi - Strateji Belgesi;                                                                                                                 

         !!! BARIŞ için YARIŞ >>> UYGAR TÜRKİYE                                                 ( 10 S )     

  3 )  UYGAR TÜRKİYE ÖĞRENCİ KULÜBÜ ( UTÖK ) / Gerekçe Özeti              ( 2 S )

  4 )  10 Ana Konuda Konferans Konusu Seçenekleri  ( 2013 – 2014 )           ( 2 S )

  5 )  “!!! HEDEF >>> 2023” Projesi  ( 2009 )                                                        ( 3 S )

  6 )  HEDEF 2023 Projesi Kimin  ( Mart-2011 )                                                   ( 1 S )

  7 )  TB <> UT Projesi  >>> YENİ ANAYASA İÇİN ÖNERİLER ( 2012 )              ( 7 S )

  8 )  “YENİ ANAYASA’nın ÇERÇEVESİ” Toplantısında Prof. Dr. Haluk ÇEÇEN’in 

        Konuşmalarından Alıntılar (Abant Platformu / 9-11 Mart 2012 )        ( 2 S )

  9 ) TB<>UT Projesine KURUMSAL DESTEK Çağrısı  ( 12-12-12 )                  ( 3 S ) 10 ) GEZİ PARKI ( Haz-13 ) ve MİLLİ UZLAŞI ( Nis-13 ) ÇAĞRILARI ile 

        PARLAMENTER UZLAŞI BİLDİRGESİ  ( >>> 19 Mayıs 2013  )                    ( 4 S )

11 ) ÖNYARGISIZ İLETİŞİM+UZLAŞMA+İŞBİRLİĞİ ( Ö-İUİ ) ÇAĞRISI

        ( 11-12-13 )                                                                                                        ( 5 S )

12 ) TB<>UT Projesinin Logolarının Açıklamaları                                              ( 1 S )                                                                                                                                                                

                                                                                                                           +_________       

                                                                                                                                  48 + ?  S

 -----     SUNUŞ     -----

Bu baskıya özel not : Yakında çok sayıda basılacak olan kitabımızın bu taslağı hakkındaki önerilerinizi  www.uygarturkiye.org  sitemize gönderebilirsiniz.    ÖN SÖZLER Bölümüne de toplumun her kesiminden “Kanaat Önderleri”nin birkaç cümlelik/paragraflık veya en fazla bir A5-sayfalık katkılarını bekliyoruz.

------------------------------------------------------------------------------------------------------- 

DEĞERLİ VATANDAŞLARIMIZ,

Güneydoğu Anadolu’da yaşanan “Kardeş Kavgası” çok acı olaylara ve çok büyük can, mal ve zaman kayıplarına yol açtı ( yaklaşık 30 bin can, 300 milyar Dolar, 30 yıl ). Neticede, Türk Milleti olarak dünyada gelebileceğimiz noktaya gelemedik. Böyle yaşamaktan da bıktık !...   İşin kötüsü, bizleri huzursuz eden ve millet olarak ilerlememizi yavaşlatan ayağımızdaki bu pranga, halen olduğu yerde durduğu gibi, bizi tökezletip düşürmek ve düştüğümüzde de tamiri olanaksız kayıplara yol açmak gibi -kabul edilemez- riskler de taşıyor.

Bizler ( Sosyal Sorumluluk sahibi vatandaşlar : Akademisyenler, yöneticiler, iş adamları, STK Üyeleri, Öğrenciler,… ) bu riskleri değerlendirdik ve şu karara vardık; BARIŞ SADECE DEVLETİN, HÜKUMETİN, SİYASİ PARTİLERİN, STK’LARIN DEĞİL, HEPİMİZİN GÖREVİDİR   ( “TB <> UT Bildirgesi / Madde – 9” ). Dolayısıyla, biz de her konuya -elden geldiğince- Gerçekçi, Yapıcı ve Birleştirici bir şekilde yaklaşarak “TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT )” projemizi geliştirdik.

TB<>UT projemiz  “Sürdürülebilir” bir “Milli Bilinçlenme ve Çağdaş Kalkınma Seferberliği"  öneriyor. Bu çerçevede -barışı sağlama çalışmalarının paralelinde- “Milli Hedef” olarak önerdiğimiz “UYGAR TÜRKİYE” hedefine yaklaşabilmemizi sağlayacak 10 Kanallı bir de “Yol Haritası” içeriyor.

Türkiye’de bugün ve yarın barış, güvenlik ve esenlik içinde yaşayabilmemiz için yaşamsal önem taşıyan TB<>UT projemiz “Yaşayan” bir projedir.    Temel ilkeleri ve önerileri her dönem için geçerlidir, gerektikçe güncellenir. Dönemsel sıkıntılar ( sosyal, ekonomik, politik, vb. krizler, şu seçim, bu referandum dönemi ve hatta o veya bu afet, salgın dönemi, vb. ) ne olursa olsun geçerliliğini ve önemini her zaman korur.                                                    

Söz konusu sıkıntıların önlenmesi ve zararlarının en aza indirilmesi için olduğu kadar, ülkemizin uygarlık seviyesini yükseltmek için de çok yönlü, akılcı ve gerçekçi yaklaşımlar önerir.                                                                                   

Dolayısıyla, bu stratejik projeden her zaman yararlanmalıyız. Kısacası, TB<>UT projesini -dönemsel engellerden yılmadan, bıkmadan, usanmadan- sürekli geliştirerek uygulamalı, yaşatmalı ve yaşamalıyız.

Bilgilerinize sunar, TB<>UT yolunda sizleri de yanımızda görmek isteriz.      

Saygılarımızla, UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ                                  ( 14-1-14 )


Prof. Dr. Haluk Çeçen - Geçen Hafta - Tarabya - 2014

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 15 Aralık 2017