Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

PSİKOSOMATİK HASTALIKLAR-1

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 691 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar, 

 

Psikosomatik, psikolojik kökenli olan fiziksel hastalıklara verilen genel addır. Yunancada ruh anlamına gelen “psyche” ile beden anlamına gelen “somakelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Bu tür hastalıklara psikofizyolojik hastalıklar da denir. 

***

Psikolojik sıkıntılar ve duygular özellikle içe dönük insanlarda vücudu etkilemeye başlar. Kişi davranışlarını ve hareketlerini kısmen kontrol edemez ve erken yaşta saçlarda beyazlama, ekzema gibi hastalıklar görülebilir. Mide veya karın ağrıları, yorgunluk, hâlsizlik ayrıca ciltte sindirim sisteminde ve iç organlarda bazı rahatsızlıklar görülebilir. Çocuklarda ve genç kızlarda görülme ihtimali yüksektir. Kişinin muhakkak bir doktora görünüp ilaç tedavisine başlaması gerekir.

Psöriyazis (Sedef hastalığı), kanser ağrıları ve periferik sinirlerde görülen hastalıklara periferal nöropati de dolaylı olarak bu bölümde ele alınır.

 

***

Çeşitli akut ve kronik baş ağrıları, migren, küme baş ağrısı, mide ülseri ve cilt hastalıkları bunların arasında sayılabilir.

Bu hastalıkların çoğu bedensel sebeplerin ruha yansımasıdır. Burada ruhtan kastettiğim şeyin beynin işlevleridir. 

***

Eğer Urfa’daki kutsal sayılan balıklara gidip orada bir çeşit tedavi uygulatmazsanız, tıbbî yolu tercih ederseniz o başka...

Sedef hastalığı tedavisi, Sedef hastalığı her yaşta görülebilecek kalıtımsal yatkınlığı olan kronik bir deri hastalığıdır ve sık görülmesi nedeni ile deri hastalıkları arasında en çok görülen hastalıktır.

***

Hastalıkta sıklıkla deri üzerinde kırmızı plaklar oluşur ve bu plakların üzerinde iltihaplanmalar veya türüne göre kabuklanmalar meydana gelir. Sedef hastalığının tedavisinde amaç iltihabı azaltmak ve derinin kabuklanıp dökülmesini kontrol altında tutmaktır. 

***

Nemlendirici özelliği bulunan kremler deri üzerinde oluşan pulların oluşumunun engellenmesi ve kaşıntının kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Bu hastalığın tedavisinde özel bir diyet uygulama zorunluluğu yoktur.

Bütün hastalar için geçerli olan tek bir tedavi yöntemi de mevcut değildir, her hastanın genel sağlığı hayat tarzı ve sedefin şiddetine göre tedavi yöntemi belirlenir ve tedavisine başlanır.

Çeşitli tedavi yöntemleri belirlenebilir ve bunlara göre doktorun tavsiye ettiği kontrollere dikkat etmek gerekir. 

***

Doktorlar hastalıklı deriler üzerine uygulanması amacı ile kortizon (steroid) benzeri ilaçlar verebilir; sentetik vitamin D katran veya antralin içeren ilaçlar tavsiye edebilir.

Sedef hastalığının en ileri safhalarında ağızdan alınan ilaçlara ihtiyaç duyulabilir bu ilaçlar tedavinin son aşamasında kullanılır. Bu tedaviye ilave olarak güneş ışınları (Ultraviyole) tavsiye edilir. 

***

Güneş ışınları çoğunlukla hastalara fayda sağlayarak tedaviye yardımcı olur.

Ancak bu uygulama sırasında dikkatli olmak gerekir aksi takdirde bu ışınlar hastalığı alevlendirebilir.

Bu sebeple doktor tavsiyesine uygun bir şekilde güneşe çıkılmalıdır. Bu hastalığın tedavisinde kullanılan yöntemler vardır...

***

Steroidler (kortizon), kortizon türevleri içeren kremler merhem veya losyonlar pek çok hastada tedavinin olumlu sonuçlanmasını hastalığın etkilerinin en aza indirilmesine katkı sağlar. Özellikle genital bölge, kasıklar ve yüz gibi hassas bölgelerde gücü zayıf olan steroidler tercih edilir bu bölgelerde kalıcı hasarlara sebep olmasın. Güçlü olan steroidler daha çok saçlı deride diz ve dirseklerde avuç içi ve ayak tabanlarında kullanılır. Bu bölgelerde ilacın etkisini arttırmak için ilaç sürüldükten sonra üzeri ince bir naylon veya streç film ile kapatılmalıdır. Fakat bu ilaçların uzman doktor kontrolünde kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.

***

Küme baş ağrılarında pek çok triptan içeren ilaç kullanılmıştır. İmigran ilk nesildi. Şimdi Zolmitriptan’ı (Zomig) tercih ediyoruz.

Gene lityum (Lithuril 300 mg Cap veya Eskalith Kapsül veya Tablet) Küme Baş ağrılarında etkili ilaçlar arasındadır. Hele Duygudurum Bozukluğu ile birlikteyse, bu iki ilacı vermek en doğrusudur.

Hipnoterapiye yatkın olanlara bu yöntem işe yarar (insanların %75’inde). 

***

Bu ilaçların ciddi yan etkileri olabilir tedaviyi iyice zorlaştırabilir. İlaçların kullanılması kadar aniden bırakılması da sakıncalıdır. Aniden kesilmesi hâlinde hastalığın iyice şiddetlenmesine sebep olur.  

Tedavi devam ederken aylar sonra kortizon (desmetilprednizolon gibi) içeren ürünlere karşı direnç gelişebilir uzman doktor bu durumda tedaviye direnç gösteren bölgelerin içerisine bu ilaçtan enjekte eder; bunun dozu doktor tarafından ayarlanır.

***

Saçlı deriye uygulanan tedavi yöntemi, saçlı bölgede oluşan Sedef hastalığının tedavisinde hastalığın şiddetine saçın uzunluğuna ve hastanın hayat tarzına göre en uygun olan tedavi yöntemi seçilir.

Reçeteli veya reçetesiz olarak birçok şampuan ve solüsyon saçlı deride oluşan Sedef hastalığı için kullanılan yöntemlerdendir. 

Bunlardan birçoğu katran ve steroid içerir. Saç derisinde Sedef plakaları bulunan hastalar saçlarını çok sert bir şekilde kaşımaktan ve şampuanlamaktan kaçınılmalıdır.

***

Antralin tedavisi, bu ilaç kalın kabuklara sahip Sedef hastalığı oluşumlarının

tedavisinde tercih edilen bir ilaçtır. Cildi tahriş edebilen bir ilaçtır derinin ve

giysinin boyanmasına sebep olabilir. 

 

Vitamin D ve kömür katranı tedavisi, hastalığı sadece belirli bölgelerde olan hastalarda kullanılan bir yöntemdir. Yan etkilerinden korunmak için belirli miktarda doktor kontrolünde kullanılmalıdır. 

***

Kömür katranı da yüzyıllardır Sedef hastalığının tedavi sürecinde kullanılır. Özel merkezlerde uygulanan bir tedavi yöntemidir.

 

Işık tedavisi, güneş ışığı ve ultraviyole derideki hücrelerin gelişmelerini azaltır. Bunlar deri kırışıklığı göz hasarı ve deri kanserine sebep olabilir fakat doktor kontrolünde oldukça etkili sonuçlar doğurabilir. 

 

***

Vücut yüzeyinin tamamında Sedef hastalığı görülen kişilerde özel odalar sayesinde bütün vücuda ışık uygulanır. 

 

Puva tedavisi, sedef hastalığı diğer uygulanan tedaviler ile olumlu sonuçlar alamaz ise bu tedavi yöntemi kullanılır. Hastaya psoralen adı verilen bir ilaç verilir ve özel bir ultraviyole ışığı olan UVA ışınlarına dikkatli bir şekilde bırakılır.  

***

Bu tedavi 2-3 ayda yaklaşık 25 defa uygulanır. Yılda kırk defaya yakın bir uygulama tedavinin olumlu sonuçlanmasını sağlayacaktır. 

 

Methotreksat tedavisi, aslında kanser tedavilerinde ağızdan kullanılan bir ilaç türüdür. Diğer tedavilerin etkisiz kalması ve hastalığın iyice şiddetlenmesi durumunda başvurulan bir tedavi yöntemidir.

***

Sedef hastalığının gerilemesini sağlar. Bu ağır bir ilaç olduğundan özellikle karaciğer üzerinde oldukça etkilidir bu sebeple düzenli olarak kan tahlilleri yapılmalıdır. 

Plak tipi sedef: En çok karşılaşılan sedef çeşididir. Dirsek ve dizlerde kızarıklık, pullanma ve döküntü şeklindedir.

Ters sedef: Derinin katlanma bölgelerinde görülür. Sıklıkla kasık ve koltuk altında oluşur. Kesin teşhis öncesinde diğer egzama türleriyle çok karıştırılır. 

***

Eritrodermik sedef: Kızarıklık ve deri döküntüsünün bütün vücuda yayılmış şeklidir. Elektrolit ve sıvı dengesizliğine sebep olabildiğinden tedavisi genellikle hastanede yapılır. Nadir görülen bir sedef türüdür.

Damla tipi sedef: Daha çok çocuklarda rastlanır. Damla şeklindeki sedef yaralarına bütün vücutta rastlanır. 

Sedef Hastalığı

Birçok insanın sorunu olan sedef hastalığıdaha sık olarak dirsek, saçlı cilt, diz,

el ve ayaklarda görülür. Sedef yaralarının görüldüğü bölgelerde kaşıntı, ağrı veya batma olabilir. Nadir olarak cildin tamamı hastalıktan etkilenebilir. Sedefin bütün deri yüzeyini kaplayacak şekilde görüldüğü hâli ölümcül olabilmektedir.

 

Bunun sebebi sedef yaralarıyla kaplanan cildin sıcaklık düzenleyici özelliğini kaybetmesi ve bariyer görevi özelliğini kaybetmesidir.

 

Sedef hastalığı görülen kişilerin %10’unda eller ve el bilekleri, ayak ve ayak bilekleri, omurga ve boyunu etkileyen artrit (eklem iltihabı) gelişmekte. Bazen sedef hastalarının eklemleri gözle görülür şekilde deforme olabilmektedir. Yine bazı hastaların el ve ayak tırnaklarında şekil bozuklukları ve dökülmeler görülebilir. 

 

***

Orta şiddette ve şiddetli devam eden sedef hastalıkları bazı iç hastalıklarla birlikte görülebilir. Kardiyovasküler (kalp damar sistemi) hastalıklarla sedef hastalığı arasında belirgin bir ilişki tespit edilmiştir 

***

Sedef hastalarında inme (felç), hipertansiyon, dislipidemi, iskemik kalp hastalığı, Tip 2 diyabet ve Crohn hastalığı riski görülmesi riski daha fazladır.  

***

Sedef görülen kişilerin %60’ında karaciğerde yağlanma görülür. Yine sedef hastalarında hipertansiyon görülme oranı %40’a yakındır. Sedef hastalığı hipertansiyon hastalığı oluşumu için başlı başına ve bağımsız bir sebep olabilmektedir.

***

Aynı zamanda, sedef hastalığı olan kişilerde kalp krizi riski daha fazladır.

Sedef hastalığının şiddeti ve tedavi süresi ile bazı kanser türleri arasında doğrudan bir ilişki görülmüştür. 

***

Sistemik tedavi olan ve uzun süre tedavi gören hastalarda lenfohematopoetik kanserler, kolorektal (kalın bağırsaktan rektuma uzanan) kanserler ve böbrek-mesane kanserlerine daha sık rastlanmaktadır.

 

Sedef hastalığı lenfoma ve malign melanoma hârici deri kanserleri için başlı başına bir risk faktörüdür.

 

Sedef Neden Olur?

 

Hastalığın sebebi tam olarak bilinmemektedir. Uzmanlar hastalığın ortaya çıkmasında çok sayıda genin rol oynadığını düşünmekte. Ailesinde ve yakın akrabalarında sedef olanlarda, sedefe sebep olan bu bozuk genlerin görülme ihtimali daha fazladır. 

***

Yapılan araştırmalara göre anne-babanın her ikisinde de sedef hastalığı varsa çocukta olma ihtimali %41, yalnızca birinde varsa %14 ve kardeşte varsa %6’dır. Genetik sebepler dışında bazı ilaçlar, duygusal dalgalanmalar, stres ve sıkıntı, bulaşıcı hastalıklar, iklim, dâhili hastalıklar ve travmalar hastalığa sebep olabilmekte ve hastalığı tetikleyebilmektedir.

***

Sedef neden olur sorusuna cevap arayan bazı uzmanlara göre sigara da sedef hastalığı tetikleyicilerindendir.

 

Sedef Hastalığı Belirtileri

 

Hastalık herkeste aynı seyretmez ve kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Bununla birlikte en çok görülen sedef hastalığı belirtileri; deri üzerinde bazı bölgelerde kızarıklıklar, bu kızarıklıklar üzerinde kepeklenme ve döküntü, kaşıntı ve yanma şeklindedir. Bu belirtilerin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir doktora başvurulması önemlidir. Sedef hastalığının tedavisi olmadığı yönünde yaygın bir inanış vardır. Bu yanlış bir davranıştır. Doktor kontrolünde uygulanacak tedavi ile hastalık kontrol altında tutulabilmektedir. 

 

***

Sedef Bulaşıcı mıdır?

 

Sedef hastasıyla karşılaşan birçok kişi kötü görünümün de etkisiyle tedirgin olmakta ve sedef bulaşıcı mı endişesine kapılmakta. Sedef hastalığı ile ilgili toplumda birçok yanlış bilgi ve inanış vardır.

 

Bunlardan bir tanesi de sedef hastalığının bulaşıcı olduğu inanışıdır. Yanlış olan bu inanış hastanın sosyal faaliyetlerini sınırlamasına, kendisini soyutlamasına ve yalnız kalmasına sebep olmaktadır.  

 

***

Yaygın inanışın aksine sedef hastalığı kesin olarak bulaşıcı bir hastalık değildir. Yani sedef hastalığı temasla, aynı havuzda yüzmekle, aynı eşyaları kullanmakla, aynı havluya silinmekle, aynı tabaktan yemek yemekle ve benzeri şekilde bulaşmaz.

 

Sedef Hastalığı Tedavisi

Sedef hastalığı birçok duygusal sıkıntıyı da beraberinde getirmektedir. Öyle ki sedef hastalarının dörtte biri depresyondadır. Sedef hastaları açısından en çok sıkıntı yaratan durumlardan biri görünür yerlerde oluşan sedef yaralarıdır. Bu yaralar nedeni ile hasta kötü göründüğünü düşünür ve kendisini kötü hisseder. Toplum içinde bulunmaktan rahatsızlık duyabilir ve özgüven kaybı yaşar. Bir diğer duygusal sıkıntı da yaraları gören kişilerin hastalığın bulaşıcı olabileceğini düşünmesi sonucunda sedefli insanlara yaklaşmaktan çekinmeleridir. Depresyonda SSGİ dediğimiz serotonin geri alıcı ilaçlar etkili olabilir (Sertralin, fluoksetin, triaminoerjik olan venlafaksin – Efexor orta ila üst dozlarda verilebilirler).

 

Bu hastalık hastaların yalnızlaşmasına sebep olur. Hem hastalığın beraberinde getirdiği rahatsızlıklardan dolayı, hem de yaşanan duygusal sıkıntılardan dolayı sedef hastalığı tedavisi oldukça önemlidir.

 

Tedavisi

 

Hastalığın tedavisi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Uygulanacak sedef tedavisi yönteminin belirlenmesinde hastalığın görüldüğü yerler ve sedef yaralarının yaygınlığı önemlidir.  

 

***

Mesela yaralar vücudun %5’inden az bir alanda ise krem tedavisi uygulanırken, yaraların daha yaygın ve şiddetli olduğu durumlarda farklı tedaviler uygulanır.  

***

Uygulanan tedavilerde amaç:

 

Hızlı hücre üremesini engellemek, kızarıklık ve kepeklenme şeklindeki döküntüleri azaltmaktır.

 

Sedef kabuklarının tedavisi ile yaraların ortadan kalkmasını ve deri yüzeyinin normale dönmesini sağlamak.

 

Döküntüler ve sedef yaraları tamamen ortadan kalktıktan sonra, yaraların sebebinin teşhisi ve bu sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik tedaviyle hastalığın tekrarlamasını önlemek.

sedef hastalığı ile ilgili görsel sonucu

 

Sedefle birlikte beliren diğer hastalıkların tespiti ve tedavi edilmesidir.

 

***

Sedef, tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Yaygın inanışın aksine uzman bir doktor yardımıyla hastalık kontrol altında tutulabilir, hasta çok az döküntüyle hayatını sürdürür ve sedef hastalığının rahatsız edici semptomları ortadan kaldırılır.

 

Sağlık, esenlik ve bilimden sapmamak dileklerimle…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 05 Nisan 2017 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 20 Ekim 2017