Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

PSİKOTERAPİ DENİNCE

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1637 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

İlgilenenler İçindir,

Psikoterapi, bireylerin duygusal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, ruh sağlıklarının geliştirilmesi ve korunmasını amaçlayan tekniklerin genel adıdır. Psikoterapi her zaman sadece tek tek bireyleri konu almaz, zaman zaman incelenen bir ailenin tamamının etkileşimsel meseleleri, zaman zamansa incelenen bir çiftin birbiriyle olan ilişkisindeki bazı sorunların ruh sağlığı temelindeki kökleri olabilir. Ruh-zihin sağlığına dair sorunların psikolojik, sosyolojik veya somatik (bedensel) boyutları olabilir. Buradaki ruhun metafizik bir şey değil, beynin işlevleri olduğunu ısrarla vurgulamak isterim.


Terim, psiko (psyche’den) ve terapi (Tarabya ile akraba) formlarından oluşur ki, psiko Yunanca psukhē “ruh, zihin”den, terapi ise Yunanca therapeia “iyileştirmeden” türemiştir.

Psikoterapi, daha olgun ve uygun bir ruhsal denge sağlamak amacı doğrultusunda zihinsel ve duygusal bozukluk gösteren hastalarla düşünce ve duygu alışverişi kurularak yürütülen bir tedavi bilim ve sanatıdır.


 

Psikiyatrlar, Klinik Psikologlar, Psikolojik Danışmanlar ve Sosyal Hizmet Uzmanları psikoterapi yaparlar.

Yaşam koçlarının yaptıkları, önüne gelen kişi veya benzeri metafizik kökenli uygulamalar psikoterapi değildir!

Çok genel bir başlık altında söylemek gerekirse, duygusal çatışmaları çözümleyen, bu çatışmalardan doğan kaygı ve gerginlikleri, çökkünlükleri azaltan, ruhsal uyum düzeyini artıran, kişilerarası ilişkileri daha olgunlaştıran tüm teknik ve yöntemlere psikoterapi denilebilir.

Psikoterapi sürecinde terapist ile danışan / hasta arasında kurulan ilişki temel alınarak danışanın yaşadığı sorunlar üzerinde çalışılır. Sadece psikolojik rahatsızlık yaşayan kişiler değil, hayatının herhangi bir alanında tıkanıklık yaşadığını hisseden ve hayatını daha anlamlı bir şekilde sürdürmek isteyen herkes psikoterapi sürecine girebilir.

Psikoterapi, terapistin danışan adına neyin doğru olduğuna karar vermesi yahut nasıl değişeceğini söylemesi değildir.

Psikoterapist kendi kuramsal bilgilerini ve uygulama becerilerini kullanarak danışanın / hastanın kendisini tanıması, hayatına dair farkındalıklar yaşaması, daha sağlıklı ilişkiler kurması ve yeni çözüm yolları geliştirebilmesi için danışana ışık tutar.

Psikoterapi Türleri

Bütüncül Psikoterapi: Tüm psikoterapi tekniklerinin hangi hastaya ne zaman uygulanacağını ve bütünü izah etmeye yönelik bu terapi yöntemi farklı teknikleri entegre etmeyi sağlar. Esneklik sağlayan bu model evrensel uygulamalar için de uygundur ve pratiktir.

Dinamik Psikoterapi: Dinamik psikoterapi, yapıtaşı olarak Freud’un klasik Dürtü Kuramı ve sonrasında da, Ego Psikolojisi, Nesne İlişkileri, Kendilik Psikolojisi gibi diğer dinamik ekollerle devam etmiştir. Bu ekoller; psikopatolojilerin temelinde kişinin 0-6 yaş arasındaki dönemde yaşadıklarının olduğunu savunur ve Hipnoz, Serbest Çağrışım ve Rüyalar yoluyla bunları irdeler.


Son olarak KKTC'de verdiğim kurstan, herkesten izin alınmıştır.

Bilişsel Psikoterapi: Bilginin işlenmesi sürecinde temel kabullerdeki hatalardan kaynaklanan işlevi olmayan şematik kavramlar, zamanla olumsuz otomatik düşüncelere dönüşür. Sonuçta ortaya çıkan düşünsel, duygulanım ve davranış bozukluklarının tedavisi bilişsel psikoterapinin alanına girmektedir. Kognitif (Bilişsel) terapi olarak da adlandırılmaktadır. Şema Terapisi, Düşünsel Duygulanımcı davranış terapisi de bilişsel terapiden kaynaklanmıştır

Davranışçı Psikoterapi: Davranışta otomatik modelleme gibi öğrenmeler sonucunda ortaya çıkan bozukluklarda; duyarsızlaştırma, ödüllendirme gibi çeşitli teknikler yoluyla davranış değişikliği veya davranışın frekansında azalma gibi sonuçlar sağlamaya yönelik terapilerdir.

Bilişsel - Davranışçı: Klinik uygulamalar ve gözlemler psikoterapi süreci içinde, bilişsel-davranışçı yöntemlerin bir arada kullanılmasının etkili sonuçlar ortaya çıkarttığını olarak göstermektedir. Günümüzde sıklıkla bu iki metot bir arada kullanılmaktadır.

Varoluşçu Psikoterapi: Varoluşçu psikoterapi de önemli olan şimdi ve burada kavramlarıdır. Varoluşçular varolma yolunda kişinin en çok üzerinde durduğu 5 soruyu temel alarak bunlar yoluyla psikoterapiyi yapılandırmışlardır

Sistemik Psikoterapi: Palo Alto’dan Paul Watzlawick ve arkadaşlarının 1970’lerde geliştirdiği, matematik sistem teorileri, iletişim teorileri ve aile dizin çalışmalarının temelini oluşturduğu, 10-15 seans süreli ve bir ekip tarafından uygulanan psikoterapi yöntemidir.

Geştalt Psikoterapi Yaklaşımı: 1940’larda yıllarda Fritz Perls, Laura Perls ve Paul Goodman tarafından geliştirilmiş bir psikoterapi yaklaşımıdır. Geştalt kelimesi Almanca’da kendine özgü bir bütünlüğü olan şekil, örüntü anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, her bireyin, doğuştan var olan potansiyellerini açığa çıkarabilme dürtüsüne sahip olduğu görüşünü benimser. Bireyin kendi özelliklerini ve potansiyelini fark edip, buna sahip çıkabilmesini ve kendisini gerçekleştirmesini amaçlar.

Hümanistik Psikoterapi: İnsanı öne çıkararak yapılan bir uygulamadır.

Kısa Psikoterapi: Genellikle gelip geçici ve süratli müdahale gereken durumlarda uygulanılır.

Krize Müdahale Terapisi: Bir hayat olayı yaşandığında, derhal yapılacak şeyleri kapsar.

Eşler Terapisi: Çiftlerin sorunları irdelenir.

Cinsel Terapiler: Cinsel işlev bozukluklarını ve uyum sorunlarını iyileştirmekte kullanılırlar…

Grup Terapisi: Herhangi bir yöntemin grup hâlinde tatbiki.

***

Aslında 400’den fazla psikoterapi bildirilmiştir ve ABD’den Türk kökenli Prof. Dr. Bayram (Byram) Karasu’nun da belirttiği gibi, bir aşama ve ustalıktan sonra, herkes kendi terapi stilini geliştirir. Hattâ işin içine spirituality yâni ruhanilik, hattâ çok ihtimamla din bile karışabilir ama kimin elinde: Bir üstadın tecrübesinde...


Günümüzde Bahailik’ten esinlenen Pozitif Psikoterapi’den tutun da, Mevlânâ Rahatlama Terapisi, homoseksüellerde Onarım Terapisi gibi birçok şey eklenmiştir.

***

Lâfı uzatmadan, hipnoz da dâhil, konuşarak yapılan bütün tedaviler telkine (suggestion) dayanır ve başka türlü şeylere bu isim verilmez.

Feng Shui, NLP gibi şeyler tarikatlar hâlinde yapılan uygulamalardır, terapi değildirler..

***

Son zamanlarda “bana veya hastama yeterince terapi yapılmamış” diyenleri gördükçe aklımıza bu geliyor.

Lâfla peynir gemisi yürümez” derler, doğrudur. Tabii ki basitçe nasihatten, sırtını sıvazlayarak “merak etme geçer” demeye kadar her şey terapi oldu ama şu bir olgu ki, psikiyatrik hastalıkların / bozuklukların %90’ından fazlasında diğer başta İlaç (Farmakoterapi) olmak üzere, EKT gibi, rTMS gibi bedensel terapi yöntemlerinin de tatbik edilmesi şarttır.

***

Hani demem o ki, doğru teşhis ve tedavide psikoterapiler tabii ki önemlidir ama sadece diğer bedensel yöntemler de ustaca beraber tatbik edilirse…

Hiçbir yöntem bir panacea yâni her şeye iyi gelen bir mucize değil!

Terapinin ne olup olmadığını iyi anlamamız dileğiyle…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 28.04.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    burak biyikli Cumartesi, 02 May 2015

    neredeyse sihirli

    Tebrik ederim hocam cok basarili bir blog olmus.
    MKD: Teşekkür ederim

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 23 Ekim 2017