Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

RECEP İVEDİK

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1425 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Garip bir yerli dizi var, herkesi güldürüyor.

Şimdi televizyonda seyrediyorum bir diziyi.


 

İçerisinde seks var, acayip ilişkiler, cinsel sapmalar ve garabet mevcut.

RAM’in üzerine oturmuşlar yanmış.

Hayal kırıklığı varmış.

Büyücü Mevcut.

Falcı var, tükürme daniskası. Adam osuruyor, kompleksli olduğunu söyleyebiliyor.


 

***

Bu yerli dizide büyüsel düşünce de bol ve sapıklık, dayak ve esmer kumral, beyaz tenli sevmek var.

Göğüs derken memenin kastedildiği belli.

Pandik atmak da serbest.

Ters ilişki mebzul.

Kahramanlar tabii ki yerli ama homoseksüellik, kablo kesmek dereken neyin kastedildiği de belli.

“Akarım, ..karım, ..kerim” e  mevcut.

Çamaşır yıkatıp ucuna dibine ş’etmek var.

Evrimden de bahsedilerek anlatılıyor “cumba yatak” diye seks sırları.

Bu kahramanın mağarası da, kadını da yokmuş ama onunla sevişilermiş.

Bunun için 1 kapak ishal yapıcı şurup (diyare: cır cır”) denmekte.

Celâl’in karnına Murat Amcası bastırıyor ve o da lânet okumakta pek mahir.

Şimdi muhayyel bir kapıyı çaldı, çok seksi bir kadınla ilişki de kuracak.

Kadın “sistemden mi geldin” diye soruyor.

İçinden Canavar çıkıyor.

Osursa osura sevişmek deniyor, akabinde geyiriyor ve mabadını tutuyor, akabinde de Türkan’a sesleniyor: Bekle!

Ama olmuyor, hıçkırıktan dolayı altına ediyor.

Adam kendini divana atıyor ve bir isimle Facebook’taki bir ilişkiden bahsediliyor.

Bunlar bir relationsheep kuruyorlar.

Küfür gırla, yemeğe gideceklermiş bahsediliyor.

Allaha Kitaba lâf ediliyor ve sahnede için yiyen tipler aldı şimdi.

Kahraman pek kaba ve ağzından çıkanı kulağı duymuyor.

Sanırım Kahramanın müstear ismi de Recep İvedik..

***

Benim anlamadığım, böylesine ilginç bir dizinin nasıl olup da RTÜK –kurallarına rağmen televizyonda gösterildiği.

Dallama ne demek?

***

Sonra “bir Akdeniz Ateşi var” deniyor.

Sonra saçmalamaya ve korkunç bir müzik çalmaya başlıyor.

Gitarı lokantadaki adamın kafasında kırıyor, akabinde de gene “öpüştünüz mü, “pantolonu indirir… yaparım” deniyor.

Adam iyi ce delirip küfretmeye başlıyor ve tepiniyor.

Bu arada eşofmanlı kahraman gene öpüşmekten bahsedip küfrü basıyor.

Dipsomanik bir şekilde içmeye başlıyor ve “kolonya” içiyor- ki öldürücüdür.

Sonra da kafayı bulup düşüyor.

Şimdi de bakıyorum ki kalkıyor.

Ker tarafta şişeler var ama kahraman kafayı bulmuş.

Musa’ya “bakar mısın” diye sesleniyor”, sonra yerlerde sürünüp galiba kusuyor.

Kolu incinince de alçıya alıyorlar,

Tam bir absürdite.

Kolonyanın 150 cc’si kör eder, daha fazlası öldürür ama bu dizinin kahramanının umurumda değil.

Gözleri şaşırmış, “kolanya değil, kolonya denir” diyor ve merdivenden düşüp müşahede atına alınıyor.

Kolunda “Şerefsiz” yazıyor ve “Can’t Judge me” deniyor.

Akabinde göğsüne sevdiği kadının adını dövme ile yaptırmak için arkadaşını arıyor.

Koordinat soruluyor, etrafta birtakım adamlar.

“Yaz” diyor ve “geri zekâlı” diye kızıyor muhatabına.

“Kâğıda ananın adını yaz” diyor, “Allah’ın belâsı” diyor” ve hapse düşüyor.

Orada “Allah belânı versin” diye ona kızıyorlar, “öbür kolunu da ben kırarım it” diyor.

***

Bu dizi gene yabancılardan esinlenerek azalmış, özgün bir tarafı da yok ama “şerefsiz”, “badanayla yazı yazmak, “şampanya” mebzul.

Kahraman ne yapsa geçerli, sınır tanımıyor.

Uzaydan gelen LASER enerjisinden de bahsediliyor.

Aşkını aramak için sahile çıkıp havai fişek de attırıyor.

Bu komedinin kahramanı belli de, ismi Recep İvedik.

Başrolde Şahan Gökbakar.

Küfür ve her şey serbest.

Bu diziyi ve daha öncekilerini pek sevemiyorum nedense, tabii ki karar sizin.

Acaba kaç tane daha Recep İvedik çevirecekler derşiniz?

Pek hoşlanamadım da!

Herkese tekrardan iyi Pazarlar,

Telefonlarımız çalışıyor bu arada.

Akşama muhabbet de var ama dozunda.

Hani yemek de, içmek de, işret de şehvet de bir âdap içerisinde olmalı, değil mi?

Hep bunları yapıp da pişmanlık neye yarar?

Facebook aşkları daima aldatır ve ne cinsiyeti ne de mensubiyeti, yönelimi belirsiz hünsalar karşınıza çıkabilir.

Dikkatli olun ve herkese yüz vermeyin desem mübalağa mı etmiş olurum?

Tekrar görüşürüz.

Sevgim ve Saygımla…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 24.05. 2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 20 Ekim 2017