Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Rektör Tavası...

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2455 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

İki rektöre takıldım doğrusu, idefiksim var yâni: Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve Prof. Dr. Mehmet Haberal.

Malûm, hamsi Karadeniz'den kaçtı ve sadece Rusya'da var; tezgâhtaki fiyatı can yakıyor! Eh bu iki hamsi sembolizmalı rektörü kısaca bir hatırlatmak istedim bugün. 

İkisinin de o kadar çok ortak yönleri mevcut ki...

Şimdi bunlara bir göz atalım diyorum; buyurunuz...

***

Birisi senelerce Türkiye'nin en eski ve köklü üniversitesinin tepesinde yöneticilik yapmış; merkez soldan, Rotaryen, sosyal demokrat, klâsik bir CHP'li, lâik, sosyal demokrat ve ve dünya çapında bir kolon cerrahı.


Hapiste, öldürüyorlar!

Öbürü ise Türkiye'nin en yeni ve köklü üniversitesinin tepesinde yöneticilik yapmış; merkez sağdan, klâsik AP'li, lâik, sosyal demokrat ve ve dünya çapında bir kolon cerrahı.

CHP'den milletvekili oldu!

İkisi de Karadenizli.

Buraya kadar her şey pekiyi de...

Birincisi her akademik terfimde beni aradı, hâlimi ve hatırımı sordu. Kaç kere aradım ama ulaşamadım.

İkincisiyle -o da şoförü aracılığıyla- bir seferliğine, öylesine konuşası olduk. Sanırım ki yılbaşında zindanından karşıdaki benzin istasyonuna bakarkenki fotoğrafını bir tek fakıyr burada neşretti. Mangal gibi yürek isterdi, kabûl ediniz...

Aradım Mete Akyol Ağabeyimi, sordum. Meğer mevcut TBMM dokusuyla imtizaç edemiyor ve üzülüyormuş. Doğrudur ve pek de haklıdır da...

Peki, ne beklersiniz; bir için empati yapınız? Nilgün Taşkıntuna dostumuz sizi divana yatırıp anlatabilir bakınız.

En azından "Kerem Kardeşim, Allah ne muradın varsa versin. En kötü zamanımda sen arayıp sordun. Gel de bir hâlleşelim, muhabbet edelim. Bize bir misafir hoca olarak ders ver. Tesislerimiz, otellerimiz var. TV'miz var. Oralarda boy gösterelim, horon tepelim" filân. Neslim Hemşirenz ve ben gelelim, propedötik, epistemoloji anlatalım. Status Psikanalizus oralarda kol geziyor; biraz taş koyalım...


Tık yok arkadaş!

Bizde bir "ahde vefa sorunu, sorunsalı" var... Hüzün veriyor Hocam. Bugünlerde de el ele vermeyeceksek eğer, ne zaman "hamtaşlarımızı küptaşa çevireceğiz"?

Kızmak ne hâddimize ama hani biraz kırılıyorum. Sizin uğrunuza benimle kafa bulan bir Fetocu bile oldu. Hani "imamla papaz olduk" sevgili biraderim...

Neredesiniz?

"Solcu" Ruşen Çakır bile bana cep telefonunu verdi ama sizinki yok... Ne bileyim, iç savaşa doğru gümbür gümbür giderken kardeşlik zincirini kurmazsak, daha ne zaman olacak bu?

Daha hâlâ suratınızı dahi göremedim! Belki de böylesine bir ulaşılamazlığı tercih etmektesiniz tıpkı Akasya Sokağı Üstadımız gibi. 

Hâlbuki paylaşacak şeyimiz var:

-Sizinki kadar crescendo bir dimağ, acaba bundan sonrası için hangi a, b, c plânlarını hesaplıyor? Devletlû'nun hiçbir şeyi yok, panikte! Pek muhtemelen Dalan ve Çömez de dönerler yakında ve tam arzu ettiğiniz ekip tekemmül eder.

Ne(ler) yapmayı tasarlamaktasınız?

-Pamukoğlu ve diğer sivri isimleri toparlayabilecek potansiyeliniz var. Ne yapılabilir; bana ve benim gibilere ne iş düşer? Küçümsemeyin ama kendi çapımda bir kanaat önderiyim. Dâhilî ve hâricî bedhahlarla ilgili sezgileriniz, öngörüleriniz nedir?

-Ben mi kaçırdım ama sizi hiç kürsüde göremedim. Ne plânlarınız var? Kadro mes'eleleri, yaklaşan seçimler için ne hedefler tutturmak peşindesiniz?

-Zeus olsanız, yaşadığınız travmadan sonra dimdik kalamazsınız; eşyanın tabiatın aykırı bu. İnat etmeyip, herhangi bir psikiyatrik veya psikolojik yardım alıyor musunuz? Psikosomatik ve diğer vital bulgularınız ne âlemde. Nasılsa CIA, MOSSAD, FBI biliyordur da... Bir de ben öğrensen...

***

Sevgili Hocam,

Sizin yerinizde olsam (eğer bilmiyorsam affola) derhal Kemal Hoca'yı ziyaret edip, bütün tıbbî imkânlarınızı emrine sunardım.

Bir de, kötü zamanlarınızda size sâhip çıkanları ihmâl etmeyin derim, şık olur...

Saygılarımla...

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - Şimdiki Zamanlar - 05.02.2014 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 21 Kasım 2017