Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

RENKLER

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2647 kez okundu
  • 2 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır


Dün gece rûyamda gördüklerimi unutmadan yazmam lâzım:

Hayatımın ilk Grand Mal Epilepsi (Büyük Sara) nöbetini geçiriyorum ve post-iktal (nöbet sonrası) konfüzyonda iken (kafam karmakarışık hâlde ve şaşkın) Babam bana müstehzice bir nazarla bakıp “erkeklik hormonu al” diyor.

Rebiî Dayım “korkmayasın diye söylemedik” diye gönlümü alıyor.

Ben de düşe kalka kendimi bulmak için debelenirken, Neslim şefkatle beni okşuyor ve “uyanman lâzım” diyor.

Ben de hemen Homo erectusa regrese olup kalkıyorum, dişimi neyin yıkayıp kokular sürünüyorum.

Veeee….

Cânan kapıyı çalıyor.

Aynen Beethoven’in 5. Senfonisi gibi: Kaderden kaçılmaz!

Vay efeler vay!

Predestination (mukadderat), Karma, Kader

Hepsi yerli yerine oturuyor ve aklımda Neco Kardeş’le kızının barışma sahneleri çoktan nakşedilmiş vaziyette yazmaya koyuluyorum.

Bu arada, er kişi niyetine, Kızım, Peder’in Cinsî Başarının Esasları mukaddimesinden rastgele birkaç cümle okuyor.

Hepsi de mükemmel aşk, sadakat ve cehâletle ilgili.

Minareyi çalarken dahi, gâvurdan ve küffardan nakille, kılıfını iyi hazırlamış Merhum.

Önce gerçek aşkı târif ediyor, sonra...

***

Neco Kardeş,

Seninle pek çok kere aynı mekânda bulunduk, hâttâ Siyavuş Arkan Ağabeyim eski arkadaşındır.

Sanırım ki Işıl ve Alev Yücesoy’la da raks etmişsinizdir.

Canım Cânanım biraz önce gitti, kim bilir bir daha ne zaman görüşeceğiz…

Çok çalışıyor çok!


En son seninle İzmir’deki bir “Nazlı Âilesi Düğününde” karşılaşmıştık.

Güzel güzel şarkılarını söyleyeceğine, kalktın “Âlp Dağlarından sırf söz verdiğim için geldim, yoksa rahatımı bozmazdım” filân dedin.

Geç bunları be kardeşim, aldığın “pocket money” hepimizin malûmu.

Azıcık mütevâzı olsan, kasılmayı ve “ben ben beeeeen“ demeyi bıraksan ne kaybedersin?

Sevildiğini mi zannediyorsun bu tavırlarınla, lâflarınla?

Bilirim, can çıkar huy çıkmaz ama olsun, ham taşını yontup küp taşa çevirmek istemiyor musun?

Kendini aşmaya muhtaç ve muktedir en mütekâmil memeli biziz…

İlk defa gazete köşesinde yazmaya başladığında, kızına son derecede nazikçe ve kimliğimi de açıklayarak bir ikaz mesajı yollamıştım çünkü intiharı övüyordu.

Cevabı çok küstahça ve saldırganca geldi!

E ne oldu?

Evlilikleri, ilişkileri…

Saadetin kenarından tutabildi mi?

Sen yakalayabildin mi?

Onunla aşk dolu kaç saat paylaştın.

Azgın Teke dediler, kızdın.

Teneşir paklar dediler, köpürdün.

Çünkü her şeyin en iyisini sen bilirdin.

Hani hayatı hayâlle dolu Leylim Ley bir yana

Sen çok iyi bir eğlendiricisin, Alpay’la, Nükhet Duru ile kıyaslanacak kadar.

Hepsini de tanırım.

Ne güzel atasözüdür: “Biliyorsan söyle, ibret alsınlar; bilmiyorsan sus, bâri adam sansınlar”.

Sevmek öğrenilebilir kardeşim.

Her yaşta…

Yaşlandıkça buna daha da çok muhtaç olacağız, farkında mısın?

Daha nice kasılmaktır?

***

Bunlar bana renkleri çağrıştırdı.

En kirli renk beyazdır çünkü diğer hepsinin üstünü örter.

En temiz renk siyahtır çünkü her şeyi soğurur, enerjiye dönüştürür ve hem hiçliğin, hem ezel ve ebedin sembolüdür.

Kenan Evren, Allah ömür versin ki bu çirkinlik sona ersin ama renksizdir, hep griydi. Hep aynı şeyleri söylerdi…

Cumhurbaşkanı Sezer, Allah ömür versin ki bu çirkinlik sona ersin ama renksizdir, hep griydi. Hep aynı şeyleri söylerdi…

Recep Tayyip Erdoğan, Allah ömür versin ki bu çirkinlik sona ersin ama renksizdir, hep gri. Hep aynı şeyleri söylüyor…

Bahçeli, Allah ömür versin ki bu çirkinlik sona ersin ama renksizdir, hep gri. Hep aynı şeyleri söylüyor, “pesküviti” bile insanı gülümsetemiyor. Hâlâ sağa sola bakarak, önündeki teksti okuyor! Bağırdıkça cartlayan sesine bir ayar veremiyor.

Kürtçüler, Komünistler

Hepsi gri, bıktırdılar kendi yandaşlarını bile!

Kadın bağırırken, arkasındaki kız esniyor…

Motivasyon nâkıs.

Zâten her fırsatını bulduklarını birbirlerinin soyunu kırıyorlar.

Ama bak, Mason(!) Gül renkli, çünkü farklı şeyler terennüm ediyor.

İ. Melih rengârenk, renkli, çünkü her bizi şaşırtıyor.

Çılgın Celâl sempati güzeli, çünkü hem ilim ve irfan, hem de harbîlik hem hasbîlik saçıyor.

Zâten Haftaya Barcelona’dan sağ sâlim ve çatlamadan bir dönelim, hemen bizdeler.

İlber Hoca ona dayanamaz, mutlaka tekrar teşrif eder.

Gene kaydeder, Youtube’a yükleriz.

Hem de sansürsüz bu sefer çünkü kimsenin ikbâl beklentisi yok!

Neco Kardeş,

Kızınla en son ne zaman raks ettin?

Mekân Endülüs müydü, yoksa Arjantin miydi?

Aşağısı kurtarmıyor çünkü.

Evinde ona sarılıp, kokusunu limbik sistemine çektin mi?

İnan ki bedavadır.

Sev Kardeşim, sev

Bedavadır, bakmak ve dokunmaktır.

Çünkü sevmek en kolay minnettir, ülfettir.

Âlî olandır.

333 olsan sana “Şeytan’la Allah arasında tercihini kendin yapacaksın” diyecekler.

Umduğunu bulamayıp alkole sığınan o kadar çok kişi neden var?

O yakışıksız kulislerle, utanılası ayak oyunlarıyla Şark’a çıkanlara bugünlük ufacık bir lâfım var:

   “Just Love, and be loved The Beloved”.

Şimdi 4 günlük Faşist rejime girmek zamanıdır.

Allah var, korku yok…

Öyle derdi bir hocam.

Dilerim hep öyle olsun…

Ben de gri-renkli arasında Pentapolar bir deliyim.

Bob Bowman, o nemrut ellerini bizim geçlerimizden çek!

Yeterince Aspergerlimiz var...

Ben de GÜM'ü yazmaya devam edeyim.

Oluk gibi para akıyor hesaplara, takip edemez olduk bu arada.

   Tahir Kardeşim hesaplar...

      Şey, gözünden hiçbir şey kaçmaz da.

        Mürekkep balığından tekâmül etmiştir...

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – Şimdiki Zamanlar, 29 Eylül 2013 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Levent Veziroglu Perşembe, 03 Ekim 2013

    Rüya

    Tıbbi terimler koymasan yorumlamaya çalıştırdım

  • Misafir
    recepayhanthr Cuma, 12 Aralık 2014

    canım keremcim

    öedipal çatışman var. konuşmak istediğim çok şey var amma yazamıyorum. Keşke otursak saatlerce konuşabilsek. viski benden.

    MKD: :)

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 23 Ağustos 2017