Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SAFİYE AYLA

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 83 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

 

ATATÜRK ÂŞIĞI BİR KADIN

Sevgili Mekâncılar,

 

 

1907’de (kimi kaynaklara göre 1902) İstanbul’un Kadırga semtinde dünyaya geldi. Babası, Hicazîzade Hafız Abdullah Bey, annesi Suudi Arabistan’dan gelip küçük yaşta Osmanlı sarayına girmiş ve daha sonra çıkarılmış Seyyide Hanım’dır.

 

Safiye Ayla henüz doğmadan babası Abdullah Bey, üç yaşındayken ise annesi hayatını kaybetti.

 

Kimsesiz kalan Safiye Ayla Sadabad Sarayı olarak inşa edilmiş Kâğıthane’deki Çağlayan Darüleytamı'na bırakıldı ve ilkokulu bu kurumda bitirdi. I. dönem Bursa milletvekilliği yapan Şeyh Servet Efendi tarafından evlat edinildi ve Bursa Muallim Mektebi’ne kaydoldu. Okul hayatı Bursa, Konya ve Adana’da çeşitli okullarda devam etti.

 

Müziğe küçük yaşta piyano çalarak başladı.

 

Geçirdiği hastalıklar sonucu Muallim Mektebi’nden diploma alamadan ayrıldı ve Eyüp'te bir ilkokula öğretmen yardımcısı olarak atandı. Bu dönemde Eyyubi Mustafa Efendi ile tanıştı; ondan usul ve makam öğrendi.

 

Ardından Yesari Asım Bey’den de musiki dersleri aldı.

 

İlk plağını 1930’da Columbia Plak Şirketi adına doldurdu. Yesari Asım Bey’in “Sevda Yaratan Gözlerin” ve “Bekledim de Gelmedin” şarkılarını seslendirdi. Kısa süre içinde meşhur oldu.

 

Darüttalim Musiki Heyeti’ınin bir konserinde sahneye çıkan sanatçı, siyah önlükle sahneye çıkmasına maarif müfettişlerinin tepkisi nedeniyle bir süre sonra öğretmenlikten ayrıldı ve gazinolarda çalışmaya başladı.

 

Hafız Ahmet Irsoy, Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak ve Udi Nevres Bey’in müzik bilgilerinden yararlandı.

 

Küçükçiftlik Parkı’anda ve Mulen Ruj Gazinosu’nda sahneye çıkan Ayla, assolistliğe yükseldi.

 

1932'de İstanbul Vali Yardımcısı Nuri Bey’in evinde verilen bir davette, Atatürk’ün huzurunda ilk kez şarkı söyledi ve kendisinin en beğendiği seslerden biri oldu.

 

Mustafa Kemal Paşa adına düzenlediği konserde Sadettin Kaynak’ın Kurtuluş Savaşı’nı konu alan "Yanık Ömer" adlı bestesini seslendirmiş ve konser sonunda Mustafa Kemal “Bu şarkının Batı müziği tarzında çoksesli düzenlemesinin güzel olacağını ifade etmişti. Atatürk’ün ölümünden sonra onun vasiyeti yerine getirmek için girişimlerde bulunan Ayla, Muammer Sun’a orkestrasyonunu hazırlatıp Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde çok sesli seslendirerek bant kaydını gerçekleştirdi.

 

Safiye Ayla, sanatı hayat boyunca başta İstanbul Radyosu olmak üzere Türkiye radyolarında sayısız konser verdi, beş yüzden fazla plak doldurdu.

 

Doldurduğu plaklar satış rekorları kırdı. Büyük takdir toplayan sesiyle ünü yurt sınırlarını aştı.

 

Hüseyin Sadeddin Arel’in başkanlığı sırasında İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görev aldı.

 

Konservatuar İcra Heyeti’nde çalışırken tanıştığı besteci Şerif Muhittin Targan ile 8 Nisan 1950 tarihinde evlendi.

 

Evlilikleri 1967’de eşinin vefatına kadar sürdü. Evlendikten sonra gazino sahnelerinden uzak kalan Ayla; ayda bir verdiği Saray Sineması Konserleri’nde dinleyicilerle buluştu.

 

1951’de başladığı bu konserleri 1974’e kadar sürdürdü. En son sahne konserini Atatürk’ün hatırasın Türk Kültürüne Hizmet Vakfı yararına 1987’de İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde verdi.

 

Eserleri ölçüye uyarak, iyi bir diksiyonla, düzgün, aynı zamanda da coşkun, çekici bir tavırla okurdu. Sesindeki pürüzsüz akış en tiz perdelerde bile kaybolmazdı.

 

 Zamanın gözde şarkılarıyla fantezilerini olduğu kadar, Rumeli türküleriyle klasik örnekleri de içine alan repertuarlarıyla geniş bir dinleyici kesimince çok sevildi.

 

"Seninle doğan güldür bu gönül" ve "Aşk yaprağına konarak koza öresim gelir" adlı iki de bestesi bulunan Safiye Ayla, 1942’de Rey Kardeşler’in "Alabanda" revüsünde Kraliçe Mimoza rolünü canlandırarak oyunculuk yapmıştır.

 

Sanatçı, 14 Ocak 1998’de, İstanbul ‘da hayatını kaybetti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

 

1968 yılında hazırladığı vasiyetname üzerine mal varlığının tamamı Türk Eğitim Vakfı’na bağışlanmıştır.

 

Kendisini vefatından önce bir kere gördüm.

 

Allah rahmet eylesin.

 

Mehmet Kerem Doksat – Zurich - İsviçre

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 12 Aralık 2017