Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SAKIP SABANCI ve ALİ AĞAOĞLU: İKİ DEVRİN İKİ TİPİK NUMÛNESİ

Bir gazeteci dostum rica etti bu mukayeseyi yapmamı…

 

Sakıp Bey’le şahsen tanışıp sohbet etmişliğim vardır.

En alttan yükselirken tevâzuunu korumayı başaran, çok alçak gönüllü, züppelikten nefret eden, san’ata ve kültüre çok önem veren bir insandı. Parayı har vurup harman savurmanın tam aksine, iş yerindeki gömleğinin bâzen yakası aşınmış olduğunu dahi görebilirdiniz. Hâttâ pinti denebilecek derecede tutumluydu. Gerçekten de halktan bir adamdı, göstermelik değil. Gösteriş ve hava atmak için değil, popülaritesini arttırmak ve sevilmek için çok iyi PR yapardı. Âile mahremiyetine, sadakate ve bağlılığa çok önem verirdi. Adana’da her yerde imzasını bıraktı.

Hâttâ bir kere "akıl sağlığı raporu" vermem gerekti; gülmekten ölecektik karşılıklı ama kenarda polisten Ağır Ağabeyler vardı; Polis Vakfı için ağır bir bağış yapacaktı!

Ne âlem adamdı... 20+20+20= 60 TL alıp, köşeleri dönecektim. Babinsky'sine, göz dibine, her şeyine baktım. Sonra da ahret sorularına geçtim. Sağlı sollu kroşelerle epey bunalttım ve sonunda da "killer question"u sordum: Sâhibi olduğunuz menkul ve gayrimenkûllerin takribî değeri hakkında bir şey söyleyebilir misiniz?

"Doktor Bey işini çok iyi biliyor" diye gülümsedi ve kapıya kadar da refakat etti. Çıkmadan önce, bedavadan, üç kitabını da imzalayıp, kendi elcağızlarıyla bana tevdi etti ve kapı kapanıverdi: GÜM!

Eh, artık ücretimi alcektim, köşeleri döncektim, lâstikleri parlaticektim ve daha neler yapcektim...

Bu familyanın bir "her işe maydanozbaşısı" vardır ve immortaldir. A, bir baktım ki beni asansöre doğru ufaktan itekliyor.

"Hani şu benim vizite" diye geveledim.

"Ha, öyle mi... Hay Allah! Ne kadardı"?

"Canım, dedim ya, 3x20 olcekti".

"Bakiiim, o kadar var mı ki"!

Ceplerini ayrı ayrı yokladı, boş olduklarını ispatlamak için neredeyse tersine çevirecekti. Onun da üstü başı kahverengi ve dökülen bir takım elbiseyle örtülmüştü. Uğraştı, didindi; üç kuruş oradan, 25 kuruş buradan filân derken, sonunda tam on sekiz buçuk Lira denkleştirdi ve cebime de kendi elleriyle yerleştirdi.

"Şey, ama Sakıp Ağa çok zengindir, kolumu keserim ki bahşişimi de esirgemez" (sonradan bu sözleri epey duyacaktım). Yok arkadaş, şimdiki Beşiktaş-Adalar Vapur İskelesi'nin karşısında, elimdeki bozuk paraları sayar vaziyette kalakalmıştım. Benim de ayağımda kirli kahverengi, ucuz bir pantolonla, üstümde ter kokan kanarya sarısı bir gömlek vardı.

Yağlı saçlarımı kaşıya kaşıya gene bir taksiye atladım. Hâlâ aval aval bakıyordum, tekrar tekrar sayıyor ve bana bu avanta fırsatını tanıdığı için de bütün Intermed ekibine sevgi ve saygılarımı sunarken, kendi kendime de gülüp duruyordum!

***

Yobazca olmayan, din tüccarlığı yapmadan tatlı bir muhafazakârlık sergilerdi. Yerine, ortamına göre davranmasını bilirdi; yüksek sosyetede de, sokakta yürürken de hep sevimli, sevgiliydi. Gene hep ölçülü ama iyimserdi. Dâima gülümserdi ve şakacı, hâttâ dozunda muzip bir adamdı. Aşırı gösterişli ve lüks arabalar kullanmazdı. Vefatından sonra arkasından bütün Türkiye ağladı.

Ali Bey’le hiç tanışmadım. Gündeme güm diye düştü! Evliyken çok eşliliği savundu, har vurup harman savurdu. En pahalı ne varsa aldı. Oğluna ve kızına da çok pahalı şeyler hediye etti. Sağ kol bileğinde bilem kaç milyarlık saatlerle her yerde boy gösterdi. Oğluyla beraber çapkınlığa çıktı ama Allah’ı var, farklı mekânlarda. Müthiş bir gösteriş ve “ben buradayım, bakın ey ahâli” tutumu içerisinde davrandı. Hâttâ yuhalandığı bir konferansından çıkarken dahi pişkince gülümsedi. Elindeki Dolarları, Avroları “sevgililerinin” üzerine saçtı. Yaptığı espriler beni de, başkalarını da güldürmedi ve bütün bunlara da aynen devam ediyor.

***

30 sene öncesiyle, son on senenin sembolleridir bu iş adamları.

   Başka söze ne hâcet?

      Gözle görülene kılavuz gerekmez…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 18 Ekim 2012 Perşembe

FAŞİST ATATÜRK’ÜN BİR KÖTÜLÜĞÜ DAHA: AGOP MARTAYAN
İNSANIN KAÇ BEYNİ VARDIR?
 

Yorum 3

Already Registered? Login Here
Guest - Mustafa Terziahmetoğlu on Cuma, 19 Ekim 2012 10:51
ÜFÜRÜKÇÜ HOMO ECONOMİCUS

Vallahi Sayın Doksat,

Ağaoğlu o reklâm filminde masası üzerindeki projeleri yere fırlattığında çok ağrıma gitti. Zira ben yaşamımı proje hizmeti vererek idâme ettiren bir kişiyim. Eğer Ağaoğlu benim karşımda öyle bir hareket yapacak ve projeleri yere fırlatacak olsa, hiç kimse kusura bakmasın, ben şiddeti onaylamayan bir kişi olmama rağmen, Obama’ya telefon ederim, şu senin beyzbol sopasını bana postala derim ve Ağaoğlu’nu evire çevire deve iğne deliğinden geçinceye kadar pataklarım. Onun artık ayakta durabilmesi için kendine doktordan çok, bir inşaat mühendisi bulması lâzım. Ona yeniden kolon-kiriş hesabı gerekir. Ayrıca estetik operasyonları bir mimarın eşliğinde yapılmalı.

Mekanik tesisatı için de benim danışmanlığıma ihtiyaç olabilir.

Çok ağrıma gitti.

Düşünebiliyor musunuz, siz bir hastanızı aylarca tedavi ediyorsunuz, sonra bir üfürükçü geliyor, sizin bütün emeklerinizi ve bilginizi yere fırlatıyor, ben sana bir üfleyeyim diye hastayı ikna edip sizin bütün tedavi ve bilimsel gayretlerinizi berhava ediyor.

Üfürükçü Homo economicus…

Spastik liberalizmin yarattığı spastik üfürükçü Homo economicus…

Dün akşam TV’de bu reklâmı görünce kan beynime hücum etti.
Ve teskin olabilmek için şu paylaşımı yaptım. Büyük harf için özür dilerim.

“ALİ BABAOĞLU'YMUŞ.

ALİ KRALOĞLU OLSAN NE YAZAR?

SONRADAN GÖRME, KENTSOYLU OLDUĞUNU ZANNEDEN KASABA ÇOCUĞU...

HİÇBİR ZAMAN KADIN KOVALAMADIĞINI, KADINLARIN ONU KOVALADIĞINDAN GURUR DUYAN BİR AYAĞI KÖYDE, BİR AYAĞI ŞEHİRDE SPASTİK GÖRGÜLÜ KAPİTALİST...

SPASTİK LİBERALİZMİN SPASTİK ÜRÜNLERİ...

HAYATINDA BİR ÇİZGİ ÇİZMEMİŞ VE ÇİZEMEMİŞ, ÇİZENLER KARŞISINDA KOMPLEKSLER BATAĞINDA KENDİNE YER VE MEVKİ BULMAYA ÇALIŞMIŞ SONRADAN GÖRME...

KOMPLEKSİNİ ÖÇ AĞLARIYLA ÖRÜP BİLİM, AKIL, EMEK VE TERİ AŞAĞILAYARAK EGOSUNU ÖN PLÂNDA TUTMAYA ÇALIŞAN ZAVALLI...

BİLİM, AKIL, EMEK VE TERDEN ÖÇ ALAN KOMPLEKS…

MASASINDAKİ ONLARCA AKIL, BİLİM, TEKNOLOJİ, EMEK VE TER ÜRÜNLERİNİ YERE ATAN PARANIN YARATTIĞI TERMİNATÖR...

YAŞAM MİMARI...

AKADEMİK BİR UNVANA SÂHİP OLAMAYAN BİR ADAMIN KOMPLEKSİNİ TATMİN İÇİN KENDİ KENDİNE VERDİĞİ DİPLOMA...

PARANIN SATIN ALDIĞI DİPLOMA...
DİPLOMASIZ DİPLOMA...

KİMSE SENİN DİPLOMANA SAYGISIZLIK ETMİYOR, SEN DE HÂDDİNİ BİL, BAŞKA DİPLOMALARA SAYGI GÖSTER...

PARA SâHİBİ OLABİLİRSİN AMA ADAM OLAMAZSIN...

O PROJELERİ YERE ATMASAYDIN, REKLÂM FİLMİN DAHA AZ MI DİKKAT ÇEKERDİ? “

Esasen bu reklâm filmini bütün mesleki kuruluşlar, Mimarlar, İnşaat, Makine ve Elektrik Mühendisleri Odalarının protesto etmeleri ve kınamaları gerekir.

İşte bu kerameti kendinden menkul üfürükçü Homo economicusun tedaviye ihtiyacı olduğunu ispatlayan vukuatı…
Spastik liberalizmden fışkıran yozlaşma örneği…
İnsanın midesi bulanıyor…

”Belediye de Ağaoğlu’nun oyununa âlet oldu!
Ümraniye'de yaptığı ‘My Town Sitesi’nde, 4+1 daireleri imar planında 3+1 ve 1+1 iki ayrı daire gibi gösterip dâire sâhiplerine iki tapu veren Ağaoğlu’nun oyununa Ümraniye Belediyesi’nin de göz yumduğu ortaya çıktı.”
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/belediye-de-agaoglunun-oyununa-alet-oldu-h21069.html

Bu haber için de bir yorum yapmıştım ama onu burada paylaşmak istemedim.

Eminönü meydanındaki saati saf Anadolu tüccarına satan dolandırıcılar kralı bunlardan daha masum…

S……

0
Vallahi Sayın Doksat, Ağaoğlu o reklâm filminde masası üzerindeki projeleri yere fırlattığında çok ağrıma gitti. Zira ben yaşamımı proje hizmeti vererek idâme ettiren bir kişiyim. Eğer Ağaoğlu benim karşımda öyle bir hareket yapacak ve projeleri yere fırlatacak olsa, hiç kimse kusura bakmasın, ben şiddeti onaylamayan bir kişi olmama rağmen, Obama’ya telefon ederim, şu senin beyzbol sopasını bana postala derim ve Ağaoğlu’nu evire çevire deve iğne deliğinden geçinceye kadar pataklarım. Onun artık ayakta durabilmesi için kendine doktordan çok, bir inşaat mühendisi bulması lâzım. Ona yeniden kolon-kiriş hesabı gerekir. Ayrıca estetik operasyonları bir mimarın eşliğinde yapılmalı. Mekanik tesisatı için de benim danışmanlığıma ihtiyaç olabilir. Çok ağrıma gitti. Düşünebiliyor musunuz, siz bir hastanızı aylarca tedavi ediyorsunuz, sonra bir üfürükçü geliyor, sizin bütün emeklerinizi ve bilginizi yere fırlatıyor, ben sana bir üfleyeyim diye hastayı ikna edip sizin bütün tedavi ve bilimsel gayretlerinizi berhava ediyor. Üfürükçü Homo economicus… Spastik liberalizmin yarattığı spastik üfürükçü Homo economicus… Dün akşam TV’de bu reklâmı görünce kan beynime hücum etti. Ve teskin olabilmek için şu paylaşımı yaptım. Büyük harf için özür dilerim. “ALİ BABAOĞLU'YMUŞ. ALİ KRALOĞLU OLSAN NE YAZAR? SONRADAN GÖRME, KENTSOYLU OLDUĞUNU ZANNEDEN KASABA ÇOCUĞU... HİÇBİR ZAMAN KADIN KOVALAMADIĞINI, KADINLARIN ONU KOVALADIĞINDAN GURUR DUYAN BİR AYAĞI KÖYDE, BİR AYAĞI ŞEHİRDE SPASTİK GÖRGÜLÜ KAPİTALİST... SPASTİK LİBERALİZMİN SPASTİK ÜRÜNLERİ... HAYATINDA BİR ÇİZGİ ÇİZMEMİŞ VE ÇİZEMEMİŞ, ÇİZENLER KARŞISINDA KOMPLEKSLER BATAĞINDA KENDİNE YER VE MEVKİ BULMAYA ÇALIŞMIŞ SONRADAN GÖRME... KOMPLEKSİNİ ÖÇ AĞLARIYLA ÖRÜP BİLİM, AKIL, EMEK VE TERİ AŞAĞILAYARAK EGOSUNU ÖN PLÂNDA TUTMAYA ÇALIŞAN ZAVALLI... BİLİM, AKIL, EMEK VE TERDEN ÖÇ ALAN KOMPLEKS… MASASINDAKİ ONLARCA AKIL, BİLİM, TEKNOLOJİ, EMEK VE TER ÜRÜNLERİNİ YERE ATAN PARANIN YARATTIĞI TERMİNATÖR... YAŞAM MİMARI... AKADEMİK BİR UNVANA SÂHİP OLAMAYAN BİR ADAMIN KOMPLEKSİNİ TATMİN İÇİN KENDİ KENDİNE VERDİĞİ DİPLOMA... PARANIN SATIN ALDIĞI DİPLOMA... DİPLOMASIZ DİPLOMA... KİMSE SENİN DİPLOMANA SAYGISIZLIK ETMİYOR, SEN DE HÂDDİNİ BİL, BAŞKA DİPLOMALARA SAYGI GÖSTER... PARA SâHİBİ OLABİLİRSİN AMA ADAM OLAMAZSIN... O PROJELERİ YERE ATMASAYDIN, REKLÂM FİLMİN DAHA AZ MI DİKKAT ÇEKERDİ? “ Esasen bu reklâm filmini bütün mesleki kuruluşlar, Mimarlar, İnşaat, Makine ve Elektrik Mühendisleri Odalarının protesto etmeleri ve kınamaları gerekir. İşte bu kerameti kendinden menkul üfürükçü Homo economicusun tedaviye ihtiyacı olduğunu ispatlayan vukuatı… Spastik liberalizmden fışkıran yozlaşma örneği… İnsanın midesi bulanıyor… ”Belediye de Ağaoğlu’nun oyununa âlet oldu! Ümraniye'de yaptığı ‘My Town Sitesi’nde, 4+1 daireleri imar planında 3+1 ve 1+1 iki ayrı daire gibi gösterip dâire sâhiplerine iki tapu veren Ağaoğlu’nun oyununa Ümraniye Belediyesi’nin de göz yumduğu ortaya çıktı.” http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/belediye-de-agaoglunun-oyununa-alet-oldu-h21069.html Bu haber için de bir yorum yapmıştım ama onu burada paylaşmak istemedim. Eminönü meydanındaki saati saf Anadolu tüccarına satan dolandırıcılar kralı bunlardan daha masum… S……
Guest - Mehmet Kerem Doksat on Cuma, 19 Ekim 2012 11:47
Teşekkürler

Ellerinizde sağlık Sevgili Mustafa Bey .

0
Ellerinizde sağlık Sevgili Mustafa Bey ;).
Guest - Özkan Dülger on Cumartesi, 20 Ekim 2012 22:55
Tedavisi Mümkün mü?

Sevgili Hocam,

Şu reklâmı görünce önce inanamadım; birileri bir benzerini bulmuşlar adamla dalga geçiyor sandım. Sizce bu kişinin ruh sağlığı yerinde midir? Bu soruyu umuma açık olarak yanıtlamanız belki de etik açısından doğru değil ama gerçekten zihinsel/ruhsal sağlığı ile ilgili birtakım sorunlarından dolayı mı böyle zembereğinden boşanmış gibi egosunu püskürtüyor her fırsatta diye merak ediyor insan.

Adamın çevresinde de hiç mi aklı başında bir insan yok? -"Ağam böle yaparsan antipatik olursun, o evleri alacaksa bile vazgeçer insanlar..." desin.

Yâhu adam kendini Fatih ile aynı kareye filân sokmuş, atlarla falan görüntü veriyor. Acaba aklına 1453 model bir kılık giymek niye gelmemiş? Belki giyseydi biz de gerçekten işi espriye vurdu filân der bu kadar kıl olmazdık.

Sevgiler...

MKD: Etik ve yasa icabı susmak zorundayım ama sükût etmem bir şey yazmadığğım anlamına gelmiyor ;-).

0
Sevgili Hocam, Şu reklâmı görünce önce inanamadım; birileri bir benzerini bulmuşlar adamla dalga geçiyor sandım. Sizce bu kişinin ruh sağlığı yerinde midir? Bu soruyu umuma açık olarak yanıtlamanız belki de etik açısından doğru değil ama gerçekten zihinsel/ruhsal sağlığı ile ilgili birtakım sorunlarından dolayı mı böyle zembereğinden boşanmış gibi egosunu püskürtüyor her fırsatta diye merak ediyor insan. Adamın çevresinde de hiç mi aklı başında bir insan yok? -"Ağam böle yaparsan antipatik olursun, o evleri alacaksa bile vazgeçer insanlar..." desin. Yâhu adam kendini Fatih ile aynı kareye filân sokmuş, atlarla falan görüntü veriyor. Acaba aklına 1453 model bir kılık giymek niye gelmemiş? Belki giyseydi biz de gerçekten işi espriye vurdu filân der bu kadar kıl olmazdık. Sevgiler... MKD: Etik ve yasa icabı susmak zorundayım ama sükût etmem bir şey yazmadığğım anlamına gelmiyor ;-).