Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ŞARK ÇIBANI FOBİSİ

Bu aralar çok çok yaygınlaşan bir fobi türü bu!

Maazallah, çok da derin ve silinmez izler bırakır. Bir kere mikrobu kapanın apsesi boşaltılsa dahi, hiçbir plastik rekonstrüktif cerrahi profesörü dahi o derin ve namus lekesi gibi berbat lezyona bir şey yapamaz.

İrin dolu manzarayı seyrederken vallahi mideniz bulanır çünkü akan şey pis pis ve leş gibi kokar.

Ne kadar koyu kıvamlı ve zor akan vasıflı ise, o derece amonyak etkisi yapar.

Bu gibi ahvâlde en doğrusu aynaya bakmaktır...

Ayna, arkasın da sır olan basit bir cam parçasıdır aslında.

Hepsi hediyedir, kardeşlerden ve dostlardan gelen...

Bu son olmasını dilediğimiz evimizin iki kısmı var: Barbekü, sofra, televizyon, yatıp kalkma gibi günlük beşerî faâliyetin yaşandığı bölüm olan üst kat.

Her gün en az dört kere karşısından geçtiğimiz, pata küte Şark'a yerleştirdiğimiz Komik Adam Dante'nin Cehennemi gibi olan alt kat: Bilgisayarlar, perestişkârı olduğum Mozart Kardeşin aziz hâtırasına binâen aldığımız bilardo masası; bir yandan da insanî hoşluklar yaşamaya, paylaşmaya çalıştığımız bahçemiz var.

Hâttâ her şey ayna olabilir. Tıpkı Narcissus'un dereye bakarken, suyun onu tanımadan akması gibi bir şey...

Fakat ümit, îman ve şefkati hep hatırladığımız bir şey asılıdır iki kat arasında: Kur'ân.

 

Bir kadîm dostun hediyesidir bu hârikulâde eser.

Ha, iyi bir Müslüman mıyım?

Ne gezer!

Ama Hayyam dahi sorgulayamaz inancımı, sapasağlam!

Bu kişi, uzun senelerdir takibimde olan bir şizofreni hastasıdır. Beş kuruşun hesabını yapmadan, pazarlık filân etmeden üç ayda bir gelir, nafakamızı öder.

Hep bakımlıdır, pırıl pırıl ve tertemiz. Her seferinde penisinin içeri kaçıp yok olmadığına ikna etmemiz gerekirdi ama artık bu Koro Sendromu tamamen düzeldi.

Dün Lityumu kesmesini söyledim çünkü parathormonu yükselmişti ama hoşlanmadı bu işten; onlar değişiklikleri sevmezler çünkü, neofobiktirler.

Tıpkı Alzheimerliler ve diğer bunama türlerinden mustarip olanlar gibi...

Ne muhteşem bir karikatür bu, sağ olasın Irvin Kardeşim...

Neslim, Cesi'nin programında idi muvaffakiyetle bermutat...

Bunamadan bahsettim ya, şimdi anamızın yanında, ona şefkat gösteriyor.

Bu gece kadîm mekânımız olan Han'dayız.

Herkesi bekleriz, herkesi.

Sosyeteye dalmayan ama insan olan.

Beşerî zaaflarıyla da, insanî çıkışlarıyla da övünmeyen...

Herkesi bekleriz.

Halil İbrahim Sofrasıdır orası.

Hâtıralar hep taptazedir ve yemekleri lezizdir.

Eh, hakkını da ödetir.

Biz de hemen çıkarırız kredi kartımızı.

Bahşişi dâhil ederiz.

    Sonra da taam ederiz, "ateş" deriz.

           Ama kul hakkı yemeyiz.

     Gece yarısına kadar oradayız,

  Yok yok, şaka etim.

    Artık perhiz etme vaktidir.

Gülümüz "devam" dedi;

Bize ne düşer ki?

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - Şimdiki Zamanlar 01.10.2013 

PR & CR
RENKLER

Related Posts

 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil