Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SEÇİM SONUÇLARI ve DOMBRA

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1743 kez okundu
  • 2 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Şöyle huzur içerisinde makalelerimi ve kitaplarımı yazmak için oturmuştum ki, yeni alınan bir karar beni dehşete düşürdü!

***

Erzurum Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi, resmî nikâhtan önce dini tören yapan sanık çiftin davasıyla ilgili olarak, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören” başlıklı 230’uncu maddesinin 5. ve 6. fıkraların iptali için geçen yıl Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurmuştu ya.

AYM, resmi nikâh olmadan dinî nikâh kıyan imam ile çiftlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası veren maddeyle ilgili başvuruyu önceki gün gündemine almış ve esastan görüşmüş ve birlikte yaşayana ceza olmadığına hükmetmiş.

AYM Genel Kurulu, hapis cezasını oy çokluğu ile iptal etmiş.

İki fıkranın iptal kararı 4’e karşı 12 oyla verilmiş.

İptal yönünde oy kullanan AYM üyeleri, nikâhsız birlikte yaşayanlara TCK’da herhangi bir ceza öngörülmezken, resmî, nikâh yaptırmadan dinî nikâh kıyanlara hapis cezası öngörülmesinin Anayasa’nın 10’uncu maddesi, kanun önünde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin herkesin eşit olduğunu ilkesine aykırı olduğunu savunmuşlar!

Bu üyeler, düzenlemenin din ve vicdan özgürlüğü, özel hayatın korunması ilkelerine aykırı olduğunu da ifade etmişler.

Daha da beteri, bu hükumetin nereye koştuğuyla ilgili bir felaket daha bu çünkü Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimlerinin bütün tedavi ve teşhis bilgilerinin kaydının istemesi yönünde karar almış ama Allah’tan -Türk Tabipler Birliği buna itiraz etmiş.

***

Bunun açıklaması herhalde şöyle: Bundan sonra ne hasta mahremiyeti kalacak, ne de hasta haklarının gizliliği.

Herkesi, özellikle de psikiyatrik hastaları fişleyeceklermiş.

Acaba sabun yapmayı da planlıyorlar mı?

***

Zaten bir lider düşünün ki, kavgalı olmadığı merci kalmamış olmasın…

TTB ile arası bozuk, TSK’daki son gelişmeler olağanüstü mânidar ve şaşırtıcı.

Yargıyla arası çok kötü ve hemen herkesle küs.

Alttaki zümrede ciddi bir öfke birikimi var. Sınıflar arası denge çoktan bozuldu.

Bunun birkaç adım sonrası bizlerden, yani psikiyatrlardan da hastanın bütün bilgilerinin bizlerden de sorulmasıdır.

Bir tasavvur edin, böyle bir şey gerçekten yasalaşırsa, hangi vicdan özgürlüğü yahut hasta hakkı kalacak?

Bizim Türkiye Psikiyatri Derneği umarım ki bu konuda gereken tepkiyi vermiştir yahut verecektir.

Yargı uyanıp bir şeyler yapacaktır veya birtakım önemli şeylerin önünün daha fazla açılmasına engel olacaktır.

Bu bir skandaldır ve böyle giderse ne kadar hacı hoca veya falcı varsa bunlara dâhil olacak.

***

IŞİD belâsı her an kapınızda.

Böyle devlet yönetimi hiç yürür mü?

Görün, seçim öncesi bol vaat ve bütçede yamaklar artacak, garibana gene bir şey verilmeyecek ve 7 Haziran gelinceye kadar ne kadar kömür, beyaz eşyası ve benzeri şeyler varsa dağıtılacak, sonra da, temcit pilavı gibi bize seyrettirilen Merhum Adnan Menderes’in intikamı peşinde koşulacak, iyi de aradan çok seneler geçmiş…

Nasıl olacak bu?

Ya akıbet de benzerse, bunun garantisi var mı?

Şarkılar, miting alanlarında gene Dombra ve oyun havası benzeri birtakım şeyler haykırılmakta.

***

Türkiye’de sol hiç iktidar olmamıştır ve olamaz da!

Ecevit’in partisi bal gibi “sağ” bir çizgideydi!

Tahminim odur ki adına ister AKP, ister AK Parti deyiniz, artık o zannettikleri çoğunluğa kavuşamayacaklardır. Benim tahminimi söyleyeyim artık: AKP + MHP veya diğer sağ partilerden birisiyle koalisyon yapılacaktır.

Sözcü ve yandaş olmayan medya cür'etle yazmakta, burası yolgeçen hanı gibi olmuş ve Suriye ile fiilen olmasa da, resmen harbe girmemiz an meselesi, eğer çoktan müdahil olmadıysak tabii ki!

Her tarafta berbat haberler var, gazete okuyası gelemiyor insanın!

Diyelim ki USD 4 hattâ 5 TL’yi buldu ve seçimlerde hemen sonra da bütçe açığı artarak rekora koştu.

Kim kurtaracak bu memleketi acaba?

***

Şimdi de psikiyatrlara ve hekimlere taktılar: 2 adet 16 metrekarelik muayene odası, bir adet 34 metre kare bekleme odası, iki ayrı tuvalet, 4 metrekarelik arşiv odası talep ediliyor.

Yangın merdiveni ve itfaiyeden yangın raporu da şartlar arasında.

***

Bütün bunlar da AKP’nin Tababetin kapısında yer almasını istediği pranga.

***

Şoförlerden ve halkın çeşitli kesimlerinden aldığım haberlere göre, bu seçimin sonunda bir koalisyon gerçekleşecek ama Sultanlık sevdası da bitecek.

Türkiye’de hep sağ iktidarlar kazanmıştır ve gene öyle olacaktır.

Sanırım bu seçimin sonunda bir koalisyon doğacaktır.

HADEP ve Vatan Partisi’nin fazla şansları yok ama MHP ile muktedirler arasında bir işbirliği olacaktır, tahminim öyle.

Hani tahminin şu ki, işin sonu öyle mukabele-i bir misil şeklinde de değil, dağınık ve herkesin birbiriyle kavgalı olduğu, bölünmüş bir TC kalacaktır avucumuzda.

Dilerim bu koalisyonun ortakları da becerikli olur da, Atatürk’le girilen yarışın galibi, ister Kemalist isterseniz Atatürkçü deyin, o kesim olsun.

Mühim olan insanca, sosyal adaletin korunması anlamında Sosyalist, Hitler’in sapkınca fikirlerinde olduğu gibi değil, İnsanların insanca yaşadıkları, karma ekonomiyle yönetilen ve ürkmeden sokağa çıkarak yaşayabilecekleri bir Türkiye kalabilmesidir.

Diyelim ki hakkındaki hastalık ve kanser iddiaları doğru ve Devletlû da vefat etti.

Yerinde kapı gibi Numan Kurtulmuş yok mu?

O kurtarır ortalığı ve ABD’nin Yeşil Kuşak doktrini de devam eder!

Tabii ki bunlar benin tahminlerim ve esas sonuç 12 Haziran’da belli olacak.

Bizler CHP’ye oy vereceğiz, başkalarını bilemem.

Ne de olsa, bütün eksikliklerine rağmen, Ulu Önder’in partisidir.

Bakarsınız barajı aşar da 2. Parti olur.

Ha, Atatürk unutturulabilir mi?

Hiç sanmam, en cahilinden en münevverine kadar sandığa koşulacak ve reyler de öyle kullanılacaktır ama bu milletten Atatürk’ün siluetini olsun silemezler!

Hayırlısı olsun!


MHP'ninki

Fethullah Gülen'ninki

***

Size Dombra ikram edeyim ve işin aslını da anlatayım…

AK Parti seçim beyannamesi ve kampanyada kullanılacak seçim şarkılarını tanıttı. Seçimlerde ilk kullanılacak şarkının adı “Daima Aşk, Daima Hizmet” olurken AK Parti'nin seçim müzikleri arasında Kürtçe ve Türkçe seslendirilen parçalar yer aldı. Nogay Türklerine ait Dombıra şarkısı da, AK Parti’nin seçim çalışmaları dâhilinde Uğur Işılak tarafından yeniden yorumlandı.

Şarkının nakarat bölümü şu şekilde:

“Göründüğü gibi olan / Gücünü milletten alan / Recep Tayyip Erdoğan", “Mazlumlara sırdaş olan / Gariplere yoldaş olan / Recep Tayyip Erdoğan”!

Hayırlı olsun sonuçlar şimdiden ama bir Millî Mutabakat Hükumeti kurulmazsa, bu vebalin altından kalkılamayacaktır.

İyi ve güzel bir Cuma diliyorum.

***

Not: İzmir’le ilgili iddiaları yabana atmayın ve fazla da abartmayın. Kimse ortalarda öbürünü şettirmiyor hâlâ!

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 29.05. 2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 17 Aralık 2017