Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SEÇİMLERE AZ KALDI!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1430 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Senelerdir bir Paralel Örgüttür tutturtulalar.

Hâlbuki bu zatın Pennsylvania’da oturduğunu oturup, sürekli ağlayan bir Müslüman olduğunu bilmeyen mi var?

Oturuyor, durmadan dualar okuyor ve risale-i Nur’dan ayetler okuyup duruyor.


Pek çok televizyon kanalı var ve oradan sürekli olarak Hükumete kötü sözler söylüyor.

Paralel Örgüt mevcutsa bile bunu kimsenin çökertebildiği filan yok.

Meğer İzmir Bornova’dan ABD’ye postalanmış ve biz de onun ölümsüz odluğunun farkında değilmişiz meğer.

Bülent Arınç hep ağlar ya, bakın şimdi o da pek zor durumda.

Bakıyoruz medyaya, sürekli olarak sövmekte, lânetler yaratmakta,

En çok güldüğüm de 3. Köprü çünkü orası değer kazandıkça bizim evimizin fiyatı yükselmekte.

Bir Saray ki, ağır silahlarla korunacakmış ve oda sayısı 5000’den fazlaymış.

Melih Göçkek’le de aralarında bir geçimsizlik var belli ki, çok kötü durumdaymış kendisi. Arınç’la da yolları ayrılmış.

Bu zat AKP’nin Ankara Büyük Belediyesi Başkanı değil mi?

Neden şimdi hepsi birbirlerine düştü.

Acaba bu Hükumetin son demleri, son çırpınışları mı bu?

Herkes fişlenmiş ve maça bile gidenleri oturdukları yerden fişliyorlarmış.

Türkiye elden gitmekte, Tayip Erdoğan Hükumeti her şeye zam yapmakta.

Köprünün halatlarından b iri kopmuş, Japonlar bile ayağa kalkmış.

Faizler arttı, halk fakirleşti ama belki de sonları yaklaşmakta.

Üniversitelerde özerklik varmış, rektörler de demokratik yolla seçilirmiş, kimin umurunda?

Bakalım bundan sora Fethullah Gülen ve ekibi daha ne kadar sövecek ve Tıpkı Zeus gibi lanetler yağdıracak.


Bu işin sonu Anayasa Mehkemesi’nde mi yoksa Devlet Güvenlik’te mi bite, bilen yok.

Fazıl Say kıskaçta, herkes maçta.

Neden bu kadar öfke ve lanet okuma?

Tweet atmak bile yasaklanıyor gene…

İnsanlar neyle muhavere edip anlaşacak. Arada müsaade edeceklermiş.

Diyelim ki bir What’s up grubu kurdunuz, oraya da mı müdahale edecekler?

İnsanların haberleşme ve demokratik yollardan birbirini tanıma hürriyetine bu kadar ağır bir şekilde yüklenmenin anlamı ne?

Bütün medyada artık üçüncü sıradalar ama Sözcü’de, Melik Gökçek içi “havlıyor” diye yazmışlar.

Bu kişinin birçok kanalı var ve meğer yanılmışım, Müslümanmış.

Mademki iki taraf da Sünni Müslüman ve aynı mezhebin, aynı değer yargılarında buluşmaktalar, nedir aralarındaki bu rekabetin anlamı? Bülent Arınç da mı Paralelci?

Şeyini şeye ettiğimin şeyi kimin lafıydı?

“Bakara Makara” diye büyük günah işleyen Egemen Bağış değil miydi, şimdi hangi köşeleri dönmekte?

Acaba hangi yetki ve yetkeyle durduracaklar insanların ayakta kalma, öğrenim ve öğretim hürriyetini kullanmasını daha fazla engelleyebilirler.

Meselâ Beykent’te Rektör Bey’le görüşmeye gideceğim.

Kravatımı da takacağım.

Zaten pekiyi tanır bizi Emir Karahan Hoca

Şimdi Hıristiyanlığın simgesi sanılan kravatımı taktığım için sözleşmemi mi yenilemeyecek?

Bu arada maalesef Sevgili Raşit’e olanlar oldu ve hayatımda ilk defa “kınama” lâfını edecek kadar öfkeliyim çünkü demokrasi ayaklar altına alındı ve yerine gene bir yandaş oturtulacak belli ki!

Hangi devlet adamı Atatürk’ün yerini almak için uğraşır ve bu nasıl bir kindir, kan davasıdır anlamak zor.

Birini kapayın, öbürü açılıyor ve kanallar etrafa saçılıyor.

Bütün televizyonlar ellerinde, her taraf tekellerinde.

Buna dur diyecek TSK kaldı mı?

Beykent’in de TV kanalı var artık Digiturk’ü olanlara.

Demem o ki, bu kavga ya İstiklâl Mahkemesi’nde, ya da bir başka mercie taşınacak ama daha pek uzun süre de öylece sürecek!

"Tayyip Saray’da, Ahmet Çankaya’da" diye bir slogan var.

Dilerim ki dikkatli olalım ve çok fazla farkındalık sahibi olalım.

Bundan sonrası ya Adnan Menderes gibi olur, ya da Özal gibi ama pek de hayırlı gözükmemekte.

Dikkatli olun ve tetikçilerin kurbanı olmayın çünkü artık hepimizin hayatı tehlike altında.

“Alo” denince dahi dinlenip fişleniyorsunuz!

“One Minüt” marka oldu. İyi de, “Yahudi dölü” ne demekti?

İnsan kendi çıktığı ve destek aldığı lobiyi arkasına alır mı?

Yahudi ve Türk kültürleri çok yakındır ve hep onu der, söyler ve yazarım: “Bu iki Kadim Millet bir el ele verirse, dünyanın da, evrenin de tozunu attırırlar” diye.

Ne demek Havra’ya küfretmek, ya birleri de camiye kem söz sözlerse.

O takdirde kim kime ne diyecek ve neyin hesabını verecek.

Kenan Evren de hâlâ hayatta ve 12 Eylül’ün sorgulamasını yapmakta, tıpkı Şahinkaya gibi.

Yakuroviç de selfie yapınca mevta olmuş (Ukrayna’dan).

Emenike çok kızmış maçın sonunda.

Acaba "alo derken mi" bizi gözaltına alacaklar yoksa bir maça gidince mi?

İnsafları yok mu?

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017