Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SERDAR AKİNAN'IN PEK DE KATILMADIĞIM YAZISI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2248 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Akşam Gazetesi'nin yazarlarından ve televizyoncu Serdar Akinan bu sefer altına imza atmayacağım, atamayacağım, bir öncekini tamamlayan bir makale yazmış.
Aynen iktibas ediyorum (imlâya müdahale ettim) ve araya fikirlerimi ekledim:

***


CHP, MHP, TSK ve Medyaya Dâir

Baykal, Erdoğan'dan daha zararlıdır.

Neden mi?

Şundan...

Türban mes'elesinde Baykal'ın izlediği gerginlik siyasetini son derece yanlış ve tehlikeli buluyorum.

Deniz Baykal'ın CHP'sine, Erdoğan'ın AK Parti'sinden çok daha fazla öfkeli olduğumu itiraf edeyim.

Memlekette onca ciddi sorun var.

Baykal, AK Parti'nin "gerçekte Türkiye'yi nereye sürüklediğini biliyor.

Buna karşın, ısrarla, "bunlar şeriat getirecek edebiyatı yaparak, ele geçirdiği CHP'deki diktasıyla hem Türkiye'yi geriyor hem de AK Parti'nin sosyal zeminini ötekileştirerek güçlendiriyor.

Türkiye'yi iki kampa bölüyor (MKD yorumu: Çok fazla indirgeyicilik var burada; sanki bölünmenin, ötekileştirmenin başlatıcısı ve tek sorumlusu Baykal'mış).

Baykal, "Türban serbest bırakılmalıdır dese Erdoğan'ın ertesi sabah itibarıyla, işsizliğe, yolsuzluğa ve Kürdistan'a dâir son derece ciddi sorular karşısında çırılçıplak kalacağını bilmiyor mu Baykal? (MKD yorumu: Serdar Bey, ne dediğinizin farkında mısınız? Bu türban mes'elesinin lâik demokratik Türkiye'nin sonu olacağını göremeyecek kadar kör mü oldunuz! Zerre kadar sempatim olmasa da, Baykal'dan başka kim edecek bu lâfları!).


Bal gibi biliyor.

O nedenle de Erdoğan'dan daha tehlikeli ve samimiyetsiz bir siyaset izliyor. (MKD yorumu: Mukayeseye bakar mısınız?).

MHP?

Politik söylem ve vizyon açısından en samimi bulduğum parti MHP... (MKD yorumu: Milliyetçiliği tarikatlara teslim edip Atatürk ve TSK düşmanı hâline getiren, Ayrılıkçılar Partisi ile ve AKP ile ortak hareket eden vizyonu tasvip ediyorsunuz demek ki).

Ancak Bahçeli önce sokaktan sonra çağın ruhundan kopuk. (MKD yorumu: Bakın bu acayip doğru; Türk'ün başının belâda olduğu her yerde Devletlû bile var, o yok!).

Çok ciddi şekilde "kendini anlatma sorunu var. (MKD yorumu: Yazılanın dışına çıktığı anda ne diyeceğini bilemiyor, çok doğru.).

Ancak bir yandan da yiğidi öldürelim ama hakkını yemeyelim.

Bugün sokaklar kan gölü değilse, Türkiye, Bahçeli'ye büyük bir minnet borcu olduğunu unutmamalıdır. (MKD yorumu: Pek yakında çok daha fazla dökülecek kanların mes'uliyeti kendisinde olmayacak mı!).

TSK

Aslında, tek bir kelime dahi yazmak istemiyorum.

E-muhtıra'dan, Dağlıca'dan bu yana asıl sorgulanması gereken yapının TSK'nın yüksek katları olduğunu düşünmeye başladım. (MKD yorumu: Vallahi bravo).

Tabanının gazını almaya konsantre bir yapı izlenimi veriyorlar ve bu algı sandıklarından çok daha sür'atle yaygınlaşıyor.

Yazılamayan bilinemeyen değildir.

Fethullah Gülen cemaati TSK'ya sızamadı ama hiç olmadığı kadar yıpratmayı başardı bu muazzez yapıyı... (MKD yorumu: Emin misiniz?).

Peki, kimin hatası? (MKD yorumu: Şaşkınların).

Medya

Bugün Türkiye'de bir gerginlik varsa...

Böylesi bir sistemde halk gerçekten ne olup bittiğini bilemiyorsa daha doğrusu okuduğuna inanmıyorsa.

Siyaset, tarikat ve kirli sermaye el ele çökertiyorsa bizi...

Bizi, geleceğimizi yoz bir televole kültürü esir aldıysa...

Bu toplumu oturma odalarındaki ekranlar yaylım ateşiyle parçalıyorsa...

Zihin ve inanç coğrafyamız lime lime ediliyorsa...

En büyük günah medyaya âittir.

Medyanın sermaye yapısı değişmeden bu ülke asla düze çıkamaz.

Fethullah Gülen cemaati ve AK Parti'ye yakın sermaye ile yarın sabah Uzan olmaktan korkan bir medya sermayesi hızla şekilleniyor.

Asıl tehlike burada...

Bu medyayı tarih yargılayacak.

Kişisel çıkarları için bir ülkenin geleceğini şehit ediyorlar. (MKD yorumu: Çok doğru da, o medyanın arkasında kimler var? Sizin yazınızın yanı başındaki köşede neler yazıyor türbanıyla özellikle poz verdirilmiş olan Sayın Elif Çakır? Başyazarınız herkesi ayıplayan ve Tanrı'yı en iyi kendisinin anladığını vehmeden, "Allah'ın si.tirettiği yer ifâdesini sansürsüzce kullandığı yazılarıyla ne yapmakta?).

***


Maâlesef müşahede ettim ki, Sayın Serdar Akinan'ın kafası karışık, fena hâlde karışık hem de. Tam da iyi bir kanaât önderi portresi çizerken, kötü oldu. Şaşkın olduğunu gördüm ve şaşırdım. Umarım karşısında saçı sakalı karışık ve son derece saldırganca konuşan bir "Komando ile program yapan Serdar Akinan'ın bu yazısı kötü bir şakadır. Tam da patronu penis yazılarına tekrar başlamışken.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat / İstinye / 18 Şubat 2008

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017