Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SERTAP ERENER ve SİBEL CAN

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 212 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Her iki sanatçıyı da Çeşme’deki Açık Hava Tiyatrosu’nda seyrettik ve

mükemmel performanslarıyla bizi kendilerine hayran bıraktılar.

Sertap Hanım yanında hiç koruma olmadan bütün tribünleri dolaştı, kıyafeti son derecede güzel bir de sese sahip ve Chrone Hastalığı olmasına rağmen güzel bir program sundu.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, sahnedeki insanlar ve gece

 

Bakmayın makyajlı haline, kim bilir kaç defa Nusret Et Lokantası’nda yan yana geldik.

Oralarda üzerinde incecik ve mütevazı bir t-shirt ve ayaklarında bule  jeanle oturur ve hep gülümseyen bir çehreyle etrafı süzer.

sertap erener ile ilgili görsel sonucu

***

Programındaki performansı çok iyiydi ve tam üç buçuk saat Çeşmelileri kendinden geçirdi. Koreografi, danslar ve ışık sistemi mükemmele yakın derecede güzeldi.

Saat gece yarısı olduğunda “bir yere gitmeyin, geliyorum” diyerek üçüncü bis şarkısını seslendirdi.

Arada “bu memlekette sanat icra etmek zorlaşıyor” dedi ve kıyafet değiştirdi; tekrar sahneye döndüğünde neredeyse herkesle tokalaştı ve yaklaşık 4 küsur oktavlık sesiyle bizleri mest etti. Tam “eyvah, hastalığı ona zarar vermesin” diye kafamızdan geçirirken sahneden sessizce süzülüp kulise geçti.

Merdivenler çok dik olduğu için yanına gidemedik ama örtülü mesajla ne demek istediği açıktı. Anlayan anladı.

***

Sibel Can bir Roman ve Allah vergisi sesiyle dinleyenleri mest etti. Sahnede kalmayı tercih etti ve daha çok Arabesk tarzı şarkılar icra etti. Kendisi uzakta olmasına rağmen rengi soluktu ve arada titriyordu. “Herhalde üşüttü” diye geçirdi; nitekim hemen konserin bitişinde soluğu hastanede almış.

***

Sibel Hanım’ın Nice ve Monaco gibi şehirlerde malikâneleri var.

Maddî imkânsızlıktan ortaokulu ancak bitirdikten sonra sürdürdüğü sanat hayatında sahneye çıkardığı ve “üstadım” diye hitap ettiği orta yaşlı bir kemancı “ben yaşlandım, bakarsınız birkaç sene sonra gelemeyebilirim” deyince, “hiç öyle olur mu, başımızın tacısınız” demesini duygulanarak seyrettim.

sibel can ile ilgili görsel sonucu

***

Aslında seneler önce bir televizyon canlı yayınında kendisini hipnotize etmiştim. O da “bu gözlere dayanabilir misiniz” diye sorduğunda “aldığımız eğitim icabı en güzel gözler bile bizi etkilemez” dediğimde şirin bir şekilde gülümsemiş, o zamanlar asistan olan birkaç meslekdaşım da (biri Dr. Aytül Çorapçıoğlu idi) beni arayıp kutlamıştı…

***

Hayat devam ediyor. Değerli Meslekdaşım Doç. Dr. Sultan Tarlacı da kitabını anlatıp evrimi incelemiş.

sultan tarlacı ile ilgili görsel sonucu

Ben de hem onun eserinden hem de bendeki kitaplardan yararlanarak Evrimsel Psikiyatri kitabımı yazmaya devam edeceğim.

***

Barışla, sevgiyle ve evrimle kalın.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 15 Ağustos 2017

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017