Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SEZAR ve TÜRKİYE

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2709 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

İlk Sezaryen Seksio, Sezar'a yapılmış olabilir mi?

Bugün Pazar.

Hristiyanî tatil günü ama Gregoryen takvime göre…

Ne bitmez tatilmiş be, ben çok sıkılırım tatillerden'

İnsan, çalışmak için yaratılmıştır, bütün âlemler gibi. Atalet yoktur.

Hâlbuki her takvim kusurludur çünkü tarihin okunu istediği yöne tevcih eder ve oradan öncesi ve sonrasını gasp eder.

Zaman ise çok farklı tiplere ayrılır:

-Kronolojik zaman (izafî).

-Biyolojik zaman (eğişken; progeriada çok asabî, depresyonda yavaş, manide hızlı, şizofrenide kaotik ve en Öz’e yakın olan!

-Medyatik zaman: Hep geri kalır.

-Atabekik zaman: Hep ileri gider.

-Rolex zamanı: Haftada 5 dakika ileri gider ve tamiri için 2 (iki) aylık süre ve İsviçre Frangı cinsinden anasının örekesi para isterler, yedek de vermezler!

Bâzı yöreler hâriç, pek çok ülkedeki mâbedlerde kendi bildiğim şekilde Ulu Yaratan’a dua ettim.

Konu pek değişken olabiliyordu ama barış, dostluk, sâhicilik, kardeşlik hep esas tema oldu.

Keşke bütün âlemde her gün kısacık bir ân için herkes kendi içine dönüp, özüne (essence) dönüp, murakabe-i nefs (kendini sorgulama) ile maddî yönünden (substance) kurtulup kendini bulsa.

Gregoryen takvime göre 56, yaşımdan günler çalıyorum.

Zaman çok rölatif (göreceli), vakit ise kısadan da öte, uzun.

Buut (boyut) değiştirmeden önce kırdığım bütün kâlbler, acıttığım bütün yürekler, heyecanını tahrip ettiğim bütün gönüllerle aramı düzeltmek tek amacım (erek: ülkü: teleoloji).

Bunu bana hiçbir din, ideoloji temin edemez.

Sâdece kendi weltanschauungum (hermeneütik, yorumsama) benim rehberim olabilir.

Onun da ne kadar objektif (nesnel), ne derece hakiki (verite transandantal) olduğunu bilemem ama e azından kendi doğrumu (truth) yakalamamda benim öz rehberim olur.

Uzun zamandır aramızda anlamsız soğuk yeller esen Değerli Yazar ve Bilim Adamı Murat Bardakçı ile dün geceki canlı yayında buzlar eridi, içim sıcacık oldu.

Lütfen http://tvarsivi.com/player.php?e=113698 adresini tıklayın...

Sanırım tamamı yüklenmek üzere, yatmadan önce de "Lâ Mevcûde İllâllah" diye teşekkür ettim.…

O muhteşem manzaralı terasında Fransa’dan getirttiği kazlardan yemeyi iple çekiyorum ve muhayyel (imgesel) ama mukadder (kaçınılmaz) büyük buluşma tahakkuk edecek: Önem ve değer sırasıyla MA Celâl Şengör (5 lisan mükemmel), İlber Ortaylı (11 lisan mükemmel), Murat Bardakçı (4 lisan mükemmel) ve M. Kerem Doksat (iki lisan, Englisy very good) bizim fazla da mütevâzı olmayan fakirhânede buluşup söyleşeceğiz…

Cemil Meriç (5 lisan mükemmel), Recep Doksat (iki lisan, French très bon) ise ruhlarıyla bize refakat edecekler.

Tardif Tahsilât yaparken anacığımı çok kırdı çok...

Belki Güneş Taner Beyefendi’nin (iki lisan, excellent)  lûtfedip telefonla davet etmek zarafetini gösterdiği evinin avlusunda...

Ama biliyorum ki bu en geç bir iki ay içerisinde vuku bulacak.

Hele bu pentagram ile canlı yayında vuslat olursa, TAO Programı 3 gün sürer!

Aman Muradım..

Tabii ki anlaşamayacağız, anlaşmak için vakit kaybetmek en ağır günahtır!

Çünkü Karma öyle yazmıştı, kendi eserimiz olan Kaderlerimiz ise bizleri ahbap etti. Kıymetini de, değerini de bilmemek O’na haksızlık hâttâ küfür olur.

Ne yazık ki bu vuslat kamuya kapalı olacak çünkü avam bizim derimizi yüzer, havas ise taşa tutar çünkü “Havas ilmi Kur’ân ve sünnet üzeri yapılan mânevî bir tedavi şeklidir. Bir ismi de RUKYE ilmidir. Rukyecilik Allah Resûlü (S.A.V)'in tedavi şeklidir. Bu tedavi, mânâ âleminin doktorlarından ve mürşidlerinden alınan himmet ile yapılır” gibi acayiplikler dolanıyor siber fezâda.

Hâlbuki Havas gerçek olarak Nûrlar (Envâr) demektir.

Bir zahmet http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/avam-ve-havass-farki makalemi teşrif eder misiniz?

Onlar havalı Cıvalı değildir.

Öyleyse de kâziptir (sham), sahtedir.

Hele Melâmîlik’ten dem vurup da el ayak öptürüyor, hiçbir bilimsel referans vermeden Hz. Mevlânâ’dan nakil diye “gel gel…” muhtevalı makaleler yazıyorlarsa, küffardandırlar. Câhiller’den daha tehlikeli şeytanlardır!

Baktım, Amerikan spor kanalı ESPN2’nin Friday Night Fights isimli boks programının yeni tanıtım yüzü Tyson, basın toplantısında yaptığı açıklamada, alkolün etkisinde kalmadığı bir hayat istediğini belirterek, “ölmek istemiyorum. Ölümün eşiğindeyim, çünkü iflâh olmaz bir alkoliğim” ifâdesini kullanmış. Hayatının büyük bölümünde kötü bir adam olduğunu söyleyen 47 yaşındaki boksör, birçok kötü şey yaptığını ancak affedilmek istediğini ifade ederek, “artık farklı bir hayat istiyorum. Altı gündür ne alkol ne de uyuşturucu madde kullanıyorum ve bu benim için bir mucize. Ayık olduğum konusunda herkese yalan söyledim ama değildim. Bu benim altıncı günüm. Bir daha asla kullanmayacağım” şeklinde görüşlerini aktarmış.

Biraz önce Gülay Fırat isimli pırıl pırıl bir gazeteci bir hastası hakkında fikir aldı benden.

Elimde Okat Yayınevi tarafından 1960’larda piyasaya çıkarılan, Doktor Recep Doksat’ın, von Urban’dan naklettiği bir kitap var: Cinsî Başarının Esasları.

 

Eğitim amaçlıdır ve ellenemez!

Evde özenle saklamışım ama kırk kere taşınınca mekân idraki nâkıs oluyor ve Neslim de gözleri pırıl pırıl bana sürpriz yapıyor, elinde babamın eseri.

Başarısının derecesi ortada: tek veled benim!

Hipnotizma’dan sonraki ikinci kitabı bu…

O zamanlar ne Haydar var ne de Duman.

Var da, mevcut değil çünkü kafadan atma yazmış, gene de epey hizmeti olmuş.

Ben de Oral mı, Anal mı hangi dönemdeysem kahkahayı basıyormuşumdur garanti.

Birazdan Can Dost, Selçuk Erez Hoca’yla mama yemeye gideceğiz.

Küçükusta gene televizyona çıkmadan kaçmak sevaptır ama haberler başladı, imbat!

   Destinasyon (varış yeri) mi?

      Söyleyeyim:  Recep Tayyip Erdoğan Lokantası.

         Neme lâzım pâdişahım…

            Unutmadan, Suriye, Suriyelilerindir!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 25 Ağustos 2013 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Ali Aydın Perşembe, 29 Ağustos 2013

    Quartet

    Sayın Hocam,

    Bu buluşma olur da gerçekleşirse "mahşerin dört atlısı" olursunuz.

    Temennim odur ki, ucundan da olsa gecenin içeriği ve konu başlıkları hakkında bizi bilgilendirirsiniz.

    Hele ki bu dörtlü programa canlı yayına çıkarsa, siz orada biz ekran karşısında kesin trans halindeyiz...

    Hadi hayırlısı diyelim bekleyelim biz bilgikoliklerde...

    (tabii 3. Cihan harbi çıkmamış ve coğrafyamız tümden yanıp kavrulmamışsa)

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 16 Aralık 2017