Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ŞİMDİ NELER OLACAK?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2861 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Prof. Erol Manisalı'nın mufassal ve açık seçik bir yazısını iktibas ediyorum (Cumhuriyet Gazetesi) ama "PKK''yi" değil "PKK''yı" yazarak (çünkü bu ifâde sehven destek verir; PKK'ye değil, PKK'ya olması gerektiği gibi) ve bâzı imlâ tashihleriyle:

erolmanisali.png

***

Batı PKK'yı Askıya Alıyor ama Ne Karşılığında?

Bush yönetimi ile AKP üst yönetimi arasında BOP ve PKK ile ilgili olarak varılan anlaşmalar yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı. Bunlar, 5 Kasım 2007'den çok önce yapılan bağlantılardır.

Bir kısmı AKP üst yönetimi ile Washington arasında 2003-2007 döneminde kimi zaman yazılı, kimi zaman da sözlü olarak yapıldı.

Bir bölümü ise AKP henüz iktidara gelmeden AKP üst yönetimi ile yapılan "uzlaşmalardır". 5 Kasım 2007 tarihi, AKP üst yönetimi ile Washington arasındaki kilometre taşlarından sadece bir tânesidir. 21-24 Eylül 2007'de Cumhuriyet'te 4 gün yayımlanan "AKP Nasıl Yaratıldı" başlıklı yazı dizisinde konunun kimi ayrıntıları, belgeleri ile ortaya konmuştu.

5 Kasım ertesinde ortaya çıkan gelişmeler nedir?

1) ABD''nin Bağdat''ı ve Barzani'yi uyarmaları sonucu, onlar da PKK'ya zarar vermeden, ona karşı bâzı önlemler almaya başladılar.

2) ABD güçleri Irak''ın kuzeyindeki PKK''yı tasfiye etmeye yönelik ciddi bir çaba göstermeden, "istihbarat niteliğinde" işbirliğine başladılar.

3) Yine ABD'nin rica etmesi sonucu, AB ülkeleri ve Brüksel de, özde değil ama sözde önlemler alıyorlar. Eski söylemleri biraz değişti.

Bir gerçeği unutmayalım:

AKP'nin 2002 sonrasında iktidara gelmesiyle, ABD ve İngiltere''nin Irak'ı işgâllerinin başlamasıyla PKK yeniden güçlendi ve Türkiye'deki silâhlı saldırılarını hızla arttırdı.

İşgâl ve AKP iktidarı, aynı zamanda PKK'nın siyasallaşarak Meclis'e girmesini sağladı.

PKK'nın BOP içindeki misyonu, AKP iktidarı ve Irak'ın işgâli ile başarılı bir biçimde öne çıktı.

Karşılığında İstenenler...

ABD, işgâlle birlikte tırmandırdığı PKK için bir ara döneme geldi; PKK askıya alınıyor. PKK'yı -şimdilik- frenleme karşılığında ödünler sıralanmaya başladı;

DTP'nin Meclis''teki yerine dokunulmayacak ve sonuçta PKK siyasallaşacak.

Barzani yönetimi (Bağımsız Kürdistan) ile resmî temaslar başlayacak.

Gayrıresmîsi çoktan başladı. İktisadî destekle, AKP Barzani yönetimini daha da güçlendirecek.

Böylelikle, 2003-2007 dönemindeki PKK'yı "tırmandırma operasyonuna" bir süre ara verilecek.

AKP hükûmeti, Barzani yönetimini resmen tanıyarak, Kürdistan operasyonunun önünü açacak, istenen bu.

ABD ve AB kıskacı içine sokulmuş Türkiye, AKP yönetimi altında BOP''ta adım adım "desteğini" sürdürecek, misyonunu yerine getirecek.

Ve birkaç yıl sonra gerektiğinde, "PKK yeniden çıtayı yükseltecek" ve ABD yeni bir genişleme daha yapacak. O zaman talep, Kürdistan projesi yanında, Ermeni mes''elesinde veya Patrikhâne konusunda olabilir... Hâttâ Güneydoğu'da özerklik istenebilir.

Türkiye''nin ABD ve AB tarafından nereye götürülmek istendiği çok açık olarak ortada; belgelere, kararlara, haritalara geçmiş ve fiilen uygulamaya başlanmıştır. AKP hükûmeti bunu çok iyi bilmekte ve "BOP'a karşı çıkmamaktadır" .

Hükûmet ile ABD ve AB arasındaki "alışveriş" , Türkiye üzerinden başarılı bir biçimde yürütülmektedir. Alışverişte kullanılan "metalar" şunlardır: Federatif bir yapı içinde dinci bir Türkiye ile birlikte BOP''un tamamlanması.

Bu alışverişten iki taraf da memnundur. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde PKK üzerinden bir oyun oynanıyor. Herkes PKK dizginlendi mi, dizginlenmedi mi tartışmasını yaparken,

Barzani yönetimi (Kürdistan) yavaş yavaş meşrûlaştırılıyor,

PKK, Türkiye içinde AB ve ABD desteği ile siyasallaşıyor,

Dinci bir yapılanma giderek derinleşiyor.

ABD, AB ve AKP hükûmeti bu gelişmelerden çok memnun.

Arap ülkelerini, İran'ı ve Türkiye'yi bölerek denetim altına almak isteyen ABD ve AB için PKK ve PEJAK gibi örgütler taktik güçlerdir. Bunları kullanmaktan hiçbir zaman vazgeçmezler. Sâdece mola verirler.

Arada bir üstüne gider gibi yaparlar, gerektiğinde tekrar kullanmaya başlarlar. AKP üst yönetimi ve Bush kadrosu esas uzlaşmalarında, BOP bulunmaktadır. PKK bunun içinde sâdece bir ara istasyondur.

Ankara hükûmetlerinin "ABD ile PKK''yı değil, BOP''u konuşmaları, tartışmaları ve bunun kavgasını yapmaları" gerekir. Bu kavgayı yapabilmek için Türkiye''nin Rusya, Çin ve İran''la yakın işbirliği içinde bulunması kaçınılmazdır.

Ne yazık ki AKP hükûmeti bu en önemli kozu kullanma olanağına sâhip değildir.

Çünkü arkasına ABD ve AB'yi almıştır. Bu misyon, AKP'yi BOP'a mahkûm etmektedir.

Türkiye ulusal devletle federasyon, Cumhuriyet'le İslâm devleti arasında işte bu nedenle sıkışıp kalmış durumdadır.

Daha önce de söyledim, tek bir çıkış noktamız kaldı: Millî demokratik devrim...

***

Erol Bey bence fazla iyimser.

Bu işlerin birkaç seneyi bulacağını hiç sanmıyorum. Kürt isyanı provaları alenen yapılmakta, büyük şehirlerde de vur kaç eylemlerinin yerini daha organize ve büyük boyutlu kalkışmalar başladı. Sanıyorum ki küresel ısınma ve onun neticesinde ortaya çıkan gelişmeler Amerika Birleşik Güçleri'nin (İngiltere - İsrail - ABD) öngördüğünden çok daha hızla seyrediyor ve BOP'a olan ihtiyaçları âciliyet fazına geçti.

PKK militanlarının elinde ısıya duyarlı uçaksavarlar var ve millî duygular, infiâl gâyet şuûrluca söndürülüp sindirilmekte. Yakında halk askere gitmekten "tırsmaya" başlayacak, nasıl olsa kanı yerde kalacaksa, kim bile bile ölüme gider?

Bakın şu Allah'ın işine ki, kış da bir türlü gelemedi ve artık istihza konusu hâline gelen "operasyonu" yapmamak için bir bahane bulamayıp medyaya fırçalar atılır oldu! Dün Kanal 7'de Kürtçüler ve 2. Cumhuriyetçiler alenen bölücülük yapıyorlardı canlı yayında, yanlarında da nazlı nazlı akan ılıcak ve gülün üniversiteden yol arkadaşı bir büyük gazeteci (gayrıresmî hükûmet sözcüsü zâten bu zat). AKP'deki Kürt milletvekillerini filân konuşuyorlar, Kürt'lerin Türk'lerden neler çektiğini paylaşıyorlar!

Bunlar hep ciddi bir ivmelenmenin alâmetleri. En fazla aylar zarfında çok daha büyük eylemler yapılacağını zannediyorum; psikolojik ortam çok hızla buraya çekiliyor çünkü.

Bunları nereden çıkardığımın bir başka göstergesi de gerek Başbakan'ın gerekse Cumhurbaşkanı'nın mutadın çok üzerinde hızla hareket etmeye başlamaları. Aceleleri var.

   Ne için mi?
      Herhâlde Erol Bey''in bahsettiği Millî Devrim için değil!
         Pardon, arada bir de "demokratik" kelimesi vardı, nedense atlayıvermişim.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 26 Kasım 2007 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017