Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Şövalye Charles Spencer Chaplin Ne demiş?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2663 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bakın, görün:

 

Özgürlüğümüz için savaşmalıyız!

Gün o gün mü acep?

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 09 Ocak 2013 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Kaan Özsayıner Perşembe, 10 Ocak 2013

    Charlie Chaplin ve Nasrettin Hoca (Sunay Akın'dan dinledim)

    6 Aralık 1942 Amerika, Japon savaş uçaklarının yerle bir ettiği Pearl Harbor baskınında ölenleri birinci yıldönümünde anmaya hazırlanmaktadır. O gün çok ünlü bir sanatçı Amerika'nın Sesi Radyosu'ndan Türkiye'ye hitaben bir konuşma yapacaktır. Amerika'da Türkiye'ye yönelik radyo yayınları yeni başladığından, özellikle Türk'lerin sevgisini kazanmış bir san'atçı programa konuk edilmişti. Programın başında konuk san'atçıya katılımından dolayı teşekkür eden spiker "dostlarımıza ve sizi sevenlere ne söyleyeceksiniz" diye sorunca, "ilk fırsatta onları mutlaka ziyaret edeceğim" karşılığını alır.

    Bu yanıttan memnun olan spiker, "sizi Türkiye'de görmek istemeyecek tek kişi tahmin edemiyorum" der. Radyo programına konuk olan san'atçı, "bir hikâye anlatmak istiyorum" der. Bütün ömrümde işittiğim hikâyelerin en güzeli ve en hoşu. Bu bir Nasrettin Hoca hikâyesidir"! Nasrettin Hoca'nın adını duyan dinleyiciler daha da sokulurlar radyoya. Konuk başlar fıkrayı anlatmaya: "Bir gün Hoca evinde oturup kahvesini içerken, komşusu odun kesmek için ormana gideceğini ve eşeğini birkaç saat için ödünç vermesini ister. Hoca, 'eşeğim yok, çocukla pazara gitti' diye yanıt verdiği sırada, gerçekte ahırda olan eşeği anırmaya başlar. Komşu 'be Hoca, sen sakalından utanmıyor musun? Ne diye yalan söyledin, işte eşek ahırd!' deyince, Hoca, 'bana mı inanacaksın, yoksa eşeğe mi' karşılığını verir."

    Bitmedi! San'atçı, fıkrayı anlattıktan sonra öyle bir lâf eder ki, Türkiye'de yer yerinden oynar: "Evet sevgili dinleyicilerim. Bugün bütün dünyâyı aynı soru meşgul etmektedir: İnsanlara mı inanacağız, yoksa eşeklere mi?"

    Aynı günlerde Amerika'dan ülkesine dönmüş olan gazeteci Ahmet Emin Yalman, çalıştığı Vatan gazetesinin iki aylığına kapatıldığını duyar. Nedeni, gazetenin san'atçının konuşmasını yayınlamış olmasıdır. İstanbul'daki Naziler gazetenin kapatılması için vampir dişlerini gösterirler. Ne de olsa taptıkları ve Türkiye'de hayranları da bulunan biricik Führeri Hitler "eşek" yerine konmuştur!

    Vatan gazetesinde yer alan haberde sanatçının Hitler'le alay ettiği filminden (The Great Dictator) bir fotoğrafı da yayınlanır! Ahmet Emin'in Vatan'ı, bu kez 2 ay kapatılır. Radyo programında Türkiye'ye seslenen ünlü sanatçı olan Şarlo, yâni Charlie Chaplin'dir!

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017