Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ŞUNDAN BUNDAN

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2793 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Aklıma estiği gibi, çalaklavye yazayım.

Ne yapayım ben bir grafomanım ve neolojistim.

Monomanim var.

***

CNN Türk’teki çocuklara, delikanlılara, gençlere savaş oyunu öğreten program ilga’ edile.

Bütün gazetelerdeki “benim üniversitem en iyisidir” düdük yarışı zapt edile.

Murat Bardakçı’nın Tarihin Arka Orası programı artık seyredilmiyor; sâdece zât-ı âlilerinin yaşını başını almış kadıncağızı ve Erhan’ı bir türlü konuşturmayıp, artık gülmece kaynağı hâlini aldığı temâşâ ediliyor. Bu müthiş eğlendirici programda herkese Türkçe fırçası atarken “evliyâlar” diyor meselâ. Bu eşsiz tarih, bilgi ve komedi hazinesinin, milletin gülmekten helâk olabilmesine imkân tanımak için, daha erken saatlerde yayınlanmasını istiyorum. Çünkü artık bu programı seyrederken Sevgili Başbakanımızınüre” emrine vakit kalmıyor. Bitap düşüyoruz, bu bir insanlık suçudur.

İnsanları güldürmek için yayınlanan ama sıkıntıdan patlatan programlar mebzûl miktarda oldukları için, onların geceye kaydırılmasını da aynı gerekçe ile Yüce RTÜK’ten niyaz ediyorum.

Üzerimdeki ekran ve her türlü medya yasağının ezel ve ebedden münezzeh olarak muhafazasını en âli makam neresiyse, oradan rica ediyorum. O makam da bana emrime uyduğunu arz etsin.

Asâkir-i Mansure-i Muhammediye’nin ne olduğunu bir sonraki yazıma kadar bilip de yorumlarda yazan ilk üç kişiye birer buçuk metre minare gölgesi, iki kilo davul tozu ve miktarı sürpriz oldun, pilavlık bulgur vereceğim.

Ergenekon ve Balyoz sanıklarının, gizli ve açık tanıklarının, yargıçlarının, savcılarının hepsinin sabun yapılmasını, bu sâyede her gün bana selâm söyleyen Hacı Şâkir’den kurtulacağımı niyaz ediyorum.

İstanbul Kafası, Suç ve Delil gibi programlara beni her gün çağırıp günaha giren bütün eşhâsın derhâl zeytinyağına evrimleşmesini Gök Tengri’den rica ediyorum.

Ezanın her seferinde farklı makamda okunması icap ettiğini bilmediğimizi sanarak, kafamıza vura vura sürekli bir şekilde travmatize olmamızın müntesiplerinin derhâl temerküz kamplarında istirahate alınmasını istiyorum.

Dalaksız olduğu bilinenlerin bunu söyleyenlere, bunu söyleyenin herkese sürekli olarak saldırmalarının bir dizi film hâlinde, “pay TV” vâsıtasıyla yayınlanmasını istiyorum.

Bütün medyada 24 saat, yarım saatte bir 5 dakika rakı, şarap ve viski reklâmı yapılmasını istiyorum. İnsanlara “böğk” geleceği için memleket zâten “sober” hâle geçecek (bilmeyen câhillere bu kelimenin “ayık” demek olduğunu hatırlatırım.

Reha Muhtar’a basın şeref madalyası verilip âcilen emekliye ayrılmasının sağlanmasını istiyorum.

Ankara Kolejli olmayan ama olan ama olmayan, harikulâde ve atonal sesiyle insanlara faça attıran büyük entelletüelimiz, köşe yazarımız, canımız ciğerimiz Zülfüyâr’ın evinde yüzme havuzuna girmek istiyorum. 10 TL de ödeyeceğim, nakit! Yeter ki bir daha konser verip bizi kanser yapmasın!

Adnan Hocaefendi ve kızlarının TED İstanbul tesislerinde canlı sohbet programı yapmalarını niyaz ediyorum. Bu sâyede o güzelim mekânda yer bulak için aylarca önceden yer ayırtabilir hâle geleceğiz.

Pakize Inthewater’ın bizim mahallede de milleti salak yerine koymasını ama bana soru yöneltmemesini istiyorum.


Eşek hoşaftan ne anlar” denilmesinin yasaklanmasını istiyorum çünkü eşeklerin çok güzel gözleri var. Ben de hoşaf sevmem. Demek ki öğlendir, gölgeler yok olmuştur, vakit öğle namazıdır.

Hüseyin Çelik Beyefendi'nin günde 5 kere "biz şamar oğlanı değiliz, ayıp ediyorsunuz" demesini farz kılıyorum.

Devlet Bahçeli Beyefendi'nin,bayramlık ağzıyla, günde 3 kere 3'er kereden fazla konuşmasının men edilmesini arzu ediyorum.

Orucun günde 1 saate düşürülmesi için Mahmut Âli Meriç Bey’den icazet istiyorum; Ümid Meriç zâten “adamımdır”.

Şimdi havuzda yüzeceğim ve kimsenin göbeğime bakıp “oha” dememesini istiyorum.

İjjte o kadar!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 14 Temmuz 2013 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 15 Aralık 2017