Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SÜREÇ İÇİN KİTLESEL HİPNOZ TEKNİKLERİ…

Posted by on in Politik
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3788 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır


Vietnam kepazeliği!

Lûgatlere baktığınızda süreç (process) kelimesinin birkaç anlamı olduğunu görürsünüz:

-Doğal işlem, sürekli olarak ve yavaş yavaş meydana gelen, değişimler yaratan ve insanların pek denetleyemedikleri, birbirine bağlı bir dizi doğal hareket veya olay.

-Bir sonuca ulaşmak için, bilinçli olarak başlanıp sürdürülen eylemler dizisi.

-Bir şeyin hâlâ yapılmakta olan zaman…

Özetle, süreç deyince, bir sistemin devam etmekte olan eylemlerini, olaylarını anlarız.

Şimdi bir düşünelim…

Devletlû Başbakanımız ve âkıl (akıllı) adamları (malûm, âkil “yiyici” demektir; meselâ “âkil-ül-beşer”, “insan eti yiyen adam” demektir. Kaynak: Ferit Devellioğlu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat, 20. Baskı, 2003, Aydın Kitabevi, Ankara, –s.22-23) sürekli olarak konuyu gündemde tutmak ve her fırsatta tekrarlamak kararlılıklarını açıkladılar.

Âkille âkıl arasındaki pek mühim farkı imam hatip kökenli veya Arapça konuşabilen “ulemânın” bilmemesi çok trajikomik bir olgudur.

Bu türden sosyal olaylarda determinizm (belirlilik) ilkesi değil, Werner Heisehnberg’in, 1927 yılında önde sürdüğü belirsizlik ilkesi alır. Kuantum fiziğinde Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi’ne göre, bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez (momentum değişimi = kütle değişimi x hız değişimi). Belirsizlik ilkesini daha da genellenmiş olarak anlatmak istersek şunları söyleyebiliriz. Kökleşik (klasik, deterministik) fizikten ayrı olarak Kuantum fiziğinde her fiziksel niceliğe denk gelen bir reel sayı değil, bir işlemci vardır. Bu işlemciler, kökleşik mekanikten ayrı olarak sayısal değerler ile değil matrisler ile temsil edilir. Dolayısıyla, kuantum mekaniğinde ölçülen fiziksel niceliğin ölçüm sırası önemlidir.

Bu biraz sıkıcı bilimsel târifi sosyal bilimlere uygularsak, uzun sürelere yayılmış ve “bir sonuca ulaşmak için, bilinçli olarak başlanıp sürdürülen eylemler dizisinde” de hiç akla gelmeyen, hesaplanamamış öyle şeyler araya girer ki, bütün plânlar alt üst olup geri de tepebilir.

Buna tipik bir örnek isterseniz, ABD’nin Vietnam’da yaşadığı bozgunu hemen hatırlatabilirim. Bir buçuk milyon kişinin canına mâl olan, sağ dönenlerin çoğunun akıl sağlıklarını kaybettikleri bu savaştan sonra da, ABD hiçbir uluslararası benzeri saldırısında başarılı olamamıştır. Ülkeleri de berbat etmişler, kardeşler kardeşleri infaz etmiştir.

Paul Joseph Goebbels

Dr. Paul Joseph Goebbels (29 Ekim 1897-1 Mayıs 1945), 1933 ilâ 1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapmış Alman politikacıdır. Adolf Hitler’in en yakın arkadaşlarından biri ve en sâdık yandaşıydı. Kendisi coşkulu ve enerjik hitabet yeteneği, sert anti-semitik görüşleri ve kitlesel propagandanın Büyük Yalan olarak bilinen tekniğini kullanmadaki ustalığıyla bilinirdi.

Düsturu şuydu: “Gerçek, tekrar edilen şeydir”!

1933 yılında Nazilerin iktidara gelmelerinin ardından 13 Mart 1933’te Propaganda Bakanı oldu. İlk işlerinden biri Yahudiler ve Nazi karşıtı yazarlar tarafından yazılmış bütün kitapları Berlin’in Bebel Meydanı’nda yaktırmak oldu. Sonrasında giderek Almanya’daki bütün haber kaynakları (yâni medya) üzerinde tam kontrol sağladı.Savaşın ilk ve en istekli savunucularından olan Goebbels, Alman halkını büyük ölçekli bir askerî çatışmaya hazırlamak için elinden gelen her şeyi yaptı. 2. Dünya Hârbi sırasında diğer Nazi liderleri ile değişen ittifaklar kurarak gücünü ve nüfuzunu artırdı. Reich Kültür Odası ve Reich Kültür Senatosu başkanlığını yürüttü. 1942’den itibaren Büyük Berlin bölgesi Reich Savunma Komiseri görevini aldı. 1943’te Hava Savaşı Sivil Savunma Önlemleri Reich Müfettişi oldu. 1943 yılı sonlarında savaşın Almanya aleyhine dönmesinden sonra propagandalarını arttırdı.

Goebbels, savaşın son yıllarında ilan edilen topyekûn savaş projesinin de mimarıydı. 25 Eylül 1944’te Büyük Berlin bölgesinde Deutsher VolksstrumKomutanı oldu. Goebbels son âna kadar Hitler ile Berlin’de kaldı. Hitler’in intihar etmesinin ardından bir gün sonra karısı, önce altı çocuğunu zehirleyerek öldürdü. Kısa süre sonra Goebbels önce karısını sonra da kendisini vurdu. Karısının ve kendisinin cesetleri vasiyeti üzerine yakıldı.Bugün bâzı üniversitelerde, iletişim bölümü öğrencilerine Goebbels’in ses kayıtları dinlettirilir. Hemen her görüşteki insan, onun bu alandaki dehâsını kabûl etmiştir.

Bu, esasında, bir nev’î kitlesel hipnozdur.

Daha önceki makalemde bahsettiğim gibi, ahmakça bir iyimserliğe kapılmış olan kitleler, bir kütle gibi davranıp, öyle hareket ederler.

Şimdi bizde de aynı şeyleri uyguluyorlar ama bir şeyi unutmamak lâzım.

Devir çok değişti.

İnternete, Youtube’a, her bir şeye yasak koyabilirler ama muazzam teknoloji sâyesinde artık bütün bunları delmek, doğru bilgiye ulaşmak ve ona göre tedbir almak, karşı stratejiler geliştirmek mümkündür.

Hiç kuşkunuz olmasın, bu aziz milletin içinde de, bunu en iyi şekilde başaracak esas âkıl adamlar mutlaka vardır.

Onlar zamanlarını, vakitlerinin gelmesini beklemektedir.

En son hükûmet uygulamalarına karşı yürütülen eylemler de bunun ispatıdır.

Müstebitlerin (istibdat uygulayıcılarının) ve müstevlîlerin hüsrana uğrayacakları gün sanıldığından daha yakındır.

Nereden mi biliyorum?

   Tarihe dikkatle bakınca, bunun binlerce örneğini görüyorum da oradan…

      Ümitsizliğe, biçâreliğe izin vermeyelim.

         Bu bâdireyi de atlatacağız, kesinlikle…

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 30 Mart 2013 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 23 Ağustos 2017