Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TANJU OKAN

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 478 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

 

Çok yetenekli bir merhum sanatçıdan bahsetmek isterim

 

Türk ses sanatçısı, müzisyen, sinema oyuncusuydu.

 

Melankolik tarzı ve güçlü sesiyle, Türk pop müziğinin köşe taşlarından biri hâline gelmiş olan sanatçı, her biri gözde olan, onun üzerinde albüme imza atmıştır.

Tanju Okan, 27 Ağustos 1938’de İzmir’in Tire ilçesinde dünyaya geldi. Babası Mehmet İlhan Okanlı, annesi Bedia Sarıalp Hanım’dır.

 

Müzik öğretmeni olan babası Urla’da annesi ile evlendikten sonra tayin olduğu Tire'de Tanju Okan doğmuştur.

 

İlk müzik eğitimini çok iyi piyano ve keman çalan babasından almıştı.

 

Müzik dolu mutlu aile tablosu annesi ile babasının boşanmasıyla dağıldı.

 

İlkokula Manisa Gazi İlkokulu’na başladı. Manisa ortaokulundan sonra Balıkesir lisesinde okudu.

 

Balıkesir Lisesi’nde arkadaşlarıyla Paris'in efsanevî kabaresi “Moulin Rouge’dan alan bir orkestra kurdu.

 

Lise ikinci sınıfta müziği okula tercih ederek öğrenim hayatını yarım bırakıp Manisa’ya döndü ve ismini Manisa'nın antik çağdaki adından alan “Magnesia Orkestrasını” kurdu.

Manolya çay bahçesi ve bunun gibi mekânlarda mızıka çalıp şarkı söyledi.

 

1958 yılında askere gitti. Askerliğini Ankara Orduevinde vestiyer görevlisi olarak yaptı.

Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli caz müzisyenlerinden biri olan ve o sıralarda askerliğini Ankara Orduevi Orkestrası'nda müzisyen olarak yapan Selçuk Sun, vestiyerde kendi kendine şarkılar söyleyen Tanju’nun sesinden ve yorumundan çok etkilenmiştir ve solist olarak yetiştirmek üzere Orkestrasına davet etti.

Pişme döneminden sonra Ankara Orduevi Orkestrası’nın solisti olan Tanju, “Guarde Che Luna”, “Resta Cu’Mme","Whispering" Mack The Knife" , "I Want to Be Happy", " I Only Have Eyes For You" gibi günün popüler melodilerini Orduevi'nin 4. katındaki salonda kendine has yorumuyla seslendirir ve hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi oluşturur.

Şöhreti kısa zamanda Orduevi sınırlarını aşıp bütün Ankara'ya yayılır ve küçük çapta şöhret olan Okan ile ilgili ilk Yazı Durul Gence, Erol Pekcan gibi önemli caz müzisyenlerini de kadrosunda barındıran Melodi Dergisi'nin 21 Nisan 1960 tarihli ilk sayısında yayınlanır.

2 Temmuz 1960’da Ankara Büyük Sinema'da Melodi Dergisi'nin düzenlediği konsere Orduevi Orkestra'sının solisti olarak katılan genç şantör Tanju Okan, Erol Pekcan Triosu, Erol Enginer ve Arkadaşları, Deniz Harp Okulu Vokal Grup ve Orkestrası’anın yanı sıra iki de yabancı orkestrayla, Pampanini Orkestrası ve Happy Boys'la, aynı sahneyi paylaşarak önemli bir tecrübe edinir.

Konserde “Guarde Che Luna”, “Resta Cu’Mme” ve potpuri hâlinde “Whispering”, “Mack The Knife", "I Want to Be Happy", "I Only Have Eyes For You”, "Charleston” adlı melodileri sunan Okan seyircilerden büyük alkış alır.

Askerliğinin son üç ayında Ankara Orduevi Orkestra'sının yanı sıra Orhan Sezener ile Göl Gazinosu ve Radyo'da çalışan Okan, 1960'da askerliğini bitirir bitirmez Sezener ile 50 TL yevmiye karşılığında profesyonel olarak çalışmaya başlar.

 

Selçuk Sun’dan sonra bir diğer dev isimle, Türkiye’nin en önemli caz müzisyenlerinden Sezener'le çalışmak Okan’ın müzikal gelişimine büyük katkı sağlar.

1961'e Ankara'nın en popüler şarkıcılarından biri olarak giren Tanju Okan’ın şöhreti İstanbul’a ulaşır.

İstanbul'da yayınlanan, yazı kurulunda Fecri Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal gibi önemli isimlerinde yer aldığı Popüler Melodi Dergisi 29 Kasım 1962 tarihli sayısında Manha de Carnaval, Elâ Gözlerin, Till ve Angustia şarkılarıyla Ankaralıların gönlünü fetheden Tanju Okan’ı okuyucularına tanıtır.

Müziğe olan tutkusu nedeniyle İtalya’ya giderek şan eğitimi alır.

1961’de Türkiye'ye döndükten sonra, Ankara’ya yerleşir ve müzikle profesyonel anlamda ilgilenmeye başlar.

Bir sonraki yıl, İstanbul’a giderek Müfit Kiper Orkestrası’nda solistlik yapmaya başlar.

Bu orkestrayla birlikte, yurtdışında birçok konsere katılır ve müzik çevrelerine adını duyurur.

Sanatçıyı kitlelerle tanıştıran en önemli olaylardan biri, bu dönemde gerçekleşti.1964 yılında, dönemin büyük sanatçılarından Erol Büyükburç (merhum Adanalı’ydı, kızını kaybettikten sonra bir daha toparlanamamış ve parapsikolojik uğraşlara kendini vermişti. Tanıştığımızda kendi anlatmıştı)…

Tanju Okan’ın ciddi çıkışlarından biri Tülay German eşliğindeki Millî Orkestra’yla, Türkiye’yi Balkan Müzik Festivali’nde temsil etmesi olur.

Festivalin hemen arkasından 1964’de, sanatçının “İbibikler Öter Ötmez Ordayım” adını taşıyan ilk 45’lik plağı, Sahibinin Sesi adlı müzik şirketinden piyasaya çıkar.

1967 yılının Mayıs ayında, manken, model Nur Erbay’la hayatını birleştiren sanatçının, 8 ay gibi kısa bir zaman süren evliliğinden Tansu adını verdikleri bir oğlu olur.

İkinci izdivacı 1976 yılında Zerrin Erdoğan ile yapar ve bu evliliği de on dört ay sürdükten sonra sona erer.

Tanju Okan, 60’alı yıllarda, Millî Orkestra eşliğinde, yeni düzenlemelerle modernize edilerek farklı bir form kazandırılmış türküler seslendirir.

İlk 45’liklerinde, özellikle “Kundurama Kum Doldu” isimli plağında, bu formda kaydedilen türkülere yer verir.

İngilizce sözlü bir yabancı şarkı olan “Strangers In The Night”'ı Fikret Şeneş’in Türkçe sözleriyle seslendiren Tanju Okan, Türk pop müzik tarihinde “cover version” dönemini ilk başlatan müzisyen olur.

Şarkıyla aynı adı taşıyan albüm, büyük ilgi görür.

 

İlk plağında “İbibikler Öter Ötmez” adlı türküyü seslendirdi.

1968'de “Haydar Haydar”, 1969'da “Benim de Canım Var” dikkati çeken 45’lik plaklarıydı.

1970’te en büyük gözdesi “Hasret” geldi.

1971'de “Bir Falcı Vardı” ve “Darla Dırlada “, 1972’de “Öyle Sarhoş Olsam ki”, 1973'te “Koy Koy Koy” ile takdir topladı.

O dönem çok içmeye başlamıştı ve sarılık belirtileri ortaya çıktı.

Nilüfer ve Modern Folk Üçlüsü ile seslendirdiği “Arkadaş Dur Bekle” çok sevildi (1973). Harikulâde yorumladığı unutulmaya şarkılardan biri de “Kadınım” oldu (1974).

“Benim Halkım” ve “Şerefe” 1975’te, “Kemancı” 1977'de, “Çocukluğum” 1978’de sevilen şarkıları oldu.

Tanju Okan’ı kitlelerle tanıştıran ve zirveye oturtan, Ş. Akannaç ve Nino Varon imzalı “Hasret” adlı şarkı oldu.

1970 yılında Ergin Bener ve Hümeyra’nın kurduğu, Yonca Plak'tan çıkan albümün gözde parçası olan bu şarkı, Georges Moustaki tarafından seslendirilmiş “Le Meteque’nin” Türkçe sürümüydü.

Sanatçı, 1972'de “Öyle Sarhoş Olsam ki” ve özellikle 1974’te Mehmet Teoman tarafından yazılan “Kadınım” adlı unutulmaz şarkılarıyla, adını Türk pop müziği tarihine altın harflerle yazdırdı.

1975 yılında “Bütün Şarkılarım” adlı albümünü çıkardıktan sonraki yıl, 14 ay süren ikinci evliliğini Zerrin Erdoğan’la yaptı.

1980 yılında, Kent müzik firmasından “Yorgunum” adlı albümünü çıkardı; çünkü artık yorgun düşmüştü…

Bu albümde Garo Mafyan, Melih Kibar ve Bora Ayanoğlu’nun büyük desteğini gördü.

Sanatçının son albümü, 1995 yılında, “İşte Tanju Okan 95” adıyla Marş Müzik’ten çıktı.

Sanatçı, özellikle popüler hâle geldiği 60’lı ve 70’li yıllarda, aldığı sinema oyunculuğu tekliflerini kabul ederek, sanatkârane yeteneğinin sadece müzikle sınırlı olmadığını gösterdi.

Sinemaya 1964 yılında Cüppeli Gelin filmi ile adım atan Tanju Okan, zamanla çok sayıda filmde rol aldı.

“Aşkın Kanunu”, “Ah bir zengin olsam” ,"Cımbız Ali” gibi beğenilen eserlerde rol alarak, beyaz perdedeki yeteneğini sergileme fırsatı buldu.

“İçki sigara”, “benim tek dostum” ve “Öyle sarhoş olsam ki” adlı şarkıları başta olmak üzere şarkılarında alkol ve uyuşturucu kültürünün yaygınlaşmasına katkıda bulundu.

Alkole olan düşkünlüğüyle bilinen Tanju Okan, sağlık problemleri yaşamaya başladı. Bu nedenle, fiilî sahne ve sanat hayatına son vererek 1995 yılında Urla’ya yerleşti.

Burada karaciğer sirozu teşhisiyle hastaneye kaldırılan sanatçı, 23 Mayıs 1996’da birçok unutulmaz eserini ardında bırakarak hayata veda etti.

Vefatının ardından, onu unutmayan Urla Belediyesi, sanatçının hatırasını unutturmamak bir heykel yaptırdı ve bir çocuk parkına da ismi verildi.

45’lik Plakları :
- İbibikler Öter Ötmez Oradayım
- Kundurama Kum Doldu (Sahibinin Sesi Plak)
- İki Yabancı / Sarhoş
- Kadınım (Diskotür Plak)
- Kemancı (Gönül Plak)
- Hasret / Ah Bir Zengin Olsam (Yonca Plak)
- Parkta Yatıyorum / Çocukluğum (Philips)
- Şerefe / Aşkı Bulacaksın
- Ayyaş / Var Mısın İçelim
- Yıldönümü / Deli Gibi Sevdim
- Başlık Parası / Gelme Ölüm
- Gülünce Gözlerinin içi gülüyor

 

Oyuncu :
1982 - Gazap Rüzgârı (Konuk Sanatçı) (Sinema Filmi)
1976 - Ne Haber (Sinema Filmi)
1976 - Bu Nasıl Dünya (Sinema Filmi)
1975 - Tamam Mı Devam Mı (Tanju) (Sinema Filmi)
1974 - Şiribim Şiribom (Sinema Filmi)
1973 - Üç Balıkçı Kız (Sinema Filmi)
1973 - Kaynanam Kudurdu (Konuk oyuncu) (Sinema Filmi)
1971 - Kadifeden Kesesi (Konuk Oyuncu) (Sinema Filmi)
1971 - Cımbız Ali / Yırtık Niyazi (Tanju) (Sinema Filmi)
1971 - Ah Bir Zengin Olsam (Tanju) (Sinema Filmi)
1970 - Berduş Kız (Sinema Filmi)
1968 – İstanbul’da Cümbüş Var (Kendisi) (Sinema Filmi)
1966 - İçimdeki Alev (Sinema Filmi)
1966 - Mahzun Gönüller (Sinema Filmi)
1966 - Fakir Bir Kız Sevdim (Şoför) (Sinema Filmi)
1966 - Aşkın Kanunu (Nuri) (Sinema Filmi)
1965 - Şekerli Misin Vay Vay (Sinema Filmi)
1965 - İnatçı Gelin (Edi) (Sinema Filmi)
1965 - Yalancının Mumu (Sinema Filmi)
1964 - Cüppeli Gelin (Sinema Filmi)

 

Müzik

1966 - Boğaziçi Şarkısı (Sinema Filmi)

 

Müzik ekibi :

2014 - Karadayı 3. Sezon (Şarkılar) (TV Dizisi)
1977 - Erkeğim (Şarkılar) (Sinema Filmi)
1975 - Kadınım (Şarkılar) (Sinema Filmi)
1974 - Ayrı Dünyalar (Şarkılar) (Sinema Filmi)
1966 - Fakir Bir Kız Sevdim (Şarkılar) (Sinema Filmi)
1966 - Boğaziçi Şarkısı (Şarkılar) (Sinema Filmi)
1965 - İnatçı Gelin (Şarkılar) (Sinema Filmi)

***

Oğluyla ancak vefatından önce barıştı ve onu epey geç bağrına basabildi. Kim bilir, belki de o alkolü değil de, alkol ve oradaki yalnızlık onu bitirdi.

Ben hep televizyondan seyrettim ama çok duygusal bir kişiliği olduğunu görebiliyordum.

***

Sonunda vefat edip gitti ama aklı hep yeni projelerde ve hamlelerle doluydu.

***

Cennet gibi bir yer olan Urla’da hangi mekâna uğrarsanız uğranın, Ege’nin rüzgârına karışmış sesini işitebilirsiniz.

Ruhu şad olsun ve huzur içinde uyusun.

Böyle insanlar dünyaya bir kere gelir.

Mezarınızda rahat uyuyun Tanju Bey, hâlâ sizi dinliyoruz ve seviyoruz.

Allah rahmet eylesin…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 05 Temmuz 2017

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Perşembe, 22 Şubat 2018