Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TANRI İLE HASBIHÂL

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2050 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Yüce Tanrım,

Binlerce senedir hür yaşayan…

Kimselerle bir sorunu olmayan,

Zaruret hâricinde kimselerle dalaşmayan, savaşmayan,

Doğal sınırlarına ulaştıktan sonra durmayı bilen,

Dâima bir tanrı anlayışına hâiz olan,

Kendisine dokunulmadıkça, kimlere saldırmayan,

Etnisite veya ırk tanımaksızın, herkesi bağrına basan,

Türkistan'dan Amerika'ya kadar her yerde bulunan,

Aiowa'daki Kızılderililerin kökeni olan,

Japonlar'la akraba bulunan,

Din, dil, ırk ayrımı yapmayan,

Asla emperyalist olmayan,

Kimselere aman etmeyen,

İnançsız olmaktansa, inanmayı yeğleyen,

Birbirine sımsıkı bağlanan,

Sıkıştırılırsa omuz omuza harp etmekten zerre kadar kaçınmayan,

Beş kıt'ada hep olan ve mevcut olacak olan,

Sümerlerden bugüne gelen,

Afrika'dan göç yollarının tam ortasında yer alan,

İmeceyle komşusuna yardım eden, 

Alevi, Sünni demeden herkesi bağrına basan,

En eski, en kadim insan kaynaklarına sâhip olan,

36 değil, 40 bir milletle barışık olan.

Yahudilerle, Ermenilerle öz be öz karındaş olan,

Çin'den Hint'e at koşturan,

Moğollar ve Hunlarla akraba olan (örnek: kurşun),

Macarlara, Finlilere kucak açan,

Hep hârici baskılarla yıpratılan,

En fazla da Ruslarla kapıştırılan,

Kan davası asla gütmeyen,

Anasına, atasına,

Avradına silâhına hep sâhip çıkan,

Âkil ve âkıl farkını bilen,

Tarih şuuruyla pişmiş olan,

Tekkeye, zaviyeye, loncalara kucak açan,

Amerika'dan Çin seddine, oradan da Kuzey Kutbuna kadar hicret eden,

Gerekmedikçe borç almayan

Vermeyen

Pek çok ulemâ ve bilgin yetiştiren

Sonra da bunların ekserisini göçle kaybeden

Bir kısmı da buralarda katledilen,

Girit'te, Kore'de, Kıbrıs'ta kanını döken

Çingeneye cingâne demeyen, Roman diye ayırmayan,

Pakistan'a, Hindistan'a el uzatan,

Beş bir yöne sevda ile el uzatan,

Her günü

Her dini

Her mezhebi 

Kendiyle öz ve karındaş bilen

Sabır taşı bir çatlarsa, köklerinden tekrar doğan,

Ahde vefası tam olan,

Hiçbir bayrağı indirmeyen,

Bilakis göndere hepsini çeken...

En güzel aşk şiirlerini yazan,

Musikisiyle gönüllere âbât olan,

Yûnusuyla,  Mevlânâsıyla gönüllerde taht kuran,

Irkıyla değil, harsıyla övünen,

Şiraz'dan Tahran'a uzanan,

Mazisiyle âtisini bilen,

Azerisiyle, Zazasıyla, Kürdüyle hep iyi geçinmek için didinen,

"Aman" dememeyi kendine şiar edinen,

Ölmeyi de öldürmeyi de

Ancak zaruret hâlinde uygulayan,

Vefayı bir semt adı sanmayan,

Sağcılık solculuk gibi tarihe karışmış kavramlara aldırış etmeyen,

Günahıyla, sevabıyla hep var olan

Hep de mevcut kalacak...

Her eri asker gönlü, yüreği ve kalbiyle doğan,

Dinbaz da, yobaz da olamayan,

Esra'ların, İclâl'lerin kıymetini bilen,

Önüne gelenle kafa bulmayan,

Kendinden önce başkasını düşünen,

Kardeşliği araç değil, amaç için telâkki eden,

Tasavvurlarında ve tasavvufta üstün olan,

Herkese aynı mesafede duran,

Maneviyatı maddiyatla karıştırmayan,

Özünde ve sözünde bir olan,

Banu deyince sevgiyle sarılan, Mete deyince ceddini hatırlayan,

Bozkırlara sığmayan,

Nâzım'ı da, Peyami Safa'yı da, Recep Doksat'ı da, Haluk Karamağralı'yı da, Cemil Meriç ve ailesini de unutmayan,

Atatürk'üne toz kondurmayan ama onu ilâhlaştırmayan,

Atasına alkolik veya korkak diyenlere gülümseyen, 

Karpuz gibi ortadan asla bölünmeyen,

Fason işlerle iştigal etmeyen,

Remzî olanı, allegorik olanı mutlak Hakikat sanmayan,

Korkmak nedir bilmeyen ama endişe edebilen.

Eline mikrofonu alınca ne deyip demeyeceğini iyi bilen,

Entellektüelle aydının aynı olmadığını, Aydın'ın da bir vilâyettan ibâret olduğunu unutmayan,

Balgamla şalgamı karıştırmayan,

Zerzevatı seven ama her şeyin gıda tüketiminden ibâret olduğu vehmine kapılmayan,

Dar boğaza düşünce yerini, yurdunu terk etmeyen,

Hiçbir şeye şartsız ve şeksiz inanmayan,

Hoca, öğretmen, belletmen, öğrenci ve talebe farkını müdrik olan,

Şakayı da, kendisiyle dalga geçmeyi de başarabilen,

Roma'daki aşk çeşmesine mutlaka para atan,

Komşusu açken uykuları kaçan,

Mashûbunu imanla sevip, müvekkile müzdevic olmayan,

Zekât veren ama bunu müzeffet şeylerle kirletmeyen, 

Müzekkir söylenceleri nahâsetle nâ-hencâr hâle sokmayan, 

Nafakasını vaktinde ödeyen,

Ağzından çıkanlar magam-perverâna uyanlar, 

Bir dirhem bal için, bir keçiboynuzunu emebilen, 

Kan tükürüp, kızılcık şerbeti içtim diyen, 

Ne Osmanlı kalan, ne de uzaya çıkmak için saçmalayan,

Bunu sessiz sedâsız yapan,

Vaktini ve naktini hayır için harcayan,

Tabiple hekim fakının müdriki olan,

ATM ve AKM farkını iyi bilen,

Kimlikle hüviyyetin aynı olduğunu gören,

Krizle buhrânın aynı şeyler olduğunu bilen,

Buhûru seven ama bunu bukla karıştırmayan,

Buddha ile putun aynı şey olduğunu bilen ama onlara tapmayan,

Hurûfiliğin hâlâ birtakım diyarlarda sürdüğünü bilen,

İmkânı olduğunda safariye de giden,

Tekâmülden ilk bahsedenler arasında İslâm âlimleri olduğunu bilen,

Maraş'ta dondurma yiyen,

Mutlaka askere giden,

"Her şey vatan için" diye eğitimde gururla ama kibre düşmeden eğilip bükülen,

Kadınlarının en az erkekler kadar önemli olduğu teslim eden,

Huyûl ile huzûr bulmayan,

Mü'sî olan ama ismiyle müsemmâ nâmertlere gülüp geçen,

Kimseleri Alevi, Sünni, Şaman veya başka bir şekilde ayırmayan,

Arkasına bakmadan icap ettiğinde ölüme giden ama bunun için üç kere düşünen,

Arada derede hiç kalmayan,

En zeki olanı da, aptalı da bağrına basan,

Özünü inkâr etmeyen,

Gıybetten kaçınan,

Türklüğüyle övünen ama asla ırkçı olmayan,

Yaşam koçlarına belli bir mesafede duran,

Hakkâri, Van, Erzurum diye ayrım yapmayan,

Öğrencilikle talebeliğin tefrikine mâlik olan,

Aşırı şekilde kendiyle övünen kadınlara tahammül edebilen,

Yürümenin de, sporun da bir sınırı olduğunu bilen,

Her şeyin bir anlamı olduğunu düşünen,

Mânâ ile Mana'nın ne olduğunu bilen,

Fasonları pek sevmeyen ama pearcing yapanları hoş gören,

Özüne ve sözüne güvenilen...

Hırsızlığa, malı götürmeye tenezzül etmeyen,

Kimseleri durduk yerde suçlamayan,

Mucizelere inanan ama göbeğini onlarla kesmeyen,

İsmail Kapan'ın da, diğer medya mensuplarının da dediklerine önem veren,

Biyo-enerjiye filân imkânsız gözüyle bakmayan,

Hep.... Hep sabreden,

Piyango bileti alan ama eşeğini sağlam kazığa bağlayan,

Türkmenlerin aslında bizden farkı olmadığını çok iyi bilen.

Sürpriz olarak NICE tatili rezervasyonu yapan,

ANABACA'dan Özge Uzun'a zıplayan, 

Simge Fıstıkoğlu'nun programlarını mutlaka takip eden,

Ciyak diye bağıran çocukları bağrına basan,

Adamın dengesini bozana ama

Sonra da ödüllendiren...

Alternatifleri hep sunan ve

İlgiyi sevgiyi sünger gibi çeken

Çocuk itince onu kucaklamayı nasihat eden

Fazla öpüp mıncıklamaya karşı çıkan

Alper'in peşini kesinlikle bırakmayan,

Ece'yi de, Ege'yi de özünde hissedip onlara sımsıkı sarılan,

Mâzi ile âti arasındaki rabıtayı bozmamaya azami özeni gösteren

Motoru da rotoru da hep bilen ve kollayan

Kimselere haset etmeyene ama azıcık kıskanan

Yürek, gönül ve kâlb içindeki âhengi hep koruyup kollayan

Aşklar arasında mekik dokunmayan,

Dayatmayan ama dayanan

Ancak çok tepesi atarsa belindeki mavzeri çeken

Kafasına dayanan tabancaya dahi gülerek bakan

Haysiyetini koruyan

Özenti olmayan

"Mış" gibi yapmayan ve hep atasının, ecdadının peşinde kalan

Aranmadan arayan

Fransızca öğrenmeye 57 yaşında başlayan

Fransa'nın Nice kentine giderken Bayram'dan uzak kalan

Miniliyi de, yırtık jean giyeni de seven

Öztürkçe ve uydurukçayı pek sevmeyen

 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 20 Ekim 2017