Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TEMERKÜZ KAMPLARI

Posted by on in Politik
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3778 kez okundu
  • 1 yorum
  • Yazdır


Bakın, önce Hitler delisinin yaptıklarını bir hatırlayalım.

Şimdi de ABG’ye bakalım.

http://www.fema.gov/ adresini tıklıyorum, son derecede insanca amaçlarla kurulan devâsâ sığınaklar olduğunu okuyoruz.

Vikipedi’de de çok güzel anlatılmış; özetliyorum:

Federal Âcil Durum Yönetim Kurumu (İngilizce: Federal Emergency Management Agency, kısa adıyla FEMA) ilk olarak 1978 yılının birinci “Başkanlık Yeniden Yapılanma Plânı” kapsamında ele alınan ve bir sonraki yıl, 1 Nisan 1979 tarihinde Başkanlık emriyle kurulan olağanüstü hâl hazırlık ve müdahale kurumudur.

FEMA'nın birincil amacı, Amerika Birleşik Devletleri’nde meydana gelen ve yerel otoritelerin kaynaklarının yetersiz kaldığı afetlere müdahalede koordinasyonu sağlamaktır. Bunun için âfetin gerçekleştiği bölge vâlisinin olağanüstü hâl ilân etmesi, ayrıca Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan resmî olarak FEMA ve federal hükûmetin yardımını istemesi gerekmektedir. Bunun tek istisnası, 1995 yılındaki Alfred P. Murrah Federal binasının bombalanması veya 2003 yılındaki Columbia Uzay Mekiği kazası gibi federal alanda meydana gelen acil durum ve âfetlerdir.

Çeşitli âfetlerden sonra eleştirilerin odağı haline gelen kurum; federal yönetim ile eyalet yönetimlerinin uzman ihtiyacını karşılamakta, riskli görülen yapıların tadilattan geçirilmesi ve ayrıca âfet sonrası müdahale ve iyileştirme çalışmaları için fonlar sağlamaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde federal âcil durum yönetimi farklı şekillerde 200 yıldan daha uzun bir süre boyunca var olmuştur. FEMA'nın tarihçesi aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

1930 öncesi

19. Asır başlarında New Hampshire bölgesindeki Portsmouth şehrinde büyük yangınlar çıktı. Yedinci ABD Kongresi’nde konu ele alındı ve kongre kararlarında, gümrük vergilerinin kaldırılması gibi, tüccarları rahatlatacak çeşitli önlemler alındı. Yapılan bu çalışma, federal devlet tarafından bir afet sonrasında gerçekleştirilen ilk yasal girişim olarak nitelendirilir.

1803 ilâ 1930 yılları arasında gerçekleşen âfetlerden sonra iyileştirme veya tazminat amacıyla 100’den fazla kez "ad hoc" (Lat.: Geçici çözüm) girişimleri uygulanmıştır. 1835 yılında New York'ta meydana gelen büyük yangın sonrasında vergilerden feragat edilmesi de bunun bir örneğidir. Bir başka örnek ise ABD Başkanı Abraham Lincoln'un katledilmesinin ardından 54. ABD Kongresi’nde, olayın yaşandığı yerde yaralananlar için tazminat sağlanmasıdır.

1930'lardan 1960'lara

1929 yılında Büyük Buhran'ın baş göstermesinin ardından Başkan Herbert Hoover, 1932 yılında "finansal yeniden yapılandırma kurumunu” görevlendirdi. Kurumun amacı, ekonomik hareketliliği sağlamak için banka ve kurumlara ödünç para sağlamaktı. Âfetin sonrasında paranın dağıtımından da bu kurum sorumluydu. Finansal Yeniden Yapılandırma Kurumu, ilk organize âfet müdahale kurumu olarak da nitelendirilebilir.

1934 yılında Karayolları Ofisi'ne, âfet sonrasında karayolları ve otoyolların yeniden yapılandırılmalarının finanse edilmesi görevi verildi. 1944 yılında imzalanan bir anlaşmayla ise ABD Deniz Kuvvetleri'ne sel kontrolü ile sulama projeleri görevi verildi ve bu durum, sellerin önüne geçilmesinde büyük bir rol oynadı.

1973-1979

Federal âfet yardım ve iyileştirmesi sorumluluğu, 1973 yılının birinci Başkanlık Yeniden Yapılandırma Planı'nda Kentleşme ve Kentsel Gelişim Departmanı'na verildi ve departmanın içerisinde Federal Âfet Yardım Yönetimi Birimi oluşturuldu. Bu birim, 1978 yılının birinci Başkanlık Yeniden Yapılandırma Plânı'nda ele alınan ve 12127 sayılı Başkanlık kararnâmesiyle kurulan Federal Âcil Durum Yönetimi Kurumu FEMA'ya dönüşme sürecine kadar âfetleri yönetecekti.

***

2003 sonrası


Dönemin ABD Devlet Başkanı George Bush, kamu güvenliği kanununu imzalarken (2004).

Aslında ABG’nin taşeronluğunu yaptığından hiç kuşkum olmayan 11 Eylül saldırılarının ardından ABD Kongresi, ABD Kamu Güvenlik Teşkilâtı'nın kurularak hukuk düzeni, âfet hazırlığı ve iyileştirme, sınır koruma ve sivil savunma gibi görevleri olan diğer federal kurumlarla koordine olarak çalışmasını sağlayan 2002 Kamu Güvenlik Yasası'nı çıkarttı. 1 Mart 2003'de FEMA, Kamu Güvenlik Teşkilâtı'nın bir birimi oldu. Bunun neticesinde, Âcil Durum Hazırlık ve Yardım Direktörlüğü'nün bir parçası olarak 2.600'den fazla çalışan istihdam etmektedir. 31 Mart 2007 tarihinde tekrar Federal Âcil Durum Yönetim Kurumu olsa da, hâlâ Kamu Güvenlik Teşkilatı'nın birimi olarak işlemektedir.

Dönemin Başkanı George Bush, 2003 yılının Ocak ayında FEMA'ya yönetici olarak Michael D. Brown'u atadı. Brown, Eylül 2003'de FEMA'nın Kamu Güvenlik Teşkilatı'nın dâhilinde olmasının, yeni sloganları “Hazır Bir Millet” ile alay konusu olacağını söyledi. Brown, 2003'deki yeniden yapılanmanın kaçınılmaz sonucunun bir doğal âfet veya terör saldırısına “etkisiz ve koordinasyonsuz bir müdahale” olacağı konusunda uyarıda bulundu.

2005 yılındaki Katrina kasırgası, fonksiyonların ve diğer yapılanmaların gelecekte birleşmeleri vizyonunun, FEMA'nın daha önce karşı karşıya kaldığı sorunları çözemeyeceğini gösterdi. "Katrina Kasırgası'nın İki Partili Hazırlık ve Müdahale Teftiş Komitesi Son Raporu", 15 Şubat 2006'da Amerika Birleşik Devletleri matbaasınca yayınlandı. Raporda her türlü âfet hazırlığı ihtiyaçları için ayrılan federal fonun, yerel kurumlar tarafından sadece karşı-terörizm için kullanıldığı belirtildi.

Âcil durum yöneticileri doğal âfetlere hazırlık için, terörle mücadele önlemlerinden daha az miktarda bütçe ayrıldığını belirtti. Aynı zamanda risk potansiyelinin düşürülmesinin ve meydana gelmeden önce afetlere hazırlanılmasının; afet hazırlık fonksiyonlarından ve milleti kasırga gibi tehlikeler konusunda daha duyarlı yapmaktan ayrıldığı ifâde edildi.

Organizasyon

2002 yılındaki Kamu Güvenliği Yasası tartışmaları esnasında FEMA'nın bağımsız bir kurum olması yönünde görüşler savunuldu. İlerleyen zamanlardaki Katrina kasırgasında gösterilen başarısızlığın ardından, FEMA'nın Kamu Güvenlik Teşkilâtı'ndan kaldırılması gerektiği yönünde eleştiriler yapıldı. FEMA bugün ise, Kamu Güvenlik Teşkilâtı'ndaki önde gelen kurumlardan birisidir. FEMA'nın yöneticisi, doğrudan Kamu Güvenlik Teşkilatı Sekreterliği'ne karşı sorumludur.

FEMA, günümüzde Millî Sel Sigorta Programı’nı yönetmektedir. Daha önce yönettiği diğer programlar ise ya alt birimlerine verilmiş ya da doğrudan Kamu Güvenlik Teşkilatı'nın yönetimine verilmiştir.

FEMA, aynı zamanda “Millî İstikrar Programı Direktörlüğü’ne” de (eski adıyla “Millî Güvenlik Koordinasyon Ofisi”) ev sâhipliği yapmaktadır. Millî Güvenlik Koordinasyon Ofisi geliştirme, uygulama ve operasyonlar ile devlet plânlarının sürekliliğini kurum çapında sağlamakla sorumluydu. 2007 yılında ise “Millî Hazırlık Merkezi’ni” de yönetmeye başlamıştır.

Bölgeler

Federal âcil Durum Yönetim Kurumu, çalışma yürüttüğü bölgeyi on bir ayrı sorumluluk sahasına bölmüştür.


Obama, ziyarette...

***

Hikâyenin kalanını isteyen okuyabilir.

Adamlar muazzam bir teşkilâtlanma içerisindeler ve dünyâmızın gittikçe kalabalıklaştığı, bilhassa Ortadoğu’dan filizlenip beş bir yöne dağılacak Armageddon Hârbi provalarının yapıldığı (Rus gemilerinin uçağımızı düşürmesi, Çin faktörü, İsrail’in en son güç gösterileri)ve artarak ortalığı kaplayan kaos akabinde ortaya çıkabilecek küresel felâketleri müteakip seçilmiş birilerinin kurtulması veya Hitler’in yöntemleriyle mahvedilmesi için ne plânlar yapılıyor, biliyor muyuz?

Ne ilginç iddialar var; buraları seçkinler için ayrılmış özel kurtuluş beldeleri veya yeni sabun kampları olabileceğinden bahsediliyor...

Bakın, Akşam’daki bir mülâkatta KONDA Genel Müdürü Bekir AğırdırKürt mes’elesi 2015’e kadar çözülmemişse, sâdece bizim sorunumuz olmaktan çıkacak ve küresel hâle gelecek. Bu mes’ele başka gelişmelerin önünde problemler üreteceği için dünyâ çözümsüzlüğe katlanamaz. 2016 dünyâsının dengeleri neyi gerektiriyorsa o dayatılır” demiş.

Aklıma Guatelema Hapishânesi geldi.

Orada, 1940’larda yaptıkları frengi (sifiliz) deneyleri için ABG özür diliyor.

Peki, 2025 için ne dersiniz?

Eğer ortada “sorry” denecek Türk kalırsa (belki Orta Anadolu’da filân biraz kalırız), böyle şeyler mi geveleyecekler?

   Bizlerin bilmediği, haberdar edilmediği neler yapılıyor dersiniz?

      Bâzı tahminlerim ve varsayımlarım var ama şimdilik erken…

         Yâhut, zâten çok geç!

            “Doğal olmayan âfet” zâten başladı sanırım…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 29 Ekim 2012 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018