Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TRANSANDANSIN VE MİSTİK FENOMENLERİN PSİKOBİYOLOJİSİNE EVRİMSEL YAKLAŞIM

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2423 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Evrim (evolution: tekâmül), basitçe, zaman içerisinde meydana gelen değişiklikler demektir. Ta Büyük Patlama'dan canlılar âlemine kadar süren kozmik, en basit prokaryotlardan insana kadar süren biyolojik bir evrimin olduğu üzerinde günümüzde hiç bir şüphe yoktur, sâdece bunun neden, niçin ve nasıl cereyan ettiği tartışmalıdır. Bütün canlılar aynı 4 adet temel baz ve aynı 20 amino asid sekanslarından müteşekkildir. "Neden (nedensellik belirtir) ve "niçin (sonuçsallık hâttâ teleoloji [ereksellik] belirtir) suâlleri pozitif bilimin epistemolojik ve metodolojik sınırlarını aştığı için metafizik, mistik ve dinsel öğretilerin konusu olagelmiştir (Doksat ve Savrun 2002).

Evrim skalasında yükseldikçe merkezî sinir sisteminin yapısı da karmaşıklaşır, içgüdüsel davranışla öğrenilme yoluyla kazanılan davranış dengesi ikincisi lehine değişir. Gene de, içgüdüsel eğilimlerin tamamen kaybolduğunu söylemek de facto mümkün değildir ve bilişsel, duygulanımsal her türlü zihinsel meleke daha basit olanın üzerinde inşâ olagelmiştir. Evrenin tamamının esasen açık bir sistem olabileceği ve bütün evrenin aslında canlı bir organizmadan ibâret olduğu fikri en eski inançlardan günümüz teorik fiziğine kadar yansımıştır. Varoluşun derunî / küllî bilgisine ulaşmaya müteveccih mistik, ekstatik yaşantılar, âyinler ve "din dediğimiz memetik havuzlaşmalar bütün homo türlerinde ve bütün kültürlerinde mevcuttur. En sıkı ateistinden en koyu agnostiğine kadar herkes hayatının şu veya bu döneminde bir "unio mystica", kendinden geçerek kendini aşma hâlini tadarlar; bunun en küresel örneği orgazmdır. Fransızlar orgazma "la petit morte", yâni "küçük ölüm" derler. Mistik vecit hâlleriyle orgazm sırasında faâlleşen beyin bölgeleri çok iç içedir: Amigdala, limbik sistem, temporal lob, supramodal prefrontal korteks ve hippokampus ve ara kısımlar (Alper 2006, Persinger 1987).

Cloninger'in Karakterleri başta sâdece Başına Buyrukluk ve İşbirlikçilik iken, sonradan Kendini Aşma'yı da eklemiştir. Bu tür varlığın özüne ulaşmaya yönelik transandantal davranış örüntüleri sâdece insan türüne mahsus değildir: Şempanzelerde yağmur dansları, fillerde mezar ziyareti, köpekgillerde uzun uluma âyinleri gibi nice örnekler verilebilir.

Peki, bu tansandans, mistik eğilim ve onun sonucu olan dinler neden var? Boyer (2001) buna kısaca "çünkü zihinlerimiz evrimle bu şekilde hazırlandılar" diyor.

Nöroteoloji kavramı artık bu fenomenlerin temellerini araştıran bir bilim sahası oldu (Joseph 2002, d'Auqili ve Newberg 1999). Dahası, Freud skolâstiğinin etkisiyle yıkanmış beyinlerin psikiyatriyi âdeta din düşmanı hâle getirme çabalarına rağmen, dinî ve mistik menşeli terapiler psikiyatriye artarak nüfuz etmektedir (Boehnlein 2000).

Jung'un ortaklaşa bilinçdışı günümüzde filogenetik, evreni de kapsayarak ontogenetik psişe kavramı ortaya atılmıştır ve adına din denen binlerce kurumun temelinde öze olan hasret yatıyor, ölüm de vuslattır şeklinde (Paloutzian ve Park 2005), keza en temel primum movens olan güvenlik, âidiyet ve mensubiyet ihtiyacının karşılanması için dinin evrimi kaçınılmazdı yorumları (King 2007) var. Nitekim ateizm, yaratılışçılık, akıllıca tasarım, biologos gibi kavramları tartışan Collins (2006) gibi dünya çapında bilim adamları mevzû-u bahis.

Bu yaklaşımız pratikte de büyük önemi var: İnsanı daha iyi anlamaya ve tahlil etmeye (analysis) yönelirken, bütün bu natürel nurtürel ve kültürel bağlamların dikkate alınması gerekecektir. Psikanalizde hâl-i hazırda nurtüre fazla önem atfedilmektedir. Çizgisel ve rasyonel KDT ve İPT terapilerin işe yaradığı kesindir; dinamik psikoterapilerin de kanıta dayalı bağlamda faydaları ortaya konmaktadır. Psikanalizin rûya, lapsus ve şakaların yorumu ve serbest çağrışım modeli filogenetik ve ontogenetikpsişeye açılan ilk kapılardı. Limbik sistemi ve amigdalayı aktive edecek daha aşkın (transcendental) yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Bu da psikiyatrinin sinirbilimle ve psikanalizle buluşup, meditatif tekniklerden de faydalanarak geliştireceği yeni terapötik yaklaşımlarla gerçekleşecektir.

KAYNAKLAR

Alper M (2006) The God Part of the Brain / A Scientific Interpretation of Human Spirituality and God. Illinois: Sourcebooks, Inc.Boehnlein JK (2000) Psychiatry and Religion / The Convergence of Mind and Spirit. Washington, DC: American Psychiatric Press.Boyer P (2001) Religion Explained / The Evolutionary Origins of Religious Thought. New York: Basic Books.Collins FS (2006) The Language of God / A Scientist Presents Evidence for Belief. New York: Free Press.

d'Aqili E, Newberg AB (1999) The Mystical Mind / Probing the Biology of Religious Experience. Minneapolis: Fortress Press.

Doksat MK, Savrun M (2002) Introduction to evolutionary psychiatry. The Bulletin #44 (Psychotherapy) of the World Psychiatric Association and the ASCAP Society; 4: 20-38.

Joseph R (2003) Neurotheology / Brain, Science, Spirituality, Religious Experience. California: University Press.

King BJ (2007) Evolving God / A Provocative View on the Origins of Religion. New York: Doubleday.

Paloutzian RF, Park CL (2005) Handbook of the Psychology of Religion and Spirituality. New York: The Guilford Press.

Persinger MA (1987) Neuropsychological Bases of God Beliefs. New York: Preager Publishers.

Mehmet Kerem Doksat - İstanbul - 21 Ağustos 2007 Salı

0
Etiketler: din evrim
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 20 Kasım 2017