Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TÜRKİYE’Yİ YAMYAMLAR KURTARACAK!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3203 kez okundu
  • 2 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bugüne kadar AKP’nin her istediğini yapıp hizmette kusur etmeyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den çok ilginç çıkışlar geliyor.

 

Bursa mitinginde “vur de vuralım, öl de ölelim” sloganına karşılık, “merak etmeyin onun da zamanı gelecektir” ifadesini kararlılıkla kullandığını belirtti ve “bugün de bu sözümün sonuna kadar arkasındayım. Herkes bilsin ki yeri ve zamanı geldiğinde ne yapacağımız ve neyi göze alacağımız mutlaka görülecek, tümüyle de anlaşılacaktır. MHP geçilmeden hâin niyetler amacına ulaşamayacaktır” diye bağırdı.

Akabinde de pek çoğu doğru olan şeyi sıraladı ama iş işten geçtikten sonra…

Bu davranışın basit birkaç izahı var bence:

1.Artık galeyana gelen milliyetçi gençlere, aslında pek de olmayan “liderliğini” hatırlatmak ve koltuğu kurtarmak istiyor.

2.Artan kutuplaşmadan faydalanıp oyunu arttırmak.

3.Bu sâyede, parti içerisindeki kaynayan kazanı üstten üfleyerek soğutmak!

Peki, bunlar MHP’nin mâzisindeki irrasyonel Türk-İslâm Sentezi, 9 Işık doktrinini gibi şeyleriGizliden gizliye Atatürk düşmanlığı yapıp da bunu takıyye ile yutturmayı unutturur mu?

***

Bakın, memleketteki kaos hangi boyutlarda…

Hukuk biterse, rejim de biter: 

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal haykırıyor: 

***

Can Dostum Cevher Kantarcı bugünkü yazısında “kopardı” beni. Kısmen iktibas ediyorum: 

Hıyar Herifler!

Dün bizim Halil Şakir’le karşılaştım, heyecanla sordu:

“Seni de bu tarihî vazifeye lâyık görürler mi?”

“Hangi tarihî vazife? Son zamanlarda tarihi vazife satsan köşe dönersin! Beni hangisine lâyık görmelerine layık buluyorsun?”

“Akil adamlar!”

“Olamaz Halil Şakir’ciğim.. Bak kendin söylüyorsun, onlar Akil Adamlar! Bizim gibilerden olsa olsa Hıyar Herif olur!”

Meselâ bu Akil adamların hemen hepsi, Annan Plânı ile birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Rum’lara bedava satışı için, gâyet akıllıca tezlerle ortaya çıkıp uğraştılar... 

Onlar o zaman da bu barışsever tutumlarından dolayı Akil Adam’dı, bizler ise barışa karşı olan ve “Yok Annan’ın Planı!” başlıklı yazılar yazan faşist Hıyar Adamlar’dık!

E, noldi?

Akil Adamlar’ın dediği gibi bizim “Yes be annemci” arkadaşlar, hakiki faşist Sampson darbesindeki solcu Rum ve Türk katliamlarını unutup, plana “Yes be annem” dediler!

“Yes be annemci” leri, plana “Hayır” diyen Rumlar kurtardı! 

Eğer plan onaylansaydı, bizim “Yes be Annemci” arkadaşlar, bankamatikten 100 Euro üzerinde para çekemeyip, “Uy be annem!” diye sızlanacak, kafalarını Beşparmak Dağları’nda duran “simge” tankın namlusuna vuracaklardı! 

Şimdi Annancı Akil Adamlara bakıyorum, sesleri çıkmıyor!

Biz o zamandan bu yana “Hıyar Adam” olduğumuz için yaklaşık on yıl işsiz bırakıldık, parasızlıktan günlerce evden çıkamadık ama Hıyar Adam’lıkta ısrar ettik! 

Yeniden bir takım belalara itildiğimizi belgeleriyle açıkladım ve neticede bu topraklarda yaşayan etnik kökeni kim olursa olsun hepimizin sıkıntı çekeceğimizi, yine hıyarlık edip anlatmaya çalıştım…

Böylesine gerçekten antiemperyalist “Barışçı” bir yazıya rağmen çok sevdiğim liberal bir arkadaşım arayıp “Hâlâ faşist misin?” diye sordu!

Ben ne olduğumu çok iyi biliyorum!

Mutlulukla söylüyorum ki, hıyarım!

Şakir’e veda edip eve geldim, merhum Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca Sözlüğü’ne baktım...

“Âkil” meğerse “Yiyen” anlamına geliyormuş..

Meselâ “Âkil-ül Beşer” insan eti yiyenlere denirmiş..

Bizimkilerin demek istediğinin doğrusu âkil değil de “Âkıl Adamlar” yâni akıllı adamlar olmalıymış..  

Ne yazık ki, galat-ı meşhûr ile herifleri yamyam yapılmışlar!

Bana ne canım!

Ben Âkil değil, Hıyar Herifler safındayım!

***

Cevher çok gırgır adamdır, telefon ettim.

“Vallahi doğru be, aç Ferit Devellioğlu’nun lügatini de bak” ! 

Baktım ve haklı olduğunu gördüm.

 

Hemen Can Ataklı ile paylaştım...

Kişiler hakkında yorum morum yapmayacağım, neme lâzım da…

   İmam hatip menşeli Devletlû ve çevresi…

      …âkıl ila âkilin farkını nasıl bilmezler yâhu!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 26 Mart 2013 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Barbaros Yıldırım Çarşamba, 27 Mart 2013

    MHP

    M.h.p.' nin geç kalmışlığı yorumunuza katılıyorum. Asıl merak ettiğim bu geç kalış bilinçli bir geç kalış, acep nedendir?

  • Misafir
    Ali Aydın Cumartesi, 30 Mart 2013

    Aydın Kimdir Kime denir?

    Sayın Hocam,

    Büyük çoğunluğunun MHP tandanslı akademisyen, yazar ve gazetecilerin oluşturduğu "Türk Milletine çağrı" bildirisine ne diyorsunuz acaba!

    Ülkede özellikle 2007'den itibâren tek tip düşünme zorlaması başladığında (Ilımlı İslâm ve liberal aydın ortaklığı bileşkesi) ve arkasından gelen hukuksuzluklar, haksızlıklar, işten çıkarmalar, taşeronlaştırmalar, bilinçsizce özelleştirmeler, peşkeş çekilmeler, yolsuzluklar, yağmalamalar, ulusal kurumların resmî, ticarî, apoletli hepsinin birden tasfiye edilmesi, gelmesi muhtemel başkanlık-yarı başkanlık rejimi ve en nihâyetinde de ayrılıkçı Kürt hareketinin yerel sisteme (yeni rejime) adaptasyonu ve hepsinin birden küresel sisteme entegrasyonu.

    Bütün bunlar 6 yıl içinde olurken veya az bir zaman sonra olacakken... Bu "Milliyetçi" zevat neredeydi, okuma-yazma bilmiyorlar mıydı, görme bozuklukları mı vardı. Yoksa onlar da dizileri mi takip ediyorlardı...

    Hiçbir şeye ses çıkarmadılar sessiz kaldılar. Ta ki iş artık zıvanadan çıktı anayasadaki TÜRK tanımına geldi dayandı bildiri yayınlıyorlar...

    Toplumdaki süreçlerle hiç ilgilenmezsen, olgulardan bu kadar uzaksan, antidemokratik uygulamaları görmezden gelirsen, sâdece "Türk" kelimesine çakılıp kalırsan, kelimeden nemâlanmaya alışmışsan, başka da hiçbir şey seni ilgilendirmemişse!

    İşte böyle gelirler DNA'larımıza kadar değiştirirler bizi hepimizi. Sen de böyle sinema filmi gibi izlersin "Milliyetçi" Aydın.

    Uyanın da balığa çıkalım EY AYDINIM benim... Yeni ABD-AB patentli konfederal, çok kimlikli, bol etnikli-mezhepli, tarikat-cemaat destekli rejimde milliyetçilik yaparsınız artık...

    İki kelâm edin bu hususta Hocam da bir kendimize gelelim...

    Saygılar.

    MKD: Bilmukabele, yeni bir makale koyuyorum bununla ilgili olarak...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 16 Aralık 2017