Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

ÜÇ YÜZ OTUZ ÜÇ SENDROMU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3276 kez okundu
  • 2 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili gençler, uzun zamandır yazmak istediğimiz bir konuyu işlemek istiyoruz bu yazımızda. Aslında önceden de değinmiştik bir miktar. Nedir bu "üç yüz otuz üç sendromu" dediğinizi işitir gibi oluyoruz.

Efendim, son zamanlarda zarâfet ve asâlet modası aldı başını gidiyor. Bu konuda okullar, seminerler, eğitimler devrede. Özellikle hanımefendilere bu başlıkların ana hatları ve ayrıntıları öğretiliyor. Pek çok "ince rûhlu" beyefendi de nasipleniyorlar.

Otururken hangi bacağınızı üste atacaksanız o taraf kalçasının hafifçe yukarı çevrilmesi, mini etekle nasıl oturulup kalkılacağı, yırtmaçlı eteğin bayağılığa kaçmadan nasıl baştan çıkarıcı "frikiklerle" kullanılacağı gibi konular işleniyor. Göğüsleri dik tutacak şekilde dik oturmak, boynu çevirirken kuğu zarafetiyle yapmak çok önemli. Hanım kızlarımıza biraz buğulu ama fazla zekice bakmamayı da öğretiyorlar; çünkü erkek kısmı fazla zeki kadını sevmez(miş); hâttâ kadim Roma'daki muaazam seks partilerinde onlara atropa belladona (güzel avrat otu) verip hem salaklaşmalarını, hem de kocaman kocaman gözbebekleriyle bakmalarını sağlarlarmış.

Yâni, koketliğin ve sofistike baştan çıkarıcılığın incelikleri anlatılıyor.

Bu "gustonun" en önemli sacayaklarından biri de dudakları mümkün olduğunca öpüşmeye hazırmışçasına ve parlak hâlde tutmak. İşte, bunun en kolay yollarından biri de sürekli olarak "üç yüz otuz üç" diye sessizce söyleyerek dudakları böyle durma konusunda eğitmek, şartlamak; parlatıcı hâttâ dudağı yakarak dolgunlaştıran rujlar ve arada bir yalanmalar da pek mühim tabiatıyla.

Buraya kadar her şey tamam ve güzel; zâten bütün Lady School'larda da benzeri eğitimler bütün ayrıntılarına kadar verilir. "Lady" yâni "hâzâ hanımefendi" olan kişi meselâ bir kumaşın kalitesini "yerinden" (dokunup elleyerek) tanımayı, hangi yemekle hangi içkinin içileceğini, sofra âdâbını vs. çoook çok iyi bilecektir. Yoksa olmaz!

İyi de, son senelerde artan bir ivmeyle gencecik kızlarımızın dudaklarına silikon taktırdıklarını görmekteyiz. Yâni otomatikman "üç yüz otuz üç" hâlinde dolaşıyorlar sokaklarda, "in mekânlarda".

Kıyâfetlerinin de hepsi aynı tornadan çıkma. O sırada moda olan neyse herkes onu giymekte. O derece ki, hâlen ikamet ettiğimiz Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi'ne 3. kattaki evimizin penceresinden baktığımızda sanki androidler ordusu görmekteyiz. Hani boy, kilo ve renk farkı da olmasa, robot sanacaksınız.

Gerçi bâzıları işi iyice abartıp adalelerini ameliyatla aldırıp inceliyor, her bir yerlerine botoks yaptırarak "palyaço duygulanımı" ile dolaşınca acayip benzeşiyorlar.

 

Yapmayın, etmeyin gençler.

Tabii ki şekil bozukluğu varsa düzeltilir, belli bir yaştan sonra kırışıklıklar ve sarkmalar için bâzı müdahaleler yaptırılabilir. Bilhassa şov ve eğlence dünyâsındaki insanlar âdeta buna mecbur ve mahkûmdurlar.

Ama daha 18'inde, 15'inde hâttâ 35'indeki gencecik insanlara ne oluyor? Farkında değiller mi ki yaş ilerledikçe o dudak silikonarı fena hâlde sırıtıyor, hâttâ çirkin ve itici duruyorlar? Maalesef değiller, olsalar yaptırmazlardı.

Haydi, bu yazı bir ikaz olsun, etrafınıza da okutun.

Güzel ve çekici olmak için biraz "üç yüz otuz üç" şeklinde durmak ve konuşmak, kalçayı ustalıkla kullanmak yeter. Moda, neticede, modacıların para kazanmak için gazladıkları yeni tarzlardır. İllâ ki her şeye sazanlamanın, atlamanın âlemi yok.

Ne olur "kendiniz olun", yakışanı seçin.

   Sürünün içinde dursanız bile birey olarak farklılığınızı fark ettirin.
      İşte, o zaman kendinizi daha da çok seversiniz.
         Sâhicilik, sevgi ve saygı dolu günlere.

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim Güvendeğer Doksat

0

Yorum

  • Misafir
    S. Lokvica Salı, 04 Eylül 2012

    Verilmek istenen mesaj güzel fakat

    yazının üslubu çok gençlere yönelik değil. Gençler görmüş geçirmiş olgun insanların konuşmalarına itibar etmiyorlar. "Efendim" ile başlayarak zaten okunması ihtimalini kaybetmişsiniz çoktan. Onları bu şekilde uyarmak işe yaramıyor malesef. Onların dilinden konuşmak gerek. Bütün gün selülit sayfalarında gezen bir kıza "palyaço duygulanımı"nı anlatmak tek başına 1 yıl sürer. Diğer yandan "Bu "gustonun" en önemli sacayaklarından biri de" ne demek yahu? Ben bile anlamadım. "Yani" dendiğinde bir açıklama bekledim ama yine bilmediğim kelimelerle bir konunun özeti aldım: "Yâni, koketliğin ve sofistike baştan çıkarıcılığın incelikleri anlatılıyor."

    Cümleler uzun, dil akıcı değil kafa karıştırıyor. Cümlelerin bazıları devrik. Çok zor yani yazının kaale alınması... Aaa evet kötü duruyor ben yaptırmayayım en iyisi demez kimse bu yazıyı okuyunca. Psikoloji okumak her şey değil işte, gençlerin paradigmasından bakmak lazım.

    Ne olsa etkili olurdu peki?

    -Silikon dolayısıyla mutsuz olan insanların yazıları ve videoları koyulmuş olsa
    -Aklı başında ünlülerin ve modacıların silikona bakış açıları ve röportajları yapılmış olsa
    -Genç yaşta silikon yaptırmış kişilerin yaşlılığındaki halleri fotoğraflanmış olsa
    -Silikonlu dudaklar hakkında twitterda yazılmış olan twitler alıntılanmış olsa
    -Silikon yaptırınca güzelleşmek yerine tahribe uğramış (mikrop kapmış, hastalanmış) kişilerin fotoğrafları koyulsa
    -Silikon sırasında yapılan cerrahi müdahalenin korkunç videosu konulsa..

    Belki etkili olabilirdi.

    Bu insanların büyüdüğü dünya oldukça küçük. Konuştukları tek mevzu kendi çevrelerinde olan kadın-erkek ilişkilerinden ibaret. Hayatlarındaki tek önemli şey kendilerini birine beğendirmek ve onunla evlenmek. Evlenmeyi düşündükleri insanlar da aynı muhitlerden. Yani silikona vs. alışık hatta güzel bile görebilen kesim. Bunlara yavrum evladım canım benim yazık değil mi ile bir şey anlatmak çok güç...

    S. Lokvica, Priştine

    MKD: Hiç dokunmadım...

  • Misafir
    Metin Özarslan Perşembe, 13 Aralık 2012

    Dokunmak.

    Hocam yazıya hiç dokunmadığınızı not etmişsiniz fakat yazı size biraz dokunmuş sanırım :p

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 20 Ekim 2017