Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

YAHUDİLİK

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 386 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Soru: Yahudilik nedir ve Yahudiler neye inanır?


Cevap: 
Yahudilik nedir ve Yahudi kimdir, nedir? Yahudilik sadece bir din midir? Kültürel bir kimlik mi yoksa sadece bir etnik grup mudur? Yahudiler bir halk grubu mu yoksa bir millet midir? Yahudiler neye inanır, hepsi aynı şeylere inanır mı? 

Soru: “Yahudi” kelimesinin sözlük anlamlarına şunlar dâhildir: “Yahuda oymağının bir üyesi,” “bir İsrailli,” “İ.Ö. 6’cı yüzyıldan İ.S. 1’ci yüzyıla kadar Filistin’de yaşayan bir milletin üyesi,” “Soydan gelme veya Yahudiliği kabul etme yoluyla eski Yahudi halkına ait olan biri” ve “dini Yahudilik olan biri.”

***

Rabinik Yahudiliğe göre Yahudi, annesi Yahudi olan veya Yahudiliğe resmen geçiş yapmış olan biridir. Tevrat (Torah) bu geleneği destekleyen herhangi bir iddiada bulunmadığı halde, bu inanca güvenilirlik kazandırmak için sık sık Levililer 24:10 aktarılır. Bazı hahamlar bunun bireyin gerçekten neye inandığıyla bir alakası olmadığını söyler.

***

Bu hahamlar bize bir Yahudi’nin Yahudi sayılması için Yahudi yasalarını ve geleneklerini yerine getirmesi gerekmediğini söyler. Hatta yukarıdaki yoruma göre, bir Yahudi Tanrı’ya hiç inanmasa da hâlâ Yahudi sayılabilir. 

***

Başka hahamlar bir insan Tevrat’ın ilkelerini izleyip Maimonides’in (ortaçağın en büyük Yahudi bilginlerinden biri olan Haham Moşe ben Maimon) “İmanın On Üç İlkesi”ni kabul etmedikçe Yahudi olamayacağını açıkça bildirir.

Böyle biri “biyolojik” bakımdan Yahudi olduğu halde Yahudilik’le gerçek bir bağlantısı yoktur. 

***

Kutsal Kitap’ın ilk beş kitabı olan Tevrat’ta (Torah), Yaratılış 14:13, ilk Yahudi kabul edilen Avram’ın bir “İbrani” olarak tanımlandığını öğretir.

“Yahudi” ismi, Yakup’un on iki oğlundan biri ve İsrail’in on iki oymağından biri olan Yahuda isminden gelir.

***

Belli ki, “Yahudi” ismi ilk önce, Yahuda oymağının üyeleri olanlardan söz etmek için kullanılıyordu ama Süleyman’ın hükümdarlığından sonra krallık ikiye bölündüğünde (1 Krallar 12) bu terim, Yahuda, Benyamin ve Levi oymaklarını da içeren Yahuda krallığındaki herkesten söz etmek için kullanıldı.

Günümüzde birçok insan, Yahudi’nin ilk on iki oymağın hangisinden olursa olsun, fiziksel olarak İbrahim, İshak ve Yakup’un soyundan gelen herkes olduğuna inanır. 

***

Soru: Peki, Yahudiler neye inanır ve Yahudiliğin temel ilkeleri nelerdir?

Günümüzde dünyada Yahudiliğin beş ana biçimi veya mezhebi vardır. Bunlar mezhepler, Ortodoks, Muhafazakâr, Reformcu, Yeniden Yapılandırıcı ve Hümanist’tir. Her grubun inançları ve gerektirdikleri birbirinden dramatik bir biçimde farklıdır ancak Yahudiliğin geleneksel inançları şöyle özetleyebiliriz: 

***

Tanrı var olan her şeyin yaratıcısıdır, Tanrı birdir, bedensizdir ve evrenin mutlak yöneticisi olarak sadece O’na tapınılmalıdır. 

İbrani Kutsal Kitap’ının ilk beş kitabı Tanrı tarafından Musa’ya vahiy yoluyla indirilmiştir. Bunlar gelecekte değiştirilmeyecekler ve bunlara hiçbir şey eklenmeyecektir. 

Tanrı, Yahudi halkıyla peygamberler aracılığıyla iletişim kurar. 

Tanrı, insanların faaliyetlerini yönetir; onları yaptıkları iyi işlerden ötürü ödüllendirir ve kötülerinden ötürü cezalandırır. 

Hıristiyanlar, Yahudiler’le aynı Kutsal Kitap’a inandıkları halde, inançlarında büyük farklılıklar vardır. Yahudiler genel olarak hareketler ve davranışları en önemli sayar; inançların davranışlardan kaynaklandığına inanır.

Bu düşünce, inanca en büyük önemi veren ve davranışların bu inançtan kaynaklandığına inanan muhafazakâr Hıristiyanların görüşleriyle çelişkilidir. 

***

Yahudi inancı, Hıristiyanlığın özgün günah kavramını (bütün insanların Âdem’le Havva’nın Aden Bahçesi’nde Tanrı’nın talimatlarına itaatsizlik ettiklerinde işledikleri günahı miras aldığı inancını) kabul etmez. 

Yahudilik, Tanrı’nın yaratıkları olarak dünyada ve dünyadaki insanlarda iyiliğin var olduğunu savunur. 

Yahudi inanlılar mitsvot (ilâhi buyrukları) yerine getirerek hayatlarını kutsallaştırıp Tanrı’ya daha çok yaklaşabilirler. 

Aracı olarak bir kurtarıcıya ihtiyaç da yoktur, kurtarıcı da yoktur. 

Levililer ve diğer kitaplarda bulunan 613 buyruk, Yahudi hayatının her yönünü düzenler. Mısır’dan Çıkış 20:1-17 ve Yasa’nın Tekrarı 5:6-21’de bildirilen On Emir, Yasa’nın kısa bir özetidir. 

***

Tanrı’nın mesh edilmişi anlamına gelen Mesih, gelecekte gelecek ve Yahudiler’i bir kez daha İsrail diyarına toplayacaktır.

O sırada ölüler toplu halde dirilecektir.

İ.S. 70 yılında Romalılar tarafından yok edilen Yeruşalim’deki (Kudüs) Tapınak yeniden inşa edilecektir. 

***

İsa Mesih hakkındaki görüşler büyük bir çeşitlilik gösterir. Bazıları O’nu büyük bir ahlak öğretmeni, diğerleri ise sahte bir peygamber veya Hıristiyanlığın bir putu olarak görürler.

Yahudiliğin bazı mezhepleri, bir putun ismini söylemek yasak olduğundan İsa’nın ismini bile söylemezler.

***

Yahudiler’den sık sık Tanrı’nın seçilmiş halkı olarak söz edilir. Bu onların herhangi bir şekilde başka gruplardan üstün oldukları anlamına gelmez ama büyük ölçüde doğrudur; çünkü dünyanın büyük bir kısmını onlar yönetirler.

Mısır’dan Çıkış 19:5 gibi Kutsal Kitap ayetleri sadece Tanrı’nın Tevrat’ı almaları ve etüt etmeleri, bir tek Tanrı’ya tapmaları, Şabat gününde dinlenmeleri ve bayramları kutlamaları için İsrail’i seçtiğini bildirir.

Yahudiler başkalarından daha iyi olmaları üzere değil, sadece Yahudi olmayan milletlere bir ışık ve bütün milletlere bir bereket olmak üzere seçildiler. 

13. yaşına gelen erkek Yahudiler özel bir törenle kutsanır.

Bugünlerde vefat eden Jerry Louis de bir Yahudi idi ve çok büyük bir komedyendi.

Son zamanlarda sayıları gittikçe azalmakta, neden acaba?

Tanrı’dan en büyük dileğim, aşure diye tasvir ettiğim Türk Yahudilerinin artık bu memleketi terk etmemeleri.

Dilerim öyle olur ve barış, sevgi, paylaşım içinde bir arada yaşamaya devam ederiz.

Şalom, selam, bilim…

Hepsi aynı kapıya çıkmıyor mu?

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 22 Ağustos 2017 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 12 Aralık 2017