Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

YALNIZ ADAM

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2312 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Uyandım, bir baktım ki Kadir Ağabey, meçhûl bir Abla’yı (kod adı Zeynep) tavlamak için bir Kötü Adam’ı kurşunla karnından vurarak korkuttu. Kadın da zâten gazeteci ama öyle olduğunu kimse bilmiyor.

Yâni ikisi de fena hâlde yalnızlar!

Tıpkı bugün Yalçın Bayer’in köşesinde bahsettiği Can Ataklı dostumun şimdilik olduğu gibi.

Bu bilginin kaynağı Kutsal Metinler denen elyazmalarıdır.

Efendim, önceleri O (yâni Ulu Yaratan veya Yarattıran yâhut Mimar) var ama mevcut olamamaktan sıkılıp Havva ve Âdem’i kendi sûretinden yarattı.

Sonra onları Cennet’e koydu ama rivayet muhtelif; bâzısına göre bu Diyalektik Schism (zıtlara bölünme) ile zâten ilk İblis de, Melek de, Cin de aynı şey olmaktan çıkıp, plüripolarize (çok kutuplu) oldular.

Ama hepsi yalnızdı çünkü aralarındaki husumet asla bitmeyecekti.

Nuh, kavmini Yanlış Olana biât ettirmemek için çektiği anksiyeteden dolayı kekeleyerek denizleri aştı ve ihvana kaçtı.

İsa’nın ise işi pek müşküldü çünkü annesini Cibril’in yâni Mr. Gabriel’in döllediğini, aslında bu masum kadının yarımay şeklinde bekâret zarı olduğunu, bu sebeple de masum ve saf addedilmesi icap ettiğini anlatsa… Kimse inanmazdı.

Gitti, yapayalnız hâlde bir ağacın altında oğlunu doğurdu, yâni İnsanoğlu İsa’yı.

Bunu ahaliye anlatmak pek güçtü, kimse yutmazdı.

Bari en iyisi işi Oğluma bırakayım” dedi.

O da hayırlı evlâtlığını esirgemeyerek “bakın, ben aslında masum bir meleğim ama size bu sûretle göründüm. Aslında ben hem Rabbim, hem onun oğluyum, hem de Nasıra’nın yeri itibariyle, Kudüs’ün Rûhuyum” dedi.

Bu çok makûl ve mantıklı şeylere hemen inanıp orayı terk ettiler ama içlerinde hep bir kuşku kaldı.

Bu sebeple de hem Meryem, hem İsa hep yalnız kaldılar ama bu onlara güç ve sabır verdi.

Bu sayede çok ama çok çalıştılar.

İlm-i tefsir yâni Hermeneütik de böyle doğdu.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı…

   Olmadı netekim.

      Olmuyor

         Ve olmayacak!

Mehmet Kerem Doksat – Çeşme – 10 Ağustos 2013 Cumartesi

Bilgi için İnternet'e hamile Panda yazın.

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 26 Şubat 2018