Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

YAŞLILARA YER VERMEYİNİZ

“Toplu taşıma araçlarında yaşlılara yer vermeyiniz.” Beni şaşkınlığa düşüren bu cümleyi bir bilim insanı kullanmış. Hem de İngiltere Oxford Üniversitesi’nden bir bilim insanı. Amacı, yaşlı insanların beden sağlıklarını korumak amacıyla hareket etmelerini sağlamakmış. Onun için de: “Metro ya da otobüste yaşlı birine yer vermeyin. Ayakta durmak onlar için harika bir egzersizdir…” diyebiliyor.

 

Tamam kardeşim anladım, Allah razı olsun. Yaş aldıkça, hareketsiz bir yaşam yerine bedensel aktivitenin arttırılması gerektiğini biz de biliyoruz. Bilmekle kalmayıp uyguluyoruz da. Hemen hemen her gün en az 5-10 bin adım atmaya çalışıyoruz. Evimizde asansör yerine merdiven kullanıyoruz.

 

Fakat bilim insanının önerisi, yazılı olmayan nezaket kuralları çerçevesinde ele alınırsa, bendenizin mantığına pek hitap etmedi doğrusu. Zira çocukluğumuzdan itibaren büyüklerimiz, yaşlılara her yerde ve her şerait altında saygı göstermemizi, onlara hizmet etmemizi öğütlediler. 

 

Aslında bilerek ya da bilmeyerek benim necip milletim, bilim insanının önerisini yaşlılarımızın üzerinde uyguluyor.

 

Metro, otobüs… ya da bir başka toplu ulaşım aracında, eğer birinci istasyondan bindi iseniz yeriniz hazır. Boş yer bulmanın keyfini doya doya çıkarın. Çünkü ileriki duraklarda bu ayrıcalığı yaşayacak fırsatları bulamayabilirsiniz.

 

Yorgunluk ve/veya yaşlılıktan ayakta duramaz haldeki bir insan araca bindiğinde necip milletimizin ne yaptığını hatırlasanıza. Ya elimizdeki telefonda oynadığımız oyuna daha çok dalıyoruz; ya da pencereden dışarıyı seyretmeyi tercih ediyoruz.

 

Bendeniz toplu taşıma araçlarını fırsat buldukça kullananlardanım. İlerlemiş yaşıma rağmen sağlıklıyım. Büyüklerimden öğrendiğim görgü kuralları çerçevesinde, muhtaç bir insanı ayakta gördüğümde, yerimden kalkar ve buyur ederim. O kişinin minnet dolu bakışları, beni mutlu etmeye yeter. Topluma, insanımıza verdiğim hizmet, yaşama sevincimi arttırır.   

 

Ama aksi de gerçekleşiyor. Geçenlerde otobüse 45, bilemedin 50 yaşlarında, kendine güveni tam, etrafı umursamayan, küçük dağları ben yarattım edasıyla bir hanımefendi teşrif etti. Araç kalabalık. Tesadüf bu ya, tam oturduğum koltuğun yanında dineldi. Aradan birkaç dakika geçince de söylenmeye başladı: ”İnsanlık da kalmadı… nezâket de kalmadı…” Baktım bana hitap ediyor. Ortalıkta 15 ilâ 30 yaşında birçok genç yolcu var. ‘Haklısınız, ama gençler buna dikkat etmiyor’ dercesine başımı salladım. Sesini daha da yükseltti. “Beyefendi, siz ne biçim insansınız? Neden yerinizi bir bayana vermiyorsunuz? Bir de efendi birine benziyorsunuz…” demez mi?  

 

Şaşkınlığımı atıp: “Hanımefendi muhtaç bir insan olsanız en önce ben yerimden kalkar, yerimi size takdim ederim. Ama maşallah çok genç, sağlıklı, hayat dolu, canlı, keyifli bir görüntünüz var. Dolayısıyla bu serzenişinizi benden daha genç insanlara yapmanızı öneriyorum…” dedim.

 

Otobüste millet tartışmayı kılları kıpırdamadan seyrediyor. Kadın ise söylenmesini küstahlık boyutlarına çıkarıyor. Aklıma İngiliz bilim insanının önerisi geldi. Kalktım, yerimi hanımefendiye !!! takdim ettim. Sağlığımı koruma adına. Sizlere de öneririm… böyle insanların karşısında sizler de benim gibi davranın. Hem beden, hem ruh sağlığınız için. 

 

Verimli bir hafta diliyorum.

 

 

Ali Rıza SAYSEN

UYKU APNE SENDROMU
ECEVİT
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil