Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

YENİ SENE YAKLAŞTIKÇA ARTAN ÇALIŞTAY ve WORKSHOPLARDAN SEÇMELER

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2038 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Efendim, vaktim bol ve zamanım da çok ya, bâri şöyle bir gözden geçirme makalesi neşredeyim (Ups, pardon, sorry, yayımlayayım) dedim.

BAŞLIK

ÇALIŞTAY ve WORKSHOPLAR

ALTBAŞLIK

İÇERİKLER

İÇERİK

Konular ve Konuşmacılar

EN ALT BAŞLIK

Mekânlar

***

ERKEN BOŞALMA WOKSHOPU

NEDEN, NİÇİN VE NASIL ERKEN BOŞALMA?

GRUP HÂLİNDE Mİ YOKSA TEK BAŞINA MI?

Eğer bu illetten tek başınıza mustaripseniz ve bireysel emeklilikten de yararlanmak istiyorsanız, önce Güzin Abla’ya yazacaksınız, akabinde Haydar Dümen’le görüşeceksiniz, hâlâ müştekiyseniz eğer, workshopa iştirak edebilirsiniz.

Bu aşamalardan sonra hâlâ erken boşalıyorsanız, Acun ve Hülya Avşar sizi canlı performansta sâhip oldukları bütün kanallarda sınayacaklar ve Kenan Işık da kelime dağarcığınızı iyice sorgulayacak.

Eğer hâlâ ayaktaysanız artık hazırsınız demektir.

Bin bir Nükte ve cilve ile yaklaşan Yıldo müteharrik adımlarla sessizce ve çaktırmadan yaklaşıp sizi kavrayacaklar ve sınav başlayacak.

Alt gruplar: Hangi elinizi veya aygıtı kullanıyorsunuz:

Sağ mı? Sol mu? Vib mi? Diş fırçası mı? Komşunun ki mi, sizinki mi, yoksa ve korumalı mı, korunmasız mı? Yanınızda koruma var mı? Tek misiniz, çift misiniz, grup hâlinde misiniz? Karıkoca mısınız yoksa boşandınız mı? Tek misiniz yoksa çoğul mu? Erkek misiniz, dişi mi? Cinsel yöneliminiz veya tercihiniz nedir? Arada derede misiniz? Ünsa mısınız yoksa bâkire mi? Amcanız size hiç horoz şekeri yalattı mı? Premedikasyon kullandıysanız –kısa etkili miydi –uzun etkili miydi? Aynaya mı bakarsınız yoksa hayâl mi kurarsınız (kimi kurarsınız, aman söylemeyin, sizde kalsın; âinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz ya)?

Ankara’daki ringde her tarafınız çifte çelik halatla kaplı ve karşınızda üçer adet Hûri ve Nûri var. Hepsi de arzuyla kıvranıyorlar.

İşte sorular:

1)      Neden erken boşalıyorsun?

2)      Utanmıyor musun?

3)      Başka derdiniz yok mu?

4)      Şivan Perver misiniz?

5)      Vatan Perver değil misiniz?

6)      Kamer Genç Klinik bir vak’a mıdır yoksa poliklinikten de takip edilebilir mi?

Hâlâ boşalmadıysanız (affedersiniz) eşşek sudan gelinceye kadar dövülecek ve Kamer Genç’in bahçe sulama derslerine yollanacaksınız.

Oradaki devenin başını tutmadan önce size tekrar soracaklar:

a)      Emin misiniz?

b)      Joker hakkınızı kullanmak ister misiniz?

c)      Telefonla danışmak arzunuz var mı?

d)      Kandırırım ha!

e)      Son hakkınız…

f)       Kamer Genç Klinik bir vak’a mıdır yoksa poliklinikten de takip edilebilir mi?

Goooong!

Kaybettiniz.

Sizi Merkezî Ortak Sınava alıciiiz.

Ama önce Çapa’da polikliniğe uğramanız lâzım, Tahin Özhipnoz’un sizi uyutması gerek, Fethullah Bey’in hüngür hüngür ağlaması ve kavimlerin helâk olması lâzım, Oyun Teorisi'nin yerini şimdi de Kaos Kuramı'nın almaması lâzım, bilmem kaç yüz milyon TL ödeyip de hâlâ gelmeyen Babylon Programı'nıntalk to walk” kısmının artık gelmesi lâzım.

Bingür Sönmez'in Kaç Yumurta Zararlıdır argümanına gene, gene, gene katılmanız icap eder!

Bu, asla bir dayatma toplantısı değildir” dendiğinde istihbarî birimlerin de bunu desteklemesi lâzım.

En önemli, geçerli ve güvenilir olarak da, Okan Bayülgen’in, vücudundaki bütün deliklerden sigara içip üflerken yaptığı ve yapacağı bütün programlara katılıp beğeni toplaması, takdir-i şâhâne-i ulvîyeye mazhâr olması, Murat Bardakçı’nın, İlber Hoca’yla birlikte “Osmanlı’da İstimna Harsı ve İçoğlanları” mevzûundaki capcanlı, heyecanlı ve tabii ki helecanlı yayında beni de ehlivukuf olarak çağırmaları üzerine cereyan edecek olan yahşî sohbette patlayacak olan reytingden mütevellit olarak Hürriyet’te, Vatan’da, Taraf’ta ve bilumum bîtaraf medyada devamlı yorumcu olarak Zekeriya Beyaz, Tanju Koray, Cesi, Rejino Saint de la Maza, Fatih Altaylı ve diğer bütün zevatla beraber para basan bir Devridâim Makinası hâline gelip her yerde bedava ders vermem de cabası!

Kamer, ay demektir mâlûm, aynı zamanda da deve.

Mizah bir yana, Hakikaten çok ayıp; hâttâ devenin başı!

Peki, Gencecik Milletvekilimizi kesecek miyiz bu durumda?

Bakın nasıl da imâna gelmiş küffâr defalarca:

Yapacak işim gücüm kalmadı da saçmalıyor muyum?

Maalesef hayır...

Çok ilginç bir zaman diliminde yaşaman şanssızlığına mazhâr oldum.

Atatürk ve arkadaşlarını kıl payıyla kaçırdım ama Çoban Sülü'yle el sıkıştım.

TRT'nin siyah beyaz ilk deneme yayınlarını da, ODTÜ ve İTÜ'nünkileri de seyrettim.

Hepsi de çok efendi ve depresiftiler...

Hâlâ doğruluğundan kuşku duyduğum Apollo 1'in Ay'a inişini İnegöl Köftesi yerken Ankara'da temâşâ ettim.

Sâkıp Ağa'yla da, hâlen hayatta olan bütün akrabalarıyla da yakın ilişkiler kurdum.

"Bir seferden bir şey olmaz" demekle bütün moral kodlarımızın cıvatalarını da, vidalarını da yerinden oynatan Turgut Özal'dan sonra oğluna kurdurttuğu STAR TV ile ihânetin nasıl adım adım, kartopu gibi büyüyerek etrafı cehenneme döndürdüğüne bizzat şâhit oldum.

İntikam alınacak ve tek tek herkesten hesap sorulacaktı.

Medya âdeta Büyük Patlama gibi GÜM'ledi ve sür'atle bütün kanallar ondan buna, şundan ona uçtu. İvme o kadar güçlüydü ki, ışık hızı sınırı aşıldı. Ahde vefâ, emeğe saygı, insana sevgi tebahhur etti.

Ayaklar baş oldu, başları mantar bürüdü.

Sermaye de beş bir yöne savruldu; sonunda Doğu - Batı kutuplaşmasının yerini Kuzey - Güney, Avro - Dolar zıtlaşmasınınkinin karşısını Yen - Batı aldı.

Bizde ise ortalık Yemyeşil oldu!

Bir kişi kepkep diye ben diyeyim beş, siz arttırın sekiz kanalın birden sâhibi hâline geliverdi! İlk tatbikatı da haberleri iptâl etmek oldu.

Halkın habere ne gereksinim ihtiyacı olacaktı ki, zâten herkes her şeye vâkıftı ve vakıflar da her bir malın mâlikiydi...

Meselâ Acun Bey bir firar ederse (Dissosiyatif Füg), ABG'deki, AB'deki ve bütün cihandaki akla gelebilecek her medya kuruluşunu dahi satın alabilir mi?

Bâzı nev-i şahsına münhasır özel üniversitelerde vasıfsız işçilere profesörlük ulûfesi tevzî edildi; diğerlerinde usûlüne uygun iş çıkarmak isteyenlerin önüne her gün değişen puanlama engelleri kondu.

Harcamak 100 taksit, toplamak 10 taksite irca edildi.

Dershâneler gereksizdi, kapıları kilitlendi, yerini medreseler ve külliyeler aldı.

Kış lâstiklerinin standartları bile öyle oynaklaştı ki, neyi takacağını şaşırdı ekalliyet.

Avazı çıktığı kadar bağıran Mersin'deki çiftçilere 2011 sesinin ziraat teşvik primleri için bankanın tek kapısının tek kanadı aralandı, ahâli birbirini ezdi.

Oralarda tek devlet var artık:

Kürdistan!

Ben gerçekten de deliyim, hâlâ neleri dert ediniyorum!

Otur, keyfine bak. El etek öp, bir randevu alıp huzûra ve Nûr'a çık.

Mesafe Sırat Köprüsü'nden ince; herkesin bir fiyatı yok mudur?

Daha ne kadar dayanacaksın!

"Kefenin cebi yoktur" derler; acaba neyinle hatırlanacaksın?

Dürüstlük, dayanıklılık, dirâyetlilik...

Boş işler bunlar civanım; bu kafayla, âhirette dahi şutlanacaksın!


Kişisel Gelişim Rüzgârı!

 

???

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017