Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

YORUMLU…

Posted by on in Politik
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 4430 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

 

Kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut ünlü yargılandığı çete davasında tahliye edildi; sevenleri Metris cezaevine akın ederken, karşılamaya gelenler arasında kamuoyunda Jet Fadıl olarak bilinen Fadıl Akgündüz'ün de olması dikkat çekti.


Yabancı uyruklu iki kadının fuhuş amaçlı Türkiye’ye getirilerek alıkonulması sağladığı, bir kadına da cinsel saldırıda bulunduğu gerekçesi ile 53 yıla kadar hapsi istenen, bize silik porno filmi servis edilen Cübbeli 360 gün sonra oy çokluğu ile tahliye edildi.

 Tahliye kararını sevinçle karşılayan babası Yusuf Ünlü eşi Büşra Ünlü ve diğer yakınları verilen ara kararın ardından tutuklu bulunduğu cezaevine götürülen Ahmet Mahmut Ünlü’nün karşılamak için Metris Cezaevi’ne gitti.

İstanbul 16’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Ahmet Mahmut Ünlü, Barış Sezek ve Mahjouba Demirel ile bâzı tutuksuz sanıklar katıldı.

Davanın bu oturumunu yakınlarının yanı sıra eski Bakan Yaşar Okuyan da seyretti.

Bakın tezgâh ta zamanında nasıl kurulmuştu (bu fotoğraf en az 5 haftadır elimde ama tekzip edilmedi) ve hangi koalisyonlarla bugüne gelinmişti…

 

***

Kimdi Jet Fadıl?

AKP kurulup, kendisinin suç işleyip milletvekilliğinin düşmesinden sonra, Recep Tayyip Erdoğan Bey’in milletvekili seçilmesini sağlayan adam!

Cübbeli Ahmet neden içeri girmişti?

Fethullah Hocaefendi Hazretleri’ni eleştirmek gafletinde bulunduğu için.

Bu ikisinin ortak yatırımları mı var?

Evet!

Prof. Dr. Mehmet Haberal neden hâlâ içeride?


   Kendini bilime ve Atatürk’ün yoluna vakfettiği için…

      Yorum yaptım işte…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 08 Aralık 2012 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Murat Şaşzade Pazartesi, 10 Aralık 2012

    Bilimi Esâret Altına İsteyen Karanlık

    Sevgili Hocam,

    Günümüzün teokratik faşizm düzeni yüzünden sitenize bile yorum yapmaktan korkanların çoğaldığı bir dönemde, yorum yapmaya teşvik eden makaleniz için sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

    Türkiye'yi yıllardır bir örümcek ağı gibi saran Gladio imâlatı Gülen cemaati, sonunda devletin büyük bölümünü ele geçirmeye başardı. ABG tarafından Kasım 2000 ve Şubat 2001'de ekonomik krizlere başlayan Türkiye'nin yeniden dizayn edilmesi ve 3. Cumhuriyetin kurulması sürecinde aktif rol verilen Gülen Hareketi, TSK'nın Büyük Ortadoğu Projesi'ne karşı çıkan, NATO menfaatlerine aykırı olan Atatürkçü kanadının tasfiyesinde aktif rol oynamıştır. Bu amaçla, makalenizde geçen gerçek adının bile Tuncay Güney olduğu belli olmayan, kayıtlara göre on farklı kimlik taşıyan şahıs aracılığıyla Türklüğü yok etmenin ilk adımı olan Ergenekon dâvâ süreci başlatıldı. Patolojik bir tip ve kişilik bozukluğu olduğunu tahmin ettiğim Tuncay Güney, kendisine servis edilen bilgileri medyada papağan gibi tekrar ederek, dezenformasyon ve misenformasyon yapmıştır. Bu şahsın özel yetiştirilmiş bir ajan olarak her tarafa sızabilecek kadar profesyonel olduğu aşikârdır. Fethullah Gülen'in özel kalem müdürlüğünü yapmıştır. Samanyolu TV'de program hazırlamıştır. Tuncay Güney, merhum Jandarma Eski Genel Komutanı Eşref Bitlis'in kurulmasına karşı çıktığı, bana göre ABG eliyle kurdurulan Jitem elemanı olarak görev yapmış ve Jitem'in eski komutanı Veli Küçük ile bile ilişki kurmuştur. MİT'e de Mehmet Eymür vâsıtasıyla sızmıştır. Aydınlık grubuyla da yakınlaşma fırsatını bulmuştur. Apo'nun Doğu Perinçek ile çektirdiği sevgi dolu fotoğrafları bu şahsın MİT'e servis ettiği rivâyet edilir. Bu arada, ilginç bir bağlantıyı da hatırlatmak isterim. Rahmetli Org. Eşref Bitlis'in uçağına sabotaj yapıldığını ilk kez Aydınlık Dergisi'ne duyuran Veli Küçük'tür. Tuncay Güney çekinmeden Mossad ajanı olduğunu söyleyecek kadar şaşırmıştır. Hiçbir istihbârat elemanının konuşmayacağı kadar çok konuşmaktadır ve sürekli kendisini ön plâna çıkarmaktadır. Bu durum, bana göre psikiyatrik bir rahatsızlıktan kaynaklanıyor ve kendi hayatının çok uzun ömürlü olmayacağını gösteriyor.

    Makalenizdeki tekzip edilmeyen ilginç karede yer alan merhum Kâsım Gülek, Moon Tarikatı'nın Türkiye başkanıydı. Fethullah Gülen'in cemaati de Moon'un örgütlenme biçimi olarak kopyası ve başka bir versiyonudur. Cem Karaca'nın aşırı romantik kişiliği, saflığı ve piyasada var olmak mücadelesi yüzünden bu karede yer aldığını düşünüyorum.

    Lâîk Türkiye Cumhuriyeti'nde yıldızı parlatılan sahte hocalardan biri olan medyatik bir showman olan Cüppeli Ahmet, Türkiye'nin başındaki iki büyük tehlike olan Nurculuk ve Nakşibendilik'ten Nakşinbendili'ğin İsmailağa Cemaati'nin üst düzey mensubudur. Son dönemlerde HaberKrüt TV tarafından Cem Yılmaz tarzında şovlar yaptırılarak topluma şirin gösterilmiştir. Sanki bu iyi bir Müslüman modeli imajı verilmek istenmiştir. Sizin de işaret ettiğiniz gibi, Jet Fadıl'ın karşılamaya gelmesi boşuna değildir. Muhtemelen Jet Fadıl'ın projesi Caprice Gold'da Cüppeli'de hissedardır. Çünkü Jet Fadıl'da Nakşibendi'dir.

    Türkiye'de meydanın Prof. Dr. Mehmet Haberal gibi dünyâ çapındaki Atatürkçü bilim adamları yerine bu tip şeyhlere, dervişlere ve ajan provakatörlere kalması son derece üzüntü vericidir. Vatanını seven herkesin görevi her yerimizi saran cemaat ağına karşı mücadele etmek ve hiç olmazsa bu ağda birkaç delik açmayı başarmaktır. Ülkemizin bekası için buna mecburuz.

    İzmir'den selamlar....

    Sevgim ve Saygımla...

    MKD: Sevgili Murat Şaşzade, her kelimesine iştirak ettiğim katkınız için çok teşekkür ediyorum. İlk fırsatta İzmir'de buluşup halvet olmak üzere ben de sevgi ve saygımı sunuyorum.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017