Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ZÜLFÜYÂR'E DOKUNARAKTAN

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1895 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Vatan Gazetesi'nin mümtaz köşe yazarı, değerli entelimiz Zülfüyâr Bey yüzme havuzlu villâlarından buyurmuşlar ki meğer Deniz Baykal (kısaca Baykal), RTE ile gizli bir anlaşma yapıp vatanı milleti satmışmış. 24.07.2007 tarihli köşe yazısında "Seçimler öncesi CHP'ye zarar vermemek için bildiğim birçok konuyu içime gömerek sustum, bundan sonra da bu parti ve liderine ilişkin hiçbir şey yazmayacağım.Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum.Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım. Bunu bir borç olarak görüyorum deyip bombayı patlatmış; özetle iktibas ediyorum, yorumlar bana âit ve imlâyı da düzeltiyorum: Deniz Bey lütfen hatırlayın, 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen'in evindeydik (Zülfüyâr Türkçe virtüözü bermutat, "karlı bir Ankara akşamında demek varken "şiirsel yazmış). Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum.Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan'ın ise Meclis'e girme umudu kalmamıştı.Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan'ın "milletvekili olmadan başbakan olma önerisini reddetmişti.Türkiye'nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz "Tayyip Erdoğan başbakan olacak! diye tutturdunuz.Sizi "Çok tehlikeli bir oyun bu! diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, "Hayır! dediniz "İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz. Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim (bakıyoruz ne demiş): "Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan'ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye'yi ılımlı İslâm cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasî hayatını bitirecek. İki ay dayanamaz iddianızı, "görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar tezine oturttunuz. . O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan'la seçim öncesinde Beylerbeyi'nde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum. Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk. (kadim tanışımız Yaşar Nuri Öztürk her yerde maaşallah, tek başına derin devlet ama parti kuramadan edemedi, edemeyince de meclise giremedi).

Belki bâzıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar (Zülfüyâr bermutat çok cesur). . Tartışmanın sonunda dediniz ki: "Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. İki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rötuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız? (Zülfüyâr kısa bir aradan sonra açıklayacak) . Erdoğan'la Beylerbeyi'nde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var) (Zülfüyâr, Baykal'ın Alzheimer olabileceğini düşündüğü için tekrarlıyor). Başbakan olmak, elbette Erdoğan'ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHP'nin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan! Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa'yı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan'ı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu. . Deniz Bey, sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. "Öyle değildi. Böyle konuşmadık deyin. Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin. Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün (Zülfüyâr postasını koyuyor). .

Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız (Bravo Zülfüyâr, ne feraset yâhu, ole). . CHP'nin ise en büyük şanssızlığı oldunuz. Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen partiyi sağa çekmekte, Kürtler'den, Aleviler'den, solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz (Zülfüyâr'ın esas neye kızdığı ortaya çıkıyor. Büyük Kürt entellektüeli birisini[?] ziyaret etmek için apar topar Diyarbakır'a giden bizim Zülfüyâr değil miydi?). Erdal İnönü (Kürt ayrımcılarını TBMM'ye sokan bu ürkek adamcağız değil miydi yâhu), Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celâl Doğan ve daha birçok sosyal demokratla el ele tutuşup halkın karşısına çıkmanız gerekirken eski MHP'lileri, eski ANAP'lıları, idamla yargılanmış sağcı militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz. Size defalarca "Bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz! dememize rağmen, sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz. .

Demek Baykal aslında latent bir (aman yanlış anlamayın) MHP'liymiş. Zülfüyâr şöyle bitiriyor: İnanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum. Keşke haklı çıkmasaydım, keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı diyorum ama durum ortada.Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan temiz yürekli sosyal demokratlara.Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de.Bâd-el harâb-ül Basra! (Zülfüyâr muhteşem, mutlaka internetten indirmiştir bu lâfları! Leylim ley).>>

***

GELELİM SEÇİM FALINA

Zülfüyâr eminim ki başka şey(ler)e kızmıştır. Hakikaten dürüstse, bu güne kadar aklı neredeydi? Mâdem CHP'nin içini kurtlar basmıştı, sen de bunu biliyordun, neden bekledin Leylim Ley? Yâni, bir imkânsız mümkün hâle gelip de CHP muktedir olsaydı, bütün bu eski MHP'lileri, eski ANAP'lıları, idamla yargılanmış sağcı militanlarla birlikte paşa paşa türkü söylemeye, köşende entellik yapmaya devam mı edecektin? Tabii ki edecektin, hâttâ Ülkücü türküleri CD'si filân da çıkarırdın.

Boş versenize. Şu anda Baykal "eee-e "ııı-ı filân diyerek CHP'nin oylarının aslında arttığını ve başkanlıktan ayrılmaya da niyeti olmadığını ifâde edip beni gülümsetiyor çünkü alenen yalan söylemekte. Aslında bu web mekânının okuyucusu önceki yazılara bakarsa, seçimden önce sonuçları hiç de şaşırmadan karşılayacağımın sinyallerini verdiğimi görecektir. Aslında AKP %60'la filân gelebilirdi ama bizzat RTE kendi reylerini azalttı. Bakıyorum da iki gündür herkes psiko-analist ve sosyo-analist kesilmiş. Hele dün bir hanımefendi falanca TV kanalında "halkımız 'ananı al da git', 'kelle' gibi lâfları sevdi, kendine yakın buldu filân demiyor muydu, koltuğumdan devrilecektim! Bilakis, eğer RTE bu külhanbeyi duruşunu azıcık nezaketle süsleyebilseydi, volkan gibi indifa ederdi AKP. Emin Çölaşan'ından tutun da en sağcısına kadar bütün ulusalcı/milliyetçi takım "meğer biz Merih'te yaşıyormuşuz diye ağlaşmaktalar. Bütün Batı'nın, Doğan Grubu'nun ve diğer medyanın ezici desteğini alan, Türkiye'nin üzerindeki plânlara hizmet etmek üzere yola çıkarılmış olan (bakın Zülfüyâr burada haklı, ama dedik ya, aklı neredeydi), 40 milyonu sefâlet ve /veya açlık sınırının altındaki, 80 milyonunun gazete okumayıp kadın birer fâcia olan programlarını seyrettiği insanlardan müteşekkil seçmenin cebine konan kömür ve yağla tavlandığı bu seçimde RTE'nin kendine rağmen yükselişine kimse mâni olamazdı! Bunu bal gibi Baykal da, Devlet Bahçeli de, diğer liderler de biliyorlardı. Hepsi ona hizmet ettiler. Bahçeli gereksiz saldırganlık ve urgan edebiyatıyla akl-ı selîm sâhibi ve okuyan merkezi ürküttü, oylar AKP'ye kaydı! Baykal kötü liderlik nasıl yapılır derslerini çok iyi icra ederek ümitleri kırdı, oylar AKP'ye kaydı! Yaşar Nuri Partisi, Atatürk reenkarneleri gibi ilginçlikler de olaya tuz biber ekti.

BÜTÜN ENTEL-DANTELLERE

Neredeydiniz arkadaşlar, nerelerdeydiniz?

  Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat / İstinye - 24 Temmuz 2007 Salı

 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 27 Haziran 2017