Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in akıl nakli

Posted by on in Genel

Bir insanın beynini öbürüne takmak mümkün müdür?

Neden olmasın. Hiç de zor değil ama bunu yapabilecek kapasitede bilimsel veri elimizde mevcut değil.

Bir kere, bütün sinirleri birbirine bağlayacaksınız.

Gereken sinir uçları arasında anastomoz dediğimiz uç uca birleştirme tekniklerini kullanacaksınız.

Arkasında sinir büyümesin sağlatan proteinleri (Nerve growth factors) –ki bunlardan epey var: Büyüme faktörleri, çoğalma ve uyarıcı yeteneğe sahip doğal maddelerdir. Genellikle protein veya hormon yapısındadırlar.

Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir. Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler sitokinler ve hormonlar ve hormonlar  hedef  yüzeyindeki özgül bağlanma yerlerine bağlanarak etki ederler.

Genellikle hücre farklılaşması ve olgunlaşması desteklerlerken bu özellikleri farklı büyüme faktörleri arasında değişmektedir. Mesela, kemik hücre farklılaşması teşvik ederken fibroblast büyüme faktörü ve damardan kaynaklanan kan damarı farklılaşmasını uyarır.

Hepsini teker teker mikroskop altında bir araya getirip dikeceksiniz. Hele kafadan çıkan onuncu siniri bağlarken işiniz pek zor olacak çünkü gitmediği yer yoktur: Kulağınızın dış tarafı, kalbiniz, bağırsaklarınız,  yani 10. Sinirin adı Vagus’tur. Anlamı serseri.

***

Kulağınızdan iç organlarınızdan her yere gider ve kalbinizin yavaşlaması, baygınlık geçirmeniz veya sıkılıp bayılmanız gibi belirtilere hep bu sinir yol açar.

Ayrıca kulağımızın tam dış kepçesinde de onun bir dalı yer alır ve buraya bastırınca (tıpkı ana karnındaki yavrular gibi) alınız başınıza gelir ve rahatlarsınız. Akupunktür gibi kadim uygulamalar da bu bölgenin uyarılmasını sağlar.

 

Merak edenlere hatırlatayım, zamanında (Cerrahpaşa'da iken) tam sekiz sene Ağrı ve Aküpunktür Polikliniğini yönettim ve hâlâ da çok iyi bilirim).

 

O zamanlar Aksel Siva ve Serdar Erdine çok iyi işbirliği yapardık ama elimizde “ha deyince” arayacak bir ekip yoktu.

Şimdi ise var ama kim?

Necmettin Pamir? Kıbrıslıdır ve çok iyi bir Beyin Cerrahıdır.

Nerede, ne yapmakta bilemiyorum.

Işık Aydınlı, emekli olmasına rağmen gene gelip ağrıları iyileştirir.

Acaba “Hangi ekibi haberdar eteyim diye kafanıza takılmaz mı”?

Takılır.

Bu sefer de hangi hastaneyi aralayalım diye sakin sakin düşünmek icap eder.

Her şey bu ekibin tam bir uyum içerisinde, tam bir özveriyle çalışmasına bağlı olacaktır.

Gelecek iş küçük cerrahi tekniklerine. En iyi ekibi bulacaksınız ve beyinden vücuda giden sinirlerin hepsini tek tek hep birbirine bağlayacaksınız ve Ahmet’in beynini Ayşe’ye takacaksınız!

Peki, bu durumda hangi kafa kime ait olacak ve bir Kimlik bunalımı, daha da ötesi “ben kimim ve kimin kimliğini, kişiliğini taşıyorum” diye depresyona giren, kimlik karmaşasına girer ve bunalır. Hatta Yabancı El Sendromu ve ağır psikoz tabloları (Şizofreni, Vücudun bir kısmının ihmal ve inkarı, Cluver Bucy Sendromu bile gelişebilir).


O zaman da Sevgili Ağabeyim Cengiz Aslan’ı ararım ve sorarım “Hocam, bu kafayı, öbürününkine takar mısın”?

Büyük bir ihtimalle “risk çok yüksek, beyin dediğin böbrek veya karaciğer gibi değildir ve Barnard zamanındaki gibi kalp nakilleri dahi pek zordu” diyecektir.


Barnard’ı örnek verecektir belki de… Tabii ki artık işler eskisi gibi de değil, üstelik kadavradan da aydınlatılmış rıza formu almak bir başka dert.

 Christian Barnard

Cengiz Ağabey de artık International Hospital’de çalışmıyor. Konsülte edecek eski hocalar da teker teker vefat etmekte. 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 06 Ocak 2016 Çarşamba

2356 kez okundu
0