Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in ayla algan

Posted by on in Genel

Çek Bir İnsan

Sâde Olsun...

                 Süleyman Velioğlu

Genelde sâde insanlar san’atçıyı ya kendilerinden ayrı, gizemli, yarı tanrısal bir varlık sayarlar; veya toplumsal kuralların dışında yaşayan, garip, acayip, yarı deli bir kişi sanırlar. San’atçının yarı tanrısal bir varlık sayılması, yaratıcının hekim, hakîm ve sihirbaz olduğu Şamanizm dönemlerinin bir kalıntısı olarak yorumlanabilir. (...) San'atçının yarı deli sanılması ise, onun dünya görüşündeki özgünlüklerden ve yaratma süreci ile ilgili psikodinamik nedenlerden doğar”.

Değil sâde insanlar, san’at tarihçileri bile, psikotik sanatçıları mitleştirme eğilimindedirler. Psikoz gösteren sanatçıyı trajedi kahramanı gibi algılarlar. Kişiliğinin bir boyutunda imrenilen, sanatta çığır açmış bir kişi olmak;  bir başka boyutunda acınan, hakkında ‘... şu kulağını kesen garip adam...’ denilen bir kişi olmak. Bu garip sentez sâde insanlara çekici gelir.

Bunlar onun lâflarıdır.

Prof. Dr. Süleyman Velioğlu, Akatünvel Sanat Topluluğu’nun öncülüğünü yaptı, bu topluluğun Tangül Akakıncı, Tamer Akakıncı, Güven Zeyrek ve Nâfi Çil’den oluşuyordu, 30 yıllık yaratım birikimlerini Atatürk Kültür Merkezi’nde sergilediler...

Böylesine bir konuyu, hem de günümüzden 20-23 yıl önce yazmak için pek de akıllı olmamak gerek, herhalde... Sâde insanlar cenneti Türkiye’de, akıl hastası san’atçılar için dirsek çürütmek, kalem sivriltmek pek hayra alâmet değildi...

Süleyman Velioğlu, bu 'küçük çalışmasının' amacını “insanı, psikiyatrik disiplinler alanında ontik bütünlüğü, evren içindeki yeri ve boyutlarıyla incelemenin gerekliliğini işaret etmek” olarak açıklıyordu...

Anlamış mıydı peki?

Nev-i şahsına münhasır, acayip bir adamdı.

İnananlarından biri de Ayla Algan’dı.

İnternet’i karıştıralım biraz…

4482 kez okundu
0