Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in bakan ömer çelik

Prof. Dr. Recep Akdur, İlk Kurşun gazetesinde şöyle bir makale klavyeye aldı:

 

Etnik kimlik üzerinden siyaset yapmanın yâni ırkçılığın hepsi kötüdür. Herhangi bir nedenle, birinin ırkçılığını hoş görebilir veya görmezden gelebilir, diğerlerinki ise hoş görülemez diye bir şey yoktur. Kısa bir anlatımla ırkçılar arasında hiçbir fark yoktur.

Anadolu topraklarında “Türk ırkçılığının” aşağılanması bunun adışında kalan her türlü ırkçılığın olumlanması yâni çifte standart ve asimetri yeni değildir. Osmanlı zamanında bu asimetrik algılama ve uygulamaları neredeyse Türk’ü yurttaş saymama noktasına kadar varmıştır.

Atatürk, her türden ırkçılığı dışlayarak, Anadolu’da yaşayan etnik grupları kucaklayan bir ulus yaratmıştır. Bu süreçte Türk’lerin diğer etnik gruplarla eşit seviyeye çıkarılması, itibarlarının iâde edilmesi güçlü kardeşlik rüzgârlarını esmesine neden olmuştur.

12 Eylül’de tekrar yürürlüğe konan “böl ve yönet projesi” ırkçılık ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapmayı tekrar piyasaya sürmüştür. Irkçılık yapanlar arasında asimetrik bir algı / paradigma yaratılması için her türlü araç ve yöntem kullanıldı, kullanıyor. Projeye göre, tıpkı Osmanlı dönemindeki gibi, Türk etnik kimliği dışında kalan tüm etnik kimlikler üzerinden siyaset yapılabilir. Özetle yalnızca Türk ırkçılığı kötü, onun dışındakilerin tümü iyidir.

Oluşturulan asimetrik algı başlangıçta “Kürt milliyetçiliği’nin haklı ve meşrû, buna karşılık “Türk milliyetçiliğinin” haksız, yanlış olduğu yönünde idi. Günümüzde bunun daha da tehlikeli bir boyuta ulaştığı anlaşılıyor. Kötü olan yalnızca “Türk ırkçılığı” değil, Anadolu’da yaşayan tüm etnik gruplardan oluşan “Türk Ulusu” da kötü. Türk ulusunu ve birliğini savunmak da kötü!

Yıllardır bâzı odaklar mikro-milliyetçiliği bu arada da Kürtçülüğü ilericilik demokratlık ve hâttâ solculuk olarak yutturmaya çalışıyor. İşçi sınıfının karşısına / yanına halkları Kürt’leri koyarak bize elma ile armudu toplatabileceklerini sanıyorlar. Atatürk’ün tanımladığı etnik grupların tamamını kucaklayan “Türk Ulusu” ile “Kürt ırkını” eşitlemeye çalışıyorlar.

Dün TBMM’nde Sayın Birgül Ayman Güler’in anlatmaya çalıştığı da bu. Ancak oluşturulan asimetrik algı bu basit doğruyu bile anlatılamaz / anlaşılamaz hâle getirdi. İnsanlar, iyi veya kötü niyetle, farkında veya farkında değil, bilinçli veya bilinçsiz, sonuçta yaşamın tüm alanlarında bu asimetrik algıyla hareket ediyor. Yalnızca “Türk ırkına” saldırmakla kalmıyorlar doğrudan “Türk Ulusuna” ve “Türk Ulusu’nun Birliğine” saldırıyorlar. Bu durumda da “meşrû müdafaa” yapmaktan başka çâre kalmıyor. Bunu “Truva atlarının istifası” da önleyemez. Ne demişti rahmetli İnönü, “gerekirse yeni bir dünyâ düzeni kurulur ve Türk Ulusu da orada yerini alır”.

***

Sevgili arkadaşım Can Ataklı, bugünkü yazısında benimle olan sohbetinden bahsederek, asabiyyet mevzûuna değinmiş. Ben bilerek isim vermemiştim, her zamanki dürüstlüğünü, adam gibi adamlığını gene göstermiş. Kendisini sevgi ve saygıyla kucaklıyorum: http://www.tumkoseyazilari.com/yazar/can-atakli/26-01-2013-hepimiz-asabiyet-cahiliymisiz.html. 

***

 

Yeni Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in İngilizce’yi ne kadar mükemmel istimâl ettiği belli oluyor; zâten Meclis Albümü’nde de “çok iyi” bildiği yazıyor.

Çelik’in İngilizcesi sosyal medyada bakın neler dendi haksızca şeylere mâruz kalmış: “Ömer Çelik, 1968 yılında, İngilizce’ye tepki olarak doğmuştur”.

2901 kez okundu
0