Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in Beethoven

Posted by on in Bilimsel

GİRİŞ

Kelimenin menşei Türkçe tut; tutmak, tutsak, tutkal, tutturma, tutarlı-tutarsız…

Bir de kamusa bakalım internetten: http://www.birsozluk.com/search.php?s=1&word=tutku.

Tutku: İrâde ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras: “Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir”.- B. Necatigil.

Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç: “Bilme tutkusuyla kıvranan bu topal, aradan aylar geçtiği hâlde teşrih atlasını tamamlayabilmiş değildi.”- İ. O. Anar.

Diğer akraba kelimeler:  tutkulaşma, tutkulaşmak, tutkulu, tutkun, tutkun olmak, tutkunluk, tutkusal, tutkusuz, tutkuya kapılmak.

İlgili Kelimeler: âşığı kesilmek, dinamit, duygulanım, teessüriyet, hayranlık, ihtiras, ihtiraslı, muhteris, kesik, meclup, meftun, meftunluk, söndürmek, tapmak, tutkulaşma, tutkulaşmak, tutkulu, tutkunluk, tutkusal, tutkusuz, yangın, perestiş (öykünme) ilh.

İngilizcesi passion ve bu lisanda da aynı mânâlarda kullanılıyor. Müzikte de (İtalyanca’dan) appasionata diye kullanılıyor; meselâ Beethoven’in Opus 57 23 Fa minör Piyano Sonatı gibi; ihtirasla, aşk ve derin duygularla icra edilecek mânâsında…

Hayvanlar âleminde tabiat şartlarına intibak zarureti sebebiyle belli dönemlerde kızışan aslanlar, kaplânlar vs. muhteris ve öfkeli olurlar, çiftleşirler. Biz Homo sapiens sapiensler her türlü ortama intibak edebildiğimiz için, bu hususta sınır tanımayız.

5118 kez okundu
0

“Müziği, notaların arasındaki sessizlik oluşturur”.

Bu cümleyi ilk kez okuduğumda vurulmuştum. Hâttâ uzun süre iletilerimde imza olarak kullandım. Sanırım bu cümle, o zamanlar beni çok iyi tanımlıyordu. Yaşadığım incinmelerden sonra, ben de notaların arasındaki sessizlik, sus olmayı seçmiştim. Çünkü ALS(*) denilen yavuz hırsız, gözlerimin, hâttâ herkesin gözleri önünde hayatımı elimden alıyordu ve yakınmanın, bağırıp çağırmanın hiç bir faydası olmadığını anlamış bulunuyordum. Giderek çığlıklarım sessizliğe dönüşüyor, kaderimi kabûllendikçe içime kapanıyor, susuyordum.


Oysa yaşamın metronomu, ilâhi maestronun çubuğunda, Büyük Patlama’dan beri salınıyordu. Evrensel müzik durmaksızın yankılanıyordu evrenin her yerinde. Milyarlarca galaksi, kâlb atımlarıyla bu senfoniye katılıyor, güneş sistemimiz, dokuz çalgısıyla dönerek yoluna devam ediyordu. Güneşimiz yanarak devinirken mavi gezegendeki yaşam, kendi ezgisiyle dönmeye devam ediyordu. Bu küçük mavi gezegende her gün milyarlarca yeni kâlb atışı senfoniye katılıyordu. Bâzen bir yanardağ yeri göğü titreten kükremesiyle sesini duyuruyor, gezegenin mavi okyanuslarında bir balina, aşk şarkıları söylüyordu. Bu küçük gezegendeki büyük senfoni orkestrası, ilâhi maestronun çubuğunda verilen vuruşlara kulak kesilmişti.

2963 kez okundu
0