Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in beykent

Sevgili Mekâncılar,

Sağlık Bakanlığı, televizyon programlarının müdavimi olan ve söyledikleri büyük ilgi gören ünlü isimlerin “sıra dışı” sağlık ve beslenme önerileri üzerine harekete geçmiş. Bakanlık, sağlık ve beslenme konusunda yorum yapanlar için “ekran sertifikası ve akreditasyon” zorunluluğu getirmeye hazırlanıyormuş.


“Kolesterol kalp hastası yapmaz, aksine kolesterolü yüksek olan çok yaşıyor” diyen Prof. Dr. Canan Karatay, tıp endüstrisinin ilaç satmak için hastalık icat ettiğini savunan Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, kendi web sitesindeki özgeçmişinde halk arasında “Türkiye’nin Lokman Hekimi” veya “Bitkilerin Efendisi” olarak tanındığı belirtilen “kozmik bilimci” Ahmet Maranki ve diğerleri...

Uzmanlıklarının yanında, gördükleri rağbetle artık birer “televizyon yıldızı”, sıra dışı önerileriyle de birer ‘tartışma öznesi’ haline geldikleri söylenebilir.

Ancak, “modern tıpçılarla” “gelenekselciler” arasındaki tartışmaların büyümesi ve ekranlarda dile getirilen sıra dışı sağlık-beslenme önerileri üzerine halkın kafasının karıştığını düşünen Sağlık Bakanlığı, çok tartışılacak bir uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Sağlığın medyada tartışılmasını “bilimsel temele” oturtmak isteyen bakanlık, özellikle “geleneksel ve tamamlayıcı tıp” konularında televizyonların müdavimi olan ünlü uzmanlara “ekran sertifikası ve akreditasyon” mecburiyeti getirecekmiş.

KALBİ DURDURAN BİTKİLER VAR

Uygulanacak sistemin ayrıntılarını anlatan Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, sağlıkta bilimsel temele dayanmayan söylemlerden kaçınılması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Ekranlarda birçok isim beslenme konusunda açıklamalar yapıyor". Bunların arasında hiçbir bilimsel kanıta dayanmayanlar var. Deniyor ki, “Kiraz yerseniz prostat kanseri geçer”.


Tamam, da, öyle demekle kanser geçmiyor. Bilmeyen mi kaldı?

"Tavsiye ettikleri bazı bitkilerin fazla alınması sonrasında ölümler bile yaşanabilir. Yahut 'çay yap iç’ diyor. İyi de, çok içildiğinde kalbi durduran bitkiler var”.

Türkiye Halk Sağlığı Kurum Başkanlığı’nın ekranlara çıkan isimlerle ilgili çalışma yapacağını ifade eden Gümüş şöyle devam etti: “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü ile Kronik Hastalıklar ve Halk Sağlığı Enstitüsü” açılacak. Ayrıca bir Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kuruyoruz. Özellikle televizyon programlarına çıkan isimlere bakılacak. O isimler geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında tavsiyelerde bulunuyorlarsa, önce çalışmalarını Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’ne göstererek onay alacaklar. Her önüne gelen kalkıp topluma bir şeyler öneremeyecek”.

Kim olursa olsun, bilimselliği ispatlanmamış, sağlıkla ilgili kesinleşmemiş hiçbir bilginin televizyonlarda açıklanmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Prof. Dr. Gümüş, “öneride bulunacak uzmanlar, kendi alanlarıyla ilgili bile olsa, önce bize gelip anlatacaklar. Bilimsel verilerini ve delillerini önümüze koyacaklar” dedi.

Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nün bu ay sonu açılacağını ve başkanının atanacağını dile getiren Gümüş, sistemin nasıl işleyeceğini ise şu şekilde anlattı: “Oluşturulacak 20 kişilik bilim kurulu, ekrana çıkacak isimler için standartları belirleyecek. Geleneksel ve tamamlayıcı tıpla ilgili topluma önerilerde bulunacak isimler, varsa bilimsel çalışmasını önce o bilim kuruluna anlatacak. Bilim kurulu çalışmaları inceleyecek, uygun bulursa bu kişilere sertifika verecek.

RTÜK ve medya kuruluşlarıyla da protokol imzalanacak, ekranlara çıkması uygun görülen isimlerin listesi sunulacak. Sertifikası olmayan isimler TV’lerde açıklama yapamayacak. Böylece bilimsel temeli olmayan konularda kamuoyu önünde bilgi vermelerini önleyeceğiz”.

Bu karara göre herkes devletin kontrolü altına girecek ve meselâ Aşk Doktoru iseniz, bu aranmayacak (kendisini çok severim ve tıp doktoru değildir).


Mehmet Coşkundeniz

Kastedilen şey tamamen Tıp Doktoru unvanını alanları kapsayacak ve belki de bize, herkese bir nev’î sertifikasyon uygulayacak.

Peki, bu durumda benim gibi zaten binlerce TV programlarında yer alanlara ne olacak?

Benim de blogumda pek çok sağlık yazısı yer almakta…

Demek ki hepimizi Ankara’da ağırlayacak ve kafalarına göre “çıkabilirsin” yahut “çıkamazsın” diyecekler…

Ankara’ya gidip özel bir vesika alıp da hakkımızda bir nevi blokaj mı uygulanacak?

Şaşırdım doğrusu, acaba bu durumda kimler kabul görecek?

Acaba ben mi çok kuşkucuyum yoksa hükumetin bir bildiği mi var?

Ne dersiniz?

Siz gene de fazla kolesterolden kaçının e mi?

Ayrıca, gerek gebeyken, gerekse değilken, 3 saatlik Şeker Yükleme Testi tatbikatı hâlâ en geçerli Gizli Şeker hastalığını anlama yoludur.

Son zamanlarda AKŞ (Açlık Kan Şekeri) yerine 1 saatlik rastgele TKŞ (Tokluk Kan Şekeri) üzerinde de durulmakta…

Hayırlı Salı Günleri…

Bu arada, bize e-mail gönderen herkese, özellikle de BEYKENT'teki öğrencilerimize bir duyurumuz var: Toplam yedi (7) ayrı bilgisayardan sizlere ulaşmaya gayret ediyoruz ve hangisi derken bazen de şaşırıyoruz.

En iyisi, biz geldiğimizde bizimle doğrudan temas edin...

Bu arada, biz Ermeni Soykırımı yapmadık! Onlar, bilhassa bölücü PKK’lılarla işbirliği yapıp bizi arkan vurdular.

Türklük tarihinde hiçbir Jenosid yoktur, âlicenap milletiz biz

Bakın Arjantin işgal edilirken kılını kıpırdatmayan Papa'nın yaptığına:


Demir Lady, o da öldü gitti!

Sayın Büyük Ruhanî Lider, İngiltere Arjantin'de soykırım yaparken neredeydiniz?

Bu arada, Hilâlsiz Türk Bayrağı da dikildi, sabır!

Mesela ben hem Hipnoz hem de Aküpunktür biliyorum, üstelik hem Psikiyatri hem de Psikoloji Profesörüyüm...

Ekrana çıkmak için de mi vize konuluyor?

Sevgili öğrencilerimiz ve bize e-mail yollayan herkes: En iyisi, biz geldiğimizde bizimle doğrudan temas edin veya lütfen sabırlı olun...

Beykent TV 'yi de seyredebiliyoruz:


Kaygılı Günler - M. Kerem Doksat – Tarabya – 14.04.2015

1633 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Değerli Mekâncılar,

İllâki Murphy veya Parkinson mu yasa koyacak?



Ben de kendi yasalarımı koydum:

***

ŞOFÖRLER HAKKINDA

1. Şoför daima haklıdır

2. Şoför hangi şeride geçerse, o açılır

3. Şoförler duyusaldır, kızdırmamak gerekir

4. İdeal şoför evli barklı olandır

5. Şoförün kusuruna bakılmaz

6. Şoför kızarsa küser, sakın kızdırmayınız

7. Şoförü elde tutmak için ona hoş davranınız

8. Şoför giderse perişan olursunuz

7. Şoförgillerele Şoförsevenler denir

9. Şoförünü kaybedene ŞoförKaçtı denir

10. Şoförler huysuzluk yaparsa alttan alınır

11. Şoförün kusuruna bakılmaz

12. Şoförsüz kalan, ecele koşar

13. Şoförler velinimetinizdir, sevin…

13. Eğer alınmışsa, bir şey yapıp kızdırmışsınızdır, idare edin.

14. Şoförler duygusaldır ve sâdıktır, onlara güvenin...

15. Ne Mutlu Şoförüm Diyene (G. Ş. Hİ. Kılıç)

***

Malûm, Sultan Tarlacı da çok iyi bir şofördür...

Nasıl olsa beni çağırmıyorlar!

Etik ve Moralite konularında pîrdir ve tektir!

Bu gece Hayrettin'le de buluşacağım Allah nasip ederse...

O ta Biga'dan geldi ve eski bir arkadaşımdır, iyi ve cesur bir insandır.

Bu arada, benim Ruhumuzdaki Fırtınalar isimli eserim hâlâ çok satmıyor ama en azından borcunu ödedi; bu da iyi haber...

***

 

Acar Baltaş, o da çok iyi araba kullanır ama özel şoförü var şimdilerde...

Acar Ağabey'in şimdi özel rezidans gibi malikânesi var.

Orada bahçe partiler, düzenliyor ve Yankı Yazgan da iyi dostu oldu...

Yankı ile de Biga'da tanışmıştık.

İkimiz de muhteristik ve kaderlerimiz de benzer.

Bâzen tek evlilik yet(e)miyor saadet yolunda.

İkimiz de İstanbullu olduk artık.

Hâttâ en son AB'ın partisinde karşılaştık üç mütevazı kişi.

O zaman pek az şarapla idare etmiştim vaziyeti ve çok güzel mumlar vardı.

O da iyi taşıt kullanır bildiğim kadarıyla...

Bu arada, içkiyi bırakan herkes gibi, uykumda birtakım sorunlar çıkıyor ama Allah râzı olsun, Zeynep Hatun ve Neslim her an yanımdalar!

Aile gibi olduk...

Zeynep Hanım yakında bizimle İzmir'e gelecek oğlunun askerliği için.

***

Dört odaya sıkışacağız ve memleketin dirliği, birliği için dua edeceğiz...


Belki bir konferans daha veririm...

Cin gibi bir politikacıdan önemli mesajlar

Bakarsınız bir millî mutabakat hükûmeti kurulur ve bu güzel ülke de kurtulur!

Gelirken mânidar bir telefon çaldı.

Kim bilir?

Dereyi görmeden paçayı sıvamamak şart! 


Kilolu muyum ne?

***

Beykent'te de çok iş var üstelik.

Çocuklar meraklı...

Buna mukabil, Taksim de riskli ve bizim şoför de risk almayı seven, duygusal bir insan.

Her an olay çıkabilir.

Şimdi gene evimdeyim ve çok düşünmem şart!

İyi Haftalar...

Mehmet Kerem Doksat - Zor Günler - Tarabya 18.11.2014

Etiketler: beykent
2028 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Sayın Mustafa Sarıgül,

İsminiz, kaderinizi belirler.

Ben astrolojiye de, benzeri saçmalıklara ve hurafelere de güler geçerim ama sizin çok off sight pozisyonunuz var:

ABG'ye gittiniz, nasihatle döndünüz.

Siz Cem Boyner misiniz (o da bir garip şekilde ense tıraşını aksatmıştı o zamanlarda), Bülent Ecevit misiniz, yoksa Can Dündar veya Zülfü mü?

Kalktınız güzelim Nişantaşı'nı târumar ettiniz.

Sizin yüzünüzden, mal sâhibimiz baba yadigârı mülkünü sattı.

Şimdi de yedi avukatlı, Aziz Üstel mukallidi yöneticimiz apartmanı boyatıyor.

Üst kattaki Aziz Dostum Diş Hekimi Can Ergene bas bas bağırıyor: "Burasının asbestli giriş bölümünü ellemediler, şimdi süslüyorlar" filân diye. 

Adana'da "kucakta rahat durmaz Melâhat" diye bir deyiş vardır.

Allah, Kitap aşkına, siz kimsiniz?

Bir kapıcı dairesinde başlayan hayatınızda ona buna yağ bal satarak, seksek oynayarak felâket bir şekilde yükseldiniz (gözümüz yok, helâl-i hoş olsun).

Demin baktım, Kadim Arkadaşım Gülben Ergen, gene programına göbek atarak kilo verme yollarını öğreten adamı çıkarmış. O da kesmemiş, "rûyalarınızı yorumlarım, hepinizi tohumlarım" diyen fırıldağı ekrana taşımış. Benim muayenehânede tatbik ettiğim silik hipnoz tekniğini aşırmıışlar, Astrolog bozuntusu gene Şeytan çıkarıyor; herhâlde toplu hâlde Manik Depresif oldular ki, kitabımın reklâmını yapmaya başlamışlar. Onu benim bir eski arkadaşım da çok iyi tanır; bonservisi sağlamdır...

Bu arada, geliş geçmiş en mütevâzi kişi olan En Muhterem Sevil Atasoy'un reyting rekorları kıran programına beni çıkarmayacağını öğrendim. Çok kırmışım kadıncağızı...

Tipiniz de gittikçe Baykal'a benziyor. O da zoru görünce hemen kaçıvermişti; tıpkı Bülent Ecevit, baba oğul İnönüler gibi; kaçtı.

3321 kez okundu
0