Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in couvade sendromu

Posted by on in Genel

Sevgi bazen aşk olarak tezahür ve tecelli eder, buna manevî aşk denir.

Herkese nasip olmaz, tasavvufta sadece gönül gözü açık olanlara

nasip olur.

Nefsanî aşk aslında şehvettir, gelir geçer; çoğu zaman da kalıcı iz bırakmaz.

Nefsi emareden fışkıran aşk gözleri kör eder; âşıkla maşuk arasında fark kalmaz.

Bazen tahripkâr ve öbürüne zarar vericidir aşk; de Clarembault Sendromunda olduğu gibi.

De Clérambault tarafından 1921’de tanımlanan bu hezeyanın temel teması başka birinin o kişiye âşık olduğu inancıdır. Genellikle yalnız yaşayan bir kadın olan erotomanik hezeyanlı kişi bilinmeyen sebeplerden dolayını aşkını açıklayamayan ama ilgisini belli eden “bir erkek tarafından sevildiğine ve arzu edildiğine” inanır.

***

Bu sevgili çoğu kez politikada sahne, sinema veya televizyonda halkın ilgisini toplayan popüler bir kişidir.

Erotomanik kişi hiç bir şeyden haberi olmayan bu insanı mektupları, telefon konuşmaları, ziyaretleri ile her şeyin herkese açıklanması istekleri ile rahatsız edebilirler.

Hatta bazen polise veya mahkemeye başvurabilirler.

***

Adli vak’aların çoğu erkektir. Bazen de kişi hezeyanını gizli tutabilir.

Mevzuubahis olan aşk çoğu zaman kişinin kendine yönelik narsisistik aşkının belirlenen bir kişiye yansıtılmasına başka bir şey değildir.

***

Aşk tıpkı gül gibidir; beslenmezse, can suyu verilmezse ve saygıyla taçlandırılmazsa zamanla söner ve âşıkla mâşuk arasındaki mesafe uzar.

Bir dostum bana “sevmek öğrenilebilir dostum” demişti.

Bu kesinlikle doğru…

Beyindeki limbik sistem, amigdala ve hippokampus gibi yapılarda arketipler dediğimiz evrimsel modüller hâlinde korlanmıştır aşk; arketipler arasında anne, baba, düşünen yaşlı kadın, içimizdeki erkek ve kadın, burada sınırlandırılmış olur. Eskiden Papez Halkası dediğimiz yapılar bunlar…

Her türlü terapi aslında hipnozdan evrimleşmiştir.

Bilişsel davranışçı ve dinamik psikoterapiler de bunlara dâhildir

Mesela Bahailik’ten esinlenen pozitif psikoterapi de bunlar arasındadır.

***

Bizi yönlendiren içgüdüsel dürtüler de beynimizin içinde modüller hâlinde yerleşmiştir.

Öğrenilmezler ve doğuştan itibaren mevcutturlar.

Beynimizin evrimi de devam ediyor, girinti ve çıkıntılar (sulkuslar ve giruslar) genişliyor.

Bu makaleyi Vikipedia’ya konan sansürü aşmanın yolunu bilmem rağmen yazdım.

Hiçbir kişi ölümsüz değildir, bu gün hayattayız, yarın ne olacak bilen var mı?

***

Capgras Sendromu: Bu fenomenin klinik olarak ortaya çıkması

oldukça nadirdir.

Bunun tek başına bir sendrom mu yoksa tanımlanan psikozun

bir parçası mı olduğu sorusuna henüz kesin bir cevap

bulunamamıştır.

Fransız ekolüne göre bu fenomenin psikiyatrik nozolojide özel

bir yeri vardır. Alman ekolü ise bir semptom olarak kabul

etmektedir.

***

Capgras hezeyanı genelde paranoid psikozlara eşlik eder.

 

Bipolar Bozukluğun psikotik epizotlarının hem manik hem de

depresif epizodunda ortaya çıkabilir.

 

Capgras sendromunun başlangıcı birlikte olduğu hastalığın

süresine bağlı değildir.

 

Psikozun herhangi bir döneminde görülebilir. Capgras

sendromu ortaya çıktığında diğer psikotik semptomların

varlığında bile klinik yönden dominantlık sağlar.

 

Önemli bir nokta olarak, Capgras sendromu bilinç açık iken

ortaya çıkar.

 

Bu sendrom Caspgras ve Reboul-Lachaux tarafından 1923’te

tanımlanmıştır.

 

Önemli kişilerin veya kendisinin çift olduğuna dair bir

hezeyandır.

***

Mesela hasta eşinin başka birisi imiş gibi davranarak insanları

aldatan birisi ile yer değiştirdiğine inanır.

 

Bu sendrom hallüsinasyonlar, illüzyonlar ile bağlantılı değildir.

Bir hezeyandır. 1983’te Berson literatüre geçmiş 133 hastayı

incelemiş; hem kadınlarda hem de ortaya çıktığını; ileri yaşlarda

görüldüğünü; diğer zihinsel hastalıklar ile beraber olabileceğini

göstermiştir.

 

B-De Clerambault Sendromu: Bu sendrom erotomanik tip bir

hezeyanlı bozukluktur. Genelde bireyden daha yüksek bir

sosyal konumdaki kişiye karşı duyulan gizli bir aşk vardır.

 

Cerrahpaşa’dayken gördüğüm, varoşlardan gelme bir bekâr

kadın şizofreni hastası olan M. bir şizofreni hastasıydı, Charles

Aznavour’un kendisine âşık olduğuna inanıyordu.

Görsel sonucu

***

Her iki cinsiyette de görülmesine rağmen kadınlarda daha sık

olarak rastlanır. Hastaların çoğu âşık oldukları kişiyi mektuplar,

telefon konuşmaları, beklenmedik ziyaretler ile taciz ederler ve

rahatsızlık verirler.

 

Bu hezeyan, cinsel bir gösteriden ziyade romantik bir aşk veya

“ruhsal birleşme” ile ilgilidir.

 

C-OTHELLO SENDROMU: Aşırı kıskançlık tipte bir hezeyandır.

 

Kıskançlık oldukça güçlü ve bir olumsuz bir duygudur. Bu

sendromun çekirdeği cinsel partnerinin sadakatsizliğine

inanmadır.

 

Seksüel arkadaş ile sınırlı olması dikkat çekicidir.

Hezeyan genellikle sür'atle başlar.

 

Hikâye derinleştirildiğinde birkaç ay

öncesinden şüphelenmelerin başladığı görülür.

 

Bir gün hasta aniden arkadaşını sadakatsizlik ile suçlar.

Bu inanış geçmiş olayların yanlış idrak etmesine ve

yorumlanmasına bağlıdır.

 

Çok küçük ipuçları hezeyanı destekler. Hasta partnerinin her

davranışını gözlemlemeye başlar.

 

Genelde erkeklerde daha sık olarak görülür.

 

Katil, intihar ve eşlerin ayrılmaları hiç de ender olmayarak

görülür.

 

D-GANSER SENDROMU:

Ganser sendromunun dört temel klinik özelliği vardır:

 

1-Yaklaşık cevaplar, 2-Bedensel konversiyon belirtileri, 3-

Hallüsinasyonlar, 4-Bilinçte bulanıklık.

 

Temel semptom “yaklaşık cevaplar” vermedir. Hasta sorulan

sorunun kesin cevabına çok yakın cevaplar verir. Mesela

2+2=5; iki elde 11 parmak olması; haftada 8 gün olması gibi.

 

Bedensel semptomlar hem motor hem de duyusal sistemlerde

görülür.

 

Ataksi ve denge bozukluğuna rastlanılmaktadır.

 

Hallüsinasyonlar bulunuyorsa bunlar daha çok görsel ve işitsel

formlardadır. En çok hapishanelerde yatan mahkûmlarda

görülür ve havasızlığın, kötü beslenmenin, havadaki CO2’nin

artmasının bu tabloya açtığı bildirilmiştir

 

E-Couvade Sendromu: Semptomlar hamileliğin 3. ayına

yakın herhangi bir dönemde ortaya çıkar. Daha çok ilkel

toplumlarda görülür.

 

Bebek bekleyen baba eşinin gebeliği boyunca boyunca aynı

onun gibi yatar, aş erer, doğum sancıları çeker.

 

couvade ile ilgili görsel sonucu

Bu tür hastaları çok gördüm; en ilginç vak’a örneği DSM-V kitabından:

Beyaz bir adam olan ve bekâr olan John bulunduğu Afrika ülkesindeki bir cadı doktoruna gider. Hamile olduğunu düşünmektedir.

Cadı doktor(!) muayene ettiğinde linea nigra ve kloazma dediğimiz hamilelik belirtilerini görür.

Kendisine 200 mg thioridazin (Melleril) verir (bu ilaç hâlen piyasadan kalpteki QTC aralığını uzattığı gerekçesiyle piyasadan çekildi; hâlbuki eskiden 800 mg’a kadar verirdik ve göz dibinde pigment birikimi yapmadıkça da rahatlıkla yazardık) ve ishal olan John “çocuk düştü” der ama bunun suçlusu olarak Cadı Doktoru katleder.

Peki, ceza alır mı?

Hayır, çünkü o Afrika ülkesinde bu arızî (geçici) bir delilik olarak görüldüğünden dolayı, tedavisinden sonra salıverilir.

***

Yakında o yörelere gideceğiz ya, eğer hastalanırsak mutlaka iyi bir tıp doktoruna gideceğiz; manevi şifacılara asla uğramayacağız.

Bilimle, sevgi, dayanışma ve dirlikle kalın.

Bu arada, Evrimsel Psikiyatri ve Psikoloji kitaplarını yazmaya devam ediyorum. 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 03 Ağustos 2017

310 kez okundu
0

Posted by on in Genel

COUVADE SENDROMU

Sevgili Mekâncılar,

Erkeklerde, aynen hanımlarında olduğu gibi gebelik belirtilerinin ortaya çıkması demektir.

Kuvad sendromu (Fransızca: couvade, “kuluçkaya

yatmak”; erkek loğusalığı olarak da bilinir), erkeğin

eşinin gebelik döneminde ve doğumdan sonra onun rollerini

taklit etmesi demektir.

 

En uç örneğinde anne, doğumdan sonra olabildiğince kısa

sürede (çoğu kez aynı gün) günlük işlerine dönerek yatmakta

olan babaya hizmet eder. Böylece cinsel roller tersine dönmüş

olur.

 

Erkek loğusalığı terimi, bazen, bebeğin doğumunun ardından

 

anne ve babanın hareketlerinin aynı biçimde kısıtlandığı bir

dönemi belirtmekte kullanılır. Bununla birlikte, eski ve yazısız

toplumların hemen hemen tamamında, doğumun ardından

babanın davranışlarının bir ölçüde kısıtlanması yaygın bir

uygulamadır.

***

En uç örneğinde anne, doğumdan sonra olabildiğince kısa

sürede (çoğu kez aynı gün) günlük işlerine dönerek yatmakta

olan babaya hizmet eder. Böylece cinsel roller tersine dönmüş

olur.

***

Erkek loğusalığı terimi, bazen, bebeğin doğumunun ardından

anne ve babanın hareketlerinin aynı biçimde kısıtlandığı bir

dönemi belirtmekte kullanılır. Bununla birlikte, eski ve yazısız

toplumların hemen hemen tümünde, doğumun ardından

babanın davranışlarının bir ölçüde kısıtlanması yaygın bir

uygulamadır.

***

Aslında bir aşırı empati durumudur ve çoğu erkekte sessiz

sedasız geçer ve kimseler pek bir şey fark etmez.

 

***

Çok ilginç bir vak'a Afrika’daki Amerikan üslerinden birinden

bildirilmiştir.

 

Büyücü bir doktora giden adam bekârdır ve beyaz tenlidir.

 

Büyücü Doktor da zenci ve çok uyanıktır. Adamı taciz edip fiiil-i

livatada bulunur.

 

Gebelik bulguları var mı yok mu diye muayene ederken bir de

fark eder ki karnında altı aylık çocuk varmışçasına şişmiş bir

batın, linea nigra (kadınlarda görülen gebelik izleri) ve kloazma

denen gebelik maskesi…

 

Amerikan Üssünde çalışan uçuş görevlisi derhal bu Cadı

doktoru öldürür.

 

Peki, ceza almış mıdır?

 

Hayır, çünkü o Afrika ülkesinde bu tür olaylara çok sık

rastlanmaktadır ve yasalara göre de suç olarak kabul

edilmemektedir.

***

Hemen sağlık kurulu toplanır ve kişiyi tekrar muayene ederler.

 

Şaşkınlık içindedirler çünkü aynen bir kadın gibi gebelik

belirtileri vardır ve aralarında tartışırlar.

***

Sonunda bunun bir Hezeyanlı Bozukluk hastalığı olduğuna karar

verirler ve hastaya tioridazin (Melleril) 200 verilir. Bu ilaç şimdi

piyasadan kaldırıldı.

 

Adam bir süre sonra ishal olur ve bu aslında olmayan ama

hastanın olduğuna inandığı çocuk bu sayede düşer.

 

Ülkenin yasalarına göre şuur ve harekât serbestisini arızi (geçişi

olarak) ortadan kaldıran bir klinik tablo söz konusu olduğu için

herhangi bir ceza görmez.

***

 

Bu düşen çocuğu kimse görmemiştir ama bir ay sonraki sağlık

 

heyeti muayenesinde adamın karnının normal hâle geldiği,

aklını başında olduğu kanaatine varılarak çalıştığı üste

çalışmaya devam etmesine karar verilir.

***

Bazı erkeklerde psikosomatik belirtiler (psödosiyezis) denen

yalancı gebelik bulgularına rastlanır.

 

Bunların beyinlerindeki temporolimbik sistemlerindeki ayna

nöronlar aşırı çalıştığı için, evli bile olsalar, karılarının cinsel ve

toplumsal rollerini benimsemişlerdir.

***

Bazılarında bu artık bir bozukluk hâlini alır ve gebe kaldıkları

hezeyanı o kadar şiddetlenir ki, bu hayali çocuğu aldırmak için

kadın doğum uzmanlarına dahi giderler.

***

Şaşkına dönen jinekolog sözüm ona bir küretaj (Tahliye) yapar,

bazısı ise sezaryen uygularlar.

 

Her halükârda kişi psikotik olduğu için ikna olmaz ve başka bir

jinekoloğa gitmeye kalkar.

 

Türkiye’de henüz böyle bir hastaya rastlamadım ama görsem

ve muayene etsem, derhâl güçlü bir antipsikotikle (mesela

haloperidol (Norodol) ile tedaviye başlar ve ila 5 sene

tedavisine devam ederdim.

***

Son zamanlarda hastalarımızın bazılarında tedaviye riayet

(adherence) ve bağlılık (compliance: uyunç diyen de var ama

ben alışamadım) sorununu biraz fazla görmeye başladım.

***

Bunda prospektüsleri okuyup adeta ahkâm kesmek veya

internetteki yalan yanlış bilgilere kanıp bunlara göre davranma

davranışlarında artma olmasının önemli rolü olduğunu

zannediyorum.

***

Eğer bir hastada Şizofreni Hastalığı veya benzeri bir psikotik

tablo mevcutsa, soygeçmişinde benzeri şikâyetleri olan hastalar

varsa ve intihar teşebbüsü görülmüşse, etkili dozda

antipsikotiklere en az iki ila 5 sene devam etmek gerekir.

 

***

Clopixol veya zuklopentiksol gidi ksantin derivesi ilaçları 2

haftada bir kalçadan yaptırmak da iyi bir seçenektir çünkü bazı

hastalar ağızdan ilaç almakta direnç gösterirler.

***

Tekrarlayıcı Majör depresyonu olanlarda mesela Efeksör’ü

(venlafaksin: triaminoerjik bir antidepresan) 300 hatta 450

miligrama kadar çıkmak ve hele psikotik özellikler de

eklenmişse (hallüsinasyonlar, hezeyanlar, gaipten ses duyma

veya düşüncelerinin radyo ve televizyondan yayınlanması gibi),

icabında tedaviye –o da bulabilirlerse-  Nörofren (Pimozid) 2 ila

4 mg ekleyip ömür boyu tedaviye devam etmek gerekir.

***

Birkaç Bipolar Bozukluğu olan hastamı sekreterime arattım ve

mutlaka an az 3 aylık aralıklarda (Lithuril: Lityum karbonat),

Depakin 500 Chrono vermişsem laboratuvarda kan düzeyi

baktırıp amonyum ve diğer parametrelerine baktırmak gerekir,

mutlaka düzenli olarak gelsinler” dedim ama bir hastam “ben

iyiyim, gerek yok, istediğim zaman gelirim” cevabını vermiş.

 

Hâlbuki bu hastalığı çok yakından tanıyor ve zamanında çok çekti.

***

Lityum’a bağlı tiroid yetersizliği veya antitiroid hormonlarda yükselme söz konusuysa, hastanın soygeçmişinde intihar girişimi olmuşsa, hastayı ilk gördüğümüzdeki tablo çok şiddetliyse, bir akıl hastanesine yatırılması gerekmişse tedaviye ömür boyu devam etmek gerekir.

***

Bu arada ABD’deki seçim skandalları çok büyüdü ve hile-i şerriye (birtakım dalaverelerle) ile Donald Trupmh

başkan oldu. Adamın saçları pek muhtemelen boya, büyük

serveti var ve İslamofobik.

 

Neredeyse Müslümanların ABD’ye girmesini yasaklayacakmış da

son anda ikna etmişler.

***

12 Eylül’ü yaşayanlar bilir; şimdi yedi düvelle savaş hâlindeyiz.

Benim 10 sene geçerli ABD vizem var. Neslim müracaat

ettiğinde bir tek ona vize vermişler; sudan bahanelerle iş

adamlarının da içinde olduğu pek çok kişiye lütfedip(!)

vermemişler.

***

Kardak Krizi gene gündemde ve Yunanistanlı dostlarımız gene

Avrupa’nın şımarık çocuğu gibi davranmaya başlamışlar.

Geçenlerde Midilli’ye feribotla giderken Yunanistan’a girmek

üzere seyahat eden çok nüfuzlu ve muhiti de geniş olan bir

ahbabımın pasaportuna  “istenmeyen insan – persona non

grata” diye çapraz koymuşlar.

***

Çok büyük bir ihtimalle, gerekirse Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi’ne kadar gidip bu çirkin davranışı düzeltecek.

Stresten tansiyonu fırlamış.

***

Stresin azının faydalı (östres), fazlasının zararlı (distres)

hatırlatarak, eğer Tükenme Sendromu (bir teşhis değildir),

Majör Depresyon (bir teşhistir) ve benzeri hastalıklar

gelişirse, mutlaka iyi bir psikiyatra müracaat edin.

***

Referandumla ilgili olarak internette hiç de hoş olmayan

resimler, görüntüler dolaşıyor.

***

Burası hâlâ demokratik bir ülke ve hâlâ bir TSK var ama çok

zayıf düşürüldü ve maazallah bir topyekûn harbe bizi

sokarlarsa, akıbetimizin ne olacağını bilemiyorum, kimse de

bilmiyor.

***

Aklıma izafiyet teorisinin kurucusu Einstein’ın sözleri geldi –ki

Fritz Neumark da dâhil pek çok pek çok bilim adamını, İnönü

hükumetinin aczine rağmen Türkiye’ye getirten adamdır ve

yazdığı mektuplarla Dünya’ya büyük hizmetler olmuştur: “3.

Dünya savaşı olursa oklar ve yaylarla” olacak demişti.

Toprağı bol olsun, ne kadar uzak görüşlü adammış

***

Lütfen hekimlerinize güvenin ve kendinizi onlara emanet edin.

Türkiye’den de kaçmanın bir âlemi yok.

 

Artık globalizasyon (küreselleşme) ve (glokalizasyonla

küreyelleşme) bu Mavi Planet o kadar ufaldı ki, nereye gitseniz

sizi bulurlar.

***

ABD nereye hücum edecek olsa, önce bir filmini çektirtir, sonra

da saldırır.

***

“Fetö” dalgası memleketi silidir gibi sarstı ve filigramını dahi

taklit ederek sahte Dolar bastırmışlar! Cezası idamdır, yanlış mı

biliyorum?

 

Bu ne cür'ettir, havsalam almıyor ve bildiklerim de var ama

yazamam.

***

Bizim gibi insanlar için işini yapıp, düşük profille hayatını idame

ettirip, mesleğine sarılıp anavatan olarak burayı hiç unutmadan

çalışmaya devam ettirmek en iyisi.

***

Bu arada eski asistanlarımızdan profesörlüğe atananlar ve

terfiler var, bu da işinin tatlı tarafı.

***

 

Herkese sağlık, barış ve kardeşlik temennisiyle sevgi ve

saygılarımı sunuyorum.

 

 

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 08.03.2017

617 kez okundu
0