Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in futbol

Posted by on in Genel

SANTRA

Başlarda sâdece meşin yuvarlak vardı ve çamurla, suyla şişti mi de ne ayak bileği kalırdı, ne kafa. Hele dikiş yerine gelince, yarılırdı kafa.

Rahmetli Metin Oktay’ı perişan eden buydu; Muhammed Ali’yi de: Sarhoşken Dayak Yiyen Adam Sendromu!

Bizim TED Ankara Koleji’nde de, bizi favorilerimizden tutup havaya kaldırarak eğlenen psikopat Beyaz Gölge özentisi deveyi dövebileyim diye gidip Judo çalıştım kahverengi kuşağa kadar.

 

Mevleviler gibi minderde döndüm durdum elimi yere vurarak; az daha Yeniçeri olacaktım ama Yüzeysel Mermerci yoktu…

Müzmin gezgin olduğumuz için Adana’ya gittik.

Orada Şükrü Gençel diye birisinin dojosuna yazıldım ve Tae kwon do ile tanıştım. Gene huzur yoktu çünkü beni nakavt etmek isteyen çoktu. Hemen hepsi en alt tabakadan gelen ve adam dövmeyi isteyen çocuklardı ama küçücük boyuyla bütün kemikleri kıran bir tanesini asla unutamam; çok mert bir savaşçıydı, fellâhtı.

Zâten Şükrü Bey de benden aldığı fotokopilerle kalktı, akupunktürcü oldu, milleti dolandırdı. Sonra da salon battı. En büyük zevki bizi sıraya dizip midemize yumruk atarken “pam pam” demek ve nefesimizin kesilmesini seyretmekti. Koca göbeği ve kısacık bacakları, boru gibi içtiği sigarası ve kalın camlı gözlükleri başka şeye müsaade etmiyordu. Sopalara halatlar sarıp kanayıncaya kadar blok çalışırdı.

Oğlu Cem de da Ağır Sıklet Türkiye Şampiyonuydu ve hipnoza çok yatkındı. Bizi çok güldürürdü ama bir gece ısrar ede ede zorla kalkıp Ford Maverick marka arabamın direksiyonuna geçtiği gibi, gecenin bir yarısında park hâlindeki bir otobüse toslattı ve ânında da sırra kadem bastı!

Etiketler: atatürk futbol pkk ted
2407 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Kendine konan teşhislerin sayısını kendisi de unutmuştu.

Çok Erken Başlangıçlı Şizofreni, Otizm, Asperger Bozukluğu, Kronik Depresyon, Ansefalit Sekeli, Epileptik Psikoz, BTA 1. Eksen Bozukluğu, BTA 2. Eksen Bozukluğu

Hayatında bilerek veya isteyerek kimseleri vurmamış, ateş dahi etmemişti ama Büyük Savaş sonrasındaki kaos günlerinde eve epey silâh almıştı. Hepsini de itinayla temizledikten sonra ihtimamla hazırladığı sergisine yerleştirmişti.

Sergisi de evinden ibâretti zaten.

Evi de meçhûlden gelip bilinmeyen istikamete giden bir tren istasyonunun ta kendisiydi.

Kendisini orduya kabûl etmemişlerdi ama o ne yapıp etmiş, Büyük Savaş’a iştirak etmişti. Aldığı komik ötesi maaşla yaralılara yiyecek, içecek ve barınak temin edip durmuştu.

Sonra savaş bitti ve yakaladılar kendisini.

Hapse atamadılar çünkü tertemizden öte güzel bir sicili vardı.

Mecburî İkamete mahkûm edildi tam 40 yaşında iken.

2566 kez okundu
0

Posted by on in Politik

 

António de Oliveira Salazar

António de Oliveira Salazar diye bir adam vardı, bilenler hatırlar…

1889 ilâ 1970 arasında yaşamıştı.

Portekiz’in Bakanlar Konseyi Başkanı olmuş, sonra da 1932 ilâ 1974 arasında de facto (uygulamada, fiilen) diktatörü olarak “hizmet etmişti”.

Çok muhafazakâr, despot bir adamdı ve en çok da İspanya’nın faşist diktatörü General Francisco Franco’ya benzetilen, otoriter-aşırı sağcı rejimin, yâni Estado Novo’nun (Yeni Devlet) kurucusu ve de lideriydi. Çok tipik bir faşist değildi esasında ve diğer faşist hareketlere kıyasla “Light Fascism” olarak adlandırılmıştı (Light Cola gibi bir şey). Tıpkı Franco gibi Salazar da, tam bir Mussolini hayranı ve anti-semitik olmasa da, Nazi taraftarıydı ve o da, yine Franco gibi, ülkesini İkinci Dünyâ Savaşı’nın hâricinde tutmayı başarmıştı.

En sevdiği ve sevdirdiği müzik de Fado idi.

Kelimenin kökeni muğlâk; kader demek olan faith’den gelen, kölelik için Afrika’dan toparladıkları zencilerin kederini Portekiz kültürüyle harmanlayan bir nev’î Portekiz Arabeski’dir denebilir.

Hepsi de böyle iç karartıcı değildir; bakın Maritza’nın muhteşem yorumuna…

Salazar, 1968 yılında, bir beyin kanaması geçirmişti. Aynı yıl, 1968 yılında Salazar yönetimden ayrıldı. Düşüşünden sonra kısa bir süre sonra, ölmesi beklendiği için, Başkan Américo Thomaz Marcello Caetano ile onun yerini almıştı fakat Salazar mucizevî bir şekilde iyileşmişti.

3219 kez okundu
0