Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in kollektif hipnoz

Posted by on in Politik

 

António de Oliveira Salazar

António de Oliveira Salazar diye bir adam vardı, bilenler hatırlar…

1889 ilâ 1970 arasında yaşamıştı.

Portekiz’in Bakanlar Konseyi Başkanı olmuş, sonra da 1932 ilâ 1974 arasında de facto (uygulamada, fiilen) diktatörü olarak “hizmet etmişti”.

Çok muhafazakâr, despot bir adamdı ve en çok da İspanya’nın faşist diktatörü General Francisco Franco’ya benzetilen, otoriter-aşırı sağcı rejimin, yâni Estado Novo’nun (Yeni Devlet) kurucusu ve de lideriydi. Çok tipik bir faşist değildi esasında ve diğer faşist hareketlere kıyasla “Light Fascism” olarak adlandırılmıştı (Light Cola gibi bir şey). Tıpkı Franco gibi Salazar da, tam bir Mussolini hayranı ve anti-semitik olmasa da, Nazi taraftarıydı ve o da, yine Franco gibi, ülkesini İkinci Dünyâ Savaşı’nın hâricinde tutmayı başarmıştı.

En sevdiği ve sevdirdiği müzik de Fado idi.

Kelimenin kökeni muğlâk; kader demek olan faith’den gelen, kölelik için Afrika’dan toparladıkları zencilerin kederini Portekiz kültürüyle harmanlayan bir nev’î Portekiz Arabeski’dir denebilir.

Hepsi de böyle iç karartıcı değildir; bakın Maritza’nın muhteşem yorumuna…

Salazar, 1968 yılında, bir beyin kanaması geçirmişti. Aynı yıl, 1968 yılında Salazar yönetimden ayrıldı. Düşüşünden sonra kısa bir süre sonra, ölmesi beklendiği için, Başkan Américo Thomaz Marcello Caetano ile onun yerini almıştı fakat Salazar mucizevî bir şekilde iyileşmişti.

3223 kez okundu
0


Vietnam kepazeliği!

Lûgatlere baktığınızda süreç (process) kelimesinin birkaç anlamı olduğunu görürsünüz:

-Doğal işlem, sürekli olarak ve yavaş yavaş meydana gelen, değişimler yaratan ve insanların pek denetleyemedikleri, birbirine bağlı bir dizi doğal hareket veya olay.

-Bir sonuca ulaşmak için, bilinçli olarak başlanıp sürdürülen eylemler dizisi.

-Bir şeyin hâlâ yapılmakta olan zaman…

Özetle, süreç deyince, bir sistemin devam etmekte olan eylemlerini, olaylarını anlarız.

Şimdi bir düşünelim…

Devletlû Başbakanımız ve âkıl (akıllı) adamları (malûm, âkil “yiyici” demektir; meselâ “âkil-ül-beşer”, “insan eti yiyen adam” demektir. Kaynak: Ferit Devellioğlu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat, 20. Baskı, 2003, Aydın Kitabevi, Ankara, –s.22-23) sürekli olarak konuyu gündemde tutmak ve her fırsatta tekrarlamak kararlılıklarını açıkladılar.

Âkille âkıl arasındaki pek mühim farkı imam hatip kökenli veya Arapça konuşabilen “ulemânın” bilmemesi çok trajikomik bir olgudur.

Bu türden sosyal olaylarda determinizm (belirlilik) ilkesi değil, Werner Heisehnberg’in, 1927 yılında önde sürdüğü belirsizlik ilkesi alır. Kuantum fiziğinde Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi’ne göre, bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez (momentum değişimi = kütle değişimi x hız değişimi). Belirsizlik ilkesini daha da genellenmiş olarak anlatmak istersek şunları söyleyebiliriz. Kökleşik (klasik, deterministik) fizikten ayrı olarak Kuantum fiziğinde her fiziksel niceliğe denk gelen bir reel sayı değil, bir işlemci vardır. Bu işlemciler, kökleşik mekanikten ayrı olarak sayısal değerler ile değil matrisler ile temsil edilir. Dolayısıyla, kuantum mekaniğinde ölçülen fiziksel niceliğin ölçüm sırası önemlidir.

Bu biraz sıkıcı bilimsel târifi sosyal bilimlere uygularsak, uzun sürelere yayılmış ve “bir sonuca ulaşmak için, bilinçli olarak başlanıp sürdürülen eylemler dizisinde” de hiç akla gelmeyen, hesaplanamamış öyle şeyler araya girer ki, bütün plânlar alt üst olup geri de tepebilir.

3787 kez okundu
0