Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Ohtahara Sendromu

Sevgili Mekâncılar

Ohtahara Sendromu 

Yeni doğanlardaki ciddi epileptik ansefalopati (beyin iltihabı) tablolarından

biri olan bu hastalık ilk kez 1976 yılında Ohtahara tarafından tanımlanmıştır.

 

Erken infantil epileptik ensefalopati olarak da bilinir. Bebekliğin ilk 3 ayında

ortaya çıkar. Ancak genellikle yeni doğan dönemi olan 0-1 ayda başladığı için

o dönemin epilepsi sendromları içinde ele alınır.

 

Ohtahara sendromu nasıl tespit edilebilir?

 

Hastalık bebeğin ilk üç ayında ardışık tonik kasılmalarla başlar (epilepsi

nöbetleri). Bu tonik kasılmalar 1-10 saniye süren fleksör (kasıcı) veya

ekstansör (açıcı) hareketler olarak gözlenir. Bu kasılmaların günlük nöbet

sayısı 100’ü geçebilir. Hastaların üçte birinde fokal klonik nöbetler şeklinde

seyredebilir.

***

 

Elekroansefalografide (EEG) 2-6 saniye süren yoğun yüksek voltajlı

mültifokal diken-dalgaları, takip eden 3-5 saniye süreli voltaj baskılanması ile

(Börst-Süpresyon) tespit edilir.

 

Etiyolojiden çoğu kez yapısal beyin anormallikleri sorumludur. Spazmlar hem

uykuda hem de uyanıkken olabilir.

 

Parsiyel nöbetler spazmlardan hemen önce veya sonra veya beraber ortaya

çıkabilir.

 

Ohtahara sendromu neden olur?

 

Sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte muhtemelen şekil, metabolik

bozukluklar ve bazı gen mutasyonları sebebiyle ortaya çıktığı

düşünülmektedir.

 

Hastaların büyük bir kısmında beynin bütün loblarında veya bazı

loblarında Ohtahara Sendromunun etkileri gözlenebilir.

 

Gen mutasyonları, genin beyin gelişimini veya işlevini nasıl etkilediğine bağlı

olarak beyin işlevlerindeki etkiler değişkenlik göstermektedir.

***

 

Hangi Hastalıklarla İlişkilendirilebilir?

 

Aicardi sendromu, OliverDentat displazisi, Hemimegansefali, beyinde

boşluklar, mamilar cismin bulunmaması, beyin kabuğunun gelişmemiş olması

ve burasının şekil bozuklukları gibi bir dizi hastalık sayılır.

 

Ohtahara Sendromu sonrası bebeklerde baş gösteren hastalıklar olarak

ilişkilendirilmiştir.

 

Tedavisi Var mı?

 

Ohtahara sendromunda nöbetler tedaviye direnç gösterir. Hastalığın tedavi

sırasında tedavide kullanılan Adrenokortikotropik hormon (böbreküstü

hormonu), Tiroid Hormonu (mutlaka aç karına, süt ve süt mamullerinden bir

saat önce,  valproik asid, kortikostroidler, benzodiyazepinler ve yüksek doz

pridoksal fosfata cevap çok sınırlıdır.

*** 

Ketojenik diyetin etkisi ise tartışmalıdır. Özellikle kortikal /beynin üst kabuğu)

dizplazili durumlarda epilepsi tedavisi nöbet sayısını düşürebilmekte ve

bebeğin zihinsel beyinsel gelişimini olumlu yönde desteklemektedir.

*** 

Yaş artışı ile birlikte nöbetler tipik infantil spazmlara; EEG bulguları ise

hipsaritmiye dönüşür. Okul çağına gelebilen çocuk hastaların yarısında nöbet

kontrolü sağlanabilmesine karşın, çoğunda akranlarına nazaran bedensel

zihinsel gerilik gözlenir.

 

Ohtahara sendromu olan çocuklar nasıl görünür?

 

Ohtahara sendromu olan çocuklarda genellikle diğer spazmlar da baş

gösterir. Bu sebeple çocukların büyük bir kısmı iki yaşına gelmeden ölür. Bu

çocuklar fiziksel ve zihinsel engelli olurlar. 

***

Psikiyatride bu hastada duygudurum dengeleyicileri, depresyonu alanlara

Serotonin Geri Alım İnhibitörleri veya antidepresan olarak Bliterix 10 mg

Tablet verilebilir.

Bu arada hatırlatmak isterim, her türlü dirençli depresyonda ve psikotik

özellikli psikiyatrik tedavi en iyi tedavi halk arasında elektroşok diye tanınan,

bizim Elelektro-Konvulsif Terapi dediğimiz yöntemdir.

***

Eskiden şehir cereyanıyla kendimiz yapardık, şimdi süksinil kolin bakılarak hastanede uygulanıyor.

Bu tedavinin eskiden 6 cm’den büyük aort anevrizması, kafa içinde yer kaplayan kitle (KİBAS) ve yeni geçirilmiş miyokard enfarktüsü söz konusuysa yapılmaması söylenirdi. Şimdi anlaşmalı hastanelerde uygulatıyoruz.

Forse normalizasyon yoluyla hastaların %90’ına yanı sıra çoğu şifa bulur.

Hastalık yoktur hasta vardır ilkesini unutmamak gerekir.

***

Bir de tavsiyem olacak: Eski dostlarınızı ve akrabalarınızı mutlaka arayın. Mutlaka özgeci (altruistik) bir cevap alırsınız.

Herkese sevgim ve saygımla…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 04 Mayıs 2017 Perşembe

Okumaya devam et
  2452 Hits
  0 yorum
2452 Hits
0 yorum

FİBROMİYALJİ TEDAVİSİ

Sevgili Mekâncılar,

Eskiden Histeri başlığında toplanan başka bir hastalıktan da bugün bahsetmek istiyorum.

Fibromiyalji yani yaygın kas-iskelet ağrıları, yorgunluk, dinlendirici olmayan uyku, ishal, karında kramplar, sabah sertliği- tutukluğu gibi yakınmalarla seyreden bir hastalıktır. Bunların süresi 30 dakikayı aşarsa ciddiye alınmalıdır

Sebebi hâlâ bilinmiyor. Kronik bir ağrı sendromudur. Görülme sıklığıyla ilgili yapılan çalışmalarda farklı oranlar bildiriliyor ama kadınların %3.5’ini ve erkeklerin %0.5’ini etkilediğini söylemek mümkün.

fibromiyalji tetik noktaları ile ilgili görsel sonucu

 

Türkiye ile ilgili net rakamlar yok; önceden belirlenmiş 11 noktadan 8 veya dokuzuna bastırıldığında bu teşhis kolayca konur; çünkü hastanın canı acır.  

Ancak uzmanların gözlemi, bu oranın daha yüksek olduğu yönünde.

Pratisyen hekimlere başvuran hastaların %6’sını, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile romatoloji polikliniklerine başvuran hastaların yüzde 30’a yakınını fibromiyalji hastaları oluşturuyor.

Fibromiyalji kendini nasıl gösterir?

Fibromiyalji hastaları genellikle boyun ve sırt bölgesinde yaygın ağrılar, sabah kalktığında dinlenmiş uyanamama (dinlendirici olmayan uyku) ve yorgunluktan şikâyet ederler.

Ağrı genellikle boyun ve sırt bölgesinde yoğunlaşsa da bel, kollar ve bacaklarda da olabilir.

Ağrı keskin olmaktan çok yaygın, sızlama veya yanma şeklindedir. A Delta sinir liflerince taşınan ağrıya birinci ağrı (ağrının yerini belirtir), multimodal C lifleriyle taşınanına ise ikinci ağrı denir (yer belirtmez ama sızlama ve huzursuzluk verir.

Hastanın yakınmaları psikolojik gerginlik, fiziksel yorgunluk, soğuk hava, uykusuzluk gibi durumlarda şiddetlenir.

Başka sorunlardan ayıran başlıca özellikleri nelerdir?

Fibromiyalji ağrı, yorgunluk, iğnelenme-karıncalanma ve benzeri gibi pek çok farklı sistemi ilgilendiren şikâyetlerle ile seyrettiği için teşhis konması aşamasında benzer şikâyetlerle seyreden hastalıklardan ayrımı çok titizlikle yapılmalıdır.

Özellikle ayırım yapılması gereken hastalıkların başında Kronik Yorgunluk Sendromu gelir.

Hipotirodi (tiroid bezinin az çalışması) de yorgunluk, adale ağrıları yapan bir hastalıktır.

Ancak iyi bir anamnez alınarak ve yapılan tiroid fonksiyon testleri ile kolaylıkla teşhisi konabilir.

Kimlerde daha sık görülür?

Stres ve depresyon gibi psikolojik etkenlerden söz etmek mümkün mü?

Hastaların yüzde 85’den fazlası kadındır. Sıklıkla 30-50 yaş arasında görülür. Ayrıca düşük sosyoekonomik düzeyde görülme sıklığını artar.

Stres ve depresyon ile fibromiyalji arasında yakın bir ilişki olduğu belirgindir.

Yapılan çalışmalarda fibromiyalji hastalarının %50’den fazlasının Majör Depresyon geçirmiş veya geçirmekte olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca psikolojik stres, yakınmaları şiddetlendiren önemli bir faktördür. Ancak buradan fibromiyaljinin psikolojik kökenli bir sendrom olduğu anlamı çıkarılmamalıdır.

Bir fibromiyalji hastasına yapılabilecek en yanlış yaklaşım olayı tamamen psikolojik bir sorun olarak anlatıp “senin bir şeyin yok şeklinde” bir açıklama sunmaktır.

Cinsiyet, yaş ve meslek gibi etkenlerin rolü nedir? Kimler risk grubundadır?

Kadınlar erkeklere göre 9 kat fazla etkileniyor. Düşük eğitim ve gelir düzeyi de önemli oranda riski arttırıyor.

Fibromiyalji teşhisi konanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Fibromiyalji gerçek ve objektif bir hastalıktır.

Şikâyetler hastanın kafasından uydurduğu veya psikolojik dengesizliklerinin yarattığı şeyler değildir. Hayatı tehdit eden bir hastalık değildir ancak hayat kalitesini bozmaktadır.

Hastalar hastalıklarını iyi tanımalıdır. Şikâyetlerini arttıran sebepler tespit etmelidir. Bunları kontrol altına almaya yönelik çaba göstermelidirler. İlaç ve ilaç dışı tedavilerinin planlaması konusunda da mutlaka hekimlerden yardım almalılar.

Eskiden böyle hastalara Parafon (500 mg parasetamol ve adele gevşetici) gibi ağrı kesiciler ve Lyrica (pregabalin) gibi ağrıya da, duygudurum bozukluklarına da iyi gelen ilaçların yanı sıra, amitriptilin (Laroxly 10 ila 150 mg) gibi ilaçlar verilirdi.

Hâlbuki artık girişimci yöntemler (lokal anestetikle yapılan periferik sinir blokları) ve asetilsalisilik asid (Aspirin) benzeri NSA’lar (steroid olmayan ağrı kesiciler) çok faydalı oluyor.

Fibromiyalji (FM), yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı...

Fibromiyalji nedir?

Yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı sendromudur. Fibromiyaljili kişilerde irritabl barsak sendromu, kronik baş ağrısı, depresyon, anksiyete, huzursuz bacak sendromu, temporomandibular eklem işlevi bozukluğu, kronik yorgunluk sendromu ve irritabl mesane sendromu gibi bazı semptom veya sendromlara sık rastlanmaktadır.

Genel polikliniklere başvuruların %5–6’sını, romatoloji polikliniklerine yeni başvuranların %10-20’sini fibromiyaljili hastalar oluşturmaktadır.

Fibromiyalji belirtileri ve tipik özellikleri

Hafıza problemleri, düşünce bozuklukları,

Ellerde ve ayaklarda uyuşukluk ve karıncalanmalar,

Çarpıntı

Azalmış egzersiz toleransı

Bağırsak şikâyetleri (gaz, kabızlık, ishal)

Üzgün veya depresif duygudurum

Hipertansiyon (145/95 mm Cıva veya üstü) veya migren baş ağrısı

Gün boyunca yorgunluk hissi

Dinlenemeden uyanmış olma hissi (sürekli uykudan uyanma)

Nosiseptif (ağrı doğurucu) uyarılar sebebiyle, ağrının azaltılması ile hissedilen genel hassasiyet.

Çeşitli organları kapsayan psikosomatik semptomlar (hassas bağırsak sendromu, sık sık işeme, kardiyak semptomları, jinekolojik sorunlar)

Nörolojik sorunlar (vücutta uyuşma görülme, sinirli ve iğneleyici olma, gergin olma hâli, baş ağrısı)

Ruhsal rahatsızlıklar (depresyon, anksiyete, ağır depresyon ise nadir görülmektedir.)

Bilişsel sorunlar (konsantrasyon bozukluğu, yeni şeyler öğrenme güçsüzlüğü)

Kişiye göre değişen ödem hassasiyeti,

Hastaların % 30-50’si eklem hipermobilitesine sahiptir (kolları bacakları her yöne kolayca oynar ve Ehler Dannos Sendrmuyla karıştırılabilir.

Vücudun üst kısmı ile sınırlı olan kızarma eğilimi (eritema fugaks) ve diğer taraftan soğuk ekstremiteler bu hastalarda yüksek oranda görülmektedir.

Semptomlar dış faktörler (hava değişiklikleri, çeşitli rahatsızlıklar) ve iç faktörlere (stres faktörü) bağlı olarak değişmektedir.

Fibromiyalji ayrı bir hastalık oluşumu değildir ancak belirti ve bulguların bir birleşimidir.

Fibromiyalji hastaları sürekli olarak strese ağrı hissinin iletim sistemlerini bozacak istisnai bir şekilde reaksiyon gösterirler

Fibromiyaljiyle, bu hastalıkları karıştırmayın

Bel ve boyun ağrıları

Kronik yorgunluk sendromu

Depresyon

Hipotiroidi

Uyku bozuklukları

Fibromiyaljide tedavi

Her hastanın ayrı ayrı ele alınıp tedavi programının hastaya özel düzenlenmesi gerek. Hastaların uzun süre ilaç kullanımına sığınmaması gerekir. “Özellikle psikiyatrik ilaçlardan fayda görebileceğini düşünen kişiler uzun süre bu ilaçları kullanıyor. Tabii bu da daha sonra bağımlılık yapıyor” diye söylemlere kanmayın. Hiçbir antidepresan bağımlılık yapmaz.

Ancak Benzodiazepin grubu ilaçlardan kısa etkili olanları buna sebep olabilir (Ativan: Lorazepam) veya Xanax (alprazolam: bir benzodiyazepin türevi) kısa sure verilirse bağımlılık yapar.

Sonuçta fibromiyalji tedavi edilmemiş oluyor. Psikiyatrik ilaçların ancak eşlik eden bir psikolojik bozukluk varsa kullanılmasını tavsiye ediyoruz dendiğinde daha gerçekçi olur.

Ağrı kesicilerin kullanımında da (parasetamol gibi) böbrek, mide ve tansiyon problemleri gibi yan etkiler ortaya çıkabilmektedir.

Fibromiyalji hastalığının tedavisinde en önemli prensibin hasta-hekim işbirliğidir. Öncelikle hastayı hastalığı hakkında bilgilendirmek, hastalıktan korunma yollarını öğretmek çok önemlidir.

Tedavi, değişik bulguların olması sebebiyle hastaya özel düzenlenir. Hekim tarafından belirlenen PRP uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, egzersiz programı fibromiyalji tedavisinde en önemli yeri tutmaktadır.

Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışma sonuçlarını paylaşarak, PRP yöntemi ile fibromiyalji hastalığında asıl sebep olan fibrozitleri (ağrılı adale düğümleri) yok etmenin mümkün olduğu bilgisini veriyor.

Fibromiyaljili kişinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek, fibrozitleri çözerek tedavi artık mümkündür.

PRP yönteminde, sertleşen adale düğümcükleri içine, kişiden alınan kanın işleme tabi tutularak, trombosit (kandaki çekirdeksiz hücreler) dediğimiz kısmının verilmesiyle, doku içindeki sertleşmeler azalmakta ve fibrozitin düzelmesiyle ağrı ve kas spazmı oluşturan faktörlerin de salıverilmesi durmaktadır.

Adele spazmının ortadan kalkmasıyla, vücutta kas spazmına bağlı olarak oluşan belirtiler de genellikle ortadan kalkmaktadır.

Elle uygulanan şiropraksi gibi terapi yöntemleriyle de adale uzunluğu arttırılmakta ve sonrasında hastaya özgü verilen egzersizler ve önerilerle fibromiyalji hastalığını hasta unutmaktadır. Yani bir nevi ağrı hafızası kaybı elde edilir. Akupunktur ve hipnoz da çok işe yarar ama naltrekson verildiğinde (vücudun kendi imal ettiği bir ağrı kesici – bağımlılık önleyici madde) akupunkturun etkisi ortadan kalkar; derin hipnozda ise haftalarca sürebilir.

Fibromiyalji tedavisinde tedavi seçenekleri

Fibromiyaljinin tedavisinde, Fizik Tedavinin ve ilaç tedavisinin çok önemli yeri bulunuyor. Fizik Tedavi uygulamalarından örnekler:

Elektroterapi Uygulamaları (TENS: Trans Kütanöz Sinir Uyarımı, Ultrasonografi Tedavisi, Enterfrensiyel Akımlar, Biofeedback, Hvgs), Sıcaklık Ajanları, Doku Masajı, Klasik Masaj, Germe Gevşeme Eğitimleri, Bölgesel Enjeksiyonlar, Ozon Tedavisi, Prp (Trombositten Zengin Plazma), Nöral terapi, Proloterapi, Manipülasyon ve benzeri gibi yöntemler etkili olur.

Fibromiyalji (FM), yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı sendromudur...

Fibromiyalji nedir?

Fibromiyalji (FM), yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı sendromudur.

Fibromiyaljili kişilerde irritabl barsak sendromu, kronik baş ağrısı, depresyon, anksiyete, huzursuz bacak sendromu, temporomandibular disfonksiyon, kronik yorgunluk sendromu ve irritabl mesane sendromu gibi bazı semptom veya sendromlara sık rastlanmaktadır.

Genel polikliniklere başvuruların %5–6’sını, romatoloji polikliniklerine yeni başvuranların %10-20 sini fibromiyaljili hastalar oluşturmaktadır.

Fibromiyalji belirtileri ve tipik özellikleri

Hafıza problemleri,düşünce bozuklukları

Ellerde ve ayaklarda uyuşukluk ve karıncalanmalar,

Çarpıntı

Azalmış egzersiz toleransı

Barsak şikâyetleri (gaz, kabızlık,ishal)

Üzgün veya depressif duygudurum

Tansiyon veya migren Baş Ağrısı

Gün boyunca yorgunluk hissi (fatik)

Dinlenemeden uyanmış olma hissi (sürekli uykudan uyanma)

Noniseptif uyarılar nedeniyle, ağrının azaltılması ile hissedilen genel hassasiyet,

Çeşitli organları kapsayan psikosomatik semptomlar (hassas bağırsak sendromu, sık sık işeme, kardiyak semptomları, jinekolojik sorunlar)

Nörolojik sorunlar (vücutta uyuşma görülme, sinirli ve iğneleyici olma, gergin olma hali, baş ağrısı)

Ruhsal rahatsızlıklar (depresyon, anksiyete, ağır depresyon ise nadir görülmektedir.)

Bilişsel sorunlar (konsantrasyon bozukluğu, yeni şeyler öğrenme güçsüzlüğü)

Kişiye göre değişen ödem hassasiyeti

Hastaların % 30-50'si eklem hipermobilitesine sahiptir.

Vücudun üst kısmı ile sınırlı olan kızarma eğilimi (eritema fugaks) ve diğer taraftan soğuk ekstremiteler bu hastalarda yüksek oranda görülmektedir.

Semptomlar dış faktörler (hava değişiklikleri, çeşitli rahatsızlıklar) ve iç faktörlere (stres faktörü) bağlı olarak değişmektedir.

Fibromiyalji ayrı bir hastalık oluşumu değildir ancak belirti ve bulguların bir kombinasyonudur.

Fibromiyalji hastaları sürekli olarak strese ağrı hissinin iletim sistemlerini bozacak istisnai bir şekilde reaksiyon gösterirler

Fibromiyaljiyle, bu hastalıkları karıştırmayın

Bel ve boyun ağrıları

Kronik yorgunluk sendromu

Depresyon

Hipotiroidi

Uyku bozuklukları

Fibromiyaljide tedavi

Her hastanın ayrı ayrı ele alınıp tedavi programının hastaya özel düzenlenmesi gerek. Hastaların uzun süre ilaç kullanımına sığınmaması gerektiğini vurgulamak gerekir. "Özellikle psikiyatrik ilaçlardan fayda görebileceğini düşünen kişiler uzun süre bu ilaçları kullanıyor. Tabii bu da daha sonra bağımlılık yapıyor. Sonuçta fibromiyalji tedavi edilmemiş oluyor. Biz psikiyatrik ilaçların ancak eşlik eden bir psikolojik bozukluk varsa(!) kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Ağrı kesicilerin kullanımında da böbrek, mide ve tansiyon problemleri gibi yan etkiler ortaya çıkabilmektedir.

 

Hiçbir antidepresan bağımlılık yapmaz ama mesela Efexor ve eşdeğerlerinde kesilme sendromu çok görülür. Bu da hidroksizin (Atarax), çok ender olarak uzun etkili Diazem gibi uzun etkili benzodiyazepinlerler bunlara engel olur ama yeşil reçeteye tabidir.

Fibromiyalji hastalığının tedavisinde en önemli prensibin hasta-hekim işbirliğidir. Öncelikle hastayı hastalığı hakkında bilgilendirmek, hastalıktan korunma yollarını öğretmek çok önemlidir.

Tedavi, değişik bulguların olması nedeniyle hastaya özel düzenlenir. Hekim tarafından belirlenen PRP uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, egzersiz programı fibromiyalji tedavisinde en önemli yeri tutmaktadır.

Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışma sonuçlarını paylaşarak, PRP (Plateletten yani trombositten Zengin Plazma) yöntemi ile fibromiyalji hastalığında asıl sebep olan fibrozitleri (ağrılı kas düğümleri) ortadan kaldırmanın mümkün olduğu bilgisini veriyor.

Fibromiyaljili kişinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek, fibrozitleri çözerek tedavi artık mümkündür. PRP yönteminde, sertleşen kas düğümcükleri içine, kişiden alınan kanın işleme tabi tutularak, trombosit dediğimiz kısmının verilmesiyle, doku içindeki sertleşmeler yok olmakta ve fibrozitin kaybolmasıyla ağrı ve kas spazmı oluşturan faktörlerin de salıverilmesi durmaktadır.

Adale spazmının yok olmasıyla, vücutta spazma bağlı olarak oluşan belirtiler de yok olmaktadır. Uygulanan manuel terapi yöntemleriyle de kas uzunluğu arttırılmakta ve sonrasında hastaya özgü verilen egzersizler ve önerilerle fibromiyalji hastalığını hasta unutmaktadır.

Fibromiyalji tedavisinde tedavi seçenekleri

Fibromiyalji'nin tedavisinde, Fizik Tedavi'nin ve ilaç tedavisinin çok önemli yeri bulunuyor. Fizik Tedavi uygulamalarından örnekler:

Elektroterapi Uygulamaları (Tens, Ultrasonografi Tedavisi, Enterfrensiyel Akımlar, Biofeedback, Hvgs),

Sıcaklık Ajanları,

Doku Masajı,

Klasik Masaj,

Germe Gevşeme Eğitimleri

Bölgesel kısa etkili anestetik madde enjeksiyonları,

Ozon Tedavisi,

Prp (Trombositten Zengin Plazma),

Nöralterapi,

Proloterapi,

Manipülasyon vb gibi işe yarayabilmektedir.

Herkese sevgi, sağlık, dayanışma ve bütünleşmeyle dolu günler diliyorum.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 17 Nisan 2017 Pazartesi

Okumaya devam et
  3149 Hits
  1 yorum
3149 Hits
1 yorum

HEKİMLİK UŞAKLIK GİBİDİR

Sevgili Mekâncılar,

Tababet, bir bilimden ziyade, bir sanattır ve icabında 24 saat telefonunuzu açık tutmanız gerekebilir. Neslim’inki ve benimkiler öyle…

Psikiyatrinin pratisyen hekimliğini yapıyoruz; bizi çok aşmayan durumlarda dâhilî veya nörolojik tablolara da el atıyoruz.


Bazılarımızın sekreteri vardır, ona müracaat etmeden ulaşamazsınız.

Bazılarımızın sekreteri telefonu açar, bir kısmımızın GSM numarası zaten mevcuttur ve herkes, her an ulaşabilir.

Bir kısmımıza derhal ulaşırsınız, bazılarımıza ise pek zor.

Bunlar çok gerekli ve tabii şeyler ve bugüne kadar bunun zararını görmedik.

İnternet’te dahi cep telefonları yazılı olan bizlerden başka kaç kişi var mı bilemiyoruz.

Bütün bunlar iyi hoş da, USD 2.68 TL olunca garip şeyler de vuku bulmakta.

İnsanlar fakirleşiyor ve satın alma güçleri de düşüyor.

Eskiden zam yapınca, müracaat eden hasta yahut danışan sayısı artardı, şimdilerde bu iş tersine döndü.

Düşünün, 30 yaşlarında dul bir kadın önce birkaç psikiyatra gidiyor ama çare bulamayınca, 2015 senesinde bir cinci hocaya müracaat ediyorlar ailece.

Peki, ne oluyor?

Bu “Hoca Efendi Hazretleri” bir güzel içindeki “üç harfliyi” çıkarmak için kadıncağızı eşek sudan gelinceye kadar dövüyor; hem de falakayla ve 1.000.000.000 TL (eski parayla Bir Milyar TL) alıyor.

Eh, cin çıkıyor mu?

d]

Tabii ki hayır!

Sonra ne oluyor?

Kadıncağız annesiyle birlikte soluğu POLİMED’de alıyor ve pazarlığa başlıyor: “Hocam, mutlaka size devam etmek istiyoruz ama bize indirim yapın”.

Hastanın iyiliği önce gelir diyoruz, Sekreterim Rukiye’ye de danışıyorum ve tekrar bir şarlatanın eline düşmesin diye tenzilat yapıyoruz.

Bu sayede ancak devam edebilecek. Alacağımız ücret çok düşük ve masrafı karşılamaz ama başka da çareleri yok.

Kişilik Testlerini istiyoruz, “paramız az, birini yaptıralım mı Hocam” diyorlar!

MMPI ve Rorschach kadar, Demans (Bunama) bataryası ve IQ (zekâ testlerinin de) icabında yapılması gerektiğini vurguluyoruz. Bunları zaten psikologlar yapıyor. Bizim iştigal sahamızda değil…

ed]

Hele Uyku Apne Sendromu, Huzursuz Bacak sorunu varsa mutlaka Polisomnografi de yaptırmak, EEG çektirmek şart. İyi donanımlı bir Uyku Laboratuvarında da bu işler birkaç milyarı bulabilir duruma göre (CİPAP aleti, birkaç gece yatma vs.).

Allah’tan bu hastada mevcut değil ama daha önce kullandığı bir nöroleptiğe bağlı olarak hafif Tardif Diskinezi de başlamış.

Hipnoza da hiç yatkın değil. Zaten böyle bir vakada hipnoterapi sadece sıkıntıyı (anksiyeteyi) azaltmakta işe yarayabilir…

Reçeteyi yazıyoruz ve en geç10 gün sonra gelmelerinin elzem olduğunu anlatıyoruz.

Bu sefer de “kontrol mü yoksa gene vizite alacak mısınız” diye sual ediyorlar.

“Efendim, üç beş dakikalık uğramalar hâricinde, bizim meslekte kon trol yoktur ama size mutlaka bir kolaylık sağlayacağız” diyoruz.

Minnetle, şükranla kabul ediyorlar da, aklımıza şu takılıyor: “Bizim emeğimizin karşılığı için bu hesabı yaparken, neden Cinci denen adama bu kadar parayı kaptırdınız”?

Tabii ki bunu sormuyoruz çünkü incinirler.

Garip zamanlarda yaşıyoruz ve bilhassa Devlet Hastanelerinde çok ucuza hasta bakıl(a)mıyor.

Vahşi Kapitalizm terk edinceye kadar ülkeyi, bakalım daha neler göreceğiz.

Rüya tabirleri tabii ki psikiyatride ancak bir derecede yer tutar.

Çoğu da saçma sapan şeylerdir.

Nadiren istiareye yatınca bir şeyler görülür ama bunlar hep sembolik, arketipal imgelerdir.

Tıpkı Ölün Ânı Yaşantıları gibi, bunlardan daha sonra da bahsedeceğim.

Bu aralar serum Lityum Düzeyi sehven yükselmiş olan bir hastamı telefonla takipteyim (ileri yaşına rağmen fazla almış bilmeden).

Dilerim bu karanlık günler geçer ve 2015’te hâlâ Cincilere kimse gitmez…

Herkese Sevgi ve Saygılarımızla…

Neslim & Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 14.04.2015

Okumaya devam et
  2637 Hits
  1 yorum
2637 Hits
1 yorum

3. Ulusal Tıp Günleri (3. UTG), 30 Kasım-02 Aralık 2012 Kütahya

Dr. Fazıl Doğan

3. Ulusal Tıp Günleri (3. UTG)

30 Kasım-02 Aralık 2012 Kütahya

 

KONGRE MERKEZİ

Yoncalı Termal Otel

Tavşanlı Yolu 16. Km Yoncalı/Kütahya

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

http://ulusaltipgunleri.com/

www.twitter.com/ulusaltip

 

30 Kasım – 2 Aralık 2012 Kütahya

 

PROGRAM

 

30 Kasım   2012 Cuma

11:00 Eskişehir Köprübaşı Ziyareti

13.00 Açılış: Prof. Dr. Recep Akdur 3. UTG Başkanı.

13:15 – 13.30 Dr. Fazıl Doğan’ın Yaşamı: Ali Duyan ECDAT-EMET Cevizdere Araştırma Derneği Başkanı.

13:30-14:00 Prof. Dr. İ. Hamit HANCI: Kuvay-i Milliyye Destanı (Müzik-Slayt-Şiir Gösterisi).

14:00-14:30 Ara


14:30-15:30 Konferanslar-1

Kolaylaştırıcı: Prof. Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı AD.

-Uz. Dr. Erkan Balkan, Ankara Atatürk D. Hastanesi: Balkan Savaşının (1912-13) 100. Yılı dolayısıyla “Balkan Savaşında Sağlık”.

-Prof. Dr. Kerem Doksat. Psikiyatri Uzmanı. Millet Olmak Ne Demektir?

-Yrd. Doç. Dr. Zehtiye Füsun Yaşar, Emekli Öğretim Üyesi. (MAKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü): Ülkemizde Kadının Konumu.

-Uz. Dr. Ülkümen Rodoplu, Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Yardımcısı: Türkiye’de Doktor Olmak...

15:30-15:45 Ara

15:45-16:45 Konferanslar-2

Kolaylaştırıcı: Prof. Dr. Kerem Doksat, Psikiyatri Uzmanı.

-Prof. Dr Recep Akdur: “Günümüzde Hekim ve Hasta Hakları Denklemi” Sağlık Alanı Haklarında Çağdaş Paradigma.

-Uz. Dr. Neslim Doksat, Çocuk Ruh Sağlığı Uzmanı: Bağlanma Teorisi.

-Yrd. Doç. Dr. Suavi TUNCAY, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi, Uluslararası Türkbilim Dergisi Editörü: İletişim Psikolojisi ve Toplumsal Şiddetin Algılanmasında Kurumsal Yapıların Rolü.

-Yrd. Doç. Dr. Serap Selver, Kipay Muğla Üniversitesi Fethiye Sağlık YO: Bakımın görünmez eli “Duyarlılık”.

16:45-17:00 Ara

17:00-17:45 Konferanslar-3

Kolaylaştırıcı: Uz. Dr. Neslim Doksat, Çocuk Ruh Sağlığı Uzmanı: Bağlanma Teorisi.

-Yrd. Doç. Dr. Burcu İlkay Karaman: Dokuz Eylül Üniversitesi Dilbilimi Bölümü Edebiyat Fak. “Türkçe Tıp Terimlerinin Barındırması Gereken Nitelikler”.

-Ziraat Müh/Ebe Yeliz Çatak: Agroterorizm.

-Prof. Dr. Akın Yıldız: Bir Cumhuriyet Öğretmeni. Kısa sunum.

-Arzu Kanlı: Dilbilim ve Psikiyatri.

 

18:30 Akşam Yemeği / Canlı Müzik

19:30

Kütahya Akoluklar Zeybek Grubu Gösterisi (Kâmil Gündüz’ün Katkılarıyla).

 

Program 1 Aralık 2012 Cumartesi

08:30 -09:30 Konferanslar-4

Kolaylaştırıcı: Doç. Dr. Uğur Koca, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi. Anestezi ve Reanimasyon AD.

-Esra Çelik ve Sevim Nur Ünv. Dokuzeylül Tıp Fak.: GençTıbbiyeliler.  

-Hilal Arslan, Dokuzeylül Tıp Fak.: Akıllı projeler.

-Dr. Ozan UZKUT, Antalya Tabip Odası: Mobbing.

-Uz. Dr. Canan YÜKSEL, Ordu DH: Tıbbî Uygulama Hatalarında Bilirkişilik.

09:30 – 09:45 Ara
09:45 -10:45 Konferanslar-5

Kolaylaştırıcı: Doç. Dr. Gürkan Ersoy, Dokuzeylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD.

-Prof. Dr. P. Sema AKA (Bağımsız Araştırmacı) - Prof. Dr. Yavuz Sinan Aydıntuğ, (Gülhane Askerî Tıp Akademisi Ağız Diş Çene Hastalıkları Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı): Adlî Diş Hekimliği Tarihi.

-Dr. Hüseyin Bekir, Yunanistan: Osteoporoz, çağımızın “sinsi” hastalığı.

-Doç. Dr. Uğur Koca, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anestezi ve Reanimasyon AD: Sağlık: Küba ve Biz.

10:45-11:00 Ara

Okumaya devam et
  5400 Hits
  0 yorum
5400 Hits
0 yorum

NÖROLOJİ ve PSİKİYATRİDEKİ YOL AYRIMI

Bundan 70 sene öncesinden kalma nâhoş bir tesbit vardır:

    • Cerrahlar hiçbir şey bilmezler ama çok konuşurlar ve çok da işe yararlar;
    • Dâhiliyeciler çok şey bilirler ama çok az konuşurlar çünkü işe yaramazlar;
    • Nöropsikiyatrlar ise hem hiçbir şey bilmezler ama çok konuşurlar ve hiçbir işe de yaramazlar!  

Günümüzde ise bunların hepsi çöpe gitti!

Biz psikiyatrlar da, cerrahlar hâlâ çok konuşuyoruz; dâhiliyeciler hâlâ az konuşuyorlar ama modern tıp sâyesinde bütün şubeler çok iyi iş yapıyor, hayat kurtarıyor ve şifa dağıtıyorlar.

Yunanca psukhe [kelebek, nefes, hayat, ruh] ve logia [bilim, teori] kelimelerinin izdivacıyla, psikoloji terimi ilk olarak "ruhları çağırma ilmi anlamında, bir Alman skolastik filozofu olan Rudolph Göckel veya Rudolf (Rudolphe) Goclenius tarafından 1590'da kullanıldı. Nöroloji [asabiye] terimi Yunanca sinir [nevre/neuron] ve logia [bilim, teori] kelimelerinin ise bir toplamı; sinir sisteminin hastalıklarıyla uğraşan tıp şubesi. Psikiyatri [psychiatrie: akliye] ise bir Alman fizyologu ve anatomisti olan Johann Christian Reil [1759-1813] tarafından ilk defa 1808'de akıl hastalıklarının önlenmesi, tanınması ve tedavisi ilmi anlamında kullanıldı; psikiyatr da "zihinsel şifacı idi. Yâni, psikiyatrinin doğumu nörolojiden olmadı, bir fizyolog açtı yolu; tıpkı SigmundFreud'un da esasen fizyolog olması gibi.

Okumaya devam et
  5149 Hits
  0 yorum
5149 Hits
0 yorum