Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

LİDERLERİMİZ BAĞIRIYOR, BALIKÇILARIMIZ ÖLDÜRÜLÜYOR, MEHMETÇİK ŞEHİT DÜŞÜYOR, DEVLETLÛ YAHUDİLER'LE ARAPLAR'I BARIŞTIRIYOR!

Şu anda CHP'nin başkanı bağırıyor; nerede mi, kendi partisinin kurultayında. Kendi soruyor, sonra kendisi cevaplıyor ve müthiş bir öfke içerisinde. Öyle böyle değil.

O da az sonra...

İktidar Partisi'nin başkanı da kendi partisinin toplantılarında kükrüyor. Bâzen o kadar öfkeleniyor ki, "hah, işte şimdi ya kendi kendini dövecek ya da birisini pataklayacak" diye asabımız bozuluyor. Aslında kadrolu şamar oğlanları tutsalar bu partiye, ne iyi olur. Çünkü bir hitabet üslûbu olan öfkesi yüzünden Devletlû'nun bâzen kan şekeri düşüp "nöbet(!) filân geçiriyor; hiç olmazsa din iman aşkına zâten vurduğu yerde gül biteceğini bekleyen şamar oğlanını biraz pataklayıp stres atar. Partililer de hep bir ağızdan tekbir getirirler ve rahatlarlar. Benden teklif ve tavsiye etmesi.

Sanırım Baykal, Devletlû'dan bilerek veya bilmeyerek kopya çekiyor. Onun gibi bağırıp çağırıyor. Ama olmuyor, beceremiyor. Çünkü Devletlû'nun hitabet eğitimi var. Senelerce bu konuda tâlim etmiş. Eğer konuşmalarının prozodisini takip ederseniz, ne zaman crescendo ne zaman decrescendo, ne zaman agitato ne zaman rallentendo yapacağını çözebiliyorsunuz (sevgili HCÖ bu terimleri bilir). Baykal ise bir Beyaz Türk(!); kabadayılığı beceremiyor.

Zâten amacı iktidara gelmek filân da değil Baykal'ın. Buna gerçekten inanan bir aklı başında kişi olduğunu sanmıyorum. İnanılmaz derecede ahmakça bir çıkışla Genel Kurmay'ı karşısına alıp AKP'nin yanına iten, normâl konuştuğunda da "ıgggh, eegghhh filân deyip ikide bir gırtlak temizleyen Baykal'dan ne köy olur, ne de kasaba. Partisinin de hiçbir ciddi atılımı, açılımı, plânı, programı yok. Bu sebeple de ikide bir Devletlû'nun istihzalarına mâruz kalıyor, "bize adam gibi muhalefet lâzım diye dalgasını geçiyor.

Bakın, şu anda (13:38) Baykal partisinin mütevâzi olduğunu söylüyor. Yâni CHP, paralel (koşut) imiş; Türkiye'yi idare etme adayı Türkçe bilmiyor! Mütevâzı yâni alçakgönüllü demeyi öğrenememiş.

MHP'nin spiker Genel Başkanı da gözünü yazılı metinden kaldırdığı anda hiddet saçıyor (yukarıda resmi vardı).

Okumaya devam et
  3621 Hits
  0 yorum
3621 Hits
0 yorum

Ayşe Arman'ın Üstün Öngel'le Yaptığı DEPRESYON Röportajı veya Rezaleti!'

19 Nisan 2008 tarihli Hürriyet'te bu güzel muhabiremizin Tarsus Amerikan Koleji'nden ağabeyi olan Üstün Öngel'le bir röportajı neşredildi (Ayşe'yi yakinen tanıdığımı, daha önce benimle de bir röportaj yaptığını ön bilgi olarak vereyim). Önce onu nakledeyim:

***

Antidepresan eşittir çağdaş muska

Sosyal psikolog Üstün Öngel. Farklı bir ses. Sivri bir ses. Adana'da kurduğu Psikolojik Yardım Derneği Türkiye'nin ilklerinden. Çevresinden çok övgü alıyor. Âilelere ve çocuklara evde destek programı uyguluyor.


Sosyal Psikolog Üstün Öngel

Çok sıkı bir iş yapıyor. Aynı zamanda da antidepresanlar hakkında sert görüşler öne sürüyor. Adam kafadan karşı! Ve kafa atıyor! Kime? Psikiyatriye ve psikiyatristlere (MKD: Ayşe'nin üslûbuna dikiz). İlâçların sorunu çözmediğini, üstünü örttüğünü iddia ediyor. O, öyle düşünüyor. Ama mutlaka karşı görüşte olanlar, farklı düşünenler de vardır. Bu sayfa onlara da açık. Önümüzdeki günlerde "Hayır kardeşim antidepresan faydalıdır! diyen psikiyatristlerle de konuşmak isterim (MKD: Allah [cc] râzı olsun Ayşe; bize bu imkânı tanıdığın için minnettarız vallahi).

Depresyonda ilâç kullanımı çok mu yaygın?

Hem de nasıl. İnkârın kol gezdiği, bilincin mumla arandığı bu dünyada, ilâç, elbette en büyük kolaycılık. İlâçla yasadışı maddeleri ayıran tek şey, birinin doktor eliyle reçete edilmesidir (MKD: Vay ki vay).

Siz ikide bir doktorların depresyonun d'sini gördüklerinde ilacı dayadıklarını söylüyorsunuz.

Okumaya devam et
  11423 Hits
  8 yorum
11423 Hits
8 yorum

ALLAH NEDİR?

Başlığı görenler benim "kafayı yediğimi" düşünebilir.

Şimdilik hayır.

Sâdece, bana özel mesaj yollayan bir ziyaretçimle olan muhavereyi nakledeceğim; okuyunca, başlığın ne olup olmadığı ortaya çıkacak sanırım.

***

Sayın Kerem Doksat Hocam,

Yazılarınızı ve sizi www.keremdoksat.com sitenizden takip etmekteyim. Felsefeye ve bilime ilgi duyan biriyim. Bir süredir üzerinde düşündüğüm ve işin içinden bir türlü çıkamadığım bir konu var. Eğer izin verirseniz onu sizinle paylaşmak ve fikirlerinizi almak isterim. Değerli zamanınızı almadan kısa da olsa cevap verirseniz çok mutlu olacağım Sayın Hocam. Aşağıda sorumu bulabilirsiniz:

1. Sonsuzluk dışı olmayan, bu anlamda sınırları olmayandır. Ve sonsuzluk tanımlanamaz, tanımlanabilen sonlu olanlardır. Bu durumda sonsuz nötr olan kutupsuz olandır, toplamı sıfırdır, bir yöne eğilimi yoktur, sıfatları yoktur. Sonsuzluk tanımlanamaz evet ama sonsuzluğa nötr veya kutupsuz dediğimiz zaman da bu bir tanımlama oluyor. Sonsuzluk hakkında konuşmaya düşünmeye başladığımız anda tanımlama yapmış oluyoruz. Ona bir şekilde sıfat yüklüyoruz. Tanımlama yapmadan ne konuşabiliyoruz ne de düşünebiliyoruz. Hâttâ öyle ki sonsuz tanımlanamaz derken bile aslında onu tanımlamış oluyoruz. Ne yaparsak yapalım bir tanımlama var işin içinde. Ama tanımlamak da yanlış. İşte paradoks ve kafamı karıştıran nokta bu.

2. Vahdet-i Vücûdun anlattığı Allah ile sonsuzluk sizce örtüşüyor mu? Yani Allah = Sonsuzluk mu sizce? Allah hakkında bir yandan 99 sıfatı olduğu söylenir, bir yandan da "Allah tüm isim ve sıfatlardan münezzehtir" denilir tıpkı sonsuzluk gibi. Ama münezzeh olmak da en nihâyetinde bir sıfattır. Buralarda çelişkiler yok mu? Ayrıca Tanrı için eğilimi ve sıfatı yok dersek (sonsuzda olduğu gibi) bu sefer onu durağan yapmış oluruz, burada da bir eksiklik var sanki. Fakat O'nu tanımladığımız zaman da bu sefer sonlu hâle getirmiş oluyoruz. Yâni sonlu alandaki kavramlarla sonsuzu tanımladığımız zaman kategorik hataya düşmez miyiz? Acaba her târif/tanımlama ifâde ettiği kavramın sınırlarını çizer mi sizce?

Okumaya devam et
  4743 Hits
  4 yorum
4743 Hits
4 yorum

TURHAN ÇÖMEZ: YENİ BİR LİDER Mİ DOĞUYOR?

Operatör Dr. Turhan Çömez'le birkaç ay önce tanıştık, bir buçuk saat kadar sohbet ettik. Çok açık, net ve düzgün bir adam olduğu intibâını aldım. Aşağıdaki açıklamaları da bunu destekliyor:

***

10 Nisan 2008 Perşembe 18:21

AK Parti'den ihraç edilen Turhan Çömez'den gündemi derinden sarsacak açıklamalar.

AKP Merkez Disiplin Kurulu'nun partiden ihraç ettiği Balıkesir eski Milletvekili Dr. Turhan Çömez, AKP'nin kapatılma davasından büyük üzüntü duyduğunu, ancak hazırlanan iddianamede güçlü deliller olduğunu söyledi. Ergenekon soruşturmasının da bir tiyatro olduğunu öne sürdü.

AKP Merkez Disiplin Kurulu'nun partiden ihraç ettiği Balıkesir eski Milletvekili Turhan Çömez, Türk Ocakları Uşak Şûbesi'nin davetlisi olarak katıldığı panelde konuşma yaptı. Konuşmasında AKP'nin kapatılma davasından büyük üzüntü duyduğunu söyleyen Çömez, "Ben bu davanın açılmasından büyük üzüntü duyuyorum. Çünkü bunun mağduriyetini oynayacak siyasî aktörler bundan zarar görmeyecek. Bırakın kim suçluysa halka hesap versin. Bu millet neyin doğru neyin yanlış olduğu görsün. Siyasî partiler sandıkta hesap vermeli. Ancak, Türkiye bu davayla karşı karşıya... Sayın Başsavcı'nın güçlü delilleri var. Türkiye böyle süreçlerden yara almadan çıkmalı. Türkiye Amerika ve AB'nin talimatlarıyla hareket etmemeli dedi.

Okumaya devam et
  6510 Hits
  4 yorum
6510 Hits
4 yorum

KARIKOCALARA KISACIK TAVSİYELER

Ey kocalar, hemen bütün primatlar gibi, Y kromozomunuzun getirdiği bir çok-eşlilik ve her dişiyi dölleyip hareminize katma eğiliminiz var; bunu da destekleyen evrimsel antisosyal davranış portföyünüz: Kavgacılık, öteki üzerindeki mülkiyet hissi ve rekabet. Siz alfa dominantsınız.

İster gözünüz çöplükte kalmış olsun, ister olmasın, fark etmez. Karınızı aldatmayın. Çünkü kadın mutlaka anlar; sezinler, sezer veya bir şeyle. Ama anlar. Anlayınca da gönül kâsesi kırılır. O kâseyi daha ne kadar yapıştırmaya kalksanız da olmaz, eskisi gibi sağlam ve sızdırmaz vasfına kavuşamaz. Doğum gününü, nişanlanma ve evlilik yıldönümlerini, hâttâ ilk kesiştiğiniz ve öpüştüğünüz günleri filân mutlaka hatırlayıp karınca kararınca bir güzellik yapın.

Arada bir ufak hediyeler, sürpriz romanslar onu size iyice bağlayacaktır. Cinsel hayatınızda "önce o, sonra ben" veya "ikimiz" modeline önem verin. Espri için dahi başka güzel kadınlarla mukayese etmeyin. Sabah dişinizi yıkayın, duşunuzu yapın ve en azından kökü kokmayın. Erkeğe yakışır diye, bizde böyle diye karınızın yanında gaz çıkarmayın. Öfkenize dâima hâkim olun, karınız sizin boks torbanız değildir!

Okumaya devam et
  3924 Hits
  3 yorum
3924 Hits
3 yorum