Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

ENGİN ARDIÇ

Yazılarını ikircikli, hâttâ üçürcüklü (ambivalansın üç yönlü olanı karşılığında ben uydurdum) duygularla okuduğum bir yazardır EA.Takdir ederim entellektüel birikimini ama herkese tepeden bakan ve sürekli olarak söven tarafından sıkılır, rahatsız olurum; bir de zamanında kendi yaptıklarını öve öve anlatıp, aynını şimdilerde yapanlara sataşmasına kızarım. Hani Devletlû "öfke bir üslûptur" diye buyurmuştu ya, EA da "sövmek bir üslûptur" diye takılıyor herhâlde. Kendine benzeyen Hıncal Ağabeyi'ne de şöyle der: "Kendini demokrat ve liberal ilan eden, üç kâğıtçı, dönek, yalaka, yağcı enteller olduklarını söylüyor", "niyetim hiçbir zaman hakaret etmek olmadı" diyerek etmediği küfürü bırakmıyor ama...

İçinde "orospu", "anasını avradını", "eşek seçmen", "pezevenk", "zilleri nerenize saklayacaksınız" gibi lâfların geçmediği makalesi pek azdır. Meselâ tipik bir makale sonlandırış: "mahfillerin beni kara listeye aldıklarına, telefonlarımı dinlediklerine dair bazı duyumlar alıyorum.

Kimleri "şeyinden tavana asacağınızı" biliyorum da, beni ne yapacaksınız? Öldürecek misiniz, kodese mi tıkacaksınız, sürgüne mi göndereceksiniz?

Yoksa babalık edip Sabah Gazetesi'ni kapatmakla ve bana yazı yazdırmamakla mı yetineceksiniz? Allah razı olsun.>>

Beni rahatsız eden ikinci özelliği de çizgisiz olması. Kendini çok yiğit ve cesur olarak tavsif eder hep ama neyi savunur, kimden yanadır belli değil. Aslında müzmin muhalifler dediğimiz kişiliklerden biri EA. Varoluşları karşı çıkmakla, eleştirmekle mümkündür; yoksa, yokolurlar. Amaçları yapmak değil yıkmaktır ve öfkelerini de iyi rasyonalize ederler.

Neyse, beni güldüren bir varaka geçti elime; EA'ı okurken psikolojik olarak rahatsız olan bir vatandaş kendisini Basın Konseyi'ne şikâyet etmiş (Hani şu Helin'in de üye olduğu ve Kürtçe türkülerle dolu bir CD çıkaracağını duyurduğu web mekânlarına da bakan makam). Bakın ne yazmış vatandaş (noktasına dahi dokunmuyorum):
GAZETECİ ENGİN ARDIÇ'IN BASIN MESLEK İLKELERİNİ İHLÂL ETTİĞİNİN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ŞİKÂYET DİLEKÇEMDİR

Okumaya devam et
  3935 Hits
  0 yorum
3935 Hits
0 yorum

ENTELLEKTÜEL KIZLAR MUHABBETİ

Haydi Gel Bizimle Ol programında (aslında Haydi, Gel Bizimle Ol olması lâzım ama büyük medyadaki ağabeyler en doğrusunu bilir), Müjde Ar ile Pınar Kür ve Aysun Kayacı arasında sert bir tartışma yaşanmış. Aysun Kayacı'nın tartışma sırasında söylediği sözler AK Parti'ye oy verenleri, bilhassa gecekonduda oturanları çok kızdıracakmış.

***

Aysun Kayacı "ben vergi veriyorum niye vergisini vermeyen, çok özür dilerim herkes üstüme gelecek ama kalıp olarak söylüyorum, 'dağdaki çoban'la benim oyum eşit meselâ. Niye? Hiç vergisini vermeyen biriyle niye benim oyum eşit. O benim kadar duyarlı benim kadar sorumluluk sâhibi bir şekilde yaklaşıyor mu acaba" diye konuşmuş.

Müjde Ar "o zaman en çok vergiyi veren 60 tâne oy versin. Öyle şey olur mu" demiş.

Aysun Kayacı, AKP seçmenini çok kızdıracak şu sözleri sarf etmiş: "Ama şu an sizin şikâyet ettiğiniz şey, ayak takımının iktidara getirdiği partiden şikâyet etmiyor musunuz"?

Müjde Ar "hiç öyle bir şey söylemedik biz. Ayak takımı diye bir şey kullanmadık biz" derken, Kayacı, bu sefer de gecekondu semtlerinde ve fakir mahallelerde hayat mücadelesi veren vatandaşları kızdıracak sözler söylemiş. Ne mi, işte aşağıda: Aysun Kayacı "Gecekondu diken, sonradan belediyelerin diploma dağıtır gibi tapularını dağıttığı gecekondu dikenle, kaçak elektrik kullananla ki bu yüz binleri buluyor Türkiye'de; vergi kaçıranla niçin benim oyum eşit acaba" diye sorgularken, Pınar Kür de Kayacı'ya destek çıkmış...

Çiğdem Anad "ama o elektrik parasını ödeyemiyor" diye konuşunca Aysun Kayacı, "o ödemiyor öyle gecekonduları dikiyor ondan sonra" diyerek eleştirilerini sürdürmüş. Kayacı'nın bu sözlerine çok kızan Müjde Ar tepki gösterirken, ikili arasında ortam gerilmiş ve şu diyaloglar yaşanmış:

Müjde Ar "ben seni bir gecekonduya göndereyim iki gün yaşa, bak ben gittim oralara"...

Aysun Kayacı "benim annemin âilesi de dışarıdan geldi. Geldiklerinde onlar da şu an dışarıda insanların yaptığı gibi iki tâne gecekondu dikip akıllı 'köylü kurnazı' derler ya, öyle bir yöntem deneyebilirlerdi. Benim anneannem de, benim annem de çok çekti".

Müjde Ar "ama insanlar büyük şehirlere karınlarını doyurmak için geliyorlar. En fazla kaçak elektrik Güneydoğu'da kullanılıyor. Ne yapsın insanlar? Hâlâ Adıyaman'da mağarada yaşayan insan var Aysun"...

Okumaya devam et
  3900 Hits
  0 yorum
3900 Hits
0 yorum

KUŞ GRİBİ GEYİĞİ

Ortada olup bitenler o kadar sür'atle gelişiyor ki, bu yazımda sâdece geyik yapacağım. Israrla ve inatla Ergenekon'dan da bahsetmeyeceğim, tamam mı!

***

"Geyik yapmak" yeni nesillerin bir tâbiri; menşeini bilmiyorum ama cinsellikle uzaktan akraba olduğunu, sûreten de şakalaşmak anlamında kullanıldığını biliyorum ve bütün bunları göze alarak, bir "lapsus Freudien" mâhiyetinde değil, bilinçli olarak "geyik" yapacağım.

Efendim, geçen gün gazetelerden öğrendik ki, kuş gribi sebebiyle karantina altında olan bir köyümüzdeki 17 yaşında yağız bir delikanlı komşusunun tavuğuna sevdâlanmış.

Sevdâsı o derece ileri gitmiş ki, dayanamayıp tavukla cinsî münasebette bulunmuş.

Tavuk da ölmüş. Bu vefatın esbâbı mûcibesi meçhûl. Yâni yumurtlayacak kadar genişleyebilecek büzüğü olan tavuğun vefatının zevkten mi, aşkı memnûnun hicâbından mı yoksa "tecavüzcünün (doğrusu mütecâviz olacak ama neyse, zâten geyik yapıyoruz) yamyamca eğilimlerinin bir sevk-i tabiîsi olarak şettikten sonra bir de kızartıp yemesinden mi neş'et aldığı gazetelerde ifşa edilmemiş. Eğer ilk iki şıktan biri vâki ise, rahmetli gıtgıtgıdağın ismi Memnune olarak yâd edilmeli (geyik).

Köylüler olaydan şüphelenip, ev sâhibi olup da o esnâda İstanbul'da bulunan imama haber salmışlar; o da atlayıp (geyik) evine gelmiş ve sevgili tavuğunun arş-ı âlâya yükseldiğini, bu terfii de komşusu yağız delikanlının hayata geçirdiğini (geyik) anlayınca kendisinden şikâyetçi olmuş. Eğer olmasa, amme (geyik) davası açılır mıydı? Vallahi bilmem. Eşek, köpek gibi hayvanattan dolayı çok hâdise işittik ama tavuk için kuşkuluyum.

Jandarma hâdiseye el koymuş (geyik) ve maktûl de suçunu itiraf etmiş ve ayaktan (geyik) yargılanmak üzere salıverilmiş.

İmdi, bir tıbbiyeli olarak meraktayım, hâttâ endişeliyim. Nelerden dolayı mı?

***

Okumaya devam et
  3380 Hits
  0 yorum
3380 Hits
0 yorum

GÜLLÜK GÜLİSTANLIK TÜRKİYEM

Devletlû demin Partisi'nin Kadın Kolları'nda bir konuşma yapıyordu Gâziantep'te. "Ayrımcılık yapanlara kanmayın, bunlar kendi fildişi kulelerinde oturup ahkâm kesen zavallılar" filân diyor; sonra da soruyor: "Var mı ayrımcılık"!

Güruh "yoook" diyor ama cılız, Devletlû öfkelenerek iki kere daha soruyor ve şûlebaşlı, türbanlı, haremlik selâmlık düzeniyle oturtulmuş güruh bağıra bağıra "yoook" diye haykırıyor. Ne yapsınlar, öyle bir öfkeli ki, Allah bilir inip hepsini döver!

Bu arada öfkesinin çok güzel bir şey olduğunu ve millî gelirin nasıl arttığını anlatıyor. Memleketin nasıl satıldığından dem vurmuyor ama soruyor "millî gelirimiz ne kadar çok arttı, diiil miiii. Güruh artık otomatik viteste ve "eveeeet" diye çılgıncasına bağırıyor. İyi de, onlara sâdece sadaka kömür ve öbür dünyada saadet vaat ediliyor. "Memlekette huzur yok diyeni vurun diyecek de, diyemiyor âdeta. "Sayın Baykal " diye başladığı her cümle "sen niyet okuyuculuğu yaptın" filân diye devam edip hakaretamiz hâl alıyor. Peki, bu arada memlekette neler oluyor?

***

DTP'li Ahmet Türk ile diğer vekiller, Diyarbakır'daki Nevruz kutlaması törenine tek tip kıyafetle katılıyorlar. Kutlamalar ayrılıkçıların provokasyonuyla geçiyor. Meydanlarda Apo posterleri açılıyor, halk önderi diye takdim ediliyor. Nevruz ilk defa Bağlar Semti'nde özel olarak hazırlanan 70 bin metrekarelik alanda kutlanıyor. DTP'li yöneticiler şalvar, gömlek ve yelekten oluşan yöresel kıyafetle geldikleri miting alanında üzerinde Kürtçe, Öcalan lehine sloganlar atıyorlar. Mitinge DTP'den Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Akın Birdal, Gülten Kışanak, Selahattin Demirtaş ile Leyla Zana, Selim Sadak ve Osman Baydemir katılıyor. Baydemir "hükûmetin paketinden kabak çıktı. Isıtın, pişirin kabağı ama artık yenilmiyor" diyor ve Ahmet Türk de "biz burada yumurta tokuşturmuyor gelecek inşa ediyoruz" buyuruyorlar. Leyla Zana ise "Kürtler'in demokratik özerklik talebi var. Kürtler bugün bunu istiyor. Yarın bu elbise bana küçük geliyor derse o zaman başım gözüm üstüne" diyor ve PKK elebaşı Öcalan'ın 2010'da aralarında olacağını iddia müjdeliyor. Mitingin büyük bölümü Öcalan'lı şova ayrılıyor; mesajının okunmasından sonra "Kürt halk önderi Sayın Öcalan'a yönelik tecrit politikasına karşı 5 dakikalık oturma eylemi" yapalım anonsu duyuluyor ve sesi dinletiliyor.

Okumaya devam et
  3656 Hits
  0 yorum
3656 Hits
0 yorum

ÇANAKKALE HAKKINDA ÇOK KISA BİR YAZI

93 sene önce Osmanlı'nın harsının mirasını bugünlere taşıyacak on binlerce kahraman "ben sizlere savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" diyen sarışın, mavi şehlâ gözlü dâhinin emriyle şehâdet makamına kavuştular.

Çoğu biliyordu ki bu koskocaman bir hârbin içerisinde bir parçaydı. Oradaki kahramanlıkları gidip de oraları dolaşmayan anlayamaz. "Allah'ı özlediler, akşama kavuştular" kitâbesine bakıp da ağlamayan bilemez. Son gâzi de geçen hafta Allah'a kavuştu, çoğu gazete bahis bile etmedi. Onlar yaşasalardı Mustafa Kemâl'in işi çok daha kolay olacaktı. Çünkü hem vatan hem de Allah için şehit oldular. Çoğu ya tabipti, ya mühendis ya da benzeri.

Okumaya devam et
  4501 Hits
  0 yorum
4501 Hits
0 yorum