Yazarın mûnis, muhlis ve müflis ifâdesine bakınız...

Çevremize göz attığımızda özellikle genç, yeni evli çiftlerin aralarında anlaşamadıklarını görüyoruz. Birkaç yıllık evlilikler, maalesef ayrılma ile sonuçlanıyor. Bu durum hepiniz gibi bendenizi de üzüyor.

Oysa yaşlılarımız, “nikâhta, evlilikte kerâmet vardır” derlerdi. Bu söz, duygu bağı ile birbirlerine bağlanmış kadın ile erkeğin, -evlilik kurumunun çatısı altında- bütün maddî, mânevî sorunlarını çözebilecekleri anlamında kullanılırdı.

 

Karının kocasına bakışındaki hâlisiyete dikiz!

Ama kadınların, eski yıllara göre çalışma hayatında daha çok söz sâhibi olmaları sonunda ekonomik bağımsızlıklarını elde etmeleri, bu meşhur kerâmeti, yâni mucizeyi ortadan kaldırmış gibi görünüyor.

 

Bendeniz bu işin uzmanı değilim, dolayısıyla daha fazla yorum yapmayı gereksiz buluyorum. En iyisi, dudaklarınızda bir tebessüm yaratacak olan bir yazıyı sizlerle paylaşmak.

Birazdan okuyacağınız satırlar, 1800’li yıllarda yayımlanan “Yankee Kitchen Cookbook” isimli bir yemek kitabının ön sözünden alınmış.

Bendeniz bu önsözü her okuduğumda, yüzümde kocaman bir gülümseme oluşuyor. Sizin de beğeneceğinizi umuyorum: 

“Erkeklerin çoğu pişirilme sürecinde yanlış işlem gördüklerinden yumuşaklıklarını ve iyi niyetlerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki bâzı kadınlar onları sıcak suda haşlayarak, bâzıları ilgisizlikleri ile dondurarak, bazıları da basıp, ezip turşusunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarına neden olurlar. 

Özenilerek hazırlanan her erkeğin iyi ve yumuşak olacağı söylenemez. Ancak iyi pişirilenin de, gerçekten tadına doyum olmaz.

Erkek seçiminde ne lüferin alımındaki gümüş pırıltısı, ne barbunyanın altın yaldız görünümü geçerlidir. Bunun için çarşı pazar dolaşmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri kapınızın önüne gelenlerdir. 

Beğeninin kişisel olduğunu düşünerek erkek seçimini yalnızca kendiniz yapınız; sabırla pişiremeyecekseniz, almaktan vazgeçiniz.

Erkeği pişirmek için kullanılacak malzemenin en iyisi porselen bir kaptır. Ama elinizde toprak çanaktan başkası yoksa, özenle kullanıldığında aynı işi görebilir. 

Erkekler de karides ve ıstakoz gibi canlı canlı pişirilir. Bâzen pişerken tencerenin dışına taşıp yanabilir veya kenarları sertleşerek kabuk tutabilirler. Onları tencerelerinde tutmak için “görev duygusu” adlı zayıf iplikten çok, “huzur” adlı sağlam sicimle sıkı sıkıya bağlamalıdır.

Önce “sevgi ve sıcaklığı” kullanarak, sürekli bir ateş yakılır. Erkek, kişiliğine uygun bir ısıya ayarlanarak ateşe oturtulur. Köpürerek taşması hâlinde kaygılanılmamalıdır.

Erkeklerin pek çoğu, iyice pişinceye kadar sık sık köpürebilirler.

Özellikle sirke ve karabiber yerine tatlıcıların “öpücük” adı altında sattıkları şekerden biraz konulabilir. Tadına bakarken  “hoşgörü, iyimserlik ve neş’e” benzeri baharattan birer tutam katmanız önerilir. Ancak bunlar diğer baharat gibi azar azar ve dikkatlice kullanılmalıdır.

Erkeğin yumuşaklığını kontrol ederken sertleşmesinden kaçınılmalıdır. Fazla yayılmasını ve kabın dibine oturarak işe yaramaz hâle gelmesini önlemek için, arada bir hafifçe karıştırılmalıdır. Kıvama geldiğini anlamamak imkânsızdır.

Erkek böyle pişirildiği zaman, size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktır. Dikkatsizlik nedeniyle ev ateşini soğutmazsanız, bozulmadan istediğiniz süre dayanır. Bu yolda hazırlanmış erkek, mutlu bir ömür boyunca tadını koruyacaktır.

Saygıdeğer kadın okurların,

   bu pişirme târifini benimseyeceklerini

      ve uygulayacaklarını umuyorum.

           Kolay gelsin… 

ALI RIZA SAYSEN, www.garote.com, Dün – İzmir Civarı

MKD: Kolay gelsin sevgili üstâdım. Bu makaleyi okuyunca sizi bütün sabah kuşağı kadın programlarına (izdivaç, Müge Anlı'nın yeni hafiyelik epizodları, Suç ve Delil'de Sevil Atasoy'un kocanızı kızartırken hipnozla orgazm oldunuz mu gibi pek çok derin konuda başınızı kaşıyacak hâtun, şey, vakit bulamayacaksınız).